IV.01.HZ.İSA’NIN GERÇEK İSMİ NEDİR?
IV.01.HZ.İSA’NIN GERÇEK İSMİ NEDİR? Ağustos 9th, 2007Şimdi bu nereden çıktı diyeceksiniz. Yoksa böyle büyük bir dinin kurucusunun gerçek ismi de mi bilinmiyor? Bu konuya da bir bakalım. Hz. İsa’nın isminin nasıl konduğunu anlatan Luka ve Matta’ya bir göz atalım;
“30 Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin.
31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın.
32 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek.33 O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.”
34 Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi.
35 Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek”.(Luka-1)
Burada melek, doğacak çocuğun isminin Tanrı Oğlu manasına gelecek bir isim olacağını bildiriyor. Daha sonra Luka çocuğun isminin Rab kurtarır manasına gelen İsa konduğunu ve ayrıca bu ismi meleğin verdiğini söylüyor. Anlamak zor.
“21Sekizinci gün, çocuğu sünnet etme zamanı gelince, O’na İsa adı verildi. Bu, O’nun anne rahmine düşmesinden önce meleğin kendisine verdiği isim“.(Luka-2)
Ayni konuya bir de Matta’da bakalım;
“20Ama böyle düşünmesi üzerine Rab’bin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Davut oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh’tandır.
21 Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak.”
22 Bütün bunlar, Rab’bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu:
23 “İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bizimle demektir
24 Yusuf uyanınca Rab’bin meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem’i eş olarak yanına aldı.
25 Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf ona dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu”.(Matta-1)
Melek burada çocuğun adının İsa konmasını söylüyor. Ama bu kez de Tevrat’tan verilen referans cümleyle çelişiyor. Tevrat-Yeşaya (7:14)’te, çocuğun isminin ‘Tanrı bizimle’ anlamına gelen İMMANUEL olması gerektiğini yine Matta yazıyor. Çocuğa konan isim ise, ‘Rab kurtarır’ anlamında olan Yunanca ‘IESOUS’ ve bundan türetilmiş İngilizce kelime ise ‘JESUS’. Şimdi bu işin doğrusu nedir? Tanrı Oğlu mu, Tanrı bizimle mi, yoksa Rab kurtarır mı? Anlamak çok zor.Şimdi bir de Türkçe’ye İSA olarak çevrilen bu ismin, aslının ne olduğuna bakalım. Bu ismin aslının ne olduğunu bulmakta imkânsız gibi. Çünkü elimizde İncillerin aslı olan İbranice bir metin yok ki, İsa isminin Yahudiler arasında söylendiği gerçek şeklini bilelim. Tevrat’ta doğacak olan çocuğun isminin İmmanuel olacağı belirtilmişti. Bu Tevrat ayeti İncillerde, devamlı olarak Hz. İsa’nın geleceğinin Tevrat’taki delili olarak verilmektedir. Burada yine ‘Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim Hakkında 100 Soru’ kitabının 57. sayfasında, İncillerde1, Kur’an’da bildirilen ‘Ahmet İsimli peygamberi’ bulamayan Daniel Wickwire’e bu konuyu da hatırlatmadan geçemeyeceğiz. Tevrat’ta ki ‘İmmanuel’, nasıl oluyor da ‘İsa’ isimli, hem de Tanrı olan birine delil olarak verilebiliyor. İnciller Hz. İsa’dan bize kalan Allah’ın orijinal vahiylerini içeren metinler olmadığından, Kur’an’ın doğru olarak bildirdiği gerçekleri, bu kitaplarda aramak beyhude çaba.Yunanca Iesous ismine en yakın okunuşta Tevrat’ta bir sürü kelime vardır. Hosea, Hoshea, Jehoshuah, Jeshua, Jeshuah, Joshua, Osea ve Oshea adları altında geçmektedir.2 Pekâlâ bu sekiz ismin hangisi gerçek olandır. Ayrıca bütün bu isimler ‘Rab Kurtarır’ anlamındadır. Böylece Tanrının Oğlu olması gereken isim, mecburen ‘Rab Kurtarır’a dönüşmüştür. Bunun sonucunda da, İncillere göre Tanrı Oğlu olması gereken isim, ‘Rab kurtarır’ olmuştur. İncillerde Hz. İSA için hep Tanrının Oğlu vurgulaması yapılmaktadır. Ama bunu anlamlandıracak bir isim maalesef bulunamamıştır. Bunun da sebebi Yunanca yazılan İncillerde isminin aslı yerine Yunanca Baba Tanrı ZEUS’a yakın okunuşta IESOUS isiminin seçilmesidir. Aslında bu anlamda İncillerde bir isim vardır. Çarmıhta affedilip bağışlanan kişinin ismi olan ‘BARABBA’ (Luka İncili 23:18), konulması istenen isme en uygun isim değil midir? Sanki bu isimin altında da bir şeyler gizlenmekte gibi. Bu durumda ne yazık ki, milyarlarca inananı olan bir dinin kurucusunun gerçek isminin ne olduğunu bile tam olarak iddia etmek mümkün değil.
Okunma Sayısı: 6006
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 5
Ekim 23rd, 2007 at 17:47
Ben şunu anlayamadım yanı birnasıl kutsal ruh senin üzerine gelecek saçma bence allah u teala istese ruhu üzerine göndermeden bir oğlan bahşede bilir.
Ekim 24th, 2007 at 20:10
İlginize teşekkürler Murat Bey;
Kurandaki 19. Meryem Suresinin 18 ve 19. ayetlerine ve İncil Luka 1:26-38 baktığımızda Ruhun Hz. Meryeme göderilmesinin asıl önemli gereği babasız bir coçuğun kendisinde yaratılacağının bildirilmesidir.Ruh Hz. Meryeme bir insan şeklinde görünüp ona bu durumu izah etmiştir.Yalnız kutsal kitaplarda gecen ruhun ne olduğunu bu sitede bulunmayan kitabımın “Hz. İsa Ruhullahmı?” bölümünde tanımlamaya çalıştım. Ruh : Allah’ın kainatta yaratmayı dilediği bir şeyin programı, dizaynı ve bunların yaratma gücü olarak anlarsak konu anlaşılır sanırım. Yani ruh Allah’ın bir şeyi yaratırken muhtaç olduğu bir yardımcı değildir.Daha geniş bilgi için kitabımın ilgili bölümüne bakılabilir.
Ekim 27th, 2007 at 00:53
neden bu isim oğuzhan anlamı nedir türk ismi midir?
Ekim 31st, 2007 at 14:11
Sevgili kardeşler size sadece şunu belirtmek istiyorum; bu sitede, diğer siteler gibi, İsa mesih’in bizim için günahlarımız uğruna canını verdiğini ve 3.gün dirildiğini inkar eden bir anlayışa sahip.Lütfen sizden isteğim, sadece araştırın.Kutsal kitabı okuyun..Kutsal kitap tanrının sözüdür..Onda herhangi bir çelişki yoktur..ama eleştirebileceğiniz bölümlerde olabilir.Bunu inkar edemem.Ama tanrının kurtuluş planını görün.ve bizler için neler yaptığını öğrenin.İsa, ”YOL VE GERÇEK YAŞAM BENİM.BENİM ARACILIĞIM OLMADAN BABAYA KİMSE GELEMEZ.” dedi.Lütfen tarihe bakın..kanıtları göreceksiniz.isa mesih’in bizim için canını verdiğini anlayacak kimbilir iman da edeceksiniz.Sizden sadece isteğim..Araştırın araştırın araştırın..Gerçeği göreceksiniz..ona hakaret eden, ve onu inkar eden birçok kişilerde olacaktır.Ama bu, isa mesih’in ışığına bir zarar getirmez.Güneş balçıkla sıvanmaz.Lütfen bunun bilincine varalım.Rab hepinizi bereketlesin.
Ekim 31st, 2007 at 14:14
http://www.islamacevap.net/index.php?option=com_content&task=view&id=33&Itemid=60
Bu bölümde, İSA MESİH’DEN YÜZ YILLAR ÖNCE VERİLMİŞ ÖNBİLDİRİLERİN İSA’DA GERÇEKLEŞTİĞİNİ GÖRECEKSİNİZ.
Ekim 31st, 2007 at 17:56
Sevgili Jesus;
Sitemiz için gösterdiğiniz hassasiyeti takdir ediyorum.Bu site ve kitabımız insanları araştırıp gerçeği öğrenmeleri için yazılmıştır.Ben İncillerde gördüğüm çelişkileri ortaya koydum.Sitemizin ilk bölümü olan “yazılar” kısmında bazı karşı görüşleri kendimiz koyduk ki, insanımız doğruyu her yönüyle görüp karar verebilsin.Böylece “GERÇEK İMANA ULAŞALIM”.Sadece ayni görüşteki bir çevreden veya anamızdan babamızdan duyduklarımızla değil, hertürlü eleştirileri de inceleyerek doğruya varılır.Vermiş olduğunuz değişik siteleride okuyucularımın incelemesini yürekten tavsiye ederim.Aslında bu siteleri benim vermem gerekirdi, bunu düşünemedim.İlave olarak http://www.hristiyanforum.com - http://www.protestan.org - http://www.hristiyan.net- http://www.isamesih.org-www.incil.com-www.incilturk.com vb.siteleride konu için ziyaret edebilirsiniz. Ama ben bu kadar araştırdım sizin herhangibir çelişki yok dediğiniz mevcud İncil’lerden; Hz.İsa için; peygamber mi, Tanrı mı, Mesih mi, İnsanoğlu mu, Davutoğlu mu,Beytlehemde mi doğdu Nasırada mı, MÖ: 6′da mı MS:6 ‘da mı doğdu,peygamberliği 1.5 yıl mı 2.5 yıl mı sürdü,kendisine bir kitap verildi mi verilmedi mi, Tevrat kutsal kitap mı değil mi anlamış değilim.İncil’de ki bir kitaba göre öyle, diğerine göre böyle.Değil ” YOL VE GERÇEK YAŞAM” olduğunu, daha Hz. İsa’nın gerçek adını bile öğrenemedim.Maalesef bunlar gerçek. RABBİM KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN.
Ağustos 10th, 2008 at 01:27
madem tanrının oğlu isa ise adı neyse tanrının hanımı otamatikmen meryem oluyor tanrı hiç bir peygamberine isadan başka oğlum diyormu veya allah kendine bu şekilde sıfatlandırırmı one öyle mitolojik bir kahraman gibi anlatılıyor gerçek bir bakışla olmaz
4kitap var markus,luka,matta,yuhanna niye onlara güvenin madem okadar güvenilir ise isa ölüme terk edilirken niye onlar zayi omuyor ilahi taktir demeyin kitabı yazmak onlaramı kaldı peygamber adı arıyorsan sonpeygambere bak yahüdi inancı gibi son peygamber bizdendir bak orda işaret bu arap oluşu bir bozulmuş toplumdaha tüm insanlığın peygamberi hz. muhammet onu nasıl tanıyorsunuz acaba çözüm kendiliğinden oluşur
Mart 31st, 2009 at 13:36
Hz. İsa a.s. hiristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi 31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. mın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yotur bunla beraber annesi yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yok.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Nisan 16th, 2009 at 14:52
Kardeşim güzelde herkes seninle aynı fikri paylaşmak zorunda değil ki. Yahut senin dediklerinin doğru olduğunu nereden bileceğiz?? Sana göre mantıklı olduğu için mi inanacağız yoksa?? Yoksa ne açıklada bileleim lütfen?? Sen nereden bu kanıya vardın?? Yetiştirilme tarzın müslim olduğu için belki de. Belki de normal düşünüyorsun bu açıdan bakarsak. Ama bil herkes senin gibi düşünmüyor ve bu dünya da yakşalış 2500000000 Hiristiyan var az bir rakam değil sanırım:)
Temmuz 21st, 2009 at 02:23
selam arkadaslar
Allah birdir her seye gücü yetendir hic bir seye muhtac degildir onun dengi ve benzeri yoktur. O her seyi gören bilen isiten ve yaradandir. ilk peygamber hz.adem(as) dir ve son peygamber Hz.Muhammed (as) dir. Sen kardesim ebedi yasayacagina dahi bir sözlesmen varmi? Varsa nerede. Yoksa sen Allaha inanmiyormusun. Allahi sevdigin kadar Allahdan korkmalisin. O asla sözünden dönmeyendir.
sevgilerimle
Eylül 19th, 2009 at 12:09
Ya siz Müslümanlar hakikaten çok zavallı adamlarsınız!Yani aşağı yukarı tüm Hristiyanlar biliyor ki İsa isminin İbranice orjinal karşılığı “Yeşu” diye okunan Jesus’tur, ki bu her dilde farklı okunabilir. Fakat İbranice Jesus’tur ve Yeşu diye okunur.Araplar da İsa diye uydurma bir isim ortaya atmışlardır. Ve bu şekilde de Türkçeye geçmiştir. Yaw bir araştırın da öyle kitap yazın!
