IV.06.TEVRAT’TAKİ EN BÜYÜK TAHRİFAT
IV.06.TEVRAT’TAKİ EN BÜYÜK TAHRİFAT Ağustos 9th, 2007Şimdi bu bölümde göreceğimiz konu belkide İncil’de, Hz. İsa’nın tanrılığının ispatı konusunda bizzat Hz. İsa’nın kendi ağzıyla söylediği iddia edilen Tevrat ifadeleridir. Burada Tanrıyı tanımlamak için kullanılan YHWH-YAHOWAH ve ADONAY-EFENDİ kelimelerindeki tahrifatları göreceğiz. Şimdi Türkçe’mize RAB olarak çevrilen bu kelimelerin yol açtığı, son derece önemli çarpıtmalarını görelim. Rab kelimesi, ilk üç İncilde Hz. İsa’yı Tanrılaştıran en önemli ifadedir. Daha öncede dediğimiz gibi, mevcut İncilerle Hz. İsa hakkında net bir tanımlama yapmak mümkün değil. Bir yerde Tanrıya eş tutulurken başka bir yerde Peygamber veya insan olduğu vurgulanır. Bir yerde Tanrıoğlu tanımı kullanılırken, başka bir yerde Davutoğlu olduğundan bahsedilir vs. İşte aslında bütün bunlar, İncillerde yapılan acemice tahrifatın açık ispatıdır. Bir yerde Hz. İsa’yı “Rab” ilan ederken başka bir yerde H.z. İsa için orijinal Aramicesi olan “Rabbi” tanımının bulunması, bütün bunları anlamak isteyenler için Allah’ın bir lütfu olmaktadır. Şimdi benzer fakat son derece önemli bir ifade üzerinde duracağız. Hem de Markos İncilinde ve İncilin tamamındaki Tanrı’yı yücelten, O’nun tek olduğunu vurgulayan son derece önemli bir emirden sonra olması çok düşündürücü. Burada Hz. İsa’nın Davutoğlu olduğu değil de, RAB olduğu bizzat Tevrat’tan ve Hz. İsa’nın ağzından söyletilmektedir; “35 İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: “Nasıl oluyor da din bilginleri, ‘Mesih, Davut’un Oğlu’dur’ diyorlar?
36 Davut’un kendisi, Kutsal Ruh’tan esinlenerek şöyle demişti: ‘Rab Rabbim’e dedi ki, Ben düşmanlarını Ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur.’
37 Davut’un kendisi O’ndan Rab diye söz ettiğine göre, O nasıl Davut’un Oğlu olur?” Oradaki büyük kalabalık O’nu zevkle dinliyordu.”(Makos-12)
Burada Tevrat’taki Hz. Davut’un Mezmurları 110:1’deki bir ifadeyi Hz. İsa, kendisi için söylendiğini vurgulayarak, “Bana niçin Davut’un Oğlu diyorsunuz.Davut bana Rab demektedir” diyor. Böylece Markos’ta, bir önce vurgulanan tek Tanrı anlayışı üzerinde, kafalar karıştırılmaktadır ve bu Tevrat ifadesinin İncillerde bir çok yerde Hz. İsa’nın tanrılığını ispat etmek için devamlı kullanıldığı görülmektedir. Bizde bu ifade Tevrat’ta nasıl kullanılmış merak ettik. Bakın neler gördük. Konunun iyice anlaşılması için, bu Mezmurun, “Rab, Rabbime dedi” kısmının Tevrat’ta orijinal İbranice’sine de baktık ve şunu gördük;
“Niem YHWH la-adoni”
