Hıristiyan kelimesinin aslı, Mesih kelimesinin Eski Yunanca’da karşılığı olan ‘Hristos’ tan türemiş, Mesihçiler anlamına gelen, yine Eski Yunanca olan Hristianos’tan gelmektedir. Mesih; İbranice’de ‘mashiah’ kutsal bir amaç için yağlanmış, meshedilmiş, kutsanmış ve görevlendirilmiş kişi demektir.6 Tevrat’ta özellikle krallar için kullanılmış kelimedir. Krallar ve önemli göreve gelmiş kişiler, bu göreve atandıklarında yağla meshedilerek kutsanırlar. Mısırdan Hz. Musa önderliğinde Filistin Topraklarına gelen İsrail Oğulları, O’nun ölümünden sonra tam bir birlik oluşturup güçlü bir devlet oluşturamamışlardı. Bölünmüş olarak On iki İsrail kabileleri ancak savaşlarda, Hâkimler denilen dini liderler etrafında birleşebiliyorlardı. Ancak krallığı eline geçiren Yahuda Kabilesinden, Beytlehem’li Hz. Davut (M.Ö.1013-973) zamanında güçlü bir birlik ve devlet oluşturabildiler. Bu dönemde düşmanlarına galip geldiler ve topraklarını genişletip, Kudüs’ü başkent yaptılar. Güneyde Sina Yarımadasından, kuzeyde Fırat Nehrine kadar olan toprakları hükümleri altına aldılar. Hz. Davut’tan sonra oğlu Hz. Süleyman zamanında da, bu muhteşem güçlü dönem sürdü ve başkent yaptıkları Kudüs’te ünlü Süleyman Tapınağını kurdular. Hz. Süleyman’dan sonra birlikleri tekrar bozuldu ve devletleri kuzeyde İsrail, güneyde Yahuda olmak üzere ikiye ayrıldı. Daha sonraları bunlarda Asur ve Babil Krallıklarının hâkimiyetine girerek yerlerinden yurtlarından sürülmüşlerdir. Bir daha da Hz. Davut zamanını hep hayal ettiler ve hep onun gibi bir kurtarıcı beklentisi içinde oldular. Dolayısıyla Tevrat’ta Hz. Davut özel misyonla görevlendirildiği anlatılır; 

 

“1 İsrailliler’in tümü Hevron’da bulunan Davut’a gelip şöyle dediler: “Biz senin etin, kemiğiniz. 

2 Geçmişte Saul kralımızken, savaşta İsrail’e komuta eden sendin. Tanrın RAB sana, ‘Halkım İsrail’i sen güdecek, onlara sen önder olacaksın’ diye söz verdi.” 

3 İsrail’in bütün ileri gelenleri Hevron’a, Kral Davut’un yanına gelince, Davut RAB’bin önünde orada onlarla bir antlaşma yaptı. Onlar da RAB’bin Samuel aracılığıyla söylediği söz uyarınca, Davut’u İsrail Kralı olarak meshettiler.”(Tevrat-1.Tarihler-11) 

 

Daha sonraki yıllarda bu beklenti hep sürdü; 

 

2 Ama sen, ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde, İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır. 

3 Bu yüzden onu doğuracak olan kadın doğurana dek RAB İsrailliler’i düşmanlarına teslim edecek. Sonra öbür soydaşları İsrailliler’e katılacak. 

4 O gelince, halkını RAB’den aldığı güçle Tanrısı RAB’bin görkemli adına yönetecek. Halk güvenlik içinde yaşayacak. Çünkü bütün dünya onun büyüklüğünü kabul edecek. 

5 Halkına esenlik getirecek .” (Tevrat-Mika-5) 

 

Hep bu hasretle yaşadılar; 

 

“1 İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, Kökünden bir fidan meyve verecek. 

2 RAB’bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, Öğüt ve güç ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu Onun üzerinde olacak. 

3 RAB korkusu hoşuna gidecek. Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, Kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek. 

4 Yoksulları adaletle yargılayacak, Yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. Dünyayı ağzının değneğiyle cezalandıracak, Kötüleri soluğuyla öldürecek. 

5 Davranışının temeli adalet ve sadakat olacak. 

6 Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak, Parsla oğlak birlikte yatacak, Buzağı, genç aslan ve besili sığır yanyana duracak, Onları küçük bir çocuk güdecek. 