Eylül 19th, 2009 at 14:38
Aslıhan
yukarıda ki yazıyı iyi oku elinizdeki incilerin orjinali grekçe YANİ ESKİ YUNANCADIR ve bu incillerde ki ismi GREKLERİN TANRISI ZEUS’a benzetilerek IESOUS olarak gecer.Yani aslında İncillerdeki ismi senin tabirinle uydurmadır.GELELİM ASIL İBRANİCE İSMİNE.MAALESEF ELDE MEVCUT İBRANİCE İNCİL OLMADIĞINDAN BU TAM OLARAK BİLMEK İMKANSIZ.ANCAK İSMİNİN ANLAMI “RAB KURTARIR” OLDUĞUNDAN BUNA KARŞILIK İBRANİCEDE TEVRATTA “Hosea, Hoshea, Yehoshuah, Yeshua, Yeshuah, Yoshua, Osea ve Oshea” EN AZ 8 İSİM VARDIR.AYRICA BİR DE İMMANUEL İSMİ VERİLİYOR.YBUNLARIN İÇİNDEN HANGİSİNİ BEYENİRSEN SEÇ.YANİ İSMİ BİLE TAM NEDİR BİLİNMEMEKTEDİR.DEDİK HATAMI ETTİK YOKSA.
Ekim 23rd, 2009 at 18:01
Benim Tek belirtmem gereken ve bilmem istedigim ta ki dunyanin baslagicindan beri hz ademle baslayayip hz muhammdede kadar suren bu surecte Allah yehova ve ya hristiyanlar jesus be arkadas Allah o kadar peygamber gondermis bunlarin neden hic birine benim oglum gelicek bak ben bir degil ucum kutsal ruh var ogul var dememis ustune hep tek oldugunu ve tek ilah oldugunu belirtmis ve hz isa zamaninda ve su anda yahudi dinindede bu gecerlidir ne olduda hristiyanlikta tanri fikirmi degis ti de kendini ucledi tanri bu kadar turarsiz olabilir mi bu kadar sozunde eri degilmi yoksa dusunun yazik sadece
Ekim 24th, 2009 at 16:15
Araştır bakalım, Tevrat da kaç yerde oğlum diyor Allah.
Ekim 26th, 2009 at 17:37
Arastirdim merak etme hepside alakasiz seyler Ve oyleyse tevratta YEHOVA sunuda diyor ben rabbim bana tapicaksiniz ben ogul var kutsal ruh var demiyor eger 1 kere ogul demisse rab tek oldugunu kac kara haykiriyor israile sizin dediklerinize ve incile ve digerlerile kurani okumamis kisiler inanir zaten eger okusalar zaten aradaki farklarin ne kadar derin oldugu cok iyi anlasiyor kusura bakmayin isa benim gunahlarim icin olmemeli cunku ben eger bir halt ediyorsam benim yerime niye olsun ama oyle bir inanc var ki ortada adam her halti edicek yapicak sonra hristiyan olucak ne oldu tanri oglu oldun cennetliksin o zaman diger insanlar ne cocugu oldu arkadas zaten bu dinin ne kadar insalara yararsiz oldugu belli avrupa ahlak bozuklugu icince amerika ayni avrupanin yarisi ateist adamlar inanmiyorlar dogustan dogsalarda bizimkiler bu dine inaniyorlar bak ben ispanyol katolik arkadasim ne diyor senin kadar savunmuyor cunku oda biliyor ne oldugunu ben dedim ben incil okuyorum sizin kitap bana soyledigi su soz oldu 3 5 kisinin uydurma yazdigi kagit parcasini okuma yak ve mangal yap bu kadar iste size laf olsun
Ekim 27th, 2009 at 15:01
Ya Müslüman Ülkeler? Türkler de ne kadar ahlaklı insanlar, örnek bir turist, taxi biniyor, 5 dakikalık yola 50tl istiyorlar İstanbul da, önce Sen kendi gözünde kü çöpü çıkar! Sonra konuş.
Ekim 27th, 2009 at 17:14
SIKINCI NASIL KIVIRIYORSUNUZ AYNI PAVLUSUN YAHUDILER TARAFINDAN YAKALANIDIGI ZAMAN NE DIYOR PAVLUS BEN HERKESLE HERSEY OLDUM TEK DINI YAYMAM ICIN AMA BENCE DININI DEGIL KENDI SAPKIN IDOLOSINI YAYMIS NE DEMEK KARDESIM BABA OGUL VAR O ZAMAN MERYEDE TANRININ KARSIIMI HASA SOYLEDIGIN SOZ BILE O KADAR SACMA KI NEYMIS TURIST TAKSIYE BINIYORMUS SANKI ONLAR YAPMIYORLAR AMA ONLAR EKRANLARA GELMIYOR ONLAR YAPMAZ TABIKI ADAMLARIN YILLIK GELIRLERI BILMEM KAC PARA DOLAR YINE DOYMUYORLAR ULAN BABANIZ SIZE CENNETI VERDI HALA DUNYAYI ISTIYORSUNUZ AMA DOGRU YA ONLAR CENNET GARANTI DUNYADA BIZIM OLSUN DIYORLAR BAK AMERIKA HANGI DIN HRISITYAN NE VERIYOR ISRAIL YAHUDI NE YAPIYOR MUSLAMAN ULKELER NE YAPIYOR ARKADAS DUSUN BIRAZ HACLI ORDULARI KUDUSU ALDIKLARINDA NE YAPMISLAR ORDAKI MUSLAMANLARA VE YAHUDILERE OYSA SIZIN INCILDE KARDESINE NE YAPILICAGINI IYI ANLATIYOR DEGIL MI .
BOSVER CUNEYT SEN O DINDE KAL TANRI OGLU OL BEN ALLAHIN KULU OLAYIM
Ekim 27th, 2009 at 20:20
Senin 1 ispanyol arkadaşının görüşleri, herkesi kapsamaz ve bağlamaz. Sen Avrupalı insanları tanımıyorsun,ve Hiristiyanları ve bu dini iyi anlamamışsın, sadece ön yargıların var.
Aralık 19th, 2009 at 00:23
Sakin olun bakalım. Her iki tarafından birazda olsa ön yargısı var gibi.En doğru bilgi araştırılıp,incelenilen,üzerinde saatlerce günlerce gerekirse yıllarca düşünülüp delilleri olan bilgilerdir. Akla mantığa yatkın olanlardır.
İşin ironisi herkes DOĞRU BİLGİ BENİM Kİ! diyor. Bu da iki taraftan birinin SUBJEKTİF yaklaştığını gösteriyor yani TARAFLI yaklaştığını. Lakin iki tarafta TARAFLI olduğunu kabullenmiyor. Böyle çıkmaz bir sokağa giriyoruz. Bu yüzden böyle birimize laf hiç anlatmayalım.
Herkes araştırır inceler çelişki,yanlış gördüğünü ortaya koyar,muhattapları da cevaplarını yazar. Okuyanlar da karar verir. Unutmayın doğruyu KELLE SAYISINI ölçerek kriterleştiremeyiz. 5 milyar buna inanıyor öyle ise kesin bu DOĞRUDUR DENEMEZ.
Selametle
Ocak 10th, 2010 at 11:44
Hristiyan arkadaşların dikkatine bir şey söyleyeceğim.
Acaba hiç dikkatlerini çektimi? Hani bizden Hristiyan olanların en azından (bir parmağın elini geçemeseler de)
Benim çok dikkatimi çekti.Hz. İsa aleyhisselam’ Hristiyanlar nasıl inanırlarsa inansınlar biz Ona Allah’ın kulu ve rasülu olarak inanıyoruz ve elbette çok büyük saygı duyuyor ve gösteriyoruz.
Bizim gösterdiğimiz saygının aynısını Hristiyanlar göstermiyor.
Nasılmı?
Biz Allah’ın peygamberi olduğuna inandığımız Hz. İsa aleyhisselamı yalın olarak asla anmayız anamayız.Çünkü bu Allah’ın peygamberine çok büyük saygısızlıktır.
Yani biz müslümanlar Hz. İsa aleyhisselama Hristiyanlar gibi sadece “İSA” veya “JESUS” DEMEYİZ.
Ya ne deriz??
“Hz. İsa aleyhisselam” deriz.
Buradaki gerçek saygıyı görebiliyor mu acaba ebedi cehennemde yanacaklarına inandığımız sayın Hristiyan kardeşlerimiz???
Neden kendileri aynı saygıyı göstermiyorlar?
Birde aklıma gelmişken söyleyeyim.
Hristiyan çok arkadaşım var benim dünyanın hemen hemen her yerinden.
Bazen dini temalardan bahsediyoruz.Ama ne zaman Hz. İsa aleyhisselamdan “jesus”olarak yalın tek yazdıklarında sanki içimde bir şeyler acıyor.Kabullenemiyorum O yüce Peygamberi sadece ismiyle anmalarını…
İncinmesin diye Hristiyan arkadaşıma bir şey demiyorum ama elbette çok üzülüyorum..
Biz nasıl hitap ediyoruz gıyabında Hz. İsa a.s.ya.
Hazreti İsa Aleyhisselam.(Selam,selamet,Kurtuluş,Allah’ın nusreti yardımı O’nun üzerine olsun) diyoruz.
Ne güzel dinimiz var bizim.Ne güzel Allah’ımız var bir ve tek.Ne güzel imanımız var ki gönderilen tüm Peygamberlere inanıyoruz.İçlerinden ayırt etmiyoruz.Allah’ın gönderdiği tüm “Kitap”lara inanıyoruz. Sonradan kaleme alınanlara değil elbette.
Ne diyelim…Allah’ın hidayete erdirmediğini kimse hidayete erdiremez.
Allah’ın hidayete ermesini murad ettiğini de kimse İslam dışında tutamaz.
Selam,saygı ve Dualarımla.
Ayça hanım neler de döktürmüşsünüz siz öyle bakayım.Dünyada ve dahi tüm kainatta tek bir doğru vardır.O da Allah’ın varlığı ve Birliğidir.Doğmamış doğurmamıştır yani asla ve kat’a evladı yoktur.
Hz. İsa a.s. hristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi 31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. mın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yotur bunla beraber annesi yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yok.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Ocak 10th, 2010 at 11:59
Hüseyin Güngör bey, Burada İsa Tartışılıyor, Muhammed değil. İster İstemez İslam Dini de Giriyor İşin İçine. Hem Siz Nereden Biliyorsunuz, Allahın Gerçek Dini İslam Diye?? Yoksa Allah İle Beraber Mi Gönderdiniz Bu Dini?? Anlamadım. İdaalarınızın Bir Kanıtı Yok İse İdaa dan Öteye Gitmez. Bence Sizin de Biraz Hıristiyanlara Saygınız Olsun. Biz İsa Deriz İster Oğul Deriz Bilmediğiniz Şeyler Hakkında Yorum Yapmayın. Kuran da Nerede Yazıyor Hz. Muhammed?? Yahut Hz.İsa?? Hayret Ya, Şu Araplar Ne Derse Doğru Size.
Ocak 14th, 2010 at 12:59
Hz İsa a.s ın hristiyan olmadığı ile ilgili yazıyı yazan Selim adında bir imamı Rabbani evladıdır.Saygılar
Ocak 14th, 2010 at 14:57
Hüseyin ben ben de zaten dünyada 1 doğru olduğunu savunurum. O doğruya ulaşmak içinde aklımızı kullanmalıyız
Hristiyanlık ismi ms 300 lerden sonra ilk kez hatay veya antakyada kullanılmıştır zaten ki bu da isaya iman edenleri yahudi mezhebi gibi gören roma’nın onları ayırt etmesi adına kullanılmıştır isacılar anlamında. Yani tabbiki hristiyanlık diye birşey yoktu Hz.İsa zamanında isim bile ondan çok sonra kulanıdldı
Ocak 16th, 2010 at 14:52
Hz. İsa a.s. hiristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi 31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. mın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yotur bunla beraber annesi yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yok.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Ocak 16th, 2010 at 15:23
Hz.İsa nın kaç yaşında peygamber oldğuu ne kadar süre görev yaptığı kuranda yazmaz, o süre…vs ahitlerde yazar bu yüzden ona da pek inanmayın derim ki süre bile ahitlerde muamma yanlış hatırlamıyor isem eğer birinde 1 yıl bir başkasında 1 yıldan fazla süre görev yaptığı yazar yanlış hatırlamıyorsam tabi.
saygılar
Ocak 25th, 2010 at 20:02
ihlas suresini okuyun…hatta ben size okutayım dinleyin:
İhlas Suresi
İhlas suresi dört âyettir ve Mekke´de nazil olmuştur. Übey b. Ka´b diyor ki:
“Müşrikler, Resulullaha: “Rabbinin nesebini bize bildir.” dediler. Bunun üzerine Allah teaîa: “Ey Muharnmed de ki: “Allah birdir, Allah sameddir.” suresini indirdi.
