Pavlus’un imanından sonraki ilk on dört yılında, havarilere bağlı ve onların emrinde hizmet ettiğini gördük. Özellikle Barnaba’yla birlikte onun yardımcısı gibi, beraberce irşat gezilerine çıkıyorlardı. Fakat daha sonra havarilerle arasında anlaşmazlık çıktı. Bu anlaşmazlığı yol arkadaşı Luka ‘Elçilerin İşleri’ kitabında basit bir sebebe bağlamaktadır; 

 

36 Bundan bir süre sonra Pavlus Barnaba’ya, “Rab’bin sözünü duyurduğumuz bütün kentlere dönüp kardeşleri ziyaret edelim, nasıl olduklarını görelim” dedi. 

37 Barnaba, Markos denilen Yuhanna’yı da yanlarında götürmek istiyordu. 

38 Ama Pavlus, Pamfilya’da kendilerini yüzüstü bırakıp birlikte göreve devam etmeyen Markos’u yanlarında götürmeyi uygun görmedi.39 Aralarında öylesine keskin bir anlaşmazlık çıktı ki, birbirlerinden ayrıldılar. Barnaba Markos’u alıp Kıbrıs’a doğru yelken açtı. 

40 Silas’ı seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rab’bin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı. 

41 Suriye ve Kilikya bölgelerini dolaşarak inanlı topluluklarını pekiştirdi.”(Elçilerin İşleri-15) 

 

Oysa ayni anlaşmazlığın hiçte böyle olmadığı, olayın içinde Barnaba’dan ziyade, asıl Pavlus’la İsa’nın baş havarileri arasında olduğu ve konunda önemli iman esaslarından kaynaklandığını, bizzat Pavlus’un “Galatyalılara Mektubu”’da yazmaktadır.   

11  Ne var ki, Kefas (Petrus) Antakya’ya geldiği zaman, suçlu olduğu için ona açıkça karşı geldim. 

12 Çünkü Yakup’un yanından bazı adamlar  gelmeden önce Kefas öteki uluslardan olanlarla birlikte yemek yerdi. Ama o adamlar gelince sünnet yanlılarından korkarak sünnetsizlerden uzaklaştı, onlarla yemek yemez oldu. 

13  Öbür Yahudiler de onun gibi ikiyüzlülük ettiler. Sonunda Barnaba bile onların ikiyüzlülüğüne kapıldı. 

14  Müjde gerçeğine uygun davranmadıklarını görünce hepsinin önünde Kefas’a şöyle dedim: “Yahudi olduğun halde Yahudi gibi değil, öteki uluslardan biri gibi yaşıyorsun, nasıl olur da ulusları Yahudi gibi yaşamaya zorlarsın? 

15  Doğuştan Yahudi olan bizler öteki uluslardan olan ‘günahlılar’ değiliz. 

16  Yine de insanın Kutsal Yasa’nın gereklerini yaparak değil, İsa Mesih’e iman ederek aklandığını biliyoruz . Bunun için bizde Yasa’nın gereklerini yaparak değil, Mesih’e iman ederek aklanalım diye Mesih İsa’ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa’nın gereklerini yaparak aklanmaz.”(Galatyalılar-2)  

Yukarıda ki ifadelerden, aralarındaki çatışmanın sebebi gayet net anlaşılmaktadır. Pavlus, Yahudi olmayan uluslar (gentileler) için farklı kurallar içeren yeni bir İncil (Müjde)  vaaz etmektedir. Bunu duyan Kudüs’teki lider Yakup havari cemaati duruma müdahale etmişlerdir. Bu konulara ileride ayrıntılarıyla gireceğiz. Olay kabaca şudur. Hz. İsa’nın asıl öğretilerinin bulunduğu ilk dört İncillere bakarsak, Kutsal Yasa diye bilinen Tevrat’a bağlı kaldığını ve onun yanlış uygulamalarını düzeltmeye çabaladığını görürüz. Tevrat’ta da en önemli kurallardan biri sünnet olayıdır. Bu imanlı olmanın gereğidir. Pavlus’un yeni din anlayışında, yukarıda ki kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, Tevrat’ı ve sünnet kuralını tanımadığı anlaşılmaktadır. Daha sonrada görüleceği üzere devamlı bunların karşısında olmuştur. Onun vaaz ettiği dinin temeli İsa’nın Tanrı’nın Oğlu ve beklenen Mesih olduğu, insanların günahına kefaret olması için çarmığa gerildiği, ayrıca kendisinin İsa’dan ve Tanrı’nın Ruhundan vahiy alan tek Havari olduğuna dayanmaktadır. Şimdi bu ihtilafları tekrar sırasıyla görelim; 