Burada adoni kelimesi, aynen Yunanca’daki kyrıos kelimesi gibi efendi anlamında, hem insan için, hem de Tanrı için kullanılan bir kelimedir. Bu durumda bu kelimenin bir insan için mi, yoksa Tanrı için mi kullanılmış olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü İbranicede de yazı dilinde büyük harf küçük harf ayırımı yoktur. İncillerin İbranice orjinallerinde, Hz. İsa’ya hitap şekillerinde efendim anlamında “adonai” de kullanılmıştır ki, Yunanca tercümelerde “kyrıos” un en önemli sebebi bu olmalı ve Hz. İsa’nın kimliğinin karıştırılmasında en önemli faktörlerden biri olduğu muhakkaktır. Ama bununla insana hitap edilmiş olacağını, Hz. İsa için başka bir hitap şekli olan ve Yunanca İncillerde orijinal halini gördüğümüz Aramice “rabbi” kelimesi bize en önemli kanıttır. Eğer Yahudiler için Hz. İsa Tanrı olsaydı bir insana hitap edildiği gibi, tanrı olan birine “rabbi” diye hitap etmezlerdi. Bu açıklamalardan sonra, yukarıdaki İbranice Tevrat ifadesinden anlaşılıyor ki, önce bu ifade de iki defa RAB manasında bir terim kullanılmamaktadır. Rab olarak terçüme edilen kelimenin ilki “YHWH”, Yahovah veya Yahve okunan, Yahudilerin Tanrısının özel adıdır. İkinci kelime “ADONİ” ise “Krıos-efendim” olarak tercüme edilmesi gereken, İbranice’deki ADONAY kelimesidir. Ama bu adonai unvanı, Tanrı için mi yoksa bir insan için mi bunu anlamalıyız? Bunu daha doğru anlamak için, Tevrat’ın Yahudi din adamları tarafından yapılan, İngilizce tercümesine bakıyoruz ve gördüğümüz tercüme;41
“The Lord said to my lord”
Burada durum tamamen anlaşılmaktadır. İngilizce’de ikinci “LORD “ küçük harfle başladığından bu hitap bir insana olan “efendi” anlamında bir hitap şeklidir. Dolayısıyla bu Mezmur’daki şiirde, Tanrı Yahovah’ın, bir insana hitap ettiği kesinleşmektedir ve bunun doğru tercümesi;
“yahovah efendime dedi ki “ veya “Tanrı efendime dedi ki”
Yani Tanrı Yahovah yaratılmış bir İnsana seslendiği çok açık anlaşılmaktadır. Şimdi yukarıda İbranice orijinalini gördüğümüz ifadenin Yunanca Tevrat olan Septuagent’a nasıl tercüme edilmiş onu görelim;
“allhlouia ecomologhsomai soi kurie”
Tercüme aynen İbranice’de ki “Yahovah efendime dedi ki” manasındadır. Burada hiçbir tercüme hatası yoktur. Çünkü Teratın Yunancası tercümesini olan SEPTUAGENT MÖ: 3 yüzyılda, 70 Yahudi asıllı din adamı tarafından İskenderiye’de yaşayan ve İbraniceyi unutmuş Yahudiler için yapılmıştı. Allhouia, Yahovah ve Kurie, Adonai anlamında efendim olarak dosdoğru bir şekildi tercüme edilmiştir. Şimdi de aynı ifadenin yine Markos İncili’ne Yunanca nasıl aktarılmış olduğuna bakalım;
“eipen o kuriov tw kuriw”
İşte bütün meselenin özü burada. Yahovah anlamındaki ‘allhlouia’ nedense Yunanca Tevrat’ta, yine Yunanca olan Markos ve diğer İncillere aktarılırken ‘KURİOV’, yani ‘efendi’ olarak aktarılmış. Böylece çok net olan ‘Tanrı efendime dedi ki’ oldu ‘Efendim efendime dedi ki’. Geriye kaldı bu efendilerin kim olduğuna karar vermeye. Yunanca’da büyük küçük harf olmadığı için, bunların kim olduğunun açık ispatı yok. Artık kime yorumlarsan yorumla. Yunanca İncillerden efendilerin mahiyetini tam anlamak mümkün değil. Ama İncillerin Hristiyan uzmanlar tarafından İngilizce yapılan tercümelerinde, Yahudilerin Tevrat tercümelerinin aksine, bu ifadenin “The Lord said to my Lord” şeklinde olduğunu, bununda Tanrının Tanrıya