Resulullah (s.a.v.) İhîas suresinin âyetlerini izah ederken buyurdu ki: ” Samed demek, doğurmamış ve doğurulmamiş olan demektir. Zira doğurulan hiçbir şey yoktur ki ölmüş olmasın. Ölen hiçbir şey yoktur ki ona mirasçı olunmuş olmasın. Aziz ve Celil olan Allah ise ne ölür ne de kendisine mirasçı olunur.
Resulullah (s.a.v.) “Onun hiçbir dengi yoktur.” âyetini de izah ederken buyurdu ki: “Onun ne bir benzeri vardır ne de bir dengi vardır. Onun hiçbir emsali yoktur.”[1]
Said b. Cübeyr diyor ki: “Yahudilerden bir topluluk Resulullaha geldiler ve “Ey Muhammed, Allah mahlukati yarattı. Peki onu kim yarattı?” dediler. Bunun üzerine Resulullah çok kızdı. Öyle ki rengi değişti. Sonra Allah için onlara sert bir şekilde çıkıştı. Bunun üzerine Cebrail (a.s.) geldi, Resulullahi teskin etti ve ona: “Ey Muhammed, kanatlarını indir.” dedi. Resulullaha, Yahudilerin sorduğu sorunun cevabı geldi. Cebrail dedi ki: “Allah teala buyuruyor ki:
“Ey Muhammed, de ki:”AİIah birdir, Allah sa´medilir. Hiçbir şeye muhtaç değildir. Herşey ona muhtaçtır. O ne doğurmuş ne de doğurulmuştur. Onun hiçbir dengi yoktur.”
MEALİ: “1. De ki: O, Allah birdir. 2. Allah sameddir. 3. O, doğurmamış ve doğmamıştır. 4. Onun hiçbir dengi yoktur.”
SUREDEKİ KAVRAMLARIN AÇIKLAMALARI:
AHAD: Ahad kelimesi, Arapça bir (1) demektir. Sayı olarak kullanılmadığında “tek” anlamına gelir.
SAMED: Arapça, sebat ve devam etmek, kastetmek, yönelmek anlamındaki “s-m-d” kökünden türeyen kelime “İhtiyaçları gidermek için başvurulan makam, hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her şeyin kendisine muhtaç olduğu varlık (Allah)” anlamına gelmektedir.
KÜFÜV: Arapça “eşit, benzer” anlamındaki “k-f-e” kökünden türeyen küfüv kelimesi “denk” anlamına gelmektedir.
——————————————————————————–
TEFSİRİ: Sure, Allah’ın temel niteliklerini vasfetmek üzere gönderilmiş bir sure olarak; Allah’ın AHAD, yani tek, eşsiz olduğuna işaretle başlamaktadır. Devamında O’nun SAMED, yani hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şeyin kendisine muhtaç olduğu bir varlık olduğu söylenilerek; böyle bir varlığın doğmak, doğurulmak gibi yaratılmışlara mahsus eksikliklerden uzak olduğu vurgulanmış; sonunda da yaratılmış, görünen, görünmeyen hiçbir varlığın kendisine eşit ve denk olamayacağı söylenilerek sure tamamlanmıştır.
Müfessirler özellikle ayetteki “doğmamış, doğurulmamıştır” kısmı üzerinde yoğunlaşarak, Yahudilerin Hz. Üzeyr’i ve Hıristiyanların Hz. İsa’yı Tanrı edinerek, onlara “ibnullah (Allah’ın oğlu)” demelerine karşı, Allah’ın oğlu olamayacağını, Allah’ın ne bir ana-babaya, ne de evlada ihtiyacı olmaksızın, bizatihi kendi başına var olmak zorunda olan Vacibü’l-Vucut olduğunu göstermeye çalışmışlardır. Kur’an-ı Kerim’in başka ayetlerinde de bu hususa işaret edilmektedir. Nitekim En’am suresi 101 ayette: “O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O’nun eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir! Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur” denilerek, insanlara Allah’ın oğlu olamayacağı hususunda akli yönlendirmeler yapılmaktadır. Bir başka ayette: “De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş’ın sahibi olan Allah’a ulaşmak için çareler arayacaklardı”(İsra, 17/42). Allah’tan başka ilah olamayacağı, insanların aklına yönelik olarak ispatlanmaktadır
Haziran 15th, 2010 at 19:26
Hüseyin Kardeşim doğruları bir daha tekrarladığın,tevhid inancını nazif bir şekilde ifade ettiğin için çok teşekkür ederim Hz. Adem ( A.S) dan Hz. Peygamber Muhammed ( S.A) ‘e kadar gelen tüm tevhid dinlerini, yani İslam’ı, buna Hz. Musa ve İsa’ A.S’a verilen vahiy de dahil olmak üzere, sonsuz iman ediyor ve tüm bu seçilmiş peygamberlere iman ediyor ve seviyoruz. Bu, bizim imanımızın gereğidir.Ve Onlara, Allah ( C.C.) tarafından seçildikleri için aynı zamanda saygı duyuyoruz. Neden Hristiyanlar ve Museviler, son peygamber Muhammed A.S’a iman etmezler ve onu sevmezler. Bu onların da bir dini vecibesi olsa gerek. Çünkü Allah, Tevrat ve İncil’ de son peygamberin geleceği müjdelemiştir. Incil’de geçen ismi paraklit, yani, Ahmet ( Yuhanna).Isa A.S ben gitmezsem O gelmez buyuruyor.
Gerçek iman sahiplerinin, doğru şeylere iman edip etmedikleri sorgusunu mutlaka kendilerine sormalıdır, sapkın bir yola girmemek için.
Allah’ın Selamı dosdoğru yol üzerinde olanlara olsun,
Haziran 22nd, 2010 at 07:11
Emre kardeş, Hz.Muhammed’e saygımız var tabii…Ama bizler ruhul kudüs’ den yani kutsal ruh’tan vücuda gelen İsa’ya inanıyoruz…KRAL’LARIN KRALI İSA’YA İman etti isek suç mu işledik…Bilindiği üzere kendisi tekrar yeryüzüne gelecek ama hiç sanmıyorum müslüman olacağını:-)
Haziran 26th, 2010 at 15:16
Cünet kardeş, inanışınızda samimi olduğunuzu kabul ederek size bir soru sormak istiyorum ; Eğer Hz, İsa Kralların Kralı Tanrı’nın oğlu ise( Sizin inanışlarınıza göre , o zaman bir Tanrı’nın oğlu, babası annesi var demektir, ve onların babaları anneleri de….O zaman Hz. Ademi neden yarattı ?Bu noktayı açıklamanı bekliyorum.
Hz Muhammed’ saygı duyuyorsanız, Ona bir peygamber olarak mı saygı duyuyorsunuz ?
Haziran 26th, 2010 at 19:08
Emre bey, bizim tüm inançlara saygımız var…biz Katoliğiz. Oğul, söylemi mecazidir. Tanrı 1 dir, Bize olan sevgisinden dolayı aramızda bizler gibi yaşamayı seçmeştir. Bizlere örnek olmuştur. Yani Peygamberlerin (İnsanların) tam manası ile yapamadığı örnek olmayı bizzat Kendisi yapmıştır.
Haziran 28th, 2010 at 18:16
Sayın Cuneyt kardeş emin ol, biz müslümanlar da sizlerin inançlarınıza ve diğer bireylerin inançarına son derece saygı duyuyoruz. Ama bizi derinden üzen şey, insanların hakikat diye peşine düştükleri şeylerin, Allah sözü olmayıp, insanların tahrifine uğramış kelamlar olmasıdır, hakikatin anlaşılmaması hususu bizi derinden üzmektedir. Biz Müslümanlar, original İncil’e derinden inanıyoruz. Biliyoruz ki, Allah (C.C), İsa ( A.S) vasıtasıyla tüm insanlığa tekrar nurunu inzal etti ve doğru yola çağırdı. Allah’ın hiç bir zaman tezat bilgiler vermeyeceğinden imanımız gereği 100% eminiz, Çünkü O Rab, her şeyi en iyi bilen ve kanun kural koyandır. O kurallarında asla bir tefrika içinde değildir.Her koyduğu sistem ve kelam birbiri içinde uyumludur. Kadiri mutlak güç sahibidir. Ve onun hiç bir yardımcıya ihtiyacı yoktur.
Tanrı Tek, demenize son derece sevindim, Ama diğer Hristiyan arkadaşlar sizin gibi düşünmüyorlar.Hz. Isa hakkındaki, oğul söylemi, onlar için hiç de mecazi anlam taşımıyor. Bunu kilise figürlerinden anlamak son derece mümkündür.
Hem sonra Allah sıfatında mükemmel bir varlığın, kendi yarattığı, günahkarlığa meyyal, aciz, eksik bir insan siluetine girmesi ne kadar anlamsız ve Rab için ne kadar küçültücüdür !!!!! İnsan bu mükemmel varlığa bunu yakıştırabilir mi ? Eğer gönderdiği peygamberler, görevlerini yapamadıysa, Tanrı neden insan bedenine girme gibi bir yöntem seçsin ve bir anneden babasız doğma gibi bir zayıflık içinde olsun ki?? Bunu inandığımız Tek tanrının sonsuz kudretine yakıştırıyor muyuz ? Halbuki o kendini bire bir, insanlara gösterirdi ve tüm insanlar da ona iman ederlerdi, bu daha doğru bir yöntem olmazmıydı!!
Dikkatinizi çekerim, Şirk, en büyük günahtır, Allah’a yakıştırmalarda bulunmak, ve O’nun yegane otorite ve gücüne benzer güçler işaret etmekle, Tek Allah’a ait bir hakkı başkasına vermektir, Bu büyük bir zulüm ve haksızlıktır ve haksızlığın en büyüğüdür.
Bakın Kur’an’da Hz. Allah ( C.C ) ne buyuruyor ;
Allah’ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: “Ol” der, o da hemen oluverir. (MERYEM SURESİ / 35)
Dediler ki: “Allah oğul edindi.” O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur, tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir. (BAKARA SURESİ / 116)
“Rahman çocuk edinmiştir” dediler. (MERYEM SURESİ / 88)
Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz. (MERYEM SURESİ / 89)
(Ona gelen melek:) “İşte böyle” dedi. “Rabbin dedi ki: - Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım.” (MERYEM SURESİ / 9)
Rahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı.) (MERYEM SURESİ / 91)
Rahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz. (MERYEM SURESİ / 92)
Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir. (MERYEM SURESİ / 93)
Ve yine çok çarpıcı bir Ayet-i Kerime ;
Kiyâmet günü peygamberleri huzuruna toplandiginda, Allah sorar “Ey Meryemoglu Isâ! Insanlara ‘Beni ve annemi Allah’tan baska ilâhlar edinin’ diyen sen misin?” Isâ der ki: “Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Hak olmayan birseyi ben söyleyemem. Eger söylemissem Sen zâten onu bilirsin. Sen benim gönlümde olani bilirsin: ben ise Senin aciklamadigin seyi bilemem. Muhakkak ki görünmeyenleri ve gizli olan seyleri hakkiyla bilen ancak Sensin. (Maíde- l16)
Hz İsa ‘ya Allah’ın oğlu diyenler, Ona büyük bir iftirada bulunuyorlar. Bu korkunç bir günahtır.
Bu yüzden ben, iman adına Allah’a şirk koşulmasından, O nadide insanın insanlığın kurtuluşu adına getirdiği Kutsal İncil’in tahrifatından dolayı son derece müteessirim. Tahrif olmamış Kutsal İncil’in, Kuran’ın hakikatleriyle örtüştüğüne Allah huzurunda şahadet ederim, ve sizlerin kendinden önce gelen ilahi kitapların doğrulayıcısı ve dosdoğru yol olan Kur’an yoluna girmenizi Yüce Rab Allah ‘dan dilerim, Şüphesiz O, hidayet ettiklerini, merhamet kanatları altına alan ve günahları çokça bağışlayandır.
Selam doğru yol üzerine olanlara olsun.