 

1 On dört yıl aradan sonra Titus’u da yanıma alıp Barnaba’yla birlikte yine Yeruşalim’e gittim. 

2 Vahiy uyarınca gittim. Boş yere koşmayayım ya da koşmuş olmayayım diye, öteki uluslar arasında yaydığım Müjdeyi (İncil’i) özel olarak ileri gelenlere sundum. 

3 Benimle birlikte olan Titus bile Grek olmasına karşın sünnet edilmeye zorlanmadı. 

4 Ne var ki, İsa Mesih’te sahip olduğumuz özgürlüğü el altından öğrenmek ve böylece bizi köleleştirmek için gizlice aramıza sızan sahte kardeşler vardı. 

5 Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık. 

6 Ama ileri gelenler –ne oldukları bence önemli değil, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz- evet, bu ileri gelenler söylediklerime bir şey katmadılar. 

7 Tam tersine, Müjdeyi sünnetlilere bildirme işi nasıl Petrus’a verildiyse, sünnetsizlere bildirme işinin de bana verildiğini gördüler. 

8 Çünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus’ta etkin olan Tanrı, öteki uluslara elçilik etmem için bende de etkin oldu. 

9 Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezince paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba’ya sağ ellerini uzattılar. Öteki uluslara bizlerin, Yahudiler’e kendilerinin gitmesini uygun gördüler. 

10 Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.(Galatyalılar-2)                                     

Yukarıdaki anlatılanlarda, Pavlus’un öteki uluslar (gentileler) dedikleri Yahudi olmayanlar için, dini anlatma yetkisini kendi tekeline alma gayreti ve farklı kuralları olan kendi İncili’ni kabul ettirme çabası içinde olduğunu görmekteyiz. Ayrıca Hz. İsa’nın gerçek Havarileri için “ne oldukları bence önemli değil” demektedir. Bu ifade onların otoritelerini tanımadığının açık delilidir. Barnaba ile Yahudi olmayanlar için irşat faaliyetlerinde bulunma görevi, Pavlus’a verilmiş olabilir. Ayrıca yukarıda kendilerine mektup verildiğinden ve sünnet kuralının kaldırıldığından da bahsetmemektedir. Oysa ayni olayı arkadaşı Luka ‘Elçilerin İşleri’ kitabında farklı anlatmaktadır. 

 

“1 Yahudiye’den gelen bazı kişiler Antakya’daki kardeşlere, “Siz Musa’nın töresi uyarınca sünnet olmadıkça kurtulamazsınız” diye öğretiyorlardı. 

2 Pavlus’la Barnaba bu adamlarla bir hayli çekişip tartıştılar. Sonunda Pavlus’la Barnaba’nın, başka birkaç kardeşle birlikte Yeruşalim’e gidip bu sorunu elçiler ve ihtiyarlarla görüşmesi kararlaştırıldı. 

3 Böylece kilise tarafından gönderilenler, öteki uluslardan olanların Tanrı’ya nasıl döndüğünü anlata anlata Fenike ve Samiriye bölgelerinden geçerek bütün kardeşlere büyük sevinç verdiler. 

