V.04.HANGİSİ GERÇEK HAVARİ;PAVLUS MU?PETRUS ya da YAKUP MU?
V.04.HANGİSİ GERÇEK HAVARİ;PAVLUS MU?PETRUS ya da YAKUP Ağustos 9th, 2007
Daha öncede belirtildiği gibi, Hz. İsa’nın arkasından yirmi yıl gibi çok kısa bir zaman dilimi (Ms:49) içersinde, Antakya’daki çekişmeden sonra, O’nun yolu iki farklı anlayışa dönüşür. Birincisi Pavlus’un öğretilerine dayanan ve ilk defa yine kendilerine Antakya’da, Yunanca Mesihçiler anlamına gelen (Yunanca mesih anlamına gelen Hristos’tan türeyen) Hristianos denilen dini akım (Elç.İş.11:26)İkincisi de Hz. İsa’nın kardeşi Yakup ve Hz.İsa tarafından irşad için seçilen onbir Havari’nin anlattığı din. Bu Hz. İsa’nın Filistin’deki öğretilerini esas alan topluluk, NASRANİLER ismiyle anılır(Elç.İş.-24:5). Bu iki gurubun yollarının iyice ayrıldığını görmüştük. Bu durumda, Nasranilerle Pavlus arasında kim bilir ne mücadeleler olmuştur. Ama ne yazık ki bugün İncillerde, bunları yansıtan kaynaklardan bugün yoksunuz. Elimizde bu mücadeleyi anlatan, yalnızca tek taraflı Pavlus’un yazdıkları var. Bunlardan durumun vehamiyeti açıkça analaşılmaktadır. Karşı tarafa yapılacak, “Şeytan, köpek“ gibi en ağır hakaretleri ve Pavlus’un kendini haklı çıkarmak için de, “bana Tanrı’dan vahiy geliyor, benim İncilimin dışında gökten bir melek bile yeni bir şey getirse inanamayın“ diyen en ağır iddiaları bunlarda gördük.Yalnız günümüze, II. ve III.yüzyıllardan kalma önemli bir apokrif (Kanon dışı) Nasrani metin sayılan, sonradan çeşitli ilaveler yapıldığı anlaşılan bir kitapçık günümüze ulaşmıştır. İsmi “Petrus’un Tebliğleri-Kerygmata Petrou“. Yani Petrus’un Mektubu . Bu metin de ’Şeytan’ın Havarisi’ diye tanımladığı birinden söz etmektedir. Her ne kadar bu kişinin adı metinde Simon Magus olarak geçse de metni okuyuca geçek kimliğini hemen anlayacaksınız. Mektup ’Petrus’tan kutsal kilisenin efendisi ve baş rahibi olan Yakup’a selamlar…’ diye başlıyor;
“Dolayısıyla biz de aynı geleneği (Musa’nın geleneğini) korumalıyız.Bu nedenle sana gönderdiğim kitapları sadece yetmiş güvenilir kardeşimize ver ve onlar da vaiz olarak yetişmek isteyen sonraki kişileri eğitsinler. Aksi halde, eğer bu yapılmazsa, bizim doğruluk sözümüz pek çok farklı fikir ve yoruma göre bölünebilir. Bunu bir kehanet olarak söylemiyorum, aksine bir tür belanın başlangıcını görüyorum.Çünkü bazı Yahudi olmayan kişiler benim Yasa’ya (Tevrat’a) uygun olan sözlerimi reddediyorlar ve bunun yerine ’düşman’ın Yasa’ya aykırı ve aptalca öğretisini kabul ediyorlar. Ben henüz hayatta iken bile bazıları benim sözlerimi çarpıtmaya çalışıyorlar, çarpık yorumlara tabi tutuyorlar. Beni Yasa’yı kaldıran bir kişi olarak gösteriyorlar. Ben böyle bir şeyi elbette anlatmadım, eğer kalbimden geçirdiysem bile Tanrı beni affetsin. Çünkü böyle bir işe girişmek Tanrı’nın Yasa’sına karşı gelmektir ki, O bunları Musa’ya kendisiyle konuşarak öğretmiştir…(sözkonusu kişiler) etraflarına fikirlerini yayarken bunların benim fikirlerim olduğunu söylüyorlar. Ben yaşarken bu tür yalanlar yaydıklarına göre, ben öldükten sonra kimbilir daha ne kadar yalan uyduracaklar?“13
Bunları anlatan İncillere baktığımızda Hz. İsa’nın kendinden sonra yerine halef seçtiği sanılacak kadar önemli bir Havarisi olduğu hemen anlaşılmaktadır. Lider Yakup’a direktifler verecek kadar ileri bir kişiliğe sahiptir. Hz. İsa İncillerde ’Kilisemi senin üzerine kuracağım’ (Matta16:18), ’Kuzularımı güt, Koyunlarımı otlar’ (Yuhanna 21:15) diyerek kendinden sonra onu son derece önemsemiştir. Şimdi bu önemli Havari, daha hayatta iken öğretilerinin değiştirildiğinden şikayet etmektedir. Durumu ciddiyetini anlayın. Sonrada 2. Petrus Mektubunun giriş kısmındaki Hz. İsa hakkındaki tanımlamaları ve sonundaki Pavlus’un öğretilerini öven ilaveleri düşünün. Bir de Petrus’un bu ifadeleri ışığında düşünün ve Hz. İsa için Tanrı mı yoksa peygamber mi tanımlaması yapıyor dikkat edin;
“Peygamberimiz (İsa) bizlere, Şeytan’ın kendisini ayartmak için kırk gün boyunca mücadele ettiğini, başaramayınca da, onun ölümünün ardında sahte havariler göndererek dinini bozmaya and içtiğini anlatmıştı. Bu nedenle, size gelen hiçbir öğretmeni, eğer Yakup’tan onay almamışsa–ki o efendimizin kardeşidir ve Kudüs’teki İbrani Kilisesinin (topluluğunun) yöneticisidir—kabul etmeyin. Aksi halde, Efendimizi ayartmak için kırk gün uğraşmış ve başaramayınca da onun ardından sahte elçiler gödermeye söz vermiş olan Şeytan, size sahte bir öğretmen yollayabilir….“.14
