Hıristiyan ilahiyatında insanların imanlı-imansız oluşu, yani cennetlik-cehennemlik insanlar,  insanlar daha yaratılmadan önce Tanrı tarafından seçilmişlerdir. Bu kural özellikle protestan ilahiyatında “Lutufla Kurtuluş-İmanla Aklanma” olarak tanımlanır. Yani insanlar iyi eylemler (sevaplarla) yaparak kurtulamazlar. Bu görüş Martin Luther’in Protestan esaslarının beş ana tezlerinden (Sola Gratia-Sola Fide) ikisidir. Yani imanlı seçilmiş kişi için sevap-günah diye bir sorumluluk yoktur. 

5-O, kendi önünde, sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. 5Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca, İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. 6-Öyle ki, sevgili Oğlunda bize bağışladığı yüce lütfu övülsün. 7-8Tüm bilgelik ve anlayışla üzerimize yağdırdığı kendi lütfunun zenginliği sayesinde, Mesih’in kanının aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışına sahibiz.” (Efesliler-1)

Tabi bu iddiaların sahibi İncil’in bazı bölümlerini oluşturan Pavlus’un Mektuplarıdır. İnsan düşünmeden edemiyor. Tevrat’ta  ON EMİR kimler içindir. Hz. İsa Matta-5-6-7. bölümlerde bu on emire ayrıntılı bir biçimde nasıl uyulması gerektiğini uzun uzun anlatır ve sonunda bu kurallara uymayanlar için bakın neler demekte;

  22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul’da yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir.” (Matta-5)

Şüphe yok ki bu ikaz imanlı kimselere yapılmaktadır. Bakın daha neler demekte;

21 “Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği’ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir.

22 O gün birçokları bana diyecek ki, ‘Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?’

23 O zaman ben de onlara açıkça, ‘Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!’ diyeceğim.” (Matta-7)

Bir örnek daha görelim:

“Size şunu söyleyeyim, insanlar, söyleyecekleri her boş söz için yargı gününde hesap verecekler.

” Kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız.” (Matta-12

Şimdi de Hz. İsa’nın kardeşi ve O’nun ölümünden sonra Havarilerin lideri olan YAKUP bu konuda İncilde neler diyor;

8 “Komşunu kendin gibi seveceksin” diyen Kutsal Yazı’ya uyarak Kralımız Tanrı’nın Yasası’nı gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz.

9 Ama insanlar arasında ayrım yaparsanız, günah işlemiş olursunuz; Yasa tarafından, Yasa’yı (Tevrat’ı)çiğnemekten suçlu bulunursunuz.

10 Çünkü Yasa’nın her dediğini yerine getirse de tek konuda ondan sapan kişi bütün Yasa’ya karşı suçlu olur.

11 Nitekim “Zina etmeyeceksin” diyen, aynı zamanda “Adam öldürmeyeceksin” demiştir. Zina etmez, ama adam öldürürsen, Yasa’yı yine de çiğnemiş olursun.

12 Özgürlük Yasası’yla yargılanacak olanlar gibi konuşup davranın. (Yakup’un Mek.-2)

Bakın sadece iman yeterli, diğer eylemlere gerek yok iddiaları için neler diyor;

 

17 Bunun gibi, tek başına eylemsiz iman da ölüdür.

18 Ama biri şöyle diyebilir: “Senin imanın var, benimse eylemlerim.” Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de sana imanımı eylemlerimle göstereyim.

19 Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar!

20 Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?

21 Atamız İbrahim, oğlu İshak’ı sunağın üzerinde Tanrı’ya adama eylemiyle aklanmadı mı?

22 Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı eylemleriyle tamamlandı.

23 Böylelikle, “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı” diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim’e de Tanrı’nın dostu dendi.