4 Yeruşalim’e geldiklerinde inanlılar topluluğu, elçiler ve ihtiyarlarca iyi karşılandılar. Tanrı’nın kendileri aracılığıyla yapmış olduğu her şeyi anlattılar. 

5 Ne var ki, Ferisi mezhebinden bazı imanlılar kalkıp şöyle dediler: “Öteki uluslardan olanları sünnet etmek ve onlara Musa’nın Yasası’na uymalarını buyurmak gerekir.” 

6 Elçilerle ihtiyarlar bu konuyu görüşmek için toplandılar. 

7 Uzunca bir tartışmadan sonra Petrus ayağa kalkıp onlara, “Kardeşler” dedi, “öteki uluslara Müjde’nin (İncil’in) bildirisini benim ağzımdan duyup inansınlar diye Tanrı’nın uzun zaman önce aranızdan beni seçtiğini biliyorsunuz. “(Elçilerin İşlerı-15)    

Burada önemli bir gerçek daha görülmektedir. Bu gerçeği aktaran Pavlus’un arkadaşı Luka’dır. Luka diğer uluslara İncil’i anlatmak için Hz. İsa’nın Petrus’u görevlendirdiğini vurgulamaktadır. Kimin anlattıkları doğru anlamak mümkün değil. Olaylar öyle farklı anlatılmaktadır ki, işin içinden çıkmak çok zor. Bir yerde anlattıkları bir gerçeği, başka bir yerde çürütmektedirler. Şimdi anlaşılacağı üzere, Yahudi olmayan diğer insanların sünnet edilip edilmemesi konusunda, aralarında ayrılığa düşmüşler. Aslında dinin kuralları bütün insanlara ayni uygulanır. Bu konuda bir karar almak için güya Pavlus ve diğerleri, Kudüs’teki merkezi otoriteye baş vururlar. Pavlus yukarıda sünnet mecburiyeti kaldırıldığından açıkça bahsetmemekteydi. Ama yol arkadaşı Luka nedense farklı şeyler yazmaktadır. Güya Pavlus haklı görülmüştü ve diğer uluslar için bazı kararlar alınmış ve bunlar bir mektupla Antakya’daki inananlara Barnaba ve Pavlus’la iletilir. 

 

“22 Bunun üzerine bütün inanlılar topluluğuyla elçiler ve ihtiyarlar, kendi aralarından seçtikleri adamları Pavlus ve Barnaba’yla birlikte Antakya’ya göndermeye karar verdiler. Kardeşlerin önde gelenlerinden Barsabba denilen Yahuda ile Silas’ı seçtiler. 

23 Onların eliyle şu mektubu yolladılar: “Kardeşleriniz olan biz elçilerle ihtiyarlardan, öteki uluslardan olup Antakya, Suriye ve Kilikya’da bulunan siz kardeşlere selam! 

24 Bizden bazı kişilerin yanınıza geldiğini, sözleriyle sizi tedirgin edip aklınızı karıştırdığını duyduk. Oysa onları biz göndermedik. 

25 Bu nedenle aramızdan seçtiğimiz bazı kişileri, sevgili kardeşlerimiz Barnaba ve Pavlus’la birlikte size göndermeye oybirliğiyle karar verdik.26 Bu ikisi, Rabbimiz İsa Mesih’in adı uğruna canlarını gözden çıkarmış kişilerdir. 

27 Kararımız uyarınca size Yahuda ile Silas’ı gönderiyoruz. Onlar aynı şeyleri sözlü olarak da aktaracaklar. 

28-29 Kutsal Ruh ve bizler, gerekli olan şu kuralların dışında size herhangi bir şey yüklememeyi uygun gördük: Putlara sunulan kurban etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvan etinden ve fuhuştan sakınmalısınız. Bunlardan kaçınırsanız, iyi edersiniz. Esen kalın.” 