Petrus’un Şeytana benzeterek düşman diye niteleyerek kendisinden sakınılması için uyardığı kim acaba;
“Bir peygamber, peygamber olduğu belli olduktan sonra, anlattığı konularda mutlak güvenirliğe sahip olur. Bu nedenle kendisini izleyen öğrencilere de hiç kuşku duyulmayan doğruyu öğretir. Ancak inancını bir görünme ya da rüyaya dayandıran kişi çok tehlikeli bir durumdadır, çünkü gördüğü şeyin doğruluğuna güvenilmez. Çünkü kendisine görünen ve kendisiyle konuşan varlık, bir şeytan ya da saptırıcı bir cin de olabilir..Nitekim biliyoruz ki pek çok putperest ya da günahkar bazı görümler ve rüyalar görmüşlerdir, ancak gördükleri şeyler şeytanlar ve cinlerdir…Dinsiz, hatta din düşmanı kişiler bile görümler görmüşlerdir ve bunu kutsal yazılardan (Eski Ahid) ispatlayabiliriz.Abilemelek (Tevrat-Çıkış, 20:3), Mısır Firavunu (Tevrat-Çıkış, 41) ve Nabukadnezzar (Tevrat-Daniel,2) bunun örnekleridir.Dolayısıyla bir insanın bu tür görümler görmesi onun dindar bir kişi olduğu anlamına gelmez.O halde bir görünüme dayanarak ortaya cıkan bir insan,bir öğretmen olma hakkını kazanır mı? Eğer bunun böyle olduğunu söylüyorsan, o halde gerçek Öğretmen (İsa) neden bir yıl boyunca öğrencilerini yanında gezdirerek eğitti ? Dahası senin sözlerinin doğru olduğuna, Isa’nın gerçekten sana gözüktüğüne neden inanalım? Senin anlattıkların onun öğrettiklerine aykırı iken, onun sana göründüğünü nasıl kabul edelim? Hayır, eğer bir saatliğine bile olsa onun yanına gelseydin ve onun dersini dinleseydin, o zaman gerçek bir Havari olabilirdin ve Havarilerini de severdin. Çünkü o Havariler onun yardımcılarıydılar.Ama sen bana cephe aldın.. Eğer bir düşman olmasaydın beni kötülemez, anlattıklarını engellemeye çalışmaz, beni ’kınanmış’ saymazdın.. Eğer beni ’kınanmış’ sayıyorsan, beni İsa’nın öğrencisi yapan Tanrı’ya karşı geliyorsun. Eğer doğruyu gerçekten öğrenmek istiyorsan, önce bizim ondan öğrendiklerimizi öğren. Ve gerçek bir Havari ol ve bizim kardeşlerimizin arasına katıl.“15
Şimdi burada Hz. İsa’nın yolundan saptığı için uyarılan kimdir acaba? Petrus’un bu mektubunda anlatılan kişinin gerçekte Pavlus olduğunu, kendisinden bu metnin alıntısı yapılan Wayne A. Meeks, “The Writings of St. Paul: Annoted Text Criticism.W.W.Norton & Company Limited, New York, 1962. sayfa 178“ isimli eserinde belirtmiştir. Bu kadar açık kanıttan sonra, hala dileyen Petrus’un bahsettiği kişi için büyücü Simon Magos olduğunu iddia edebilir. Şimdi Pavlus’un Galatyalılara Mektup (2:11)’de ki kavganın sebebi iyice anlaşılmıştır sanırım. Öyle yol arkadaşı Luka’nın Elçilerin İşleri (15:39)’da yazdığı gibi basit bir olay olmadığı sanırım iyice anlaşılmıştır. Eğer gerçekten bir takım görümler gördüğünü söyleyerek, kendisine Tanrı’dan vahiyler geldiğini öne süren kişilerin görümlerine göre hareket edeceksek, günümüzde de bir çok böyle görümler gördüğünü ilan ederek, yeni dinler oluşturmaya çalışanlarıda normal karşılamamız gerekir. Günümüzde ABD’de yaygın olan Mormonların (Son Zaman Azizleri) kurucusu Joseph Smith’te kendisinin aynen Pavlus’ta olduğu gibi parlak bir ışık şeklinde Baba Tanrı ve İsa’yı gördüğünü, onlardan vahiy alarak yeni bir anlayışta Hıristiyanlık oluşturduğunu iddia eder. Hemde 81 ülkede 5 milyona yakın inananı (1981 yılında) olan bir yeni akım.16 Yine ‘YOL’ tarikatının kurucusu Victor Paul Wierwille’de yine Tanrı ile konuştuğunu ve ondan vahiyler almakta olduğunu iddia etmektedirve İsa’nın Tanrı olmadığını, ‘Tanrı olan yalnızca Baba’dır’ der.17 Bugün bunlara da inanan milyonlarca taraftar vardır. Her biri de Pavlus gibi, Hıristiyanlığı eleştirip yepyeni ilaveler getirmektedirler.Yine bir kilise tarihçisi olan Epiphanius Nasranî öğretilerinde Pavlus’un, gerçekte Tarsuslu bir Yahudi olmayıp, aslında Grek olduğu, Grek bir anne ve babadan doğduğu, Yahudilikle ilgisi ise, genç yaşta Kudüslü bir başrahibin kızına âşık olduğu ve kızla evlenebilmek için sünnet olup, kendisini Yahudi gibi gösterip Ferisi mezhebine mensup olduğunu yazmaktadır. 18 Zaten güya asıl adı Saul olmasına rağmen, nedense Yunanca Pavlus ismini kullanır. Bu gerçekten böyle ise Hz. İsa’nın mesajını neden Yunan felsefesine benzettiğini çok iyi açıklar. Bu konuda, Mıchael Baigent ve Richard Leigh’ in beraberce yazdıkları “Ölü Deniz Parşömenleri Gerçeği” kitabında da çok ilginç iddialar bulunmaktadır. Bu kitabın 16. bölüm başlığı “Paul: Roma Casusu mu? Muhbir mi?” dir. Bu bölümde Pavlus’un, Romalılar tarafından nasıl korunup kollanıldığı, İleri gelen Romalı yöneticilerle samimiyeti Luka’nın yazdığı,‘Elçilerin İleri’ kitabından örnekler verilerek anlatılmakta ve devamla şöyle yazılıdır;
