Bu yazıyı okumadan önce birinci bölümünü okumalısınız.

Gelelim Tanrı olan Kutsal Ruh’la ilgili başka çelişkilere. Kutsal Ruh, inananlara çeşitli yetenekler veren ve onlara iman yolundaki çalışmalarında rehberlik eden teslisin üçüncü Tanrısı hakkından verilen bilgilere bakalım. Kutsal Ruh’un mahiyetini anlama konusunda bize yardımcı olacak ve onu geniş bir şekilde açıklayan Yuhanna İncilidir. Şimdi bu esere bakalım;

“16-17  Ben de Baba’dan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu’nu verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.
26  Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.”(Yuhanna-14)

“7  Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem, O’nu size gönderirim.
12 “Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız.
13 Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.”(Yuhanna-16)

Kutsal Ruh’u tanımlayan bu ifadeleri dikkatli okursak sizin tanıdığınız, aranızda yaşayan, yine işiten ve konuşan bir insandan bahsettiği açık değil mi? Burada yine önemli bir tahrifattan bahsedilir. Eğer burada Tanrı olan bir varlıktan söz ediliyorsa niçin bir insan gibi tanımlanıyor. Eğer bu tanımlamalar doğru ise demek ki Tanrı değil. Belki de burada gerçekten hz. İsa’dan sonra gelecek yeni bir peygamberden bahsediliyor da olabilir. Çünkü yukarıdaki tanımlamalar Tevrat’ın ve İncillerin diğer yerlerindeki Ruh tanımlamalara hiç uymamaktadır. Birçok Müslüman yazar bu ifadelerden dolayı, Yunanca aslı Paraklet olan ve ‘yardımcı’ olarak tercüme edilen bu kelimeden kasıt, İncilde beklenen ‘O Peygamber’in gelişini gizleyen ve Kur’anda ifade edilen ‘İncil’de adı Ahmet olarak geçen peygamber’ olduğu iddiasında bulunmaktadır. Zaten cümlenin yapısında “başka bir yardımcı-Gerçeğin ruhu-Kutsal Ruh” ifadesi tam oturmamaktadır ve bazı eski elyazmalarında bu ilave yoktur. Gerçeğin Ruhu sonradan ilave bir tanımlama olduğu açıktır. İşin uzmanlarınca “Paraklit veya Periklit” olan bu kelimenin Aramice aslı Ahmed ve Muhammed manasındadır.

Bunu sonradan Müslüman olan ve Abdulehad Davud ismini alan Hristiyan din adamı “Tevrat ve İncil’e göre Hz. Muhammed” isimli eserinin 264-317 sayfalarında ispat etmektedir. Aslında Hz. Muhammed’in peygamberliği ile ilgili Kur’an’daki ayetlerle, Tevrat ve İncil’de aşağıda verilen ayetler üzerinde düşünülse daha isabetli olur;

“157 Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları O elçiye, O ümmi peygamber’e uyanlar (var ya), İşte O Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder. Onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar.” (Kuran-Araf-7)
“15 Tanrınız RAB size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyin” (Tevrat-Yasanın Tekrarı-15)
Şimdi de İncilde Tevrat’ta bahsedilen peygamberi görelim;

“19-20 Yahudi yetkililer Yahya’ya, “Sen kimsin?” diye sormak üzere Yeruşalim’den kâhinlerle Levililer’i  gönderdikleri zaman Yahya’nın tanıklığı şöyle oldu -açıkça konuştu, inkâr etmedi- “Ben Mesih  değilim” diye açıkça konuştu.
21 Onlar da kendisine, “Öyleyse sen kimsin? İlyas mısın?” diye sordular. O da, “Değilim” dedi. “Sen beklediğimiz peygamber misin?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.” (İncil-Yuhanna-1)

İncideki ifadelere baktığımızda Mesih Hz. İsa idi, İlyas’ın da Hz. Yahya olduğunu, yine İncil’de Hz. İsa kendi ağzıyla söylüyor.35 Bir tek geriye beklenen peygamberin kim olduğu kalıyor. Zaten Hz. Muhammed Tevrat’ta söylendiği gibi Hz.İshak’ın kardeşi Hz. İsmail soyundan değil midir? Diyeceksiniz ki bunu Kuran’daki ‘O peygamber’le ilgisi nedir? Bir de Kitabı Mukaddes Şirketinin 1999 yılında ki İncil tercümelerine bakarsak konuyu iyice anlarız;