24 Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır. (Yakup’un Mek.-2)

Ülkemizdeki ünlü ABD’li misyoner Daniel Wickwire “Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim Hakkında 100 soru” isimli kitabının 24. sayfasında “Allah insanlar arasında bir ayırım yapar mı?” diye kurnazca bir soru sorarak, yukarıda anlatılanları görmezden gelerek, ayırım yapmadığını belirten bir sürü İncil ifadesi verir. Bizde onlardan birini verelim;

6Tanrı, «herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir7Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık ve ölümsüzlüğü arayanlara sonsuz yaşamı verecek. 8Ama bencil olanların, gerçeğe uymayıp haksızlığın peşinden gidenlerin üzerine gazap ve öfke yağdıracak. 910Başta Yahudi’ye, sonra Yahudi olmayana olmak üzere, kötülük yapan her insana sıkıntı ve elem verecek; yine başta Yahudi’ye, sonra Yahudi olmayana olmak üzere, iyilik yapan herkese yücelik, saygınlık ve esenlik verecektir. 11Çünkü Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz.” (Romalılar-2)

Şimdi ne oldu Pavlus ve Martin Luther’in iddiaları. Burada Tanrı’nın, İnsanlar arasında ayırım yapmadan, iyilik yapanlara ayrı, kötülük yapanlara ayrı karşılık vereceği açıkça belirtilmektedir. Bu ifadeler Pavlus’a ait “Romalılar’a Mektup” tandır. Yani bu ifadeler Pavlus’a aittir. Pavlus, kendine ait “Lutuf ve İmanla kurtuluş” teziyle tam bir çelişki halinde. Pavlus’ta ayrı çelişki, bu çelişkileri görmezden gelen Martin Luther ve D. Wiçwire’de ayrı çelişki. Bütün bunlara baktığımızda ortada ki gerçek şu: eğer bu dinin kurucusu Hz. İsa ise O’na göre Tanrı insanlar arasında ayırım yapmaz. Kardeşi ve Havarilerin liderine Yakup’a göre de Tanrı insanlar arasında ayırım yapmaz. AMA BU DİNİN KURUCUSU PAVLUS İSE: O’NA GÖRE HEM YAPAR HEM DE YAPMAZ. PROTESTANLARIN LİDERİ MARTİN LUTHER’E GÖRE TANRI İNSANLAR ARASINDA AYIRIM YAPAR. Bu nasıl iştir demeyin.  Kitabımızın en arkasında belirttiğimiz gibi, İncil’de bir çok ana konu böyle değil mi? İsa hem insan, hem de Tanrı değil mi? Hem Davutoğlu hem de Tanrıoğlu değil mi vs.? Hıristiyan teolojisi uzmanı Fikret Böcek, “Davinci Şifresi’ne Panzehir” isimli eserinin 225. sayfasında şöyle der. “Martin Luther bunu farketmiş ve 1522′de İncil’i Almanca’ya çevirdiğinde İncil’de bulunan havarilerin İsa’dan sonraki lideri Yakup’un Mektubu’nda, ”İyi işlerle kurtuluş” öğretisinin, Pavlus’un “Lutuf’la kurtuluş ve imanla aklanma” öğretisiyle çeliştiği için ayrı bir bölüme eklemiştir.” Martin Lurher haklı ve bu çelişkiye dikkat çekmiş. Alında hangi konuda çelişki yok ki. Hangi konu tam net ki.

Tamam Lider Yakup bu konuyu açıkça tenkid ettiği için bu mektubu bir kenara attık. Ya Hz. İsa’nın Matta İncilinde ki yukarıda belirttiğimiz uyarıları ne olacak. Bunları da İsa’nın Tevrat için yaptığı uyarıları Pavlus aşkına görmezden geldiğimiz gibi yine görmezden gelelim. Konu kapandı mı? HAYIR. ASIL ÖNEMLİ KONU; EĞER KURTULACAK İNSANLAR DAHA DÜNYAYA GELMEDEN TANRI TARAFINDAN SECİLMİŞSE, İSA ÇARMIHTA HANGİ İNSANLARIN KURTULUŞUNA KEFARET OLARAK CANINI VERMİŞTİR? “VAHİY KİTABI”NDA BELİRTİLEN İKİCİ GELİŞTE HZ. İSA KİMLERİ YARGILAYACAK Kİ. BU DURUMDA PAVLUS KENDİ KURDUĞU TEMELİ, LUTUF İDDİASIYLA YIKMIŞ OLMUYOR MU?  Hıristiyanlığın üzerinde durduğu ana temel çökmüş olmuyor mu? Daha söylenecek bir söz var mı bilmiyorum? Konuyu tekrar özetlersek;

1-Bu durum da Hıristiyanlık dininin ilkeleri, Pavlus’un tarafından belirlenmiştir. İncillerde Hz. İsa ve İsa’nın kardeşi Havarilerin lideri Yakup’un ilkelerinin bir gecerliliği yoktur.