“Paul’un (Pavlus) yaşam öyküsündeki tek şüpheli unsurlar bunlar değil. Daha en başında zenginliği, Roma yurttaşı oluşu ve egemen kurumlara aşinalığı onu ahbaplarından ve ilk kilisenin diğer üyelerinden farklı kılıyordu. Egemen seçkinlerle etkin bağlar kurabildiği çok açıktı. Bu kadar genç bir adam nasıl olmuştu da…Dahası Romalılara mektubunda (16:11) ‘Herodiyon’ isimli bir arkadaşından bahsediyor.Bu ismin hakim hanedanla ilişkisi ortada. Ve Elç. İşlerinde (13:1) Paul’un Antakya’daki bir arkadaşından şöyle bahsediyor: ‘Bölge Kralı Herod ile birlikte büyümüş olan Menahem.’ Burada da onun yüksek soylu tabakasının üyeleri ile ilişkisine bir kanıt var.İddia ne kadar şaşırtıcı olsa da Paul’un bir çeşit Roma casusu olduğu en azından muhtemel gözüküyor..Eisenman (Robert Eisenman) bu sonuca parşömenler üzerinde varmış ve sonra Yeni Antlaşma’da bunu destekleyen bölümleri bulmuş. Gerçektende Kumran’da bulunan malzemeler ile Elç. İşler’deki malzemeler birleştirilir, üst üste konursa Paul’un mektuplarındaki üstü kapalı kanıtlarla böyle bir iddia farklı bir olasılığa erişiyor. Fakat başka bir olasılık var ki, bu muhtemel okadar şaşırtıcı değil. Kudüs’teki o karmaşık ve muammalı olaylar (Elç. İşler.21:17’den sonrası), Romalıların hemen bitivermesi, Paul’un şehirden kalabalık bir refaket ile çıkarılması, Caesarea’da kısa süreli konforlu kalışı ve tarih sahnesinden gizemli bir şekilde tamamen kaybolup gitmesi.. Tüm bunlar bizim çağımızda meraklı yankılar yaratıyor. İnsanın aklına ABD’deki ‘Tanık Koruma Programı’ geliyor.”19
Nasranîlere, Tevrat’a ve Musevi geleneklerine bağlı olduklarından, günümüz kaynaklarında, Musevi-Hıristiyanlarda denir. Zaten Hz.İsa, Musevi geleneğine göre gelen, değiştirilen Tevrat öğretilerini düzenleme çabası içinde olan bir peygamber olduğu bir gerçektir. Bu geleneğe göre, eğer öğretileri toplumda kabul görürse Tevrat külliyatına yeni peygamberin öğretilerini içeren (eğer varsa) bir kitapçık ilave edilir ve Musa’nın dini devam eder. Yani binlerce yıl süren bu dini anlayışta, gelen bir sürü peygamber Musevilikten ayrı bir din oluşturmamıştır. Hz.İsa’dan sonra ilk yıllarda, daha dört İncil diye isimlendirilen Hz.İsa’nın hayatını ve öğretilerini anlatan eserler henüz kaleme alınmamıştı. Kiliseler kurulmamıştı ve her şey Yahudi Havralarında anlatılıyordu. Tek kaynak Havarilerin elden ele dolaşan vaaz mektuplarıydı. En erken yazıldığı sanılan Makos’un İncil’i, Ms:60 yılı çıvarında yazıldığı sanılmaktadır. Önceleri Hz.İsa’nın seçkin havarilerinin öğretilerine dayanan bu dini anşlayış, Filistin’de, Suriye ve Arabistan’da, Anadolu ve Romanın birçok bölgelerinde, Mısır ve Afrika’da geniş kitlelerce benimsenmiştir. Bu konuda Fransız Katolik Kardinal Danielou Kasım–1967 de Etude dergisindeki “Hıristiyan asıllarının yeni görüntüsü Musevi-Hıristiyanlık“ isimli makalesinde genişçe bilgi verir. Yazar; bu grupça Pavlus’un hain ve düşman ilan edildiği, bunların eserlerinden ve meşhur Havari Tomas’ın incilinden bahseder.20 Tabi bu iki akımı birbirinden ayıran önemli bir özelliğin de, Pavlus’cu akımın, daha çok Roma imparatorluğundaki Yahudi olmayan kitlelere dayandığı ve Roma hâkimiyeti ve yaygın pagan-putperest inanca yakın anlayışlar (çok tanrıcı-mitolojik-felsefik anlayış, Museviliği reddetme) taşımasıdır. MS:70 yılında Filistin’de Yahudi’ler Roma hâkimiyetine baş kaldırırlar. Bu isyan Roma tarafından çok kanlı bastırılır. Kudüs yerle bir edilir. Tabi oradaki Hz.İsa’ya inananlarda putperest Roma’ya karşıdırlar. Bu durumda Roma hâkimiyetindeki yörelerde, Nasranîler gözden düşer. Pavlus yanlıları bunlarla irtibatını iyice keser. Yanlız bu zaman diliminde Pavlus’ta ölmüştür (M.S:62-64), Yakup’ta (M.S.:68-70).Yakup’u, Hz.