Kudüs’teki Havarilerle öğretileri iyice ayrılmış olan Pavlus, artık kendi ekibiyle yeni öğretilerini yaymak için, irşat faaliyetlerinde bulunur. Bu maksatla Batı Anadolu ve bugünkü Yunanistan topraklarına iki gezi yapar. Tabi Hz. İsa’nın kardeşi Yakup liderliğindeki Kudüs merkezli havarilerle, yukarıda görülen birçok çekişmeler olur. Bütün bu olanlardan sonra Pavlus’un yolu anlaşılmaz bir sebeple tekrar Kudüs’e düşer. Daha sonra yol arkadaşı Luka, kitabının sonlarına doğru bütün bu tartışmaları doğrulamaktadır. Kudüs’te gerilim çok yüksektir ve Pavlus’u büyük sürprizler beklemektedir. Bakalım Pavlus ile Yakup karşılaşınca neler ,  

 

17 Yeruşalim’e vardığımız zaman kardeşler bizi sevinçle karşıladılar. 

18 Ertesi gün Pavlus’la birlikte Yakup’u görmeye gittik. İhtiyarların hepsi orada toplanmıştı. 

19 Pavlus, onların hal hatırını sorduktan sonra, hizmetinin aracılığıyla Tanrı’nın öteki uluslar arasında yaptıklarını teker teker anlattı. 

20 Bunları işitince Tanrı’yı yücelttiler. Pavlus’a, “Görüyorsun kardeş, Yahudiler arasında binlerce imanlı var ve hepsi Kutsal Yasa’nın candan savunucularıdır” dediler. 

21 “Ne var ki, duyduklarına göre sen öteki uluslar arasında yaşayan bütün Yahudiler’e, çocuklarını sünnet etmemelerini, törelerimize uymamalarını söylüyor, Musa’nın Yasa’sına sırt çevirmeleri gerektiğini öğretiyormuşsun.  

22 Şimdi ne yapmalı? Senin buraya geldiğini mutlaka duyacaklar. 

23 Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var. 

24 Bunları yanına al, kendileriyle birlikte arınma törenine katıl. Başlarını tıraş edebilmeleri için kurban masraflarını sen öde. Böylelikle herkes, seninle ilgili duyduklarının asılsız olduğunu, senin de Kutsal Yasa’ya uygun olarak yaşadığını anlasın 

25 Öteki uluslardan olan imanlılara gelince, biz onlara, putlara sunulan kurbanların etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvanlardan ve fuhuştan sakınmalarını öngören kararımızı yazmıştık.” 

26 Bunun üzerine Pavlus o dört kişiyi yanına aldı, ertesi gün onlarla birlikte arınma törenine katıldı. Sonra tapınağa girerek arınma günlerinin ne zaman tamamlanacağını, her birinin adına ne zaman kurban sunulacağını bildirdi.  

 27 Yedi günlük süre bitmek üzereydi. Asya İli’nden bazı Yahudiler Pavlus’u tapınakta görünce bütün kalabalığı kışkırtarak onu yakaladılar. 

28 “Ey İsrailliler, yardım edin!” diye bağırdılar. “Her yerde herkese, halkımıza, Kutsal Yasa’ya ve bu kutsal yere karşı yeni öğretiler yayan adam budur. Üstelik tapınağa bazı Grekler’i sokarak bu kutsal yeri kirletti.” 

29 Bu Yahudiler, daha önce kentte Pavlus’un yanında gördükleri Efesli Trofimos’un, Pavlus tarafından tapınağa sokulduğunu sanıyorlardı. 

30 Bütün kent ayağa kalkmıştı. Her taraftan koşuşup gelen halk Pavlus’u tutup tapınaktan dışarı sürükledi. Arkasından tapınağın kapıları hemen kapatıldı. 