7 İnekle ayı birlikte otlayacak, Yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. 

8 Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, Sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak. 

9 Kutsal dağımın hiçbir yerinde Kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, Dünya da RAB’bin bilgisiyle dolacak.”(Tevrat-Yeşaya-11) 

 

Hz. İsa döneminde’de Yahudiler arasında bu beklenti hala devam etmekteydi ve gelecek olan önder Hz. Davut soyundan ve Beytlehem Kenti’nden beklenmekteydi. 

 

4 Bütün başkâhinleri ve halkın din bilginlerini toplayarak onlara Mesih’in nerede doğacağını sordu. 

5 “Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde” dediler. “Çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır: 

6  Ey sen, Yahuda’daki Beytlehem, Yahuda önderleri arasında hiç de en önemsizi değilsin! Çünkü halkım İsrail’i güdecek önder Senden çıkacak.”(Matta-2) 

 

Ama Hz. İsa ‘nın Beytlehem’li olma ve Hz. Davut soyundan olma konusunda ciddi bir sorun var ki, bu konuda İncillerde açık itirazların olduğunu görmekteyiz ve beklenen Mesih olduğu hususunda ciddi tartışmalar vardır; 

 

“40 Halktan bazıları bu sözleri işitince, “Gerçekten beklediğimiz peygamber budur” dediler. 

41 Bazıları da, “Bu Mesih’tir” diyorlardı. Başkaları ise, “Olamaz! Mesih Celile’den mi gelecek?” dediler. 

42 “Kutsal Yazı’da, ‘Mesih, Davut’un soyundan, Davut’un yaşadığı Beytlehem Kenti’nden gelecek’ denmemiş midir?” 

43  Böylece İsa’dan dolayı halk arasında ayrılık doğdu. 

50-51 İçlerinden biri, daha önce İsa’ya gelen Nikodim, onlara şöyle dedi: “Yasamıza göre, bir adamı dinlemeden, ne yaptığını öğrenmeden onu yargılamak doğru mu? 

52 Ona, “Yoksa sen de mi Celile’densin?” diye karşılık verdiler. “Araştır, bak, Celile’den peygamber çıkmaz.“(Yuhanna-7) 

 

“45 Filipus, Natanel’i bularak ona, “Musa’nın Kutsal Yasa’da hakkında yazdığı, peygamberlerin de sözünü ettiği kişiyi, Yusuf oğlu Nasıralı İsa’yı bulduk” dedi.46 Natanel Filipus’a, “Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi?” diye sordu. Filipus, “Gel de gör” dedi.”(Yuhanna-1) 

 

Şimdi bütün bu tartışmalar sürerken kimsede demiyor ki, ‘siz Hz. İsa için neden Nasıralı diyorsunuz? O Betlehem’de doğdu. O’nun babası da Beytlehem’li ve Davut soyundan’. Bunu kimse söyleyemediği gibi, bizzat Hz. İsa’nın kendisi ‘niçin bana Davut soyundansın diyorsunuz?’ diye buna karşı çıkmaktadır. Ama ayni İncilerde Hz. İsa’nın beklenen Mesih olduğunu iddia edenlerde var; 

 13 İsa, Filipus Sezariyesi bölgesine geldiğinde öğrencilerine şunu sordu: “Halk, İnsanoğlu’nun kim olduğunu söylüyor?” 

14 Öğrencileri şu karşılığı verdiler: “Kimi Vaftizci Yahya, kimi İlyas, kimi de Yeremya ya da peygamberlerden biridir diyor.” 

15 İsa onlara, “Siz ne dersiniz” dedi, “Sizce ben kimim?” 

16 Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” yanıtını verdi”.(Matta-16) 

 “27 İsa, öğrencileriyle birlikte Filipus Sezariyesi’ne bağlı köylere gitti. Yolda öğrencilerine, “Halk benim kim olduğumu söylüyor?” diye sordu. 

28 Öğrencileri O’na şu karşılığı verdiler: “Vaftizci Yahya diyorlar. Ama kimi İlyas, kimi de peygamberlerden biri olduğunu söylüyor.” 