“21 ‘Öyleyse kimsin? İlyas mısın sen? ‘ diye sordular. Yahya ‘Değilim’ dedi. ‘Sen O peygamber misin? Sorusuna da, ‘Hayır’ diye karşılık verdi.” (Yuhanna-1)

Yeni tercümelerde ‘O Peygamber ‘olmuş ‘Beklenen Peygamber’, gerçi aynı kapıya çıkar. Bir de bunları yeterli bulmayanlar için şimdi de H.z. İsa için Tevrat’tan Yeşaya-7′den verilen en önemli kehanete bakalım;

 


“14 Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak”
Şimdi Tevrat-Yeşaya’nın bir bölümünden, H.z. İsa’nın geleceğini işaret ettiğini belirttikleri bu ifadelerin gerçekte neyi anlattığını anlamamız için konun tamamına bakalım;
“1Uzziya oğlu Yotam oğlu Ahaz Yahuda Kralı’yken, Aram Kralı Resin’le, Remalya oğlu İsrail Kralı Pekah Yeruşalim’e saldırdılar, ama ele geçiremediler.
2 Davut’un torunları Aram’ın Efrayimliler’le güçbirliği ettiğini duydular. Ahaz’la halkının yürekleri rüzgarda sallanan orman ağaçları gibi titremeye başladı.
5 Aram, Efrayim ve Remalya’nın oğlu sizin için kötü şeyler tasarlıyor. Diyorlar ki
,6 Haydi, Yahuda’ya saldıralım, halkı korkutup ülkeyi ele geçirelim, Taveal’ın oğlunu kral ilan edelim
.7 buna karşılık Egemen RAB diyor ki, bu tasarı asla gerçekleşmeyecek.
13 Bunun üzerine Yeşaya, “Dinleyin, ey Davut’un torunları!” dedi, “İnsanların sabrını taşırmanız yetmezmiş gibi şimdi de Tanrım’ın sabrını mı taşırıyorsunuz?
14 Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak.
15 Çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçecek yaşa gelince tereyağı ve bal yiyecek
.16 Ama çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçecek yaşa gelmeden, seni dehşete düşüren o iki kralın toprakları ıssız kalacak.
17 RAB seni, halkını ve babanın soyunu Efrayim’in Yahuda’dan ayrıldığı günden bu yana görülmemiş bir felakete uğratacak; üzerinize Asur Kralı’nı saldırtacak.” (Yeşaya-7)


Sanırım konu anlaşılmıştır. Aram Kralı ile İsrail Kralı birlik olup, güneydeki Yahuda Krallığına saldırma planları yapmaktadırlar. Peygamber Yeşaya bu durum karşısında, 14. ayette belirtilen kehanette bulunuyor. İmmanuel isminde bir çocuğun doğacağını ve bu akil baliğ olduğu yaşa geldiğinde, bu saldırgan kralların ülkeleri, Asur saldırıları ile perişen olacakları kehanetinde bulunmakta ve bu kehanette gerçekleşmiştir. Yani Tevrat-Yeşaya’da ki bu kehanetin Hz. İsa zamanıyla ve Hz. İsa ile bir ilgisi görünmemektedir. Zaten Hz. İsa isminin manası “Rab Kurtarır”, İmmanuel’in anlamı ise “Tanrı bizimledir”. Yani isim bile tutmamaktadır. Ama İncillerde Hz. İsa için verilen en önemli Tevrat kehaneti budur. Bunlar Hz. İsa için kehanetse, ya bunlara ne denir;


“13 Arabistan’la ilgili bildiri: Arabistan çalılıklarında geceleyeceksiniz,Ey Dedan kervanları!
14 Ey Tema’da oturanlar, Su getirin, susamışları karşılayın, Kaçıp kurtulana ekmek verin.
15 Çünkü onlar kılıçtan, yalın kılıçtan, Gerilmiş yaydan, çetin çarpışmalardan
kaçtılar.
16 Rab bana şöyle dedi: ‹‹Kedar’ın bütün övüncü tam bir yıl sonra sona erecek.
17 Okçulardan, Kedar savaşçılarından pek az sağ kalan olacak.››Bunu söyleyen,İsrail’in Tanrısı RAB’dir.” (Yeşaya-7)