seslendiği şeklinde olduğunu görmekteyiz. Zaten Yahudilikte kesinlikle Tanrının tek olmasından dolayı, burada ikinci bir Tanrıya sesleniş olduğunu düşünmek mümkün değil. Şimdi konuya açıklık getirecek son derece önemli bir ayrıntı üzerinde duracağız. İncillerin elimizde bulunan Yunancaları yazılırken bilerek veya bilmeyerek Yunan asıllı yazarlar YAHVE kelimesini KURİOV diye kullandığı için kavramlar iyice karıştırılmıştır. Bu ayrıntıda yine bizim iddialarımızı doğrulayan ve Hz. İsa’nın nasıl zorlama yorumlarla Tanrılaştırıldığının önemli kanıtlardandır. Yahudi olan Septuagent tercümanlar bu ayrıntıyı çok iyi bilerek hata yapmamışlardır. Fakat bu ara yine çok önemli bir ayrıntıyı fark ettik. Hıristiyan kaynaklı Türkçe Tevrat tercümelerinde önemli bir çeviri farklılığı olduğunu gördük. Hem de ayni yayınevinin, iki farklı tarihteki Tevrat tercümesinde. Şimdi bunları görelim. Kitabı Mukaddes Şirketinin 1997 yılındaki tercümesi
“1Rab Rabbime dedi , Ben düşmanlarını senin ayaklarına basamak koyuncaya kadar, Sağımda otur.”(Tevrat-Mezmur-110)
Şimdi ayni şirketin 2000 yılındaki tercümesine bakalım. Çünkü bir şeyler değişmiş;
“1 RAB efendime: “Ben düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur” diyor.”(Tevrat-Mezmur-110)
Son tercümede, ikinci “RAB” olmuş efendi. Burada son derece yanlış anlamlara dönüşecek ve bizim RAB’le ilgili anlattığımız son derece önemli bir tercüme hatasının, bizim iddia ettiğimiz şekilde düzeltildiği açıkça görülmektedir. Ama nedense yalnızca Tevrat tercümelerinde. Gerçi yine tam doğru tercüme “TANRI EFENDİME DEDİ” olmalıydı. Ne yazık ki yine Yunanca olan İncillere ayni ifade tahrifatlı aktarıldığından, ‘Rab Rabbime dedi ki’ olarak bırakmalarını nasıl izah etmektedirler çok merak etmekteyiz. Tabi ne yapsınlar Yunanca İncillerde böyle farklı yazılmış. Tahrifatın bu kadar acemicesi ve açığı zor bulunur. Geri dönüş mümkün değil. Mızrağın cuvala sığması mümkün görünmemektedir. Burada sorun, Yunanca Tevrat’ta doğru olarak tercüme edilen cümlenin, maalesef yine Yunanca İncilde, kendi teolajik görüşlerini desteklemek için bile bile yaptıkları tahrifattır. Şimdi yine düşünmeden edemiyoruz. Burada yine son derece önemli bir gerçeğin ispatıyla karşı karşıyayız. Acaba İncillerde geçen bu ifadeyi Hz. İsa gerçekten söylemiş olabilir mi? Eğer Hz. İsa böyle bir ifade kullandıysa, bunu Tevrat’taki orijinal İbranicesiyle kullanmıştır. Peki, Tevrat’ta açıkça “Yahve efendime dedi ki” olan bir ifadeyi kendi Tanrılığını ispat için kullanabilir mi? Kullansa hangi Yahudi kabul eder, çok acemice bir kurgu değil mi? Zaten Tevrat’ta olmayan bu ifeadeyi Hz. İsa’nın söylemesi mümkün değil. Böyle bir ifadeyi ancak Yunanlılar için bir Yunanlı yazar kurgulayabilir. Doğruyu görmek isteyen için her şey o kadar apaçık ortada ki! Yeterki önyargıdan biraz uzaklaşıp bir muhakame yapalım gerisi çok kolay. Yeri gelmişken tekrar belirtelim ÜNİTERYAN (tevhidçi) KİLİSE bu gerçeği