29 O da onlara, “Siz ne dersiniz, sizce ben kimim?” diye sordu. Petrus, “Sen Mesih’sin“  yanıtını verdi.“(Markos-8) 

 

“18 Bir gün İsa tek başına dua ediyordu, öğrencileri de yanındaydı. İsa onlara, “Halk benim kim olduğumu söylüyor?” diye sordu.19 Şöyle yanıtladılar: “Vaftizci Yahya diyorlar. Ama kimi İlyas, kimi de eski peygamberlerden biri dirilmiş, diyor.”20 İsa onlara, “Siz ne dersiniz” dedi, “Sizce ben kimim?” Petrus, “Sen Tanrı’nın Mesihi’sin“ yanıtını verdi.21 İsa, onları uyararak bunu hiç kimseye söylememelerini buyurdu.“(Luka-9) 

Bu beklentiyi Yuhanna İncilinde, Hz. İsa’nın kendi ağzından onaylatmaktadır; 

 

25 Kadın İsa’ya, “Mesih denilen meshedilmiş Olan’ın geleceğini biliyorum” dedi, “O gelince bize her şeyi bildirecek.” 

26  İsa, “Seninle konuşan ben, O’yum” dedi.”(Yuhanna-4)  

İşin içinden çıkabilirsen çık. Hangi iddia doğru? Şimdi bir de bu konuda, Mesih için  verilmiş, geldiği zaman yapacağı işleri tanımlayan, Tanrısal bir hüküm var mı ona bakalım. Beklenen Mesih gelince neleri gerçekleştirecektir. İnsanlar onu niçin bekliyor. 

 

“30 Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. 

31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. 

32 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek. 

33 O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.”(Luka-1) 

 

Burada Luka’da Mesih’in yapacağı işleri tanımlayan, Tanrısal bir hüküm olduğunu görmekteyiz. Galiba bu konuda bir karara varmada, bize yol gösterecek en önemli kanıtı bulduk. Eğer Luka’nın yazdığı bu iddia doğru ise, Mesih iddiasıyla geldiğini söyleyen kimsenin, Luka’da Mesih hakkında yazılan işleri gerçekleştirmesini bekleriz. Böylece Mesih iddiasıyla gelen kişinin, beklediğimiz kurtarıcı olduğunu anlayabiliriz. Çünkü birçok kimse Hz. İsa’dan önce ve sonra Mesih olduğunu iddia etmişlerdir. Şimdi bakalım Luka’nın yazdığı bu işler gerçekleşti mi? Hz. İsa, Hz. Davut’un tahtına oturup, Yahudilerin beklenen kralı olabildi mi? Sonsuza dek, Yakup soyu üzerinde, egemen olacak bir konuma gelebildi mi? Tevrat’ta beklenilen büyük kurtuluş gerçekleşti mi? Yoksa Roma istilasına uğrayıp, tapınakları yıkılıp, iki bin yıl sürecek bir sürgün hayatı mı başladı? Sonsuza dek egemenlik mi sürdü yoksa Yahudiler tarafından kabul bile göremeyip, bir yıl gibi çok kısa bir zaman sonunda öldürüldü mü? Bir düşünelim ve bu konuda beklenen Mesih olup olmadığına kendimiz karar verelim. Çünkü bunun başka türlü ispatı olmaz. Hakkında söylenenlerin gerçekleşip gerçekleşmemesi bunun en açık ispatıdır. Çünkü Mesih’in, kim ve nasıl olacağını tanımlayan ifadeler çok net değil. Tarihte birçok önemli lider, taraftarlarınca genelde hep, beklenen kurtarıcı önder olarak algılanmış ve diğer insanlara bunu kanıtlamak için gayret edilmişlerdir. Böyle önderler için ölümünden sonra çoğu kez, gerçekte ölmediği, yaşamına bir şekilde devam ettiği ve insanları izlediği, bir gün yine tekrar yeryüzüne döneceği iddia edile gelmiştir. Hz.İsa’dan beklenilen sonucu alamayan Yahudilerin arasında, daha sonraki tarihlerde, daha birçok kişi kendisinin, beklenen Mesih olduğu iddiasında bulunmuştur. Hz. İsa’dan hemen sonra 44 yılında, Elçilerin İşlerinde (5:36-37) kendisinden bahsedilen Theudas (Tevdas), ondan sonra Celileli Yahuda olmak üzere bu yüzyılda, hep Yahudilerin beklediği Kurtarıcı Mesih peygamber iddiasında olduğunu iddia eden kişilerin sayısı 55-60 arasındadır.7Bunların sonuncusu, Osmanlı imparatorluğu zamanında İzmir’de, 1665 yılında Yahudi toplumu içinde ortaya çıkan Sabatay Sevi’dir. Şimdi o halde bunların arasında hangisi gerçekten beklenen Mesih’tir. Bunu belirlemek gayet kolaydır. Hangisi Tevrat’ta Mesih için belirlenmiş işleri gerçekleştirdiyse odur. 