Nasıl Hz. Muhammed’in Hiçreti ve ardından Bedir savaşını anlatıyor mu? Tema Medine, Kedar da Mekke’dir. Bedir de Hiçret’ten 1.5 yıl sonra olmuştu. Aslında Bedir’den önce çatışmalar var. Eh bu Hz. İsa için verilen kenahetten daha mantıklı. Bir kere başında bile Arabistan’la ilgili bildiri diyor. Yani geçmişte kalmış bir olayladan çekip alınmıyor.
Dönelim tekrar Kutsal Ruh’un Tanrı’lığına. Aslında bunun gerçekten anlatıldığı gibi Tanrı olup olmadığını ve Hristiyanlara destek verip vermediğini anlamak için, Hıristiyanlık tarihine bakarak karar verebiliriz. Kutsal Ruh inananlara rehberlikle görevliydi. Diğer semavi dinlerde olmayan bu ilahi destek sayesinde Hıristiyan dünya, ilahiyat ve kilisenin faaliyetleri açısından, diğer inançlardan çok daha dirlik düzenlik içinde olması, bunun en büyük ispatı olmalıdır. Ama eserimizde görüldüğü gibi bu konularda görülmemiş bir kaos ve kilisenin icraatlarındaki karmaşadan, kendilerini bile isyan ettirmiş, bir sürü Protestan gurupların doğmasına yol açmıştır. Hıristiyanlıkta ki kaos, böyle bir rehberden mahrum diğer dinlerde yoktur. Bu da bize bu anlayışında gerçek olmadığının en açık kanıtıdır veya Hz. İsa ve Havarilerine var olan bu desteğin, daha sonra O’nun yolundan sapanlar üzerinden kaldırıldığıdır. İncillerde Hz. İsa ve gerçek Havarilerin hayatına baktığımızda bunu görmekteyiz. Kur’an ‘da bu konu aydınlatılmaktadır;

“253..O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve onu Ruhul kudus (Kutsal Ruh) ile güçlendirdik.”(Kur’an-Bakara-2)
Ayni şekilde bu destek sağlam bir iman sahibi olmaları için Müslümanlar içinde söz konusudur.

“22….İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir.Onları içlerinden ırmaklar akan  cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır.”(Kur’an-Mücadele-58)

 


Ama aynı desteğin Hz. İsa’dan sonra da sürdüğünü, kilise konsilleri ve icraatlarına bakarak söyleyebilir miyiz? Son olarak Kutsal Ruh’la ilgili İncil’deki son derece önemli bir ifadeye daha bakalım. Eğer kutsal Ruh gerçekten Tanrı ise aşağıda anlatılanlara ne denir;


“17 Petrus’la Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruh’u aldılar.
18-19 Elçilerin bu el koyma hareketiyle Kutsal Ruh’un verildiğini gören Simun onlara para teklif ederek,
“Bana da bu yetkiyi verin, kimin üzerine ellerimi koysam Kutsal Ruh’u alsın” dedi.

20 Petrus, “Paran da yok olsun, sen de!” dedi, “Çünkü Tanrı’nın armağanını parayla elde edebileceğini sandın. » (Elçilerin İşleri-8)

Nasıl iş bu ki, insanların üzerine el konarak Tanrı dağıtılıyor. Bu konuda Pagan-Putperest Roma-Yunan anlayışıyla karıştırılşdığı ortada. Bu anlayışta Tanrılar olduğu gibi, yine Tanrıların Ruhları her an yardıma hazır heryerde bulunmaktadır. Bu durumda yapılabilecek en mantıklı izahat, inananlara verilen manevi güç ve destekten başka bir şey olamaz. Yok biz başka türlü yorumluyoruz diyenlere söyleyecek sözümüz; ‘Bu sizin şahsi yorumunuzdur. Bu geçekten böyle olsaydı, insanları seven Tanrı kendi kimliği ile ilgili böyle önemli bir konuyu tartışmaya gerek kalmadan açıkça insanlara bildirirdi’. Tevrat’ta birkaç yerde Tanrı’nın Ruh’u (Yaratılış-1:2) geçiyor diye zorlama yorumlarla bir yere varmak çok gülünç. Teslis-üçleme iddiaları için Tevrat’ta gösterilen bazı delilleri görelim;