Haziran 28th, 2010 at 18:48
Emre bey, teşekkür ederim. Din önemli bir mevzudur, tartışma konusuna Katolikler girmezler. Ama ben yine de yazma gereği duyuyorum. Sizlerin de kabul ettiği gibi İsa, babasız dünya’ya geldi…konuya buradan gireyim dedim çünkü ortak noktalarımız biri bu ama şöyle bir düşünün İsa’dan önce gelen peygamberleri ve yazıları okudunuz mu bilmiyorum ki okursanız yahudilerin soyunu ve gelen peygamberler zincirini sonuncusunun İsa olduğunu ama bahsedilen kişinin sadece peygamber değil bazı yerlerde bizzat Allah’ın kendisi anlamına gelen sözler ile tarif edildiğini görebilirsiniz.
Allah, insanları neden yarattı hiç düşündünüz mü? Sizce insanlar günahkar ve aciz yaratıklar olabilir ki bu da çoğu insanın şeytanın yolundan gitmesinden kaynaklanır. Oysa Allah ile İnsanlar arasında ruhsal bir bağ vardır ki bu bağdan dolayı sevgi ve muhabet doğar yani tıpki iki dost gibi vs… Allahın bu en sevdiklerinin şekline bürünmesi Allahı küçük düşürmez aksine yüceltir ve bize olan sevgisini görebiliriz. Bizden biri olmayı seçmesi ayrıca Allahın bizler için verdiği sözleri yerine de getirceğini ve bizleri asla yalnız bırakmayacağını ve bizleri ne denli iyi anladığını ve bize yolu gösterenin ta kendisi olduğu için ne kadar şükür etsek azdır. Tekrar diriliş günün de bizleri Allah ile beraber sonsuz bir hayat bekliyor.
Ayrıca, İncil değiştirldi diyorsunuz ama elinizde hiçbir kanıt yok iken böyle söylemeniz ne kadar ayıp, Kuranın hangi ayetin de Hiristiyanlar İncili değiştirdi yazıyor da böyle bir kanıya vardınız?
Haziran 29th, 2010 at 20:06
Cüneyt Bey, İslam kaynaklarında peygamberlik müessesesi ve peygamberler ve peygamberler soyu çokça anlatılmakta ve bu bilgiler bizim için de din mevhumunu ve tevhid akidesini doğru anlamak açısından son derece önemlidir. Hz. İsa (a.s.), israiloğullarına gönderilen son peygamberdir, bunda mutabıkız, ama son peygamber değildir. Bunu söylemekle de son peygamberin Hz, Muhammed A.S. olduğunu da kabul etmediğiniz görülüyor. Onu bir peygamber olarak tanımıyorsunuz zannederim. Allah ‘ın çok değer verdiği, hitabında, Biz seni bütün âlemlere sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.” (Enbiya, 21/107) dediği, O Bir Allah için çok değer ifade eden peygamberi tanımıyorsunuz. Ben bunu anlıyorum sözlerinizden. Eğer gerçekten İsa
( A.S ‘ a iman etmiş olsaydınız, gerçekleri anlar ve gerçek doğru yolu bulurdunuz, Ne diyelim, hidayet yalnızca onun tasarrufunda, bizim görevimiz, doğru yola ışık tutmaktır.
Hristiyanlık dünyasının esas aldığı original metinle yazılmış hiç bir İncil yoktur. Original kaynak olarak. Bunu Vatikan da kabul ediyor. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna, Yunanca tercüme olarak mevcuttur, Zaten Hz. Isa a.s. döneminde hiçbir şekilde yazılı İncil mevcut değildi. İsa a.s risalet görevini 33 yaşında tamamlamış ve ilk incil, halefleri ( havarileri ) tarafından 70 li yıllarda yazılmaya başlamıştır. Oysa Hz. İsa Aramice konuşurdu insanlarla, tebliğini de bu dilde yaptığı tahmin ediliyor. Şimdi eldeki mevcut İncilleri original ile kıyaslama, veya doğrulama imkanı hiç yoktur. Neden 4 İncil var sorusuna Hristiyan dünyasından enteresan cevaplar alıyoruz, bu konuyu da konuşurduk, ama ne yazık kizamanım yok. Yakın zamanlarda bir mağarada bulunan ve originali Aramice yazılmış, karbon 14 analizi ile 1.asıra ait olduğu belirlenen Barnaba tarafından yazılan bir İncil var, Onu da Vatikan, İznik konsülünde kabul edilen teslis inancına karşı olduğu için kabul etmiyor, Halbuki şu ana kadar bulunan en eski original İncil olmasına ramen. Velhasıl herkes kendi statüsünden memnun, doğrular, Allah sevgisi, Hakikat, kimin neyine !!!
Ve Allah’ın hiçbir insanın süretine girme gibi bir noksanlığı sahip olamaz. Olsa Olsa bu basit, ilkel bir mitolojik düşüncenin ürünüdür, Allah bizlerin tahmin edemeyeceği kadar kuvvet ve kudret sahibidir. Eğer insanları doğru yola sevketmek için bu görevi kendisi yapacak olsaydı, Baştan beri neden bu yolu seçmedi, O zaman İsa dönemine erişmeden ölen insanlara yazık oldu hepsi günahkar gitti bu mantığa göre!!!!! Yapmayın bunları!!! Bari Allah adına yapmayın, Eğer insan için bir imtihan sözkonusu olmasaydı bu dünyada, Allah insanlara doğrudan görünür ve günahlarını doğrudan bağışlar ve onlara doğru yolu, doğrudan gösterirdi, ne gerek vardı bu kadar zahmete, sizin anlatımınızla!!!
Sonra gelelim bu Katoliklerdeki katı sorgulanmamazlık olayına; İnsanı insan yapan, onun iradesi, aklı, düşünce melekeleri, ve ahlaki sorumluluklarıdır. Eğer insanın değer yargılarını, düşünce melekelerini kitler onu sorgulayamaz hale getirir, tabuları inanç diye dayatırsanız, bu her şeyden önce insanların doğru yola girmesini, ve doğruları yaşamasını isteyen adil Allah’a ve onun şanına yakışmaz. Oysa ki, Allah Kur’anı-ı Keriminde bir çok yerde tefekkürü teşvik ediyor ve aklın kullanılmasını ısrarla vurguluyor. Mutlak doğrulara ulaşabilmek için akıl yormamızı istiyor. Halbuki, Hristiyan din adamları işin içinden çıkamadıkları konularda, bunun hikmetinden sual edilmez deyip böyle iman edilmesi gerekir dayatmasında bulunuyor. Din adamının vaz ettiği bütün prensipler aynen doğruluğu tartışılmaksızın kabul edilir, gibi yanlış bir metod izliyor. Bu bizim kabul edebileceğimiz bir yöntem değildir,.
İslami kaynakları biraz daha objektif incelerseniz, bir çok çıkmazların açıldığını göreceksiniz.
Selametle Kalın
Haziran 30th, 2010 at 01:33
Emre bey, zaman göreceli bir kavramdır…Allah zamanı bizler gibi beklemez…bunun için nezaman geleceği önemli değildir, önemli olan gelmiş olması ve tekrar geleceğine inanılmasıdır. Kimileri sizler gibi söylüyor; hani ne oldu?? GELECEK İDİ?? Oysa Rab katında 1ir gün, bizlerin 1000 yılana eş değerdir. Rab vardiği sözden caymaz, bir kaç güne gelirim demesi, bu günlerin Kendi günleri olmasındandır. (İncil’ de yazan bir pasaj… Havari Petrus’dan)
Bizlerin gemi direği gibi sağlam imanımız var ve hiç bir kuşkumuz yok şükür. Sizlere gelince ne yolda olduğunu bilmeyen dağılmış koyun süreleri gibisiniz ve kurtan korkup kaçan koyunlar gibi çobanınızı arıyorsunuz. Size Çobanlık yapan bizleride beğenmiyorsunuz. Rab İsa’nın Çarmıha gerildiğini yalanlayan saygısız yalancılarsınız. Ne ise ki Rab tekrar geldiğin de diriliş günün de cezanızı verecek. Rab’in gelişine kim dayanabilir? Yoksa İsa’dan güçlümüyüz? Saygıyı hak edene hakaret edenlerin sonu sonsuz cehennem ateşidir.
Allah’tan geldi bize diye uydurulmuş şeylere inananlara söylenmiş güzel bir söz var: KÖPEK KUSMUĞUNA, DOMUZ PİSLİĞİNE GERİ DÖNER!
Haziran 30th, 2010 at 11:26
Cüney Bey, Yanlış anladığınız bir şey var, Onu hatırlatmamda fayda var. Biz original İncil’e ve Hz. İsa a.s’ın getirdiği şeraite karşı değiliz. Ona inanmak bizim itikadi şartımızdır.Onun Tevhid inancını tebliğ ettiğinden zerre kadar şüphemiz yok şükürler olsun. Kalplerimiz de Allah’a ve onun şeraitine ve gönderdiği tüm peygamberlere sımsıkı bağlı. Ve gerektiğinde tüm inanlar tek bir vücut oluruz. Yalnız O’nu rızası için. Çünkü Biz Allah’danız ve tekrar O’na dönücüyüz. Allah kendisi için gayret sarfedenleri, hakikat çizgisinde ömür sürenleri zayi etmez, merak etmeyin.
O bahsettiğiniz, Allah için zaman kavramının bizlerin anladığı zaman kavramının çok ötesinde olduğuna, ve zamanın göreceli bir kavram olduğunda hem fikiriz. Ben fizikçiyim, Bunları tartışmaya gerek de yok zaten, bu konuda İslam’ın da bir fikir ayrılığı yok, Ben sadece sizlerin uzun bir zamandan beri birileri tarafından uyutulmanıza üzülüyorum, Biraz gözlerinizi açın gerçeklere, ibret gözüyle bakın, başkalarının gözüyle bakmayı bırakın. Emin olun ben Müslüman olmaklığımı onbinlerce defa sorguladım ve inandığım davadan razı oldum, kalbim 100% mutmain oldu. Eğer inandığım değerlerde ve temelinde şüpheler görmüş olsaydım, anne babamın dini demez, vazgeçerdim. Ama o yol, emin olun ki, Allah’ın nurlu yolu ve buna bütün kalbimle eminim ve buna iman ettim, Sizleri de o doğru yolun içinde görmeyi bütün kalbimle arzu ediyorum ve Allah’a dua ediyorum.
Hz. İsa (A.S. ) ölmedi ve döneceği günü bekleyin, O geldiğinde bütün insanlığı tekrar irşad edecek, O’na tabi olanlar kurtulacak. İnşallah O’nun zamanına erişirsiniz de imanlarınız Allah katında kabul olan iman olur.
Bakın Allah ( C.C.) sizin son sözünüze paralel olarak Kur’an’da ne buyuruyor ; DE Kİ, HAK GELDİ, BATIL ZAİL OLDU, HİÇ ŞÜPHESİZ BATIL YOK OLUCUDUR.” İSRA SURESİ, AYET :81
Temmuz 1st, 2010 at 02:58
Emre bey, neden? Yanlış anlamadım. Ama Siz habire İsalmı savunuyorsunuz, oysa ben İslam hakkında bilgi istemedim. Ben sadece Katoliklerin din hakkında ki görüşlerini yazdım hemde İncil’den. Sizin orginal İncilden kastınız nedir ki??
Peki Orginal Kuran’a mı inanıyorsunuz?? Orginali olmasa inancınızdan vaz mı geçerdiniz yoksa?? Ben size Söyleyim Emre bey, ORGİNAL KURAN’DA YOK!! Öyle ise inancınız BOŞ! Kuranı Ömer yaktı maalesef, ama Osman yine yazdı! YANİ O ÇOK SEVDİĞİNİZ PEYGAMBERİNİZ YA UNUTTU YAZDIRMAYI YA DA ÖNEMSEMEDİ. Sizce hangisi??