 

Denebilir ki, bu konuda bir de Kur’an’a bakalım. Kuran’da Hz. İsa için Mesih ifadesi geçmektedir. Buna ne denebilir. Çünkü benzer konularda, eğer başka bir dini kaynak olan Kur’an’da bir şeyler varsa, bunlara da bakarız demiştik. Bunu da görmemiz gerekmez mi? Kuran Mesih konusu üzerinde detaylı durmaz. Kur’an, Hz. İsa’nın, Allah’ın kulu, bir insan peygamber olduğu, Tanrı ve Tanrı oğlu olmadığı üzerinde hassasiyet gösterir. Kuran, Hz. İsa’nın Mesihliği konusunda bir iddiada bulunmaz. Kur’an’da, genelde indiği dönemdeki Arap terminolojisindeki terimlerin kullandığını görmekteyiz. Bu sebeple Hz. İsa için kullanılan bir lakap olarak, ‘Meryem oğlu İsa Mesih’ ifadesi Kuran’da geçer. Ama Kur’an’da Hz. İsa için, diğerleri gibi bir peygamber olduğu vurgulanır; 

 

“75 Meryem oğlu Mesih ancak bir resuldür. Ondan önce de (birçok) resuller gelp geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi.Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl yüz çeviriyorlar.”(Kur’an-Maide-5) 

 

“63 İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin. 

64 Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizinde Rabbinizdir. O’na ibadet edin. İşte bu doğru yoldur.(Kur’an-Zuhruf-43) 

 

Yani Kur’an’da Hz. İsa’nın Yahudilerin beklediği Davut soyundan kurtarıcı bir kral olduğundan bahsedilmez ve O’nun gelip beklenen Mesih gibi olağanüstü işler yapıp, yaymaya çalıştığı dini adına büyük başarılar sağlayacağı iddiasında bulunulmaz.   Ayrıca burada da beklenilen kurtarıcı bir insandır. Tanrının oğlu ve Tanrı değildir. 

 

“4 O gelince, halkını RAB’den aldığı güçle Tanrısı RAB’bin görkemli adına yönetecek. Halk güvenlik içinde yaşayacak. Çünkü bütün dünya onun büyüklüğünü kabul edecek.(Tevrat-Mika-5) 

 

Yine burada beklenen önder, Yahudiler için gelecek ve halkının başına geçip onu esaretten kurtarıp güvenlik içinde yönetecektir. Gerçi Tevrat’ta ki kehanetin doğruluğunda da şüpheliyiz. Çünkü daha beklenen Mesih gelmedi ama, Yahudilerin 2000 yıllık esareti sona erdi ve devletleri kuruldu. Beklenen Mesih hala yok. İnciller de iddia edildiği gibi, Hz. İsa gibi bir yıl içinde çarmıhta ölüp, insanların günahlarına kefaret olacağı, sonrada Roma İmparatorluğu içindeki Yahudi olmayan halklar için, Tanrının oğlu veya Tanrı olan bir kurtarıcıdan bahsettiğini anlayan varsa bizlere de anlatsın. Zorlama yorumlarla bu sonuçları Tevrat’tan çıkaranlar, yine Tevrat’ta beklenen esaretten kurtarıcı, büyük İsrail’i kuracak,Yakup Soyuna hükmedecek ve dünyaya huzur getirecek mesihle ters düştüklerini görmezler mi? İnsan bu durumda hangi Tevrat ifadeleri doğru diye sormaz mı? “

7,127 toplam okundu, 0 bugün okundu, 12.07.2024 son okundu