 

“Ey Yakub, ve çağırdığım İsrail, beni dinle: Ben O’yum; ilk benim, son da benim. Evet, yerin temelini benim elim koydu, ve gökleri sağ elim yaydı; ben onları çağırınca, birlikte dikilip dururlar…Bana yaklaşın, bunu dinleyin: Başlangıçtan beri gizlice söylemedim; vaki olduğu zamandan beri ben oradayım; ve şimdi Rab Yehova (Baba) ve onun Ruhu (Kutsal Ruh) beni (Söz) gönderdi.” (Yeşaya 48:12-13, 16)

Parça parça toplayıp delil olarak sunulan Yeşaya’nın bu bölümünün tamamı okunursa nasıl zorlama olduğu anlaşılır. Buyrun Yeşaya’dan Kutsal Ruhu tanımlayan başka bir bölüm daha. Bunu da biz bulduk. Dileyen Tanrı olan Kutsal Ruh anlatılıyor diye yorumlasın,


“1 İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, Kökünden bir fidan meyve verecek.2  RAB’bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, Öğüt ve güç ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu Onun üzerinde olacak.” (Yeşaya-11)


Yine inançlı insana verilen manevi güç olduğu çok açık. Hala ikna olmayanlar için Yeşaya Peygamberden son bir alıntı daha yapalım. Rabbin İsrail halkı için yaptığı yardımları anlatan bir ifade. Hiç evirip çevirip zorlama yorum yapmadan açıkça Kutsal Ruhu’n ne olduğunu net bir şekilde anlatan ifade. Tevrat’ta her ruh kelimesi geçtiğinde bunu zorlama yorumlarla kilisenin ruh anlayışına yorumlayanlar nedense bundan hiç bahsetmezler. Sanırım, farklı anlamlara çekilemeyecek kadar net bir ifade olduğundan,


“7  Şefkati ve iyiliği uyarınca Bizim için yaptıklarından, evet, İsrail halkı için yaptığı bütün iyiliklerinden ötürü RAB’bin iyiliklerini ve övülesi işlerini anacağım.
10  Ama başkaldırıp O’nun Kutsal Ruhu’nu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.
11-13  Sonra halkı eski günleri, Musa’nın dönemini anımsadı. “Çobanlarıyla birlikte onları denizden geçiren, Kutsal Ruhu’nu aralarına yerleştiren, Görkemli gücüyle Musa’nın sağında yol alan, Sonsuz onur kazanmak için önlerinde suları yaran, Bir at nasıl tökezlemeden kırdan geçerse Onları deniz yatağından öyle geçiren RAB nerede?” Diye sordular.
14  Ovaya götürülen sürü gibi RAB’bin Ruhu onları rahata kavuşturdu. İşte adını onurlandırmak için Halkına böyle yol gösterdi.” (Yeşaya-63)


Şimdi konu daha iyi anlaşılmıştır sanırım. Bu ifade de Kutsal Ruh’un Rab’bin insanlara verdiği manevi güç olduğunun çok açık kanıtıdır. Ayrıca Tevrat, Tanr ı’nın adını anmayı yasakladığından, Adonay-Efendi-Rab gibi Kutsal Ruh ta coğu zaman Tanrı’yı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Bir de bu konuyu okuyan bazı kimseler Matta-12′de ki ifadeler hakkında ne düşündüğümüzü merak ediyordur. Evet, izahı biraz zor bir ifade. Ama zaten bizim iddiamız İncil’de ki bu tutarsızlıklar. Şimdi aşağıda göreceğiniz ifadeleri yorumla yorumlayabilirsen.


