Bilim adamları artık kainatın ilk yaratılışının büyük patlamayla (BİG BANG) başladığını ve daha sonra oluşan atom parçacıklarının da maddeyi, kainat boşluğu içersindeki yıldızları oluşturduğunu çeşitli kanıtlarına ulaştıkları için tartışmasız bilimsel bir gerçek olduğunu kabul etmektedirler. Böylece kainatı oluşturan ilk patlamayı İsviçre’nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü CERN’ de 10 Eylül 2008’de bir deney başlattılar. Kainatın yaratılış sırrını çözmek için bu deneyler hala devam etmektedir. Kuran’dan aldığımız aşağıda ki çeşitli ayetlerde, bu ilk yaratılışa ışık tutacak birçok bilgi mevcuttur;

101- O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. (Enam)
30-İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı? (Enbiya)
11-Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: “İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik” dediler. (Fussilet)

GENİŞLEYEN EVREN
Daha sonra bilim adamları, İlk patlamanın verdiği ivme ile suya atılan taş misali yoktan var olan evrenin genişlemekte olduğunu keşfettiler. Bunun da kanıtlarını Kuran’da göre biliyoruz;
47-Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz. (Zariyat)

BİG CRUNCH EVRENİN SONU MU?
Bilim adamları en son genişleyen evrenin tekrar kendi içinde büzülüp (BİG CRUNCH) ilk patlama anına geri döneceğini keşfettiler. Ancak son yıllarda tartışılan konu şu: Tekrar geri toplanan ve madde ilk patlama anına geri dönüp tamamen yok olduktan sonra ne olacak? Kuran’da buna cevap bulmaktayız;

104-Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, YARATMAYA İLK BAŞLADIĞIMIZ GİBİ katımızdan verilmiş bir söz olarak ONU TEKRAR VAR EDECEĞİZ. Doğrusu Biz yaparız.(Enbiya)

Bunu destekleyen daha başka Kuran ayetlerini de görmekteyiz;

34-De ki: “Koştuğunuz ortaklardan, önce yaratan, sonra bunu TEKRAR EDEN var mıdır?” De ki: “Allah önce yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da döndürülürsünüz! ” (Yunus)

11-Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu TERAR eder. Sonra da yalnız O’na döndürüleceksiniz. (Rum)

27-O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu TEKRARLAYACAK olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Rum)

Gerisi bilim adamlarının kanıtına kalıyor.Tabi bu durumda insan düşünmeden edemiyor: Acaba bu YAŞADIĞIMIZ KAİNAT kaçıncı tekrardır? Bundan önce var olupta sonra yok edilmiş bizden önceki evrenlerin kalan radyosyonlarını bilim adamları tesbit etmiş durumda. İnsanoğlu İlim sayesinde, ancak kainatta yaratılmış olan, ölçülebilin varlıkları hakkında bilgi sahibi olabilir. Allah ise kainatta yaratılmış bir yaratık olmadığından Allah hakkında direkt bilimsel ölçüler bulmak mümkün değildir. İnsanoğlunun  Allah’ın varlığını ispat eden pozitif bilimlerden delil araması boş bir çabadır. Ancak sosyal bilimlerde olduğu gibi, akıl yürütülerek bir yaratıcı gücü keşfedebiliriz.
Eğer kainat tesadüfen var olsaydı, hiçbir denge, düzen olmaz ve sonsuz bir hesap, ölçü gerektiren  hayat kurulamazdı. Evrende her oluşu, her varlığı bir nedene bağlayanlar, yani bir neden olmadan bir oluş olamayacağını akılla bulanlar, her olayı bir nedene bağlayanlar, asıl evrenin yoktan var olmasına gelince aklı devredışı bırakıp, bu muazzam oluşu tesadüfleree bağlayabilmektedirler. İşte asıl aklı çalıştırılaçak yer burası iken nedense burada aklıdememektedirler.Hayat ve canlılık materyalist ateist Darvincilerin iddia ettiği gibi sadece bilinçsiz madde, atom, et ve kemikten ibaret değildir.

ADETA ATEİSTLERLE ALAY EDİLMEKTE

Yukarıda Kuranda açıklanan tekrar tekrar yaratmak maddeyi sonsuzdan beri var olduğunu iddia edip maddeyi tanrılaştıran ateistlerle adeta alay etmektedir. Bu ayette Allah ateistlerle adeta aly edercesine diyor ki “O sizin sonsuzdan beri var olduğunu iddia ettiğiniz maddeyi, yoktan var olmadı dediğiniz maddeyi BEN tekrar tekrar yok edip ,  tekrar terar yoktan var etmekteyim.”