Temmuz 1st, 2010 at 11:03
Cüney Bey Ben sizi anlamakta cidden sıkıntı çekiyorum, Siz Kendi inanışınızı meşru kılmak için başka bir inanca çamur atmayı meşru mu zannediyorsunuz??? Sizin inancınız bu dürüstlüğü mü telkin ediyor ? Önce kendi inandığınız şeylerin doğru olup olmadığı, gerçekten Allah sözü olup olmadığını araştırıp öğrenin, sonra size eleştirilerde bulunanlara cevap verin. Yani niyetinizde hakikati bulmak ve ona inanmak gibi bir tercih olmadığını seziyorum, Bu doğru bir tarz değil. Eğer birilerinin dayatmalarını, Tanrı sözü diye aktardığı fakat daha o dönemde içine kul sözü karışan bir inanç sistemini, hatta 3.yüzyılda, dinin temel direği olan tevhid inancından saparak insanların ileri sürdükleri bir teslis inancına dayanan bir dine inanıyorsanız, kesinlikle söylüyom; Gittiğiniz yol batıldır, Allah’ın sözüne hiç kimsenin ilave hakkı yoktur, ilave ederseniz, yada değiştirirseniz, din diye bir şey kalmaz ortada. İşte İsrailoğulları kendilerine gelen dinleri hep böyle tahrif ettiler, halbuki en çok vahiy tarihte israiloğullarına gelmişti. Ve Original İncil’den kastımız, Allah ( C.C.)’nun İsa (A.S.) doğrudan Cebrail A.S. ile Hz. İsa A.S. ‘a gönderdiği, ve içinde her hangi bir kuş sözü olmayan original İncildir. Biz buna sizden daha çok inanıyor ve Hz. İsa A.S’ın bıraktığı mirasa sizden daha çok sahip çıkıyoruz.
Kur’an Hakkındaki düşünceleriniz çok yersiz ve tutarsız, Bu konu hakkında çok şey bilmediğinizi gösteriyor. Original Kur’an Hz. Peygambere nasıl vahy olunduysa, günümüze kadar da öyle gelmiştir. Halen günümüzde original Kur’an’ın aslı bulunmaktadır. Ve Kur’an sizin söylediğinizin aksine, Hz. Peygamber Muhammed A.S. zamanında kayıt altına alınmaya başladı. Peygamber A.S. bu öğretiyi Ashabına doğrudan öğretmiş ve peygamber zamanında Kur’anın tamamını ezberleyen bir çok sahabi vardı.Ve Hz. Peygamberden bu güne kadar da bu gelenek devam etti. Her dönem çok sayıda Kur’an hafızı Kur’anı tekrar yazabilmeye muktedirdir. Şu an dünyada yüzbinlerce hafız Kur’anı eksiksiz bir şekilde hıfzetmiştir. Tüm yazılı Kur’anları yok etseler, bunları tekrar sorunsuz bir şekilde yazdırmak mümkün, Bunu çok iyi biliyorum, Çünkü ben bunun eğitimini aldım. Kur’an’ın originalliği konusunda hiçbir sıkıntı yok, kalbiniz bu konuda müsterih olsun.
Bakın size Kur’anın yazılışı, kayda dökülüşü hakkında biraz bilgi vereyim;
1- Kur’an’ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur’an’ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.
2- Kur’an’ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:
Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ebu Bekr (r.a)’in emri ve Hz. Ömer (r.a)’in uygun bulmasıyla Kur’an âyetlerini biraraya toplamıştır. Zeyd İbn Sabit Kur’an’ı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.
3- Kur’an’ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:
ilk Mushaf Kur’an’ın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekr’in topladığı ve Hz Ömer’in kızı Hafsa’nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı. Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit (r.a), Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)’ı görevlendirdi. Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur’an’ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.
4- Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.
Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.
Eğer daha tafsilatlı bilgi isterseniz size kaynak öneririm. Ama metodik olarak bilmediğiniz konularda ahkam kesmeyin, Bu düzeyli insanlara yakışmaz.
Temmuz 1st, 2010 at 12:25
http://www.in.com/videos/watchvideo-ahmet-akgndz-barnabas-incili-srad-blm1-6377057.html
Bu videoyu izlemenizi rica ediyorum, ama objektif olarak
Temmuz 1st, 2010 at 12:50
http://www.dailymotion.com/video/xca5jh_ahmet-akgunduz-barnabas-incili-syra_tech#from=embed
Temmuz 1st, 2010 at 13:06
http://www.dailymotion.com/video/xca3z9_ahmet-akgunduz-barnabas-incili-syra_tech#from=embed
Temmuz 1st, 2010 at 13:42
http://www.dailymotion.com/video/xd7ijy_barnabas-yncili-gercekler_tech
Temmuz 1st, 2010 at 13:45
http://www.dailymotion.com/video/xb51xm_barnabas-yncili-genel-kurmayda-my_people
Temmuz 1st, 2010 at 13:56
http://www.dailymotion.com/video/xcg64z_ahmet-akgunduz-barnabas-incili-syra_tech#from=embed
Temmuz 1st, 2010 at 13:56
http://www.timeturk.com/Bu-incil-Hristiyanligi-yok-edebilir-25444-haberi.html
Temmuz 1st, 2010 at 15:00
Emre bey, üzülmeyin! Tevratında, İncilinde Hafızları vardı O dönemlerde ve hala var! İş o yöne gelirse, Tevrat ve İncil daha sağlam duruyor…Çünkü tek bir elçi değil bir çok elçinin yazmasıyla ve inananları ile günümüze dek gelmişdir. Siz bir olaya tanıklık eden tek kişiye mi inanırsınız, yoksa 7 yahut 10 yahut 15 kişiye mi inanırsınız????????
Temmuz 1st, 2010 at 15:08
http://www.dailymotion.com/video/xb51xu_barnabas-yncili-peygamberimiz-ve-ku_people
Temmuz 1st, 2010 at 15:10
Neden 4 İncil var o zaman??????????? Allah’ın gönderdiği sadece 1 İncil var, O da Hz. İsa A.s. ‘ın tebliğ ettiği İncil’dir. Bu dört ncil’de de aynı hadiselerle ilgili çelişkili anlatımlar var, Buna ne dersiniz ?
Halbuki Kur’an-ı Kerim Tekdir ve tek versiyon ve Original versiyondur
Temmuz 1st, 2010 at 15:11
Neden 4 İncil var o zaman??? Allah’ın gönderdiği sadece 1 İncil var, O da Hz. İsa A.s. ‘ın tebliğ ettiği İncil’dir. Bu dört ncil’de de aynı hadiselerle ilgili çelişkili anlatımlar var, Buna ne dersiniz ?
Halbuki Kur’an-ı Kerim Tekdir ve tek versiyon ve Original versiyondur
Temmuz 1st, 2010 at 15:22
O zaman Barnaba’ya ne diyeceksiniz?? Original Aramice 70 ‘li yıllarda yazılmış bir İncil. Bu neden dayanak değil sizin için? Halbuki Matta, markos, Luka ve Yuhanna’nın original hiç bir metni yok karşılaştırılacak!!!!! Siz bunları dayanak alıyorsunuz da neden Barnabas İncili sizin için delil değil? Ve Bu şu an elde bulunan tek Aramice, original metinli İncil’dir. Tarihi bir belge en azından.
Sizin andığınız İncil’ler Hz. İsa A.s. için yapılan biyografive hatıralardır, Allah kelamı değildir, Aklınızı başınıza alın, orada Hz. İsa ‘dan sonraki olaylar bile anlatılıyor, bunları Hz İsa mı söyledi ??
Kusura bakmayın ama havanda su dövüyorsunuz, Güneş balçıkla sıvanmaz, İnatla neye ulaşmaya çalışıyorsunuz, anlamak mümkün değil. Sizin verdiğiniz cevaplarda hiç bir tutarlılık yok, kusura bakmayın, Delilsiz, tutarsız konuşan insanlara anlatılabilecekleri anlattım, zaten bir şeyi tartışmak için yazmadım bunları, Olur da akıl edersiniz ve gerçeklere ulaşma imkanınız olur diye yazdım, Benden bu kadar, Allah doğru yolu bulanlardan eylesin, Bizden bu kadar.
Temmuz 1st, 2010 at 15:47
EMRE KADEŞİM, BARNABA İNCİLİ DİYE BİR İNCİL DE ONDAN KABUL GÖRMÜYOR…DENDİĞİ GİBİ DEĞİL O OLAY…ÖYLE 70 Lİ YILLARDAN FALAN KALMA DEĞİL…MÜSLÜMANLARIN YAZIP DA UYDURDUĞU BİR İNCİL BARNABA. GÜNÜMÜZDE NEYİN NEZAMAN YAZILDIĞI ANLAŞILABİLİYOR! SİZ BURADA KİMİ KANDIRMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ??
SEN GİT DE OSMANIN YAHUT HASANIN FALAN YAZDIĞI KİTABINI ARAŞTIR.
Temmuz 1st, 2010 at 16:11
Kur’n öyle Hasan’ın yahut Osman’ın kitabı değildir. Kur’an bir insanın gösterecemeyeceği Mucizelerle dolurdur. Kur’an-ı inceleyin, ondan sonra görüşelim.
http://www.kuranmucizeleri.com/bilimsel_mucizeler_12.html
Temmuz 7th, 2010 at 17:54
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/19591/HIRISTIYANLAR,_HZ._ISA_NIN_ALLAH_IN_OGLU_OLDUGUNU_SOYLEYEREK_MILYONLARCA_INSANIN_DINSIZ_OLMASINA_SEBEP_OLUYOR__
Temmuz 7th, 2010 at 17:57
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/20061/HZ._ISA,_HZ._IBRAHIM_NESLINDENDIR
Temmuz 7th, 2010 at 18:01
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/20150/KURAN_MUCIZELERI:_YAGMURDAKI_OLCU_
Temmuz 7th, 2010 at 18:04
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/20229/TESLIS_INANCI,_HIRISTIYANLIGA_VERILMIS_EN_BUYUK_ZARAR_VE_HZ._ISA_(A.S.)_A_YAPILMIS_EN_BUYUK_IFTIRADIR
Temmuz 7th, 2010 at 19:02
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/27797/INCIL_VE_TEVRAT_TAHRIF_OLMUSTUR._KITAP_EHLI_NIN_MUHAMMEDI_OLUP,_GERCEK_ISEVIYETI_VE_MUSEVIYETI_SAF_VAHIY_VE_HAK_KITAP_OLAN_KURAN_DAN_OGRENMELERI_GEREKIR.
Temmuz 15th, 2010 at 18:46
Bütün hristiyanlar; Hz.Adem’in, Cenette yasak meyveden yemesinden dolayı işlediği günahın, onun neslinden gelen tüm insanlara tevarüs yoluyla (ırsi olarak) intikal ettiğine ve bu sebepten, her doğan çocuğun günah yüküyle dünyaya geldiğine inanırlar… Günah denen şeyin, bir insandan başka birine ırsi olarak geçmesi, aklen ve ilmen kabul edilebilir bir husus değildir. Kimse, kimsenin günahını yüklenemez; herkes günahının tek sahibidir. Her hususta olduğu gibi, bu hususta da İslam’ın fevkalade gerçekçi olduğunu görüyoruz. Allah Resulü’nün ifadesiyle; “her doğan, İslam fıtratı üzere doğar…” Tertemiz ve günahsız doğar. Hiçbir şey düşünemeyen, hiçbir şey yapabilme kudretinde olmayan bir çocuğa, işlemediği bir günahı nasıl yüklersiniz?!. Öte yandan; Kur’an’da açıkça ifade edildiği üzere, Hz.Adem(as), işlediği günahtan dolayı tevbe etmiş ve tevbesi kabul olunmuştur
Hristiyanlık, bu konularda fazlaca düşünmeyi yasaklar; ama biz, akl-ı selim sahibi insanların düşünmeden edemeyeceklerini sanıyoruz.
Sormak isteriz: İsa’nın yeryüzüne gelip insanların günahlarını üzerine alarak onları “asli suç”tan kurtarmak için kendini kurban ettiği zamanlardan asırlarca evvel yaşamış, bu fırsatı kaçırmış milyarlarca insanın durumu ne olacaktır?.. Onlar, İsa’nın ümmeti olamadılar diye, İsa’ya yetişemediler diye, “asli günah”larından kurtulamadılar mı?.. İsa’dan evvelki insanlık, büsbütün günahkar mı gitti?.. Bu, onlara adaletsizlik ve zulüm olmaz mı?..
Dahası; İsa kendini, insanları “asli günah”tan kurtarmak için seve seve kurban etmişse (ki, Hristiyanlık inancına göre, İsa buna dünden razıdır; hatta, olayı kendisi tertip etmişcesine idam edileceği haç’ı yerine kadar taşımıştır) ve gerçekten insanlar bu vesile ile “asli suç” tan kurtulmuşlarsa, o zaman bu cinayeti işleyenler büyük sevap işlemiş olmalılar, değil mi?!. Akl-ı selim, bunu nasıl kabul etsin!?..