anlayarak buralarda İncillere insan eli karışmış olduğunu kabul etmiş ve teslissi terk etmişlerdir. Peki, yine eğer Markos bu satırları yazdı ise, kendisi bir Yahudi olduğu halde bu hatayı yapabilir mi? Demek ki bu kurguyu yapan bir Yahudi olan Markos’ta olamaz. Bu ayni zamanda şunun da ispatıdır. Ya bu İncilleri yazdığı belirtilen kişiler yazmadı; ya da asıl nüshaları belki bunlar kaleme aldı ama, sonradan bunlara Yunanlı derleyiciler birçok noktada kendi görüşlerini desteklemek için bir sürü ilaveler yaptılar. Bunun başka bir izahı olamaz. İlerleyen satırlarda ayni mantıkla böyle acemice yapılmış birçok tahrifatı görülecek Böylece Hz. İsa’nın tanrılaştırma çabalarını O’nun hakkında en doğru ifadeleri bulunduran Markos İncili’ne de girmiş olmaktadır. Ayrıca şunu da belirtelim ki, Tevrat’ta ki bu ifade Tanrı’ya ait bir sesleniş te değil, Hz. Davut’un yazdığı bir şiirdir ve herkes bilir ki, şiirlerde her türlü hayali benzetme ve anlatımlar kullanılır. Yani bir şiirdeki ifade, ne derece teolojik bir kural olabilir siz düşünün. Bu konuda tahrifatlar o kadar açıktan yapılmış ki şaşırmamak mümkün değil. Nedense tek Tanrı anlayışı üzerinde ve özellikle Markos İncilindeki ifadeler fena tahrif edilmiş;
“17 İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu.18 İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.”(Markos-10)
Bakın Markos’ta vurgulanan Tanrı, Matta’ya alıntılanırken nasıl yok ediliyor;
“16 Adamın biri İsa’ya gelip, “Öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için nasıl bir iyilik yapmalıyım?” diye sordu.
17 İsa, “Bana neden iyilik hakkında soru soruyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var. Yaşama kavuşmak istiyorsan, O’nun buyruklarını yerine getir.” (Matta-19)
İyi olan Tanrı, oldu belirsiz biri. Birileri iyi olarak Tanrının anılmasını tahrif etti. Kimdir bu Hz. İsa mı? Bir kişi bir anda iki farklı ifade veremeyeceğine göre bu ifadeler Hz. İsa’nın sözlerinin açıkça değiştirildiğinin ispatı değil mi? Daha bitmedi. Şimdi de Tevrat’ta ki en önemli buyruk nasıl değiştiriliyor onu görelim. Yine Markos’ta Tanrının tek olduğu vurgusu yapılan ve Tevrat’ta ki Hz. Musa’ya gelen, meşhur on emirden ilki olan en önemli bir ifadenin, Matta ve Luka İncillerinde nasıl tahrif edildiğini görelim;
“28 Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini* yaklaşıp O’na, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu.
29 İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab’dir.
30 Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.”(Markos-12)
Şimdi ayni ifadeyi Markos’tan alıntı yapan Matta İncil yazarının bu tevhid anlayışını nasıl tahrif ettiğini görelim. Luka’da da durum aynidir (Luka-10:25,28)
“35-36 Onlardan biri, bir Kutsal Yasa uzmanı, İsa’yı denemek amacıyla O’na şunu sordu: “Öğretmenim, Kutsal Yasa’da en önemli buyruk hangisidir?”
37 İsa ona şu karşılığı verdi: “‘Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.’