“31  Bunun için size diyorum ki, insanların işlediği her günah, ettiği her küfür bağışlanacak; ama Ruh’a edilen küfür bağışlanmayacaktır.32 İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen, bağışlanacak; ama Kutsal Ruh’a karşı bir söz söyleyen, ne bu çağda, ne de gelecek çağda bağışlanacaktır.” (Matta-12)


Ne demek her günah bağışlanır da Ruh’a küfür bağışlanmaz. Hele İnsanoğlu’na ki, burada insanoğlundan kasıt Hıristiyanlara göre, Tanrı olan Hz. İsa’dır. Nasıl ruh ki bu İsa’dan da üstün tutuluyor. Hani Kutsal Ruh ve İsa teslise göre birbirlerine eşit Tanrıydı. İzahı güç değil mi. Matta-12’de ki ifade de Kutsal Ruh yukarıda belirttiğimiz gibi doğrudan Tanrı anlamında kullanıldığı çok açıktır. Fakat yine de bir fikir vermesi açısından bu ifadenin kökeni için Kanona dahil edilmemiş BARTALOMEUS İNCİLİNDE bakalım.
“2 Gerçekten,gerçekten söylüyorum ki, her insanın her günahı affedilecek, ama Kutsal Ruha karşı olan günahları affedilmeyecek. 3 Bunun üzerine Bartolomeus Kutsal Ruha karşı olan günah nedir?4 İsa cevap verdi: Babama hizmet eden her insana karşı bozgunculuk eden herkes, Kutsal Ruhu aşağılamıştır.Tanrıya hürmetle hizmet eden her insan, Kutsal Ruha değer verir; ve ona kötü söyleyen de af olmaz.” (Bartolomeus İncili-V)

Belki Matta-12′de ki bu konu da şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Burada ki ifade de Hz. İsa olduğu yorumlanan İNSANOĞLU ifadesi yoktur. Aksine imanlı insana bozgunculuk eden Kutsal Ruhu aşağılıyor. Burada insan daha yücedir. Tekrar konuyu toparlarsak, resmi İncillerde bulunan ifadeler daha önce sözlü gelenekte vardı. Bunlar sonradan bir çok kişi tarafından yazıya geçirildi. Geçirildi ama, kulaktan kulağa nasıl aktarıldıysa o şekilde. Sonra da konsillerle bunların bazıları Kanona (Resmi İncile) dahil edildi. Resmi İncillerde olan bir çok ifadenin aslını, resmiyete geçmemiş (Apokrif) İncillerde görmekteyiz. İşte kimi yazar Kutsal Ruhu Tanrı’nın kendisi için kullanmış, kimisi ise melek, kimisi de Tanrısal güç olarak kullanırsa anlam böyle karışır ve işin içinden çıkılmaz olur.

İstanbul Protestan Kilisesi ruhani lideri Carlos Madrigal “APOLOGİA” isimli kitabının 332. sayfasında Teslis inancına Tevrat’tan bulduğu delillerin en önemli ikisine bakalım;

“1-İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.

2-İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak birine,” (Yardılış-18)

Bu ifade ilk bakışta gerçekten Tanrı’nın üç kişiden oluştuğuna bir delil gibi görünse de, yine tam bir çarpıtmadır. Yazar zaten Musevi cemaatinin, bu Tevrat bölümünün Türkçe tefsirinde, bu cümlelerde geçen üç adamın, üç melek olduğunu belirttiklerini itiraf eder. Her ne kadar Tanrı “benim gönderdiğim elçiler (melekler) beni temsil eder” dese de , bunlar görüntü olarak gerçek Tanrı değildir. Ayrıca Tanrı adam şeklinde midir ki “ÜÇ ADAM” Tanrı’nın gerçek görüntüsü olsun. İkinci delilini de okuyalım;

2-RAB’bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor.

4-RAB Tanrı Musa’nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, “Musa, Musa!” diye seslendi. Musa, “Buyur!” diye yanıtladı.