İsa gibi kendileriyle mücadele ettiği Kudüs’teki Yahudiler öldürüyor. Yakup’un yerine, İsa’nın yeğeni Kleopas’ın oğlu Simon lider seçilmişti..Bu olaydan sonra Pavlus’cular daha fazla kabul görmeye ve Roma Topraklarında, Roma Hıristiyanlığı olarak daha hızlı yayılmaya başlar.Zaten öğretilerinde, Yahudi karşıtlığı ve mevcut idari otoriteye bağlılık vardır. Nasraniler ise, ikinci Yahudi isyanına (MS.:140) kadar varlığını yine devam ettirirler. Bu tarihten sonra, Filistin, Arabistan, Mezopotamya, Habeşistan ve Arabistan gibi Roma’dan uzak bölgelerde varlıklarını dördüncü asıra kadar sürdürürler. Bu dönemlerde artık Roma, Hıristiyanlığı kabul etmiş, değil Hz.İsa’nın insan olduğundan, Pavlus’un dediği baba Tanrıdan ayrı ve ikinci derecede tanrısal özelliğe sahip olduğundan bile söz edenler, hemen aforoz edilmektedir. Hz.İsa artık pagan-putperest kaynaklı teslis inancına göre Tanrı’nın diğer bir görünümü ve tam bir tanrı’dır. Her taraf yine putlarla doludur. Yalnız bir fakla, Zeus, Apollon’un heykellerinin yerini Hz.İsa ve Meryem’inkiler almıştı. Tabi Nasranîler ve İncillerinin varlığını sürdürmesi zaten mümkün değil. Bu ara nasıl olduysa Yakup’un ve bazı gerçek Havarilerin mektupları, Katolik inanca uydurulmak için yapılan bazı eklemeler olsa da, Tanrı’nın bir lütfu olarak günümüze ulaşabilmiştir. Burada çok önemli bir gerçeği belirtelim. Bu gün elimizde bulunan resmi (kanon) İncil’de yaptığımız incelemelerde yalnız iki yazarın orijinal metinleri korunduğunu tesbit ettik. Bunlar Pavlus’un mektupları ve Hz. İsa’nın kardeşi Yakup’un mektubudur. Bu açıdan bu iki şahsiyet iddiaları herkes için temel alınmalı ve karşılaştırılmalıdır. Tabi bizzat hz. İsa’nın kardeşi ve havarilerin liderlerinden Yakup’un yazdıkları, herhalde bu din adına en doğru olan kaynaktır. Diğerleri ilk dört İncil gibi ya birilerinin Hz. İsa hakkında ki söylentilerinin derlemesi veya havariler adına birilerinin yazdıklarıdır. Mesela “İbraniler’e Mektup” un baş ve son kısmı incelendiğinde yapılan eklemeler hemen göze çarpar. Havari Yuhanna ve Petrus adına yazılan mektuplarda anlatılanlarla, Luka’nın yazdığı elçilerin işlerinde Petrus ve Yuhanna’nın İsa hakkında ki anlattıkları (Elç.İş.2:14-36, 3:12-36, 4:8-12, 5:29-31, 10:34-43) birbirleriyle çelişmektedir. Aksine Elçilerin işleri’nde Petrus ve Yuhanna, Hz. İsa için, Hz. Musa’nın geleceğini bildirdiği peygamber (Elç. İş. 3:22) olduğu belirtilir. Yani Yuhanna’ya atfedilen 3 mektup ve Petrus’a atfedilen 2 mektup havari anlayışıyala çelişmektedir. Şimdi pavlus’un kendi dava arkadaşı Luka’nın yazdığı İncil metninde yeni bir elçi olabilme ölçüsünü tekrar hatırlatalım;
“21-22 “Buna göre, Yahya’nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa’nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir.”
23 Böylece iki kişiyi, Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yusuf ile Mattiya’yı önerdiler.
24-25 Sonra şöyle dua ettiler: “Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda’nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.”
26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Mattiya’ya düştü. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katıldı.” (Elç. İşl.1:21-22)
Okunma Sayısı: 1928
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 1
Kasım 3rd, 2007 at 02:54
yaklasik iki bin yildir pavlosun nefislere hos gelen ögretileri ile yasiyanlar hz.isa geri geldiginde ona ne kadar inanirlar.selam ve dua ile esen kalin
Kasım 3rd, 2007 at 10:21
Bende merak ediyorum.Hz.İsa tekrar yeryüzüne gelse acaba pavlus’un mektuplarında yazdıklarını mı yoksa kendi kardeşi ve Havarilerin lideri Yakubun yazdıklarını mı söyler?
Ocak 2nd, 2008 at 14:59
Mesih yasarken 12 havarisi vardi ve onlardan biri Mesih’e ihanet etti ve daha sonra canina kiydi. Daha sonra da baska havariler secildi. Kutsal Ruh onlara yol gosterdi.
Eger Incil bozulmussa Kuran’da bozulmustur. Hicbir yazili metni birbirinden ustun tutmamak lazimdir. Diger turlu sadece ’sozde’ imanin sartlarindan birini yerine getirmis oluyorsunuz. Acaba Kuran’in neresinde Incil’in degistirildigi yazar? Lutfen bana biri bunu bildirsin. Cevabi bekliyorum. Yanliz Kuran’dan bana ayet gosterin.