38 İşte ilk ve en önemli buyruk budur. »(Matta-22)
O devirde Yahudi olan herkesin bildiği bu gerçek, hiç çekinmeden böyle tahrif edildiğine göre, bunları yazanların Yahudi olmadığı kesin. Hatta Markos‘taki bu emirde öyle bir Tanrı anlayışı var ki, O’ndan başkasının RAB ismiyle anılmasını bile yasaklamaktadır.”Tanrımız Rab tek Rab’dir”. Şimdi burada herkes şapkasını önüne alıp derin derin düşünmeli. Tanrı’dan Hz. Musa’ya gelen en önemli buyruğu olan tek Tanrı inancını kim tahrif etti; Hz. İsa mı, esinleyen Tanrı veya Kutsal Ruh mu, yoksa İncil yazarları mı? Anlamak isteyen için her şey apaçık ortada. Birileri bunu iyi düşünüp cevaplamalı. Hiç kimse her zaman olduğu gibi “-Ne var bunda büyütülecek Matta ve Luka yazarları bu ayrıntıları eksik yazmış” diyerek sonrada “Kutsal yazıların bir harfi bile değiştirilmemiştir” diye alay etmeye kalkmasın, bunları söyleyenlere birileri de “-Size esinleyen Tanrı ve kutsal ruh ne de çok şeyi unutmuş” diyerek alay edebilirler. Bizden hatırlatması!
Bunlarla yetinmeyenler için söyleyeceklerimiz daha bitmedi. İbranilere Mektupta, Hz. İsa’nın meleklerden aşağı bir derecede ve sadece başkahin sıfatı verilmesine içerleyerek Tevrat’ta Tanrı için yapıldığı besbelli olan tanımlamaları alıp Hz. İsa’yı tanrılaştırmak için, bunlar oğul için söylenmiştir diyen kim?
“8 Ama Oğul için şöyle diyor: “Ey Tanrı, tahtın sonsuzluklar boyunca kalıcıdır, Egemenliğinin asası adalet asasıdır.
9 Doğruluğu sevdin, kötülükten nefret ettin. Bunun için Tanrı, senin Tanrın, Seni sevinç yağıyla Arkadaşlarından daha çok meshetti.”(İbraniler-1) Şimdi de ülkemizde ki bazı Hristiyan yazarlarınh eserlerine bakalım. Bu konuda o kadar konu ile ilgisiz Tevrat ayetleri kullanılıyor ki insan şaşkınlık içinde kalıyor. Carlos Madrigal “Üç Tanrı mı Tek Tanrı mı?” isimli eserinde yukarıda saydığımız bu zorlama yorumlar yapılan İfadeleri kitabında zikretmekte ve şu ifadelerle kendisi Tevrat’tan hangi ifadeyi Hz. İsa için kullanmaktadır bir bakalım;
“Yehova diyor, seni Yehova azarlasın (bkz.Zekarya 3:2). Bu ayetlerde Tanrı bir “Ben” olarak kendi kendine bir “Sen” olarak seslendiği veya Kendisinden söz ettiği açıkça görülmektedir:”42
Merak edip yazarın kendi örnek olarak verdiği bu Tevrat ayeti acaba konuyla ilgili mi diyerek baktık. Bakın neler gördük;
“1 RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşu’yu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytan’ı bana gösterdi.
2 RAB’bin meleği Şeytan’a, “RAB seni azarlasın, ey Şeytan!” dedi,“(Tevrat-Zekerya-3)
Buradaki Tevrat ayetinin, yazarın iddiasıyla bir ilgisi olduğunu görebilen var mı acaba? Allah aşkına burada “sen” diye hitap edilen şeytan değil midir? Bu ayetten nasıl oluyor da Tanrı iki kişi olarak kendine seslendiği anlamı çıkarılıyor? Şeytana yapıldığı apaçık belli olan bu hitap nasıl oluyor da dolaylı olarak Hz. İsa’nın Tanrılığıyla ilgili oluyor anlamak zor. Yazar daha sonraki sayfalarda bu ifadeleri nasıl teslise kanıt yaptığını görelim;
“Her biri, üçünün arasındaki ilişkiler sayesinde bir benlik olarak belirir. Tanrı’da hem bir “Ben”, hem de bir “Sen” ve bir “O” vardır. Bu nedenle, Tanrı Tanrı’ya “ ‘ben’ ‘sen’i seviyorum vb. diyebilir: “Rab Rabbime dedi ki…”(Mez.110:1), “Tanrı seni meshetti ey Tanrı…” (Mez.45:6-7) veya “Yehova dedi, seni Yehova azarlasın…”(Zekarya 3:2) ayetlerinde olduğu gibi.”43
Yazarın, yukarıda ki ifadesinde verilen Mezmur (45:6-7) ”Tanrı’nın Tanrıyı” meshettiğini ve dolayısıyla iki değişik Tanrıdan söz ettiğini iddia ederek, kendisine hitap edilen diğer Tanrının, Hz. İsa olduğuna delil getirmektedir. Şimdi bu Tevrat ayetinin tamamını görelim. Kim kime hitap ediyormuş anlayalım ;
“6 Ey Tanrı, tahtın sonsuzluklar boyunca kalıcıdır, Krallığının asası adalet asasıdır.