Ya da şöyle düşünelim: Şimdi ben, mesela; yasaklanmış bir fiil olan hırsızlık suçunu işlesem ve de hüküm giysem, fakat pişman da olmasam ve af dilemesem. Buna karşılık, beni seven birisi, benim yerime suçu kabullenip hapiste yatsa… Bir; dostumun, benim yerime hapiste yatmış olması, beni suçlu olmaktan kurtarır mı? Yani ben, suçsuz sayılabilir miyim? İki; dostumun, yerime cezayı çekmiş olması beni zerrece “ıslah” eder mi? Cezanın bir hedefi de “ıslah” etmek olduğuna göre, cezayı suçlu olan benim çekmem gerekmez miydi? Üç; dostumun benim suçumun kefaretini ödemeye kalkması, beni “ıslah” etmek şöyle dursun, daha nice suçları işlemeye teşvik etmiş olmaz mı? Nasıl olsa, cezamı çekecek birileri bulunmaktadır!..
Fransız mütefekkiri Voltaire, “asli suç” telakkisini tenkiden şöyle der:
“Tanrının, bütün insan kuşaklarını, ilk ataları bir bahçeden bir meyve koparıp yedi diye, sonsuz işkencelerle harap etmek için yarattığını iddiaya cür’et etmek, O’na hakarettir; O’nu barbarlıkların en anlamsızı ile suçlandırmaktır”.
Temmuz 15th, 2010 at 18:49
Eğer mezkur rükünler, Allah’ın sıfatları olsalardı, “Tevhid” akidesine bir dereceye kadar yaklaşmış olunurdu. Fakat, hristiyanlarca ne baba-tanrı, ne oğul-tanrı ve ne de ruhu’l-kuds birer sıfat değiller, aksine muayyen şahıslar ve ayrı ayrı fertlerdir. Bu durum ise, bugünkü Hristiyanlığın tamamen bir şirk içerisinde olduğunu gösterir. Ayrıca; İsa’nın “Allah’ın yegane oğlu” olduğu inancı, Allah’ı insana benzetmeye götürerek gerçek uluhiyete yakışmaz bir hale sokar. Allah, niçin bir insan şekline bürünerek yeryüzünde yaşayıp bir sürü hakaretlere ve idama(!) maruz kalsın?!. Bu, O’nun yüceliğine ve sonsuz kudretine halel getirmez mi? İnsanlar tarafından rahatlıkla öldürülebilen bir varlık (İsa), nasıl Allah(Rab) olabilir?!.
Bütün bu dogmalara inanmak için, aklı tamamen iptal mi etmek lazım? Başka da çıkar bir yol gözükmüyor!..
Gerçek şu ki; akıl, hakikate ulaşmada ve dinlerin esaslarını kavramada yegane kaynak değildir. Ancak, mümkün olmayanı kabullenmek de, akla tamamen aykırıdır. “Akıl, mutlak hakikatin bütün sınırlarını çizemez. Bununla beraber o, mutlak hakikatin, mutlak muhal (imkansız) den ayrıldığı sınırı da çizebilme gücüne sahiptir… Mütenakız (çelişkili) bir hüküm, akla göre anlaşılmaz bir şey değildir
Kur’an’ın; “Onlar düşünmüyorlar mı/ Biz, bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz/ Hala düşünmez misiniz?” gibi sıkça beyan ve uyarılarına karşı, İnciller, düşünmeyi sanki de yasaklamış ve akılsızlığı tavsiye etmiştir. Nasıl mı? İşte size bir İncil cümlesi: “Kimse, kendi kendini aldatmasın. Eğer bir kimse, aranızda bu dünyada kendisini hikmetli sayarsa, hikmetli olmak için akılsız olsun. Çünkü bu dünyanın hikmeti, Allah’ın indinde akılsızlıktır” (1.Korintoslulara;3/18,19).
Halbuki; bir itikadi prensibi benimseyip gereğince amel etmek için aklı tamamen iptal etmek, o dini yaşamayı ve yaşatmayı son derece zorlaştırarak tatminsizlik doğurur. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’in, hristiyanların Allah inancı konusundaki sapmalarına ihtarla işaret ederken, gerçek Allah inancını ortaya koyması çok manidar ve tatminkardır:
“Ey Kitap Ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında gerçek olmayan şeyleri söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın elçisi, O’nun, Meryem’e attığı kelimesi ve O’dan bir ruhtur. Allah’a ve elçilerine inanın. (Allah) üçtür, demeyin. Kendi yararınıza olarak buna son verin. Çünkü Allah, yalnız bir tek tanrıdır. Haşa O, çocuk sahibi olmaktan yücedir (münezzehtir)” (Nisa suresi,171); “De ki: O Allah birdir /Allah Sameddir (her şey O’na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir)/ Kendisi doğurmamıştır ve (başkası tarafından) doğurulmamıştır/ Hiçbir şey O’nun dengi (benzeri) olmamıştır” (İhlas suresi) buyrulmaktadır.
Temmuz 15th, 2010 at 19:05
Barnabas inciline atfen konuşulanlara tarihi bilgiler ;
Barnabas aslen Kıbrıslı olup yahudi bir aileden doğmuştur. Asıl adı Joseph (Yusuf) tur. Barnaba ise teselli oğlu anlamında ona sonradan verilmiş bir lâkaptır. Barnabas’ın kaleme aldığı incil, İsa’nın bir şakirdi, yani zamanının çoğunu, mesajını yaydığı üç yıllık süre içinde bizzat îsa’nın yanında geçiren bir kişi tarafından yazılmış ve bugüne kadar gelmiş, bilinen tek İncil’dir. Kabul edilmiş dört İncil’in yazarlarının aksine, o İsa ile doğrudan teması olmuş ve öğretisini doğrudan İsa’dan almış biriydi.
Barnaba İncili, MS. 325′e kadar İskenderiye Kiliselerinde Kanonik (-gerçek-sahih-) bir İncil olarak kabul ediliyordu. Tevhid (-Allah’ın birliği inancı-) lehinde yazan Iraneus’un (MS.130-200) yazılarından, bu İncil’in İsa’nın doğumundan sonraki birinci ve ikinci yüzyıllarda elden ele dolaştığı anlaşılmaktadır. Putperest Roma dininin ve Eflâtun’un felsefesinin İsa’nın aslî öğretileri içine girmesinden sorumlu olmakla suçladığı Pavlus’a karşı çıkan İraneus, kendi fikirlerini desteklemek için Barnabas İncili’nden geniş alıntılarda bulunmuştur.
İznik Konsülü 325 Yılında Yüzlerce Yazımla Birlikte Barnabas İncili’ni de Yasaklıyor
325′te ünlü İznik Konsülü toplandı. Teslis Pavlus Kilisesi’nin resmî inancı olarak ilân edildi ve bu kararın sonuçlarından birini de, o zaman elde bulunan üçyüz kadar İncil’den dördünün Kilise’nin resmî İnciller’i olarak seçilmesi oluşturdu. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhannâ’nın yazdıkları İncîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya attığı trinite fikri, İsa’dan sonra 1′inci ve 2′inci yüzyıllarda kaleme alınan bu İncîllerde yer aldı. İçlerinde Barnabas İncili’nin de bulunduğu diğer înciller’in bütünüyle yok edilmesi emredildi… Geçerliliği tanınmamış Inciller’den birini yanında bulunduranın öldürüleceğine dair emir çıkarıldı…
M.S. 366′da papa olan Damasus’un (304-384), Barnabas İncili’nin okunmaması hakkında buyrultu yayınlandığı kaydedilir. Bu buyrultu M.S. 395′te ölen Sezarya piskoposu Gelasus tarafından desteklenmiştir. Bu piskopos İncil’i Apoler; fal kitaplar listesine almıştır. Apokrifa (-apocrypha-) basitçe ‘halktan gizlenen’ demektir. Böylece, daha bu aşamada İncil kimsenin eline geçmez olmuştur…
Pavlus Kilisesi 1700 Senedir Barnabas İncilini İmha Etmeye Çalışıyor
Barnaba Incili’yle ilgili daha bazı buyrultular da vardır. 382′de Batı Kiliseleri Buyrultusu’yla ve 465′te papa Innocentın buyrultusuyla yasaklanmıştır… Tüm bu buyrultular Şansölye Seguier (1558-1672) Kütüphanesi’ndeki B. de Montfaucan (1655-1741) tarafından hazırlanmış Yunanca elyazmalar katalogunda anılmaktadır…
Barnabas İncili’nin Dikkat Çekici Yolculuğu
İmparator Zeno’nun yönetiminin dördüncü yılı olan M.S. 478′de Barnabas’ın mezar ve kalıntıları keşfedilmiş ve kendi eliyle yazılmış İncili’nin bir nüshası göğsünün üzerinde bulunmuştur. Bu olay, 1698′de Antwerp’de yayınlanan Acta Sanctorum, Boland Junii, Tome II, sayfa 422-450′de geçmektedir…
Barnaba încili’nin, buradaki metne de kaynaklık eden, İngilizce çevirisine esas olan el yazması Papa Sextus’un (1589 -1590) elindeydi. O’nun, kendinden pek çok alıntılar yapmış olan Iraneus’un yazılarını okuduktan sonra Bamabas încili’ne büyük ilgi duyan Fra Marino adında rahip bir arkadaşı vardı. Bir gün bu rahip Papa’yı görmeye gitti. Birlikte öğle yemeği yediler ve sonra Papa uykuya daldı. Peder Marino Papa’nın özel kütüphanesindeki kitapları karıştırmaya başladı ve Bamabas İncili’nin İtalyanca bir el yazmasını ele geçirdi. Bunu cübbesinin yenine gizleyerek oradan ayrıldı ve kitapla birlikte Vatikan’dan çıktı. Sonra bu el yazma elden ele dolaşıp, nihayet Amsterdam’da, «hayatı boyunca bu parçaya büyük bir değer verdiği sık sık işitilen büyük bir isim ve yetkiye sahip bir kişi»ye ulaştı. Onun ölümünden sonra, Prusya Kralı’nın danışmanlarından John Frederick Cramer’a geçti. 1709′te Cramer bu el yazmayı ünlü ‘kitap kurd’u saray prensi Eugene’e sundu. 1738′de kitap, Prens’in kütüphanesiyle birlikte Viyana’da Hofbibliothek’e geçti ve hâlâ oradadır…
Erken kilise tarihçilerinden önemli bir zat olan John Toland, bu yazmayı incelemiş ve ölümünden sonra 1747de basılmış olan muhtelif çalışmalarında ona atıflarda bulunmuştur. İncil hakkında şöyle der: «Bu, tıpkı kutsal bir kitap görünümündedir.»
İtalyanca elyazma Canon ve Bayan Beggo tarafından İngilizce’ye çevrilerek, 1907′de Oxford Üniversitesi Basımevi tarafından basılıp yayınlandı. Bu İngilizce çevirinin hemen tüm nüshaları birden ve esrarengiz bir şekilde piyasadan kayboldu.
Bir anlatıma göre, Barnabas İncili’nin basımından habersiz olan Vatikan yayım satım gününden hemen önce haberdar olunca acilen aldığı bir kararla kitabın satıma sunulacağı her kitapçının önünde yüzlerce kişilik kuyruklar oluşturularak tüm basımların alınıp imha edilmesi şeklinde rahip ve rahibelere talimat vermiş. Sonrasında gücünü kullanarak kitabın yeni baskılarının yapılmasının önüne geçmiş.
Ancak, bu defa bazı kütüphanelere dağıtım öncesi gönderilen basımlar gözden kaçmış. Bugün için, biri British Museum’da, diğeri Washington’da Kongre Kütüphanesi’nde bulunmak üzere, 1907 tarihli ingilizce basımın yalnızca iki nüshası biliniyor. Bu tarihten sonraki ilk baskı ise 1979′da gerçekleşti. Kongre Kütüphanesi’ndeki nüshanın mikrofilm kopyasını alan pakistanlı müslüman bir araştırmacının sayesinde, 72 sene sonra kitabin yeni bir baskısı yapılabildi..(-Jesus, A Prophet of islam, Londra, 1979, s : 39 - 42).
Pavlus Öğretilerine Uyan Hiristiyanların Barnaba İncilini İnkar Çabaları ve Tarihi Gerçekler:
Hristiyan literatüründe Barnaba İncili’nin adı nerede geçmişse, oraya bir muhalefet şerhi konmuş, bu İncil’in, sahte ve uydurma olduğu, dolayısıyla reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Hattâ bu İncil’in, bir müslümanın hayal gücünün bir eseri olduğu iddia edilmiştir. Bu, iddia tarihi hiç bir dayanağı olmadan inkar amaçlı olarak ortaya atılmıştır; çünkü böyle bir kitap müslümanlar tarafından bilinmiyordu. Eğer bilinseydi pek çok eserde ondan söz edilirdi. Taberî, Mes’ûdî, Ya’kûbî, Bîrûnî, İbn Hazm, İbn Teymiyye gibi hiristiyan kaynaklarına vâkıf olan yazarlar, Hristiyanlık ve onun kutsal kitaplarından bahsederken, Barnabas İncili’ne en ufak bir işarette bile bulunmamışlardır.