Mesih’in hizmetkari,
Yilmaz Kaya
Ocak 2nd, 2008 at 19:13
Yılmaz Kardeşim
Biz burada bir dinler tatışması açarsak bu işin içinden zor çıkılır.Ben kitabımda mevcut kanondaki İncillerde iddia edildiği gibi bu kitapların çoğu bir Tanrı esinlemesi olamayacağını, çünkü Tanrı birbiriyle çelişen ve birbirini tutmayan yanlış şeyleri esinlemesi mümkün olmayacağını İncillerden verdiğim örneklerle anlattım.Maksadım insanlardan gizlenen bazı gerçeklerin gösterilmesidir.Bu kitaplarda, Hz. İsa’ya Tanrı’dan gelen vahiylerden ise, çok az şeyler vardır ve bunlarında neler olduğunu bilmek çok zor.Bu gerçekleri bir çok Hıristiyan ilahiyatçı da söylemektedir.Bunları delilleriyle yazdık.Dolayısıyla bu din Hz. İsa’nın dini değildir.Pavlus ve Roma dönemindeki konsillerin dinidir.Son yıllarda bir çok Hıristiyan ilahiyatçı (eski papalık danışmanı Prof Hans Küng bile bu gerçeklerin bir çoğunu kabul etti) bu gerçekleri itiraf etmektedir.Dileyen bu gerçekleri kabul eder dileyen yanlışta ısrar eder. Bizden görecek gözü olana bunları göstermek düşer.Zaten Protestanlar da bu sapmaların bir kısmını eleştirmiyorlar mı.Hatta bu konularda aynen bizim gibi düşünen bir çok protestan grup var.Protestanlık sadece Luther, calvin ve Zwingli’den ibaret değil.Bu gerçekleri anlattığım yazıların bir bölümü bu sitede.Buralarda herhangi bir yanlış buluyorsan lütfen bunları bize yaz.Ayrıca Kuran’da bu konuların bir kısmı aynen benim yazdığım gibi eleştirilmekte (Maide-73-116-117) ve ayni kaynaktan gelen son kitaba uymaya davet vardır. Ayrıca yine Yahudi ve Hıristiyanlar kendilerine inen Tevrat ve İncili, hem kelimelerin yerlerini değiştirerek (bu ifade tam anlamıyla tahrifattır), hem de orjinal vahiyleri iyi korumayıp unuttukları anlatılmaktadır (Diyanet Meali/Maide-12-13-14-15-16-17-18-19).Tevrat 1500 yıl süren bir zaman diliminde defalarca orjinali kaybolup yeniden derlenmiştir.Sitemdeki Tevrat’la ilgili bölümde bunlar anlatılmaktadır. İncil ise Hz. İsa’dan yine çok sonraları insanlardan özellikle orjinal vahiylerden ziyade, hz. İsa’nın yaptıkları ve hayatı çeşitli kişiler tarafından anlatılan bir sürü farklı nüshalar arasından, konsillerde secilenlerden, hz. İsa’dan 4 asır sonra resmi bir kanon oluşturulmuştur.Biz kitabımızda İncilleri yine İncillerle kıyas ettik.Kendi içindeki tutarsızlıkları göstermeye çalıştık.Kuran’ı ölçü alıp ona uyan veya uymayan kıyaslamasını esas almadık. Dileyen bu konunun uzmanı olan insanların yazdığı eserlere ayrıca bakabilir.Burası bir dinler tartışmasına yol açılacak yer değil.Bu konu farklı bir konudur ve bizim kapsam alanımızda değildir.Ayrıca İncil bozulmuşsa Kuran’da illa bozulmuş olacak diye bir koşul yoktur.Biz bir takım Hıristiyan çevrelerin bu konuda Kuran için yaptıkları tenkitleri ilgili sitelerden görüyoruz ve bunların cevaplarını karşı ilgili siteler veriyor.Merak eden bunlara ayrıca girebilir ve oralarda genişçe tartışabilir. Burada kitabımızdaki konular için eleştirilerinizi bekleriz.Biz de insanız belki kullandığımız kaynaklar eksik olabilir veya ulaşamadığız bazı kaynaklarda daha başka gerçekler olabilir.Biz bunları kendi kafamızdan uydurmadıkAksi kanıtlanan iddialarımızı düzeltmeye hazırız.İman meselesi çok hassas konudur.İnsanlara gerçekler tüm açıklığı ile sunulmalıdır.RABBİM BİZE KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN….
Haziran 7th, 2008 at 23:28
“Yilmaz Kaya demiş ki:
Ocak 2nd, 2008 at 14:59
Mesih yasarken 12 havarisi vardi ve onlardan biri Mesih’e ihanet etti ve daha sonra canina kiydi. Daha sonra da baska havariler secildi. Kutsal Ruh onlara yol gosterdi.
Eger Incil bozulmussa Kuran’da bozulmustur. Hicbir yazili metni birbirinden ustun tutmamak lazimdir. Diger turlu sadece ’sozde’ imanin sartlarindan birini yerine getirmis oluyorsunuz. Acaba Kuran’in neresinde Incil’in degistirildigi yazar? Lutfen bana biri bunu bildirsin. Cevabi bekliyorum. Yanliz Kuran’dan bana ayet gosterin.
Mesih’in hizmetkari,
Yilmaz Kaya”
Çoğu zaman yapılan bir handikap vardır ortada: İnanılanları inanılmayanlarla savunmaya kalkışmak… Birçok “Mesihçi” sitede verilen mesaj şudur: “Tanrı’nın kendi kitabını korumaya gücü yetmiyormuydu?” Bu, bugünki ateizmin başvurduğu “Tanrı’nın kudretinin (çoğu zaman) o kudrete ters düşen ya da kudret’i kudretsizleştiren” örneklerle mevcut bir iddiayı Tanrı’nın yeterliliğiyle özdeşleştirme hatasıdır. Örneğin, “Tanrı, kendi bükemeyeceği bir demiri yaratabilir mi?” ya da “Tanrı, kendini yenecek ikinci bir Tanrı yaratabilir mi?” İlk örnekten uzak gibi görünüyor. Yani madem Tanrı, kendi kitabını koruyamıyor, o zaman Tanrı’nın herşeye gücü yeten güç ve azametinden nasıl bahsedebiliriz..