7 Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin. Bunun için Tanrı, senin Tanrın, Seni sevinç yağıyla Arkadaşlarından daha çok meshetti.“(Tevrat-Mezmur-45)
Tam bir metin içinden cımbızca çekilip alınmış bir ifade. Yine Mezmurlardan. Ama bu beyitin başında bir krala övgü için ve “Sen Âdemoğullarından daha güzelsin” diye bir insana yazıldığı belirtildiği halde. Buradaki ifade de “arkadaşlarından daha çok meshedilen” olunca hitap edilen bir Tanrı mı yoksa insan mıdır? Bu ifadeler nasıl oluyor da iki Tanrının birbirleri ile diyoloğu oluyor siz karar verin.Daha öncede belirttiğimiz gibi konu son derece önemli. Hem dünyamız hem de ahretimiz için çok önemli. Birileri İncillerde anlatılanlarla “RABBİN GELECEĞİNİ” hazırlamak için bu dünyayı yönlendirmeye ve insanlar için son derece karanlık bir gelecek kurmaya çabalıyor. Ama gerçekler de anlattığımız gibi gün geçtikçe bir bir aydınlanıyor. Gelin konuya önyargılardan uzak tekrar tekrar bakalım ve ana babalarımızdan duyduğumuz şeylerin doğruluğunu araştıralım. Yoksa bizi ne Musa ne de İsa kurtarabilir. Bakın Kur’an’da Allah Hz. İsa’ya, “kendini ve anneni sen mi Tanrı ilan ettin” diye sorduğunda Hz. İsa ne cevap veriyor.
“117 Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin.” (Maide-5)
Yani ne yaptılarsa benden sonra yaptılar demek istiyor.
Okunma Sayısı: 1969
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 0
Nisan 26th, 2008 at 17:53
Çok Teşekkürler
Eylül 10th, 2008 at 03:11
selamlar alicenap
size yaptıgınız bu güzel çalışma için teşekkür ederim.Allah muvahhid kullarını daima çogaltsın.sizden bir ricam olacaktı şayed mümkünse sizden buna benzer bir yazıya ingilizce ve özellikle ispanyolca olarak nasıl ulaşabilecegimi soracaktım.selamlarımı iletirim
Mayıs 15th, 2009 at 18:25
4 büyük kitaba iman ettik ama tevratı ve incili değiştirmişler yalan olan birşeye inanmak müslümanlıktan çıkmaktır allah bize kuranı kerimi göndermiş kullarım gerçeği görsünler bilsinler diye incili ve tevratı bir yere koyup tüm insanlığın kurana kulak vermesi gerek ama sağırlara ne işitebiliriz.GÜL KOKULU PEYGAMBER HZ.MUHAMMED (SAV) DİNİNE İSLAMA ALLAHA İMAN ETTİK
Ağustos 30th, 2009 at 18:25
hristiyanlar allah insan doğurdu demekle küfür ediyorlar. fakat bu gerçeği anladıklarında ise artık isaya Tanrı demeye başladılar. oysa isa tanrıya tapıyordu dua ve şükür ediyordu. incildede bundan bahsediliyor;oruç tutuyor,dua ve şükür ediyor. hala görmeyecekler mi incillerin hepsi uydurmadır
Haziran 3rd, 2010 at 17:14
sayın makamı mahmut ne zaman demişiz oyle bir lafı hiçmi utanman yok boyle bir yalanı uydurup yayınlıyosun bide.neymiş biz tanrının doğurduğununumu söylüyomuşuz yani vaybe işte sizin dürüstlünüz işte sizin iftitaracı kişiliğiniz.