Hayat ve canlılık  atom ve hüçreden başlayarak tüm kainatı saran milyarlarca program ve bunlara yön veren, bazılarının tabiat-yaradılış kanunu dedikleri güçlerle işlemektedir. Nasıl ki program olmadan  bir bilgisayar  işlevsiz, yani cansız bir elektronik parçalardan ibaretse; bir hüçreyi, yumurtadan çıkan bir civcivi, kış uykusuna yatırılan bir hayvanı, bir arı kovanını, bir kulağı, gözü, karaciğeri vb. işleten program olmasa, bunlarda et ve kemikten ibaret işlevsiz ölü gibi olacaklardır. Hayat et ve kemik değil bir programlar sarmalıdır. Ayrıca yaradılış kanunları olmadan ne yıldızların ne de atomun  ayakta kalması mümkün değildir.

Bunlara Kuran’da bir çok yerde vurgu yapılır.

68 – Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.

69 – Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır. (Nahl suresi)

12-Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semayı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, aziz, alim Allah’ın takdiridir. (Fussilet suresi)

Mesele canlılığın kör tesadüflerle meydana gelmesi olsaydı, bu iş bazı fosillerle izah edilebilirdi. Zaten Kuran’da Allah canlılığı uzun bir zaman diliminde evrime benzer bir gelişme ile yarattığını anlatmaktadır. Gerisini keşfetmek bilimin işidir. Bakmayın siz dindarların körükörüne evrimi eleştirmesine. Dindarlar ateizme temel yapılmak istenen evrime karşı çıkmaktadırlar.

İşte Kur’an da kainattaki bu ince dengelere vurgu yaparak,  bunların tesadüfen olamayacağı konusuna dikkatimizi çeker.Astrofizikçi W. Press ise Nature dergisindeki bir makalesinde, “evrende, akıllı yaşamın gelişmesini destekleyen büyük bir tasarım bulunmaktadır” demektedir. Ünlü İngiliz astronom Fred Hoyle da, yıldızların merkezinde gerçekleşen nükleer reaksiyonların inanılmaz dengelerini keşfettiğinde şu yorumu yapmıştır:Kanıtları inceleyen herhangi bir bilim adamının kendisini şu sonucu çıkarmaktan alıkoyabileceğini sanmıyorum: Fizik kanunları, yıldızların içinde gerçekleştirdikleri sonuçlara bakılırsa, bilinçli olarak düzenlenmişlerdir.

Ateizm mataryalist sistemin zamanla darbeler alarak çökmesinden sonra bir dogma haline gelmiştir.Mataryelizme en büyük darbeyide Bing Bang teorisi vurmuştur.Çünkü evrenin bir başlangıcı olduğunu ve maddenin yoktan yaratıldığı ortaya çıkmıştır.

ünlü materyalist felsefeci Anthony Flew, Big Bang ile birlikte ortaya çıkan “yoktan yaratılış” gerçeği hakkında şöyle söylemektedir:

İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Ben hala ateizme inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim.”Ayrıca; zamanımızda kimse gökten vahiy inerken görmedi ama, bugün bile bilimle henüz ölçülemediği için ancak el yordamıyla akıl yürütülerek ortaya atılan teoriler, 1400 küsür sene önce bir kitapta açıkça anlatılmışsa, bunun insan yazması olmadığının açık delilidir. Bu konular hakkında bilimden önce açıklamaları, ancak onu yaratan sunabilir.

Dolayısıyla Kur’an’da bulunan bu bilimsel gerçekler, onun yaratıcı tarafından yazdırıldığının delilidir.
İşte Kur’an’ın deyişiyle gaybe yani; kendini hissettirdiği halde, apaçık görmeden tam anlaşılamayana iman budur. Yoksa birilerinin iddia ettiği gibi, körü körüne bir şeye inanmak değildir. Gerçeği akıl ve hisle bulmak. Zaten bu da hayatın, imtihanın veya insan sırrının, ne derseniz deyin gerçeği budur. Hakkı aramak, ulaşmak ve teslim olmak. Ancak bu iş ne tam akılla olur ne de akılsız.  bu sebeble inananlar arasında çoban da vardır profesör de, inanamayanların arasında da çoban da vardır profesörde. Çünkü insanlar doğrulardan ziyade hoşlandıkları şeyleri tecih ederler ve kaybedeceklerinden korktukları dünyalıkları sebebiyle akıllarının kabul ettiğibir çok gerçeği görmezden gelirler.

Evvel’dir O, başlangıcı yoktur; Âhir’dir O, sonu yoktur; Zâhir’dir O, her şeyde belirir; Bâtın’dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir o.” Kur’an-57/3

Araştırmacı-yazar İLHAN AKKURT

http://www.habertaraf.com/haberler/80377-kuran_ateistlerle_nasil_dalga_geciyor.html


 

0 toplam okundu, 0 bugün okundu, 01.01.1970 son okundu