14-Tanrı, “Ben Ben’im” dedi, “İsrailliler’e de ki, ‘Beni size Ben Ben’im diyen gönderdi.’ (Çıkış-3)

Bu ifade de zaten Musa’ya seslenen “Rabb’in Meleği” olduğu çok açıkça belirtilmiştir. Ayrıca Tevrat’ta Tanrı’nın aracısız direk yüzyüze konuştuğunu söylemek biraz zor. Sina dağında bile Tanrı’nın Musa’ya göründüğünden bahsedilmez. Nedenini aşağıda bulunan Tevrat ifadelerinde ki çelişkileri okuyunca anlayacaksınız;

10 O günden bu yana İsrail’de Musa gibi RAB’bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.”(Yasa.Tek.:34)

11 RAB Musa’yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Musa ordugaha dönerdi. Ama genç yardımcısı Nun oğlu Yeşu çadırdan çıkmazdı.

18 Musa, “Lütfen görkemini bana göster” dedi.

19 RAB, “Bütün iyiliğimi önünden geçireceğim” diye karşılık verdi, “Adımı, RAB adını senin önünde duyuracağım. Merhamet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.

20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.“(Çıkış:34)

Tevrat- Çıkış: 34:11’de başka, 20’de tersi. Ayni bölümde bir öyle bir böyle. Musa’nın Tanrı ile yüz yüze görüştüğünü bile net değil. C. Madrigal’in iddiaları için son bir kanıt daha sınalım. Hz. Yakup’un güreşini Tevrat’ta okuyalım;

24-Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.25-Yakup’u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup’un uyluk kemiği çıktı.26-Adam, “Bırak beni, gün ağarıyor” dedi. Yakup, “Beni kutsamadıkça seni bırakmam” diye yanıtladı.27-Adam, “Adın ne?” diye sordu. “Yakup.”28-Adam, “Artık sana Yakup değil, İsrail denecek” dedi, “Çünkü Tanrı’yla, insanlarla güreşip yendin.”29-Yakup, “Lütfen adını söyler misin?” diye sordu. Ama adam, “Neden adımı soruyorsun?” dedi. Sonra Yakup’u kutsadı.30-Yakup, “Tanrı’yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı” diyerek oraya Peniel adını verdi”. (Yaratılış:32)

Bu Tevrat iddialarını tenkit için, Hz. Yakup Tanrıyla nasıl güreşir ve O’nu yener denildiğinde aşağıdaki ifadeleri delil vererek, haklı olarak “bu güreşin Tanrıyla değil, O’nun meleğiyle olduğu söylenir”

3-Yakup ana rahminde kardeşinin topuğunu tuttu, Büyüyünce Tanrı’yla güreşti.4-5-Melekle güreşip yendi, Ağladı, kutsanmak istedi. Tanrı’yı Beytel’de buldu, RAB, Her Şeye Egemen Tanrı bizimle orada konuştu, O RAB diye anılır.(Hoşea-12)

Tabi bir kutsal kitap böyle belirsiz olursa, bu konuda bir karar vermek te sorun olur. (Gerçi bir insan bir meleği yenebilir mi bu da ayrı bir sorun). Bütün bu çelişkilerden sonra, hala Hz. İbrahim’in gördüğü gerçek Tanrı’dır diyenlere, biz de deriz ki; “ Tanrı’nın yüzünü gören yaşayamaz” . Görünenin Tanrı mı, yoksa meleği mi? Bu bile net olmayınca üç kimliği hakkında delil olması söylenebilir mi? Karar sizin.

Carlos Madrigal mantığı Tevrat’tan bir başka zorlama ve komik delil daha okuyalım:

http://www.hristiyanforum.com/forum/showthread.php?s=ae646758e603327dc0e24499e423032e&t=317898

Bu kilise sayfasında verilen delil ise “RAB” kelimesinin 3 defa geçtiği Tevrat ifadeleri bu kez delil olarak verilmiştir. İyi de sadece Tevrat’ın Yaradılış kitabında “RAB” kelimesi 2 kez geçen 13 ifade var. Buna ne buyrulur? Bunları Tanrı’nın 3 görünümüne delil olarak hangi mantık kabul eder?

Bütün bunlar Pagan-Putperest zorlama yorumlardır. İncillerde üç kimlik vardır diyemeyiz. Çünkü işin şakası yok, bu en önemli iman konusudur. Kilise ne kadar teslisteki tanrıların birbirine eşit olduğunu iddia ede dursun İnciller aksini söylemeye devam edeceklerdir.