30 Adamlar böylece yola koyulup Antakya’ya gittiler. Topluluğu bir araya getirerek onlara mektubu verdiler. 

31 İmanlılar, mektuptaki yüreklendirici sözleri okuyunca sevindiler.“(Elçilerin İşleri-15) 

 

Şimdi Luka, arkadaşı Pavlus’un isteği doğrultusunda bir karar alınıp, diğer uluslara mektupla bildirme görevinde de yine Pavlus’un görevlendirildiğini yazmaktadır. Arkadaşı Pavlus’u destekler bir şekilde bizlere aktardığı bu olay hakkında, Pavlus ise ayni olayı anlattığı ‘Galatyalılara Mektubunda’, Kudüs’teki Havarilerle görüşmeden sonra farklı olayların olduğunu yazmaktadır. Bu durumda kendi görüşlerini onaylayan bir mektup verilmediği ve sünnet konusunun, Luka’nın yazdığı gibi hiçte tatlıya bağlanmadığı ortadadır.   

11  Ne var ki, Kefas Antakya’ya geldiği zaman, suçlu olduğu için ona açıkça karşı geldim. 

12  Çünkü Yakup’un yanından bazı adamlar gelmeden önce Kefas öteki uluslardan olanlarla birlikte yemek yerdi. Ama o adamlar gelince sünnet yanlılarından korkarak sünnetsizlerden uzaklaştı, onlarla yemek yemez oldu. 

13  Öbür Yahudiler de onun gibi ikiyüzlülük ettiler. Sonunda Barnaba bile onların ikiyüzlülüğüne kapıldı. 

14  Müjdenin gerçeğine uygun davranmadıklarını görünce hepsinin önünde Kefas’a şöyle dedim: “Yahudi olduğun halde Yahudi gibi değil, öteki uluslardan biri gibi yaşıyorsun, nasıl olur da ulusları Yahudi gibi yaşamaya zorlarsın? 

15  Doğuştan Yahudi olan bizler öteki uluslardan olan ‘günahlılar’ değiliz. 

16  Yine de insanın Kutsal Yasa’nın gereklerini yaparak değil, İsa Mesih’e iman ederek aklandığını biliyoruz.Bunun için bizde Yasa’nın gereklerini yaparak değil, Mesih’e iman ederek aklanalım diye Mesih İsa’ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa’nın gereklerini yaparak aklanmaz.”(Galatyalılar-2) 

 

Burada Pavlus’un kendi anlattıklarından anlaşılacağı gibi, Luka’nın anlattığı gibi Kudüs Cemaati’nin Pavlus’un görüşlerini onaylayıp bunu bir mektupla Antakya’ya iletmesi olayı gerçek değil. Eğer bu mektup olayı ve onda yazılı olan kurallar doğru ise aşağıdaki Pavlus’un yazdıklarına ne denir; 

 

1 Şimdi putlara sunulan kurbanların etine gelelim. “Hepimizin bilgisi var” diyorsunuz, bunu biliyoruz. Bilgi insanı böbürlendirir, sevgiyse geliştirir. 

2 Bir şey bildiğini sanan, henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur  

7 Ne var ki, herkes bu bilgiye sahip değildir. Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulduğunu düşünüyorlar. Vicdanları zayıf olduğu için lekeleniyor. 