Haziran 26th, 2010 at 23:24
yukardaki yüce tevratın mesih hakkında bildirdikleri ilhan beyin malesef çok gücüne gitmiş çünkü ayet ler resmen mesihin tanrısal özüne ve kurtarıcılığını bildiriyor.Bakıyorumda bi o yandan kıvırıyor bi bu yandan kıvırıyor ortayada bişey çıkmıyor hiç bi sonuca varamıyor en sonunda inatla inatla inandığı şeyi dayatıyor.sayın ilhan bey sade onlar deyil mesihin tanrısalığını önceden bildiren daha onlarca ayet var sen hepsinede kılıf uydurabilirmisin bilemem…
Ağustos 13th, 2010 at 10:21
Yuhanna incili Bab 16,ayet 7-14
Yu.16: 7 Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Faraklit size gelmez. Ama gidersem, O’nu size gönderirim.
Yu.16: 8 O gelince günah, doğruluk ve gelecek yargı konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir:
Yu.16: 9 Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler;
Yu.16: 10 doğruluk konusunda, çünkü Baba’ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz;
Yu.16: 11 yargı konusunda, çünkü bu dünyanın egemeni*fx* yargılanmış bulunuyor.
Yu.16: 12 “Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız.
Yu.16: 13 Ne var ki O, yani kainatın reisi gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.
Yu.16: 14 O beni yüceltecek. Çünkü benim olandan alıp size bildirecek.
Yuhanna Bab 14 Ayet 25-31
Yu.14: 25 “Ben daha aranızdayken size bunları söyledim.
Yu.14: 26 Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Faraklit, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.
Yu.14: 27 Size selam bırakıyorum, size kendi selamımı veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.
Yu.14: 28 Size, ‘Gidiyorum, ama yanınıza döneceğim’ dediğimi işittiniz. Beni sevseydiniz, Baba’ya gideceğim için sevinirdiniz. Çünkü Baba benden üstündür.
Yu.14: 29 Bunları size şimdiden, her şey olup bitmeden önce söyledim. Öyle ki, bunlar olunca inanasınız.
Yu.14: 30 Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın reisi geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur.
Yu.14: 31 Ama dünyanın, Baba’yı sevdiğimi ve Baba’nın bana buyurduğu her şeyi yerine getirdiğimi anlamasını istiyorum. Haydi kalkın, buradan gidelim.
Yuhanna Bab 15 ayet 26
Yu.15: 26 “Rab’dan size göndereceğim Faraklit, yani Baba’dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, bana tanıklık edecek
Sadece yuhannadan alıntılar yaptım daha fazlasını isteyen Kur’an a ve Hz. Muhammed’e (s.a.s) inanmamakta ısrar edendir…
Gelelim teslis inancına(Baba,Oğul,Kutsal ruh) Putperest Roma dininin ve Eflâtun’un felsefesi doğrultusunda 325 yılında toplanan İznik konsülünde Teslis Pavlus Kilisesi’nin resmî inancı olarak ilân edildi ve bu kararın sonuçlarından birini de, o zaman elde bulunan üçyüz kadar İncil’den dördünün Kilise’nin resmî İnciller’i olarak seçilmesi oluşturdu. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhannâ’nın yazdıkları İncîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya attığı trinite(üçleme) fikri, İsa’dan sonra 1′inci ve 2′inci yüzyıllarda kaleme alınan bu İncîllerde yer aldı…Putperest Roma eski çoktanrılı inanç sistemini Hz. İsa’nın öğretileriyle harmanlayarak yine çok tanrılı bir din oluşturmuş oldu…
sevgili Hristiyan ve Müslüman kardeşlerim Hz. İsa İslamiyette büyük ve önemli bir peygamberdir,nedense Hristiyanlar Hz. İsa’yı peygamber olarak kabul etmeyen ve onu çarmıha gerip onu öldüren(kendi inançlarınca) yahudilerin Yazmış olduğu uydurma tevrat’ı kabul eder ama Hz.İsa’yı büyük bir peygamber olarak kabul eden Kur’an a inanmayı reddeder…Ne kötü hüküm veriyorsunuz..