“17  İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu.
18  İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.”(Markos-10)

 


Birileri Baba, Oğul ve Kutsal Ruh birbirine eşit Tanrı olduğunu iddia ede dursun oğul kendi ağzıyla buna karşı çıkmaktadır;


“28 Size, ‘Gidiyorum, ama yanınıza döneceğim’ dediğimi işittiniz. Beni sevseydiniz, Baba’ya gideceğim için sevinirdiniz. Çünkü Baba benden üstündür.”(Yuhanna-14)


“21 “Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği’ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir.”(Matta-4)


Hz. İsa, açıkça kime tapılacağı da belirtmektedir;

”8 İblis bu kez İsa’yı çok yüksek bir dağa çıkardı. O’na bütün görkemiyle dünya ülkelerini göstererek,
9 “Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim” dedi.10  İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Tanrın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin‘ diye yazılmıştır.”
11 Bunun üzerine İblis İsa’yı bırakıp gitti. Melekler gelip İsa’ya hizmet ettiler.”(Matta-4)

Birileri ‘Böyle ifadeleri insan kimliği ile söylendiğini’ iddia ederek durumu kurtarmak için çabalaya dursun Tanrı’ya eş olan birinin yukarıda ki gibi ayırımı yapması bu gerçeğe terstir.
Şimdi Hıristiyan olan birine “TANRI KAÇ TANEDİR” dersek (İncildeki Matta-12. bölüme ters olmaması için ) teslise göre Tanrı tektir demek mecburiyetindedir. Peki çoğunlukla hangi Tanrı’ya dua veya ibadet ediyosun dersek, neredeyse hepsi RAB İSA’YA diyecektir. Bazen BABA’YA, nadiren de olsa KUTSAL RUHA diyecektir. Buradan ne anlaşılmaktadır. Hıristiyanlar gerçekte 3 adet farklı Tanrı’ya inanmaktadırlar.
Bu gün kiliselerdeki heykel ve ikonaları sadece biz değil, nasıl Protestanlarda bir putperestlik olduğu gerceğini anladılarsa, her gecen gün Hz. İsa’nın ve Kutsal Ruh’unda Tanrı olmadığı gerçeğini de anlayanlar artacaktır. Bu anlayışta olanlar baştan beri hep vardı. Ama sesleri çeşitli baskı ve zulümlerle duyurulmadı. Protestanlık içinde gelişen birçok yeni akım bu gerceği günümüzde dile getirmeye devam etmektedirler. Bugün Antakyalı Nestoirus cizgisine 1600 yılda ancak gelebilenler sanırım yakında ÜNİTERYAN KİLİSELERİN farkına vardığı gerçeklerin haklılığını da anlayacaklar sanırım. Bunların doğruluğunu araştırmak için korkmaya gerek yok. Bu devirde kilisenin kimseyi düşüncelerinden dolayı yakmaya gücü yok.  Herkes olayın farkında ama, henüz Nasranilerin Lideri Yakup’un İnciline bakıp “kral çıplak” demek kilisenin içinden gelmiyor.
Hala ikna olmayanlar İsa’nın Tanrı’ya eşit olmadığına son bir delil de İncil’in İbraniler bölümünden;

 


“9 Ama meleklerden biraz aşağı kılınmış olan İsa’yı, Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonucunda yücelik ve onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz” (İbraniler-2)

Aynen hz. İsa’nın tanrılığında olduğu gibi, üçlübirlik anlayışıda, ilk üç incile kaynak olmuş Markos İncilinde, Havarilerin İsa’dan sonraki lideri hz. İsa’nın kardeşi Yakup İncildeki mektubunda ve yine incildeki Havarilerin işleri bölümünde İsa’nın ve Kutsal Ruh’un tanrı olduğundan bahsetmeyi unutmuşlar.


Şunu da belirtmeden gecemeyeceğiz. Son günlerde bir çok hıristiyan sitelerinde nedense önemli bir ayrıntı gözden kaçmamaktadır. MS: 325′te önce İznik Konsilinde Hz. İsa Baba Tanrı’ya eş bir Tanrı ilan edilmişti ve daha sonra da 381 yılında İstanbul Konsil’inde Kutsal Ruh Baba Tanrı’ya eş bir Tanrı ilan edilerek Teslis inancının esasları karara bağlanmış ve bütün kiliselerde aşağıdaki iman bildirgesi esas alınmıştı.