8 Yiyecek bizi Tanrı’ya yaklaştırmaz. Yemezsek bir kaybımız olmaz, yersek de bir kazancımız olmaz.”(1.Korintliler-8) 

 Pavlus’un kendi anlattıklarına baktığımızda gerçek olan, önce Pavlus ve Barnaba Yahudi olmayan diğer milletlere irşat için (buda muhtemelen Pavlus’un çok iyi Yunanca bilmesinden olabilir) görevlendiriliyor. Daha sonra ise, Hz.İsa’nın öğretilerine ve Kutsal Yasa’ya (TEVRAT) ters öğretilerin durdurulması için, Havarilerin lideri Yakup tarafından Antakya’ya uyarıcı kişilerin gönderildiğidir. Bu durumda da Petrus ve Barnaba’nın bu uygulamalardan vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Böylece Pavlus ile diğer havarilerin yollarının gerçek ayrılma sebebi ortaya çıkmaktadır ve bununda böyle olduğunu bizzat Pavlus kendisi söylemektedir. Ayrıca Pavlus, Hz. İsa’nın gerçek Havarilerini, İncil’in (Müjdenin) gerçeklerine uygun davranmadıklarını iddia etmesi de ilginçtir. Acaba İncilin gerçeklerini bizzat Hz. İsa’dan dinleyenler mi iyi bilir, yoksa sonradan Havari olduğunu ilan eden mi? Siz karar verin. Havarilerle yolları ayrılan Pavlus, artık kendi yolunu kendi çizer, kendi öğretilerini oluştururarak Anadolu’da, Ege’de yeni anlayışındaki İncil’ni duyurur. Bu yeni anlayışında KUTSAL YASA’YA ve SÜNNETE YER YOKTUR. Bunlarla kurtuluşa inanmamaktadır. Ona göre kurtuluş RAB İSA MESİH’E ve ÇARMIHTA DİRİLMEYE inanmaktır. 

 11 Bana gelince, kardeşler, eğer hâlâ sünneti savunuyor olsaydım, bugüne dek baskı görür müydüm? Öyle olsaydı, çarmıh engeli ortadan kalkardı. 

12 Aklınızı çelenler keşke kendilerini hadım etseler!”(Galatyalılar-5) 

 

Bu ara diğer havari cemaati de, İsa’nın gerçek öğretilerini insanlara duyurmaya çalışmaktadırlar. Zaman zaman aralarında çatışmalar olduğu gözlenmektedir. Pavlus’un bazen çok sertleştiği görülmektedir;    

“2 Kötülük yapan o adamlardan, o köpeklerden; o sünnet bağnazlarından sakının! 

3 Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.“(Filipililer-3) 

 

“12 Övündükleri konuda bize eşit sayılmak isteyen fırsatçılara fırsat vermemek için, yaptığımı yapmaya devam edeceğim. 

13 Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesih’in elçisi süsü verenlerdir. 

14 Buna şaşmamalı. Şeytanda kendisine ışık meleği süsü verir. 

15 Ona hizmet edenlerin de kendilerine doğruluğun hizmetkârları süsü vermesi şaşırtıcı değildir. Onların sonu yaptıklarına göre olacaktır.“(2. Korintliler-11) 

Kimin gerçek elçi olduğu konusunda, açık bir çatışma başladığı bir gerçek. Aralarında birbirlerini gerçek elçi olup olmamakla suçlamaktadırlar. Pavlus’un bu konuda ki iddiaları;  “1 Özgür değil miyim? Elçi değil miyim? Rabbimiz İsa’yı görmedim mi? Sizler Rab yolunda verdiğim emeğin ürünü değil misiniz? 

2 Başkaları için elçi değilsem bile, sizler için elçiyim ya! Rab yolunda elçiliğimin kanıtı sizsiniz. 

3 Beni sorguya çekenlere karşı kendimi böyle savunurum. 

4 Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim? 

5 Öbür elçiler gibi, Rab’bin kardeşleri ve Kefas gibi, yanımızda imanlı bir eş gezdirmeye hakkımız yok mu?” (1. Korintliler-9) 

 

“4  Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz. 

5  Sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! 

22  Onlar İbrani mi? Ben de İbrani’yim. İsrailli mi? Ben de İsrailli’yim. İbrahim’in soyundan mıdırlar? Ben de onun soyundanım. 

23  Mesih’in hizmetkârları mıdırlar? Aklımı kaçırmış gibi konuşuyorum. Ben O’nun daha üstün bir hizmetkârıyım. Ben daha çok emek verdim, hapse daha çok girdim, sayısız dayak yedim, çok kez ölümle burun buruna geldim“. (2.Korintliler-11) 

 

Oysa eğer bu yeni birinin elçi olma konusunda, ölçü İncil olacaksa bu konuda Palus’un yol arkadaşı bakın İncilde ölçüyü vermiş. Bakın ölen Yahuda’nın yerine yeni bir elçi hangi ölçülerle kabul ediliyor görelim; 

 

“21-22 “Buna göre, Yahya’nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa’nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir.” 