31 Onlar Pavlus’u öldürmeye çalışırlarken, bütün Yeruşalim’in karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.  

32 Komutan hemen yüzbaşılarla askerleri yanına alarak kalabalığın olduğu yere koştu. Komutanla askerleri gören halk Pavlus’u dövmeyi bıraktı. » (Elçilerin İşleri-21) 

 

Bütün bu anlatılanlardan her şey açığa çıkmaktadır. Pavlus ve yol arkadaşı Luka, Roma Topraklarında yaptıkları uzun irşat faaliyetlerinden sonra Kudüs’e dönmüşlerdi. Kudüs’te ki gerçek havari cemaatine bağlı kişiler de irşat faaliyeti için dolaşmaktaydılar. Bu kişiler Pavlus’un gezilerinde kendisine verilen sınırları çok fazla aştığını görmüşlerdi. Luka’nın yazdığı gibi mektup olayıyla işin tatlıya bağlandığı gibi değil ve aralarındaki ihtilafında çok derin olduğu belli. Pavlus İsa’nın öğretilerine ters öğretilerde bulunduğunu görmüşler, bunlara karşı faaliyetlerde bulunmuşlar ve bu durumu liderleri Yakup’a bildirmişlerdi. Bu durumda Lider Yakup, Pavlus’u bu yeni öğretilerinden vazgeçmesi konusunda uyarıyor ve Kutsal Yasa’ya uygun hareket etmesini, tapınağa girip, Tevrat ritüellerine göre arınmasını öğütlüyor. Ayrıca daha önceki mektuba da atıfta bulunularak sünnete sahip çıkmaktadırlar. Sünnetin uygulamasını ısrarla takip ettikleri bir gerçektir. Buradan da anlaşılacağı üzere, Kudüs’teki İsa’nın kardeşi liderliğindeki inananlar, kutsal kitap olarak Tevrat’a uymaktadırlar ve Kudüs’teki Yahudilerin tapınağını (Süleyman Mabedini) kullanmaktadırlar, ayrı bir kiliseleri yoktur,  aralarında hala Yahudi Mezhebi olan Ferisilik devam etmektedir. Zaten Kudüs dışında da Yahudi havralarını kullandıkları anlaşılmaktadır. Daha öncede belirttiğimiz gibi Hz.İsa Yahudilikten ayrı bir din vaaz etmemiştir. Ancak Yahudi taassubuyla özünden saptırılan dini aslına döndürmek için çabalamıştır. Hz. İsa’nın gerçek öğretilerinin takipçileri olan havarilerin lideri Yakup ve diğer inananlar serbestçe tapınakta ibadet edebilirken, Tevrat’ın dışında yeni bir din vaaz ettiği için Pavlus dövülerek öldürülmek istendi.Pavlus linç edilmekten Romalı komutan ve askerler sayesinde kurtulur, hapse atılır..Daha sonra yargılamak üzere, Yahudilerin Yüksek Kurulu ve Başkahinlik devreye girer. Fakat Pavlus yeni duruma hemen ayak uydurur; 

 “13 Şu anda bana yönelttikleri suçlamaları da sana kanıtlayamazlar. 

14 Bununla birlikte, sana şunu itiraf edeyim ki, kendilerinin tarikat dedikleri Yol’un bir izleyicisi olarak atalarımızın Tanrısı’na kulluk ediyorum. Kutsal Yasa’da ve peygamberlerin kitaplarında yazılı her şeye inanıyorum

15 Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Tanrı’ya umut bağladım. » (Elçilerin İşleri-24)       

Hatta eski mezhebini bile unutmamıştır.  

6  Oradakilerden bir bölümünün Saduki, öbürlerinin de Ferisi mezhebinden olduğunu anlayan Pavlus, Yüksek Kurul’a şöyle seslendi: “Kardeşler, ben özbeöz Ferisiyim.. Ölülerin dirileceği umudunu beslediğim için yargılanmaktayım.”7  Pavlus’un bu sözü üzerine Ferisiler’le Sadukiler çekişmeye başladılar, Kurul ikiye bölündü.8  Sadukiler, ölümden diriliş, melek ve ruh yoktur derler; Ferisiler ise bunların hepsine inanırlar»(Elçilerin İşleri-23)  

Daha sonra Pavlus, Roma Yurttaşlığından yararlanarak davasını imparatora ilettiğinden, yargılanmak üzere Roma’ya gönderildi ve ömrünü orada tamamladı. Şimdi insanın aklına ister istemez şu gelmektedir. Pavlus ve Havariler kendiliğinden konuşmadıklarını, her hareket ve konuşmalarında kendilerine Kutsal Ruhun rehberlik ettiklerini söylemektedirler. Ayni kutsal ruhun rehberliğinde hareket ediyorlarsa bu farklılık ve kavga niye. Yoksa kendilerine rehberlik eden Kutsal Ruhları mı farklıdır? Bu sıradan insani hırs ve çatışmalardan oluşan sözleri hangi aklıselim insan Tanrı esinlemesi olarak kabul edebilir. Galiba ilham aldıkları Kutsal Ruhları farklı, iki farklı İncil olduğu da kesin. Birileri konuyu hafife alarak ileri gittiğimizi düşünebilir, ama gerçek böyle; 

 

4  Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca,aldığımız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz. 