Peki şöyle sorayım size, Tanrı’nın Adem’le Havva’nın Lucifer tarafından “ayartılmasına” karşı koyacak gücü de vardı. Böylece “ilk günah” sorunu ortadan kalkmış, insanlar şu an “ölümlü” değil, “Tanrı gibi” sonsuz bir hayat taşıyacaklardı. Çünkü Kitab-ı Mukaddes’e göre insan, ölümsüz yaratılmıştı ve ölüm, günah yoluyla dünyaya girdi. Ve çünkü günahın sonucu ölümdür.
Tanrın’ın Kayin’in (Kabil) Habil’i öldürmesine karşı koruyacak veya Habil’i koruyacak gücü de vardı. Yani ilk cinyeti önleyecek bir kudreti. Şimdi Tanrı, güçsüz müydü “ilk kan” akıtılırken, nerdeydi, uyuyor muydu, nasıl izin verdi buna diyebilir misin? Hayır, çünkü sen de kabul edersin ki Tanrı insana bir seçim hakkı da vermişti. Peki, bu Tanrı’nın yetersizliğini ve başlangıçta tasarladığı eylem planını küçük düşürebilir mi? İNSANIN YAPTIĞI YÜZÜNDEN TANRI’YI SUÇLAYABİLİR MİSİN?
Son Örnek, İsa. Yani, sizin Tanrı olarak inandığınız İsa. Yani Kelam (Söz). Peki, Tanrı’nın herşeye gücü yetiyorken neden Tanrı kendisini koruyamadı? “Oğul” Tanrı, kendisini koruyamadı. “Baba” Tanrı, “Oğul”u koruyamadı ve Tanrı, kendi yarattığı kullar tarafından çarmıha gerildi. Söyle şimdi, Tanrı, insanlar tarafından yenilecek kadar güçsüz müydü? Şüphesiz ki cevabın hayır olacaktır. Bana bunun, ilk günahtan itibaren, hatta daha insan yaratılmadan Baba, Oğul ve Kutsal Ruh tarafından tasarlanan TANRI’NIN ^PLANI olduğunu söyleyeceksin.
Üç örneği de düşün bir. Tanrı’nın insanı “kendi benzerliğinde” yarattığına ve ona SEÇİM HAKKI VERDİĞİNE inanan bir Mesih İnanlısı olarak burda Tanrı’nın acziyetini YETERSİZ gösterebilir misin? Elbette ki hayır. Çünkü Adem ve Havva da, Kayin de, Ferisiler de TANRININ KENDİLERİNE VERDİĞİ SEÇİM HAKKINI KULLANDILAR ve Tanrı’ya karşı günah işlediler. E, madem insanın yaptıklarından Tanrı’yı sorulu tutamıyorsun, madem şu an yeryüzündeki savaşlardan, yapılan haksızlıklardan, adaletsizliklerden Tanrı’yı sorumlu tutamıyorsun;…
O halde neden Tanrı’nın gönderdiği vahyin, kul eliyle tahrif edilmesinde mevcut seçimin TANRI DEĞİL İNSANLAR TARAFINDAN yapıldığını kabullenemiyorsun? Musa’ya iman edenler, bir seçim yaptı. Tanrı’nın emirlerine karşı geldiler ve bu yüzden Tanrı’nın gazabına uğradılar. Kendilerine verilen SÖZ’ü tahrif ettiler. Peki, bu TANRININ YETERSİZLİĞİ yada TANRININ ACİZLİĞİ Mİ yoksa insanın SEÇİMİNİ, kendilerine indirilene iman edip KELAM ve YASA’da o SÖZ’ü tahrif etmeleri yönünde kullanmaları mı?
Diyorsun ki, Kuran’ın neresinde İncil’in yahut Tevrat’ın tahrif olduğu yazıyor. Ben cevap vereyim: Hemen hemen İncil’le ilgili her ayetinde. “Biz Musa’ya Kitab’ı verdik” . “Meryemoğlu İsa Mesih’e de İNCİL’İ bahşettik.” diyen her ayetinde evet, üzgünüm ama bu yazıyor. Neden mi? Çünkü, senin de bildiğine eminim, ŞU ANKİ KİTAB-I MUKADDES’İN Tanrı tarafından değil, MUSA’DAN DA İSA MESİH’TEN DA çok sonraki kişiler tarafından yazıldığına. Şu anki mevcut KİTAB-I MUKADDES’in VAHİY KAYNAKLI değil; ESİNLEME ile yazıldıgını bildiğine de eminim. Söyle bana, Tanrı tarafından vahyedilmemiş, İsa’dan çok sonra ve hatta yazarlarından çoğu İsa’yı bile görmemiş inanlar tarafından yazılmış bir kitabı Tanrı’nın kendi kitabı diyebilir misin? ESİN diyeceksin. Senle ESİN hakkında da konusuruz. Ama sadece bir düşün; Madem “Kutsal Kitab’ın tümü Tanrı esinidir ve hiçbiri de insan isteğinden kaynaklanmamıştır.” ayetine inanıyorsun, o zmana Pavlus’un mektuplarında sık sık geçen “Benim kişisel görüşüm, bana göre, bence..” gibi TANRININ DEĞİL PAVLUS’UN FİKİRLERİNİN ve DÜŞÜNCELERİNİN analtıldıgı bir yazıya BU, TANRININ DA DÜŞÜNCESİDİR diyebilir misin? YASA’yı tahrif edip LÜTUF, yani senin bir şey yapmana gerek yok, iyilik işlemene, haksızlık etmemene, insanlar arasında adaletli davranmana gerek yok. Lütuf’a inan, İsa’nın senin için öldüğüne ve Tanrı olduguna inan diyen Lütuf’u getirmesine… KUTSAL YASA’nın BİR KİŞİ tarafından tahrif edilip İsa’nın Petrus’un, İsa’nın kardeşi Yakup’un sözlerine ve mektuplarına 180 derece zıt (Çünkü Yakup’un mektuplarında YASA’yı hala görürsün) bir öğreti, Mesih’çiliğe giriyor da, İznik Konsülün de TEK TANRI İNANCI tahrif edilip Yunan ve hellenistik öğretiler Kitab-ı Mukaddes’in içine sokuluyor da, bütün bunlar hala TANRININ SUÇU ve BU DİNİ KORUYAMADIĞI mı oluyor? Lütfen bir kere daha düşün. Ve bir kere daha, bir kere daha… İsa’nın Petrus’a yanıtı gibi; değil 7 kez, 77 kere 7 kez daha düşün!!!