George Sale’in, 1734 yılında, Kur’an’ın İngilizce çevirisinde bundan bahsetmesinden önce müslümanlar, Barnabas İncili’nin adını bile duymamışlardı. İbnü’n-Nedîm tarafından 995 yılında ve Hacı Halife tarafından 1657′de hazırlanan, geniş birer bibliyografya eseri olan ‘el-Fihrist’ ve ‘Keşfü’z-Zünûn’ adlı kitaplarda da bu İncil’in adı geçmemektedir. Bu eserlerin yanısıra 18′inci yüzyıl öncesi süreçte müslümanlarca kaleme alınan ve bugün bilinen hiçbir metinde bu İncilin isminden ya da içeriğinden bahsedilmediği gibi islam uygarlıklarında söylenti-hikaye-efsane düzeyinde dahi adı bir kayda geçmemiştir.
Hz. Muhammed’in Doğumundan 75 Sene Önce…
Barnabas İncili’nin müslümanlar tarafından yazılmadığının bir delili de şudur: Hz. Peygamber’in dünyaya gelişinden 75 yıl önce (M.S. 496), Papa I.Gelasius döneminde ‘yanlış ve dînî düşüncelere aykırı kitaplar’ adı altında hazırlanan listede (-Decretum Gelasianum-), Barnabas İncili’nin adı geçmektedir. Ayrıca 7′inci yüzyıl öncesinden günümüze gelen ikinci ve farklı bir belgede yasaklanan 60 kitap içinde (-List of the Sixty Books-) Barnabas İncili de yer almaktadır. Barnabas İncili’nin tarih boyunca aslında var olmadığı şeklindeki iddialara değinen Avustralyalı bilim adamı(-La Trobe Universitesi Bendigo-) Dr. Rodney Blackhirst, bir bilimsel makalesinde yukarıdaki iki listeye dikkat çekerek, şöyle demektedir:
«Bazıları, ortaçağın sonlarında Barnabas İncili isimli yazıma rastlanılması öncesi süreçte, böyle bir incilin tarihsel olarak var olmadığını kesin bir güvenle iddia ediyorlar. Oysa farklı yüzyıllardan, iki ayrı liste bunun tersini kanıtlıyor. İki listede de aynı yanlışın olması, aslında olmayan bir şeyin yanlışlıkla iki ayrı listede de “Barnabas İncili” adıyla yer alması mümkün müdür? “60 kitap listesi” sadece bu tek konuda yanlış olabilir mi? Barnabas İncili’nin hiç var olmadığı iddiası kimilerinde, bu incilden bugüne hiç bir parçanın gelmediği iddiasına yerini bırakıyor. Fakat o zaman “60 kitap listesi”nde yer alan kitaplardan sadece Barnabas İncili’nin bir iz bırakmadan kaybolması gibi bir sonuç akla yatkın olacak mıdır?»
Barnabas İnciline getirilen bu yasaklamalar, o çağlarda, bu İncil’i yazacak bir müslümanın var olamayacağını açıkça gösteriyor. Çünkü o zaman daha Hz. Muhammed (doğumu 571) bile doğmamıştı.
Ayrıca yukarıdaki delillere ek olarak şunu vurgulamak yerinde olacaktır: Allah ve bir Peygamberi hakkında yalan söylemek demek olacak böyle bir sahtekarlık; yani bir incil uydurma eylemi; yalancılık ve sahtekarlığa karşı duruşu ve doğruluk ve dürüstluk ahlakını Hz. Peygamber ve Kuran’dan alan bir müslümandan beklenemez. Böyle bir şeyi iddia edebilenler, bazı değişiklikler ve tahrifler yaşadığı Spinoza, Goethe ve daha nice batılı entellektüeller tarafından ifade edilen 4 İncilin dışında ve 2000 sene önceki orjinal halinde veya orjinal haline yakın olarak gerçek İncil’den içinde güçlü yansımalar bulunan bir metinle karşılaşmanın şok ve şaşkınlığı ile bunu yapıyor olmalılardır.
Alman Protestan Kilise Komisyonu’nun kontrolünden geçerek basımına izin verilen eski ve yeni Ahid çevirileri, şu sunuşla başlar:
«Kutsal kitap gökten inmiş değildir. Eski Ahid (-Tevrat-)’in 39 kitabıyla dört İncil yüzlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve son şeklini almıştır.»
Burada tevrat ve incil üzerinde tarih boyunca tahrifat ve değiştirmeler yapıldığı gayet net bir şekilde kilise tarafından, ifade ediliyor.
Hakkari’de 1983 Yılında Bulunan Barnabas Nüshası
1983′te Hakkari civarında bir mağarada, İsa Peygamberin konuşma dili olan Ârâmî dilinde ve Süryânî alfabesi ile yazılmış ceylan derisinden bir kitap bulunduğu ve bunun Barnaba İncili olduğu, yurt dışına kaçırılmak istenirken kaçakçıların yakalandığı ve kitabın bir yerde muhafaza edildiği ifade edilmektedir. Kitabı bulanların, kitabın içeriğini anlamak amacıyla, Aramice Uzmanı Filolog Hamza Hocagil’e kitabın ilk sayfasını getirdikleri, Hocagil’in tercüme ettiği sayfaya göre bu kitabın Barnabas İncili olduğu ve aşağıda bulunan incil metninin girişine benzer ifadelerin bu sayfada yer aldığı detayları verilmektedir. (bk. İlim ve Sanat, Mart-Nisan 1986, sayı: 6, s. 91-94).
Pavlus Öğretileri ve Resmî Roma Hristiyanlığı
Paulus=Pavlus=Pavlos=Bolis, Tarsus’lu Saul MS 10-67 yılları arasında yaşadı. Pavlus Roma Yurttaşlığı’nı kazanmış yahudi bir aileden geliyordu. Bu nedenle hem Yahudi adı Saul’u hem de Romalı Adı Pavlus’u kullanıyordu. Yahudi önderi I.Gamalyel dönemi’nde Kudüs’de hahamlık öğrenimi gördü.
İlk dönemlerinde bağnaz bir Ferisi (-yahudi din adamı-) olarak Hristiyanlığı Yahudilik karşısında büyük bir tehdit saydığı için Kilise Üyeleri’ne yönelik kıyımlarda, yüzlerce inananın öldürülmesinde etkin roller oynadı.
Daha sonraları, «inananların peşine düşerek Şam’a giderken yolda İsa’nın görüntüsü’yle karşılaştığını, böylece tevbe ettiğini» iddia etti. İddiasını doğru kabul eden hristiyanların arasında yaşadı. Kısa bir süreç ardından ise bir topluluğun lideri haline gelerek inananlar arasında önemli ayrışmalara neden oldu. Dini yahudi olmayanlar arasında yayması farklı yönlerinden birisidir.
Hristiyanlığın bir Yahudi Mezhebi olmaktan çıkıp bir Roma Dini’ne dönüşmesine belirleyici katkı’da bulunan kişidir Pavlus. Yeni Ahid’in yaklaşık 1/3 ünü oluşturan mektupları günümüze ulaşmış en eski Hristiyan Metinleri’dir ki bugünkü Hristiyan İlahiyatı’nın temellerini oluşturur. Yeni Ahid’deki Resullerin İşleri Kitabı’nın yarıdan çoğu Pavlus’un etkinlikleri’ni aktarır.
Romanın resmî dini haline gelen hristiyanlık pavlus’un takipçilerinin dini anlayışını yansıtır. Roma kilisesi=Pavlus kilisesi, tevhide (Allah’ın birliği inancı) inanan ya da buna yakın diğer hristiyan mezhep ve topluluklarını ortadan kaldırmak için mücadele etmiş. Bu uğurda afaroz (dinden atma) ve ölüm cezaları uygulamış ve bunlarla korkutmuştur.
Ağustos 17th, 2010 at 23:48
gerçek dinin sizlerde islam oldugu biliyorsunuz ama kaçıyorsunuz.ama şimdiden bilm adamlarınız vatandaşlarınız, ünlüleriniz müslüman olmaya ve sizin hesaplarınıza göre 150-200 yıl sonra komple avrupa müslüman olacagını söylüyorsunuz .ya birçok şey vardı dinim gereği saygısızlık yapmak istemiyorum.gerçek dini bulacaksınız.biz ağzımızı bile açmadan.
Ağustos 19th, 2010 at 12:51
Bence de, size katılıyorum Erdal kardeş, Güneş asla balçıkla sıvanmaz. Gerçek er geç akıl shipleri tarafından anlaşılacaktır. Allah ( C.C.)’ın vaadidir bu.Selametle kalın, Ramazanınız mübarek olsun, hayırlara, kutlu yarınlara vesile olsun.Tüm insanlığın barış ve selameti için hayır ve dua ile..
Aralık 12th, 2010 at 05:28
oo konu almış başını gitmiş :)bende bir kaç soru sormak istiyorum HRİSTİYAN arkadaşlara (usluba bakmayın)
1-) Dininizin reklamını yaparken nicin Islam`ı karalıyorsunuz. Sadece kendi dininizi anlatarak (muslumanların yaptıgı gibi) taraftar toplayamayacagınızı anladıgınız icin mi?
2-) Neden Yahudilige tek kelime bile edemiyorsunuz? Yoksa gercekten hiristiyanlik Yahudilerin kontrolunde bir din midir?
3-) Islam`in dusmanı olan her inancı desteklemenizin sebebi nedir? Hz Muhammed`in hayatını anlatan kaynaklarınızda resmen muslumanlara yıllarca zulmeden putperestleri bile ovuyorsunuz. Sizin tanrı inancınız bu kadar zayıf mi yoksa?
4-) Bir yerde tek tanrıya inanıyoruz diyorsunuz, baska yerde Isa Allah`in oglu diyorsunuz? Karar verin artık. Siz tek tanrıya mi yoksa 3 tanrıya mı inanıyorsunuz?
5-) Bir tanrıyı tanrı yapan 3 özellik vardır. 1-)Yaratıcılık 2-) Olumsuzluk 3-) Sonsuz guc . Hz Isa bunların hangisine sahip? Sizce bir tanrı öldürülebilir mi?
6-) Neden tek bir kitabınız bile yok? Nicin 4 kıtabınız var? Tanrı size birbirinden farklı 4 kitap yollayıp “istediginizi secin” mi dedi?
7-) Her yerde Islam`ın savas ve vahset dini, Hiristiyanlıgın ise barıs dini oldugunu soyluyorsunuz. Peki yuzyıllarca suren Haclı katliamlarını nasıl acıklayacaksınız? Bugun hıristiyanların bir grubu petrol icin bir ulkeyi isgal ederken hıristiyanlıgın lideri Papa bile buna vahset diyor bu mu sizin barıscılıgınız? Sizin barıscılıgınız coluk cocugun uzerine yuzlerce fuze yagdırmak mı, yoksa anadoluyu isgal edip muslumanları kılıctan gecirmek mi? (defalarca haclı ordularıyla denediniz ama Allah izin vermedi size!)
8 -)Hz Isa`nin babası olmadıgı icin onun Allah`ın oglu oldugunu iddia ediyorsunuz. Hz Adem`in de babası yoktu, o da mı Allah`ın oglu? Eger o da Allah`ın ogluysa (ki Hz Isa Allah`in ogluysa Hz Adem de en az onun kadar Allah`ın oglu) bu durumda dunyadaki tum insanlar Allah`in cocukları oluyor. Bu durumda Hz Isa`nin bir ozelligi kalmiyor!
9-) Protestanlar Katoliklere, Katolikler de Protestanlara kafir diyorlar. Bu nasıl istir? Hangisi gercek inanc? Daha kendi icinde belli bir inanci olmayan din mi kurtaracak bizi? Hadi diyelim ki hiristiyan olduk, o zaman hangisini sececegiz?
10-) Islam dinindeki Allah`ı acımasız olmakla sucluyorsunuz ve kendi tanrınızın sevgi dolu oldugunu soyluyorsunuz. Hıristiyanlikta Nuh tufanının olusumu nasıldır o zaman? Sevgi dolu tanrınız sevgi dolu yagmur ile mi oldurdu insanları? Inandıgınız tanrı o kadar sevgi dolu ise o zaman nicin Hz Adem`in binlerce yıl isledigi bir kusurdan tum insanlıgı sorumlu tutuyor? Bu mu sizin sevgi anlayısınız?
11 -) Hz Isa`ya gonderilen orjinal incil su an nerededir?