“Yerin ve göğün, görünen ve görünmeyen her şeyin yaratıcısı, her şeye kadir tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz. Bütün çağlardan önce Baba’da olan,
Tanrı’dan Tanrı, Nurdan Nur, Gerçek Tanrı’dan gerçek Tanrı, Kendiliğinden varolan, yaratılmamış, Baba ile aynı özden olan, Tanrı’nın Oğlu tek bir Rab İsa Mesih’e inanıyoruz. Her şey O’nun aracılığı ile yaratıldı. Biz insanlar ve kurtuluşumuz için göklerden geldi.
Kutsal Ruh ve Bakire Meryem’den vücut buldu ve insan oldu. Pontius Platus zamanında çarmıha gerildi, acı çekti ve gömüldü,
Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün dirildi, Göğe yükseldi ve Baba’nın sağında oturdu.
Dirileri ve ölüleri yargılamak için görkem içinde tekrar gelecek ve O’nun krallığına hiç son olmayacaktır.
Baba ve Oğul’dan gelen, Rab olan, hayat veren, Baba ve Oğul ile birlikte tapınılıp yüceltilen Peygamberler aracılığı ile konuşmuş Kutsal Ruh’a inanıyoruz. Tek kutsal evrensel ve elçisel kiliseye inanıyoruz.
Günahların affı için tek bir vaftiz tanıyoruz. Ölülerin dirilişini ve sonsuz yaşamı bekliyoruz.
Amin.”
Hıristiyan sitelerinde nedense bu iman bildirgesi yerine, aşağıdaki teslis inancını içermeyen Havarilerin iman bildirgesi öne çıkarılmaktadır. Umarız yavaş yavaş bu teslis yanlışından Havarilerin doğru Tanrı inancına bir geri dönüş başlamış olsun. Havarilerin iman bildirgesi:

 

“Göğün ve yerin yaratanı, herşeye gücü yeten Baba,
Tek Tanrı’ya ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyoruz.O Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den Doğdu.
Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi, üçüncü gün ölüler arasından dirildi ve göğe çıktı, herşeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu.
Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir.
Kutsal Ruh’a, Kutsal Evrensel Kilise’ye Kutsalların Birliğine, günahların affına, ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyoruz. Amin”

Aslında Havarilerin gerçek Tanrı inancı olan tek Tanrı inancına tekrar geri dönüş çok zor değil. Bir konsil toplanır, geri dönüş kararı alır ve bütün sorun çözülmüş olur. Nasılsa üçlü Tanrı anlayışı konsil kararıyla olmamış mıydı? Bu inancın aslını Hz. İsa’nın elçileri mi daha doğru bilir, yoksa onlardan 4 asır sonra toplanan konsil mi daha doğru bilir? Akıl sahibi bir insan için herşey çok açık ortada.

Eğer şu an Hıristiyan amentüsünü ve Tanrı’nın tanımı olan teslis öğretisi-üçlübirlik gerçek olsaydı Tevrat’ta ki peygamberlerde, İsa’da bu konuyu herkesin anlayacağı açıklıkta hiçbir zorlama yoruma gerek kalmadan defalarca İncil’de anlatırdı. Yüzlerce yıl süren tartışmalara gerek kalmazdı. Ama Tanrı’ya eş koşmak ve O’nu temsil eden putlar çok açık reddedilmiştir.

 

6 “‘Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim.

7“‘Benden başka tanrın olmayacak.

8“‘Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın.

9 Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı’yım” (Tevrat-yasanın tekrarı-5)

 

1“‘Put yapmayacaksınız. Oyma put ya da taş sütun dikmeyeceksiniz. Tapmak için ülkenize putları simgeleyen oyma taşlar koymayacaksınız. Çünkü Tanrınız RAB benim.” Tevrat-Leviler-26)

2,701 toplam okundu, 0 bugün okundu, 12.02.2024 son okundu