Haziran 7th, 2008 at 23:53
SELAMLAR Gizli İlimler Admin
DOĞRU SÖZE NE DENİR.RABBİM SEZGİLERİNİ DAHA DA GÜÇLENDİRSİN.EH ESKİDEN BU İŞLERİN İÇİNE GİRİP ÇIKMIŞ BİRİNİN YORUMUDA BAMBAŞKA OLUYOR DOĞRUSU.
Aralık 29th, 2008 at 17:26
Merhabalar, Internet sitenizdeki yazilarin tamamini okumaya calistim. Benim sizden ricam, numaralandirmis oldugunuz alintilarin kaynaklarini nasil gorecegim… Kaynak kitaplariniz sanirim sitede yok. Onlari belirtecek misiniz? Ornegin Petrus’un Yakup’a yazdigi soylenen ve (13) olarak numaralandirilmis alintinin kaynagi nedir? Belirtirseniz sevinirim. Tesekkurlerimle..
NOT: Bu sorumun yanitini e mail adresime de gonderirseniz sevinirim.
Mart 31st, 2009 at 15:13
Hz. İsa a.s. hiristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi,31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. ın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yoktur bunla beraber anneside yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadarmı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yokdur.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Nisan 18th, 2009 at 02:55
Bakın Unuttuğunuz bir şey var sanırım, çünkü Hiristiyanlık da İsa İncilden Üstündür dolayısıyla İsa Hiristiyanın içinde yaşar ve ona ilham verir ve İsa nın sonsuza dek yaşıdğını biliriz ve o her an yanımızdadır böyle büyük bir BaşRahip varken İncile de gerek yoktur. BaşRaHİP İSA bizlere İlham vermeyi kesmez ve suç işlersek bağılanmamız için gerken yolu çıkarır. Tarihe bakarsanız göreceksiniz. Nice Alimler Nice Rahipler ve Rahibeler bu ilham ile unutulmazlar arasında DAMGAYI Vurmuştur!
Ağustos 23rd, 2009 at 18:19
gizliilimlere katılıyorm..
Ekim 20th, 2009 at 02:37
cüneyt demiş ki:
Nisan 18th, 2009 at 02:55
Bakın Unuttuğunuz bir şey var sanırım, çünkü Hiristiyanlık da İsa İncilden Üstündür dolayısıyla İsa Hiristiyanın içinde yaşar ve ona ilham verir ve İsa nın sonsuza dek yaşıdğını biliriz ve o her an yanımızdadır böyle büyük bir BaşRahip varken İncile de gerek yoktur. BaşRaHİP İSA bizlere İlham vermeyi kesmez ve suç işlersek bağılanmamız için gerken yolu çıkarır. Tarihe bakarsanız göreceksiniz. Nice Alimler Nice Rahipler ve Rahibeler bu ilham ile unutulmazlar arasında DAMGAYI Vurmuştur!
Kesinlikle Sana Katılıyorum Rab Yar Ve Yardımcın Olsun Kardeşim
Ekim 20th, 2009 at 12:29
Eğer dediğiniz gibi İsa sizin içinizd yaşayıp ilham veriyorsa, nice alimler, rahipler ve rahibeler arasında binbir türlü farklı fikir ve mezhep var. Neden aralarında bir birlik yoktur.