23 Böylece iki kişiyi, Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yusuf ile Mattiya’yı önerdiler. 

24-25 Sonra şöyle dua ettiler: “Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda’nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.” 

26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Mattiya’ya düştü. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katıldı.” (Elç. İşl.1:21-22) 

 

Demek ki “ Ben İsa’yı gördüm. Beni elçi atadı, bana vahyediyor“ diye iddialarla  elçi olmak mümkün değil. Tabi eğer bu konuda referansınız  İncilse. Hem de Havarilerin lideri Yakup’tan değil. Bizzat  Pavlus’un yakın arkadaşının yazdıklarıdan aldık. Olur ya aralarında ihtilaf var dyip lider Yakup’un yazdıklarını kabul etmeyenler çıkabilir. Dileyen Pavlus’un aşağıda ki iddialarına göre hareket edebilir. Bazen de üstün bir elçi olduğunu ve kutsallığını kanıtlamak için, alçakgönüllülükle başka alemlerde dolaştığını anlatmayı da ihmal etmez; 

 

1  Yararlı olmasa da övünmek gereklidir. Şimdi görümlere ve Rab’bin vahiylerine geleyim. 

2  On dört yıl önce alınıp üçüncü göğe götürülmüş bir Mesih izleyicisi tanıyorum. Bu, bedensel olarak mı, yoksa beden dışında mı oldu, bilmiyorum, Tanrı bilir. 

3-4  Evet, bu adamın cennete götürüldüğünü biliyorum; bu, bedensel olarak mı, yoksa bedenden ayrı mı oldu, bilmiyorum, Tanrı bilir. Orada, dille anlatılamaz, insanın söylemesi yasak olan sözler işitti. 

5  Böyle biriyle övüneceğim. Ama kendimle ilgili olarak, güçsüzlüklerimden başka bir şeyle övünmeyeceğim. 

6  Övünmek istesem bile akılsız olmayacağım. Çünkü gerçeği söylemiş olacağım. Ama kimse beni gördüğünden ya da işittiğinden daha üstün görmesin diye övünmekten kaçınıyorum.(2.Korintliler- 12)  

 Bu durumun inananların arasında bölünmelere yol açtığını görmekteyiz; 

 “10  Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih’in adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin. 

11  Kardeşlerim, Kloi’nin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim. 

12  Şunu demek istiyorum: Her biriniz, “Ben Pavlus yanlısıyım”, “Ben Apollos yanlısıyım”, “Ben Kefas* yanlısıyım” ya da “Ben Mesih yanlısıyım” diyormuş.“(1. Korintliler-1)  

Bu kargaşa içinde belli ki Kudüs’te ki havariler, durumu aydınlatmak, inananları uyarmak ve irşat için görevlendirilenlerin tanınması için tavsiye mektupları yazmaktadırlar. Pavlus ise bu durumu mektuplarında eleştirir; 

 1 Kendimizi yine tavsiye etmeye mi başlıyoruz? Yoksa bazıları gibi size ya da sizden tavsiye mektuplarına ihtiyacımız mı var? 

2 Bütün insanlarca bilinen ve okunan, yüreklerimize yazılmış mektubumuz sizsiniz. 

3 Hizmetimizin sonucu olup mürekkeple değil, yaşayan Tanrı’nın Ruhu’yla, taş levhalara değil, insan yüreğinin levhalarına yazılmış Mesih’in mektubu olduğunuz açıktır.”(2.Korintliler-2) 

 

Şimdi burada ki yukarıda yazılanları okuyup tekrar tekrar düşününelim. PAVLUS GERÇEKTEN YETKİN BİR HAVARİ MİDİR DEĞİL MİDİR?

2,576 toplam okundu, 0 bugün okundu, 17.02.2024 son okundu