12-) Hz Muhammed`in cagrısına kulak verip musluman olan o zamanın Habesistan Kralı ile ilgili ne soyleyeceksiniz? Habesistan kralı Necasi o zaman: “Iste yıllardır bekledigimiz peygamber geldi” demisti ve Islam`ı yanındaki tum papazlarla beraber kabul etmisti. Habesistan kralı hıristiyan degil miydi?
13-) Hadi muslumanlara dusmanlıgınız var anladık, ama hacli seferlerinde ortodoks hıristiyanlari niye katlettiniz? Onlara ne kininiz vardı?
14-) Barnabas incilini nicin imha etmek istiyorsunuz? Yazılan yuzlerce incil cesidi icinde digerlerine gore daha mantıklı gozukmesi sizi rahatsız mı ediyor? Yoksa bazı yalanlarınızın ortaya cıkması mı sizi panige sevketti.
15-) Dininiz o kadar guzel bir din ise neden promosyonlara gidiyorsunuz? Neden ailelere hiristiyan olurlarsa para yardımı yapacaginiz vaadinde bulunuyorsunuz? Insanları rahat bırakın, mantıklarına uyuyorsa kabul etsinler dininizi, yoksa rusvet vermeden dininize kimsenin katılmayacagini sonunda anladiniz mi?
16-) Engizisyonlar da hıristiyanlıgın hosgoru ve barısına ornek olarak verilebilir mi?
17-) Incil belli araliklarla surekli yenilenmektedir. Incilin en son yenilenmesi ve icindeki hataların duzeltilmesi de 1900`lere rastlar. Peki bu yeni incillerdeki bazı ayetlerin Kuran`dan calıntı olmadıgı ne malum? (hani diyorsunuz ya Kuran`daki bazi ayetler incilden calıntıymıs….)
1 Alkol tum dinlerde yasaklanmısken sizin saraba kutsal icecek demenizin sebebi Incil`i yazdıgınız zaman sarhos olmanız mı yoksa arkasında baska sebepler mi var?
19-) Incildeki “Matta: 10/34: “Yeryüzüne selamet getirmeye geldim, sanmayın; ben selamet degil, kılıc getirmeye geldim…” Ayetini acıklar mısınız?
20-) Bir ayette Hz Isa`nin uzerinde uzum bulamadigi icin bir agacı lanetlediginden bahsediyor. Bunun ne kadar sevgi dolu bir yaklasım oldugunu acıklar misiniz? Hem tanrı olarak gordugunuz Hz Isa nasıl oluyor da acıkıyor?
21-) Siz Islam`dakı bazı inancların eski arap putperest medeniyetinden geldigini iddia etmistiniz.Tarihcilere gore sizdeki tutsu, mum, vaftiz gibi olaylar eski yunan mitolojisinden alıntı. Buna ne diyeceksiniz?
22-) Islam`ın o zamanki Ay tanrısı dinine benzedigini soylemistiniz. Incil kabul edildigi donemde romalıların inandıgı gok tanrı benzeri dinde de hac vardi ve kutsal gunleri pazardı. Bu cok tanrılı din hıristiyanlıkla bir suru benzerlik tasıyordu. Bu bir tesaduf mu yoksa hıristiyanlik bu dinden mi alıntı? (o donemde roma imparatoru iki dini kaynastirip ortaya bugunku hiristiyanligi cıkarmıstı boylece roma imparatorlugu icinde yasayan hiristiyanlarla gok tanrı dinine inananlar arasında bir ic savas cıkmasını onluyordu)
biraz uzun gibi görünüyor ama tşk ler
Mart 24th, 2011 at 23:15
CUNEYT KULLANICI ISIMLI SAHISA;
ONCELIKLE SANA KARDESIM DIYEMEM CUNKU KARDES SINIFINA GIREMEYECEK KADAR BENDEN BUYUK OLDUGUN ICIN TANRININ OGLU VARSAYDIGINIZ KISININ KUTSAL RUHU ILE HAYATINIZA DEVAM ETMENIZDEN OTURU BU SIFATIN SIZE DEGMEYECEGINI DUSUNUYORUM KI; ZAMANINDA BILE HUN IMPARATORU ATTILA ROMA KAPISINA DAYANDIGINDA BILE SUR ONUNE ROMA IMPARATORUNUN CIKMASI GEREKIRKEN YERINE ZAMANIN PATRIGINI CIKARACAK KADAR ZAMANE HRISTIYANLIGINI AYAKLAR ALTINA ALDIRACAK KADAR ACIZLIGIN SAVUNMASINI YAPIYORSUN BURDA. PAPAZINIZ BILE ATTILANIN ONUNE SECDE EDEREK YALVARIYOR KI, ATTILA SALDIRMASIN BAGISLASIN DIYE, ATTILA DAHA PAPAZ YERE KAPANMADAN AYAGA KALDIRIYOR COMERTLIGINI SUNUYOR, SALDIRMIYOR. SIZCE NE KADAR GUZEL DEGILMI ATTILA O ZAMAN GOKTANRI INANCINA MENSUP BIR IMPARATOR. ARDINDAN PAPAZ ATTILAYA FERMAN GONDERIYOR HRISTIYANLIGA GECMESI ICIN. ATTILA ANLATMASINI ISTIYOR DININI. TANRI ISA KUTSAL RUH DEYINCE BIR DUR DIYOR DEDIGI LAF AYNEN SOYLE, ~SIZ SASIRDINIZ MI TANRININ NASIL OGLU OLUR~ SONRADAN ROMAYI BASINIZA YIKIYOR. SOZUN LAFIN KISASI SEN BANA IRKINI SOYLE BEN SANA DAMARINDAKI KANIN KIMLERE AIT OLDUGUNU SOYLEYIM CUNEYT..
SIZ TANRININ OGLUYSANIZ BENIM SIZIN GIBI EVLATLARIM YOK. BURDA MISYONERLIGE GEREK YOK. HELE SEN AYCA, SEN KIMIN SAVUNMASINI YAPIYORSUN DENSIZ DENSIZ UKELALIK YAPIYORSUN. HADDINI BIL HADDINI… PARAYLA SATIN ALINMIS AKLINIZ VAR O AKLINIZI OLAKI BIR SAVASTA ILK ONCE BEN ALACAGIM HABERINIZ OLA…
ALLAHIN SELAMETI BANA OLSUN. AKILLI OLUN
Mart 27th, 2011 at 15:39
Bana mı diyorsun? Ortada anormal bir konuşma veya yanlış bir bilgi yok. Kimsenin beni parayla satın aldığı da yok. Ben Müslüman bir Türküm. Soyum sopum, atam bellidir. İnancım ise Allah’tan sorulur;ne senden ne de bir başkasından değil. Ne beni ne de buradaki bir başkasını tanımaz etmezsin. Bizlerde seni tanımayız. Ortaya kelle kıran gibi çıkıp millete tehtit savurma.Kime ne olacağını en iyi Allah bilir. Dikkat et kendine de akıl alacam diye başkası senin aklını almasın.
Ayrıca kötü bir görünüm çiziyorsun kardeşim. Unutmaki burada şahsını temsil etmiyorsun. Burada herkes inancını temsil ediyor. Kötü görünüm çizmede ısrar edersen ortada dönen bir oyun olduğu izlenimine kapılacağım.
Saygılar
Nisan 7th, 2011 at 00:31
Bismillahirrahmanirrahıym.(Rahman ve rahıym olan Allah’ın adıyla)….Kuranı Kerim 3/19-20-21::…19-Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.
20. Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere(yahudi ve hrıstıynlara) ve ümmîlere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir.
21. Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele…Muhakkak Allah c.c doğru söylemiştir.
Nisan 7th, 2011 at 00:57
yahudilere ve hrıstıyanlara söyleyin!! eğerki tüm sapık inançlarını terk edip kainatın yaratıcısı,bir olan,herşeye gücü yeten,insanı önce yoktan var eden,sonra bir sudan(meniden) yaratan,sonra yaşatıp öldüren,sonrada tekrarr diriltip hesaba çekecek olan sonsuz kudret sahibi doğmamış ve doğurmamış olan,eşi ve benzeri olmayan Allah’ a inanıp ve peygamberlerine ,meleklerine,kitaplarına,bütün gerçekleşen olayların onun izniyle olduğuna inanıp müslüman olsunlar.. yoksa Allah c.c azabı çok çetindir.ve cehennem onları ebedi olarak örtecektir.orası ne kötü varılacak yerdir……. müslümanlara ancak ve ancak Allah c.c ‘un emirlerine yerine getirmek ve o emirleri gayrimüslimlere tepliğ etmek düşer.
Mayıs 18th, 2011 at 17:31
hz isanın babasının ismi hz ibrahim olması gerekmiyomu abiside ismail hani kurban oluyoda sonra allah katından koyun geliyo sonra ismaili kesmiyo ve hz muhammedin kabesinide ismail inşat etmiş sonra hz ibrahimin bir tanede çocuğu oluyo onun adıda isa koyuyolar çünkü biraz önce filmine baktımda biliyorum
Temmuz 10th, 2011 at 02:36
selam aleykum butun musluman kardeslerim oncelikle sunu belirteyimki gercekten yazdiginiz yorumlari okudum sok oldum
birincisi ayca hanim sen dinini annenden babandan hicmi ogrenmedin ogrenmedinse ogrende oyle neden diyeceksen yukarda arakadaslar konuyu arastirmamiz lazim diye cunmle kurmusun simdi ayca sen bu mesajimi okudukatan sora abdestin al ve dogru annen ve babanin yakasina yapis islamiyetin dogrulugunu ogren egerki bilmiyorlarise hocaya vaya dosdogru bilen birine sor sana anlaman icin ALLAH C.C zihin acikligi versin sira sende cuneyt sen kimsin ne necisin kim oluyorsunda benim gozumun nuru hasretiyle yanip tutusgum ugruna canimi vercegim EFENDIM MUHAMMED MUSTAFA S.A.V)hakinda muhammed diyorsun kafir senin inandigin o kutsal kitabida biliyorum o kutsal dedigin kitab senin eline gecene kadar sizin bilgin adamlar yobazlar ve papazlarin elinden gecti ve incili onlar degistirdi yalan yanlis seyler yazdi senin saygisizca inandigin ve adini isa yazdigin peygambere biz muslumanlar senden ve senin papazlarindan daha cok saygi duyariz bi ona hz.isa aleyhiselam deriz o YUCE ALLAH’U TEALANIN hem kulu hemde elcisidir biz ALLAH’IN butun meleklerine butun peygamberlerine ve dort buyuk kitaba inandik iman ettik elhamdurillah kimi diyor incilde EFENDIMIZIN ISMI AHMED olarak geciyor kimi diyor gecmiyor buda sizin bu kitabi degistirdiginizin bir gercegidir hz.isa aleyhiselam bile buyurmus AMMED adinda bir peygamber gelecek sevr magarasinda konaklayacak hz.isa aleyhiselamin bu soylediklerini duyan yilan bile ismine asik olmus o magaraya gidip 600 seneden beri EFENDIMIZ .S.A.V nur cemalini gormek icin beklemis hata konusmus sefaat dilemis EFENDIMI.S.A.V den daha sen kalkmis neden bahsediyorsun kendi bilgilerini kendine sakla cuneyt insanlarin aklini karisma fitne fesatlik seytanlik yapma huzuri mahser gunude bu aklini karistirdigin insanlarin hakki gunahi hep senden sorulsun insallah siz ebu celil ebu sufyan torunlari atalarinizda butun PEYGAMBERLERDEN ustun olan EFENDIMIZ S.A.V ME cok zulum etti cok fitne fesatlik etti simdi benim musluman kardeslerimin aklini bulandirma ….. git kafirligini kendi hiristiyan ulkende yasa bildiklerini kendin gibi …… anlat hade defoll simdi
Temmuz 10th, 2011 at 11:15
Sayın “Peygamberine aşık” tebliğinizi aşık olduğunuz peygamberimiz gibi yapmanızı tavsiye ederim. Ta-ha suresi 43-44 daha peygamberani bir tebliğ metodur.
Temmuz 15th, 2011 at 13:31
Kayin ile Habil
1 Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin’i doğurdu. “RAB’bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim” dedi. 2 Daha sonra Kayin’in kardeşi Habil’i doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi. 3 Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB’be sunu getirdi. 4 Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil’i ve sunusunu kabul etti. 5 Kayin’le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.
6 RAB Kayin’e, “Niçin öfkelendin?” diye sordu, “Niçin surat astın? 7 Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın.”
8 Kayin kardeşi Habil’e, “Haydi, tarlaya gidelim[a]” dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü.
9 RAB Kayin’e, “Kardeşin Habil nerede?” diye sordu.
Kayin, “Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?” diye karşılık verdi.
10 