2-Eğer bütün bunları Hz. İsa Pavlus’a vahyettiyse, bu durumda hz. İsa, Pavlus’a,  İncil’deki kendi öğretileriyle çelişen şeyler vahyetmiş oluyor.

3-Hz. İsa’nın kardeşi ve O’ndan sonra Havarilerin lideri olan Yakup   İncildeki kendi mektubunda, Pavlus’un bu iddialarına açıkça karşı çıktığına göre, böyle bir vahyin olması mümkün değildir.

4-Diyelim ki Pavlus’un bu iddiası doğrudur. Tanrı imanlı insanları daha dünyaya gelmeden lutfuyla seçmişse ve bu secilenler kurtulmuşsa, Peki Tanrınınoğlu İsa Mesih, çarmıhta kimleri kurtarmak için canını verdi. Ayrıca İsa İncillerde kimler için kurtarıcı olduğunu iddia etmiştir. Bu çelişkiler bu dinin temelini sarsacak sonuçlar doğurur.

5-Ayni şekilde Pavlus, Hz. İsa’nın ve ondan sonra Havarilerin bu dinin temeli kabul ettikleri Tevrat, sünnet, Tapınak, Şabat, putlara sunulan kurbanların etlerinin yenmesi gibi ana esaslarını da reddetmektedir.

6- Zaten bu iddialarından dolayı, Kudüs’e İsa’nın ölümünden sonra O’nun yerine Havarilere lider olan Yakup’u ziyaret etmeye geldiğinde, Lider Yakup, Pavlus’a “Anadoluda yanlış fikirler yaydığını ve tapınağa gidip tövbe ederek bunlardan arınmasını ” söyler. Pavlus tapınağa gittiğinde onu tanıyan Yahudiler, bu sapkın fikirlerinden dolayı Pavlus’u öldürmeye kalkışmaları iddialarımızı doğrulamaktadır. 

8-Ayrıca lider Yakup mektubunda sadece “BABA TANRI”yı yüceltmekte ve başka hiç bir tanrı kişiliğinden  ve özellikle Hz. İsa’nın Tanrılığından da bahsetmediğine göre, yalnızca bu iddiayı başlatan da yine Pavlus’tur.

9-Bütün bunlar, Pavlus’u, bu dinin gerçek kurucusu konumuna yükseltir ve bu din adı ister istemez ”PAVLUS HIRİSTİYANLIĞI” olur.

Daniel wiçkwire “Kutsal Kitabın değişmezliği” isimli eserinin72. sayfasında  ve 73. sayfasında ki iddialarına bir bakalım;

“Bir tanık doğruyu söylediği taktirde ifadeler birbirini tutmalı. Öyleyse, Tanrı’dan gelen her söz, diğeriyle uymalı ve birbirini tamamlamalıdır! Birbirine uyan ve birbirini tamamlayan kitaplar değil, ona uymayan kitaplar geçersizdir. Yani aynı Tanrı’dan kaynaklanmışsa eğer, sonra gelen kitap önceden gelen kitaplarla uyum içinde olmalıdır……….Tanrı tarafından önce gelen peygamberlerle sonra gelen peygamberlerin sözleri uyum içinde olmalıdır. Öyle ki, eğer peygamberler mesajlarını aynı Tanrı’dan alıyorsa, Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısıdır.”

Bu yorumlara katılmamak elde değil. Şimdi bu yorumlarla, yukarıda anlatılanları karşılaştıralım ve ayni dinin en önde gelenlerinin yazdıkları bu çelişkiler, gerçekten bir Tanrı esini ve Kutsal ruhun denetimi altında  yazıldığından eminmiyiz tekrar düşünelim!!!!!!!!

Bizden hatırlatması.

 

2,926 toplam okundu, 0 bugün okundu, 17.05.2024 son okundu