Son sözü Kur’an a bırakıyorum:
es-SAFF : 6. Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları ! Ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir pey gamberi de müjdeley ici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.
el-MÂİDE : 110. Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.
MERYEM SURESI : 22. Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. “Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!”
24. Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.”
25. “Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.”
26. “Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah’a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”
27. Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!
28. Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.
29. Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. “Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?”
30. Çocuk şöyle dedi: “Ben, Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab’ı verdi ve beni peygamber yaptı.”
31. “Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.”
32. “Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.”
33. “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır.”
34. İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur.
35. Allah’ın bir evlât edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece “Ol!” der ve hemen olur.
36. (İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur.
ÂL-İ İMRÂN : 59. Allah nezdinde İsa ‘nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi.
en-NİSÂ : 157. Ve “Allah elçisi Meryem oğlu İsa ‘yı öldürdük” demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.
Dip Not: “Faraklit” kelimesi Süryanice de “Munhamenna” Yunancada “Priklitos” bu kelimenin Arapça bire bir karşılığı ise “Ahmet”tir..
Dip not 2:Hıristiyan sözcüğünün kökeni, mesih kelimesinin Yunanca karşılığı olan hristos (Χριστός) kelimesine dayanır. Hristos olarak adlandırılan İsa’ya inananlara ilk olarak Antakya/Tarsus bölgesinde Hıristiyan denmeye başlanmıştır.Khristos kelimesinin Türkçe’deki karşılığı Mesih ise İbranice’deki maşiah kelimesine dayanır. Bu sözcük İbranice ‘kutsal yağ ile ovulmuş, kutsanmış’ anlamına gelir…Tarih öncesi İsrail kralları ve yüksek rahipleri, yeni görevlerinin simgesi olarak yağla kutsanırlardı. Tevrat’ın birçok yerinde bu işlemin yapıldığına dair ayetler vardır. Geniş anlamıyla bu unvan “Tanrı’nın bir görev vermek üzere seçmiş olduğu” kişileri de kapsıyordu…
Ağustos 13th, 2010 at 10:33
klement arkadaşım bakalım sen nerelerden nasıl kıvıracaksın ve daha nereye kadar kaçacaksın..Putperest Roma!nın Hz.İsa’yı bilmez anlamaz torunları!! insanları ilahlaştırmayı adet edindiniz size göre Roma katolik kilise Papa’sı YANILAMAZ!!! çünkü onu KUTSAL RUH yönetiyor!!! Allah’a daha ne kadar uzaklaşacaksınız
Ağustos 13th, 2010 at 19:21
iyide üçkağıtçı kardeşim,neden bizim ayetimizi değiştiripte yayılıyorsun ‘kainatım reisi’lafınıda nasul uydurmuşun bu işler ole düzenbazlıkla yürümez bilim ufak bir arştırmayla herşeyi ortaya koyar.
Ağustos 13th, 2010 at 23:45
hiç bir şeyi değiştirmedim adam gibi konuş seni adam yerine koyup birşeyler anlatmaya çalışıyorum,1974′den önce basılmış incilleri alıp oku o zaman görürsün ne yazdığını oldu olacak Faraklit’ide inkar et de hepten dikkate almayayım seni..Siz gidin Hz.İsa’nın zina sonucu dünyaya geldiğine inanan çok sevdiğiniz yahudi Hahamlarının yazdığı YÜCE TEVRAT diye tanımladığınız tahrif yığınına inanın putperest Romanın yahudi çomağı torunları!!!