Ekim 23rd, 2009 at 01:17
Bizim Aramız da Birlik Var! Siz Kendinize Bakın, İlhan Bey
Ekim 30th, 2009 at 23:44
DİN, EHLİ OLMAYANLARIN ELİNE GEÇTİĞİNDE ÖYLESİNE KORKUNÇ BİR SİLAH HALİNE GELİRKİ EN BÜYÜK CİNAYETLER ONUN ADINA İŞLENİR EN BÜYÜK YALANLAR ONUN ADINA SÖYLENİR EN BÜYÜK YAĞMA VE TECAVÜZLER ONUN ADINA YAPILIR..ARTIK DİN ALLAH ADINA VE FAKAT ALLAHA KARŞI BİR FENOMEN HALİNE GELİRKİ BU DURUMUN ÇÖZÜMÜ HAKKINDAKİ TAKDİRİ İLAHİ BELLİDİR…MEVCUT İNSAN NESLİNİN FESH EDİLMESİ…EY NAS BOŞUNA BANA KIZMAYİN BU BÖYLEDİR..ALLAH İHANETİ ASLA CEZASIZ BIRAKMAZ…
Ekim 30th, 2009 at 23:57
şu anda dünyada NE DOSDOĞRU SÜRDÜRÜLEBİLEN BİR DİN NE BİR MEZHEP NE TARİKAT NEDE FIRKA KALMAMIŞTIR.SADECE İNSANLAR ARASINDA DAĞINIK HALDE YAŞAMLARINI SÜRDÜRMEYE ÇALIŞAN TEK TÜK SALİH KULLAR VARDIR….BUGÜNE DEK YERYÜZÜ ONLAR NEDENİYLE HAYATTA ,ANCAK SON SALİH KUL ARANIZDAN AYRILDIĞINDA YAHUT ARANIZDAN KOVULARAK ÇIKARILDIĞINDA YADA SİZİN İÇİN DUAYI TERKETTİĞİNDE ARTIK SON AKİBET İLE DÜNYA ARASINDA HİÇBİR ENGEL KALMAYACAK VE ALLAH SİZİN GİBİ BİR NESLİ BİR DAHA ASLA YARATMAYACAK. (SON CÜMLE BANA AİT OLMAYIP TÜMÜYLE VAHİYDİR)
Kasım 1st, 2009 at 23:56
ıncıle gerek yoktur.. acaba bunu bızı bırak kac hrıstıyana kabull ettırebılırsın muamma. ayrıca ısa ınsanların ıcınde onlara ılham varıyor dıyorsun pekı o yuzdenmı buqun vatıkan kendı tarıhıyle yuzlesemeyecek kadar utanıyor.rahıplerın rahıbelerın ılıskıye gırmesı yasakken kılıselerın bahcelerınden olu cenınler cocuklar bulunabılıyorr ve dha bırsuru sey.. sence onların ıcınde en azından koskoca papalıqın ıcınde ısa yokmu onlara ve dıqer anlattıklarıma boylemı ılahm verıyorr..
Kasım 2nd, 2009 at 05:48
NE DAMGASI VURMUSSUNUZ ANLAMADIM HANGI RAHIP RAHIBE NEYE DAMGA VURMUS ARKADAS SENIN UNUTTUGUN BIRSEY VAR ALLAH INSANIN KALBINDE YASAR VE O YUZDENDE ALLAH DOSTLARI YAPTIKLARI VE YASANTILARIYLA TARIHE DAMGALARINI VURMUSTURLAR AZIZ MAHMUT HUDAYI YUNUS EMRE MEVLANA VE SON KURTULUS SAVASINDA YUREGINDEKI IMANLA 287 KILOLUK TOPU KALDIRAN ASKER YETER MI BU KADAR ARKADAS .
Ocak 16th, 2010 at 02:29
Cüneyt kardeş senin mantığına göre incili yakalım gitsin ne gerek var senin rab isa dediğin ilahın sana ilahm esin veriyorsa öyle bir yazdın ki sen de ha.
Bu arada bana ddediğin şeyle çeliştin sen. eski yasa seni bağlamadığı gibi yeniside bağlamıyor belliki.
Şubat 20th, 2010 at 02:07
26 08 2011
8 8 2 / 2
26 / 27 Ramadan 1432
Kuran’ın ikili simetrisi
6 günde yaratılan dünya 7. gün ile tamamlanır
19 olan meleklerin sayısı bilen’leri işaret eder
7 gün
12 ay
Albert Einstein “God does not play dice”
Isevi kardeşlerimi bizans oyunundan kurtarmak istemişsin, isle eylemişsin.
Gokyuzu kızıla bürüdüğünde, yeryuzu kucuk tepeciklerle büründügünde, yakinlarda olursun umarim da Sevk edenler bizi sevk ederken en azindan yaninda yurume serefine erisirim.
Selam
Şubat 22nd, 2010 at 23:40
Ah ne de çok korkuyorsunuz ölümden. sizler tanrıya değil hayata inanıyor, öldükten sonra yok olma fikrine dayanamıyorsunuz.
Tanrıya, aslında bir tek tanrıtanımazlar inanıyor.
İsa’ya gelince.. Kendisinin varlığı tartışmalıdır ya, eğer yaşasaydı bile kendisinden yıllar sonra saul’un ya da paul’un kurduğu dinin mensubu olması imkansızdır. bu anakronik durum sayfa sayfa açıklamayı gereksiz kılar, söyleyeyim.
Roman katolik hıristiyanlık zaten roma devletinin farklı bir şekilde hayatına devam etmesidir.
Ve papasından imamına hiçbirinin tanrıya ya da allaha inanmadığı ortadadır.
allaha inanan adam banka mı kurar allahaşkına, bankerlik mi yapar.
üzülerek söylüyorum, hepi topu 70-80 yıl yaşayacaksınız ve sonra da öleceksiniz işte. Cennet falan yok sizi bekleyen, cehennem de. elinizdeki bu, kıymetini bilin.
Temmuz 8th, 2010 at 17:50
tevbe 29 allaha ve ahiret gününe iman etmeyen allahın ve resülünün haram kıldıgını haram saymayan ve hakdin islamı din edinmeyenlerle küçülerek kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın .hiç allah hükmünü nesh etmedigi birkitabın müntesibleriyle savaşı emr eder mi ki tabi oldukları kitabı da kendi elleriyle tahrif ettiler . tevbe 31 onlar ahbarları ve ruhbanları ve meryem oglo mesihi allahtan başka rabler edindiler tek birilaha kul olmaktan başka bir şeyle emr olunmadılar ondan başka ilah yoktur o onların şirk koştukları şeyden münezzeh tir.
Temmuz 8th, 2010 at 17:54
nasıriyeliler yani hıristiyanlar tahtadan veya altından yaptıkları bir parçaya güya isa as gerildi diye saygı duyarlar 4 incildede mütefik olmuş ki isa as bir yerden hatırlamadım orayı yeruşalim yani kudüse kadar eşşek sırtında gelmiş. öyleyse eşşekde kutsaldır .