5  Sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! 

6  Acemi bir konuşmacı olabilirim, ama bilgiden yana acemi değilim. Bunu size her durumda, her bakımdan açıkça gösterdik. 

7  Yücelmeniz için kendimi alçaltarak Tanrı’nın Müjdesi’ni size karşılıksız bildirmekle günah mı işledim?” (2. Korintliler-11) 

Şimdi tekrar bir daha iyi düşünelim, Hz. İsa’nın gerçek öğretileri peşinde olan Pavlus mu Yakup mu? Hz. İsa’nın yolundan saparak kendi anlayışına göre yeni bir din anlatan hangisi? Eğer Pavlus Hz. İsa’nın seçtiği bir elçiyse havariler tarafından niçin dışlanmaktadır? Tabi Pavlus’un yol arkadaşı Luka’nın yazdıkları kadarıyla olayları biliyoruz. İleri ki konularda resmi İncile alınmamış büyük havari Petrus’un Pavlus hakkında yazdıklarını da göreceğiz. Yeri gelmişken Daniel wiçkwire’nin “Kutsal Kitabın Değişmezliği” isimli eserine yine değinmeden edemeyeceğiz. Eserinin 73. sayfasında önce Tevrat’ta bir ayet veriyor;

“Eğer aranızda bir peygamber, yahut ruya gören çıkarsa, ve sana bir alamet verirse, ve: Bilmediğiniz başka ilahların ardınca yürüyelim ve onlara kulluk edelim diye hakkında söylediği alamet yahut harika vaki olursa; o peygamberin yahut ruya görenin sözlerini dinlemeyeceksiniz… ve o peygamber,yahut o ruya gören öldürülecek; çünkü Allah’ın RABBİN size emrettiği yoldan sizi çekmek için…Allahımız RABBE karşı sapıklık söylemiştir.Böylece aranızdan kötülüğü atacaksınız.” (Tesniye-13:1-8)

Ve devamında çok doğru bir yorum yapıyor.

“Bu ayetler gerçeği arayan tüm insanlar için çok anlamlıdır, çünkü önemli bir prensipten bahsediyor. Tanrı tarafından önce gönderilen peygamberlerle sonra gelenlerin sözleri uyum içinde olmalıdır. Öyle ki eğer peygamberler mesajlarını aynı Tanrı’dan alıyorsa, Tanrı’nın gerçek peygamberleri birbirleri ile çelişmemelidir. Eğer sonra gelmiş bir peygamberin sözleri, daha önceki peygamberlerin sözleriyle çelişiyorsa, bu daha sonra gelenin sözlerinin kaynağının farklı ve geçersiz olduğunu gösterir. Kuran’da da bu prensip göz önünde tutulmakta ve bu prensip ayetlerle desteklenmektedir.”

Yukarıda anlatılan olayda, havarilerin Pavlus’a karşı saldırgan tutumlarının arkasında, sanırız bu endişeler rol oynamıştır. Acaba, D. Wickwire’nin Kuran’la da desteklediği bu yoruma, Pavlus’un öğretileri ne derece uymaktadır? Tevrat’a uymak yerine çarmıhta İsa’ya imanı savunan, şabat, sünnet yerine vaftizi savunan, imanın eylemleriyle kurtuluş yerine Tanrı’nın lutfuyla kurtuluşu savunan, tek olan Tanrı RAB yerine İsa’nın da RABBE eş olduğunu savunmak önceki peygamberlerin öğretileriyle ne derece uyuşmaktadır ? Ön yargılardan uzak aklını kullananlar için herşey apaçık ortada. Rabbimiz kendi gerçeğini anlamamıza yardımcı olsun.

2,019 toplam okundu, 0 bugün okundu, 18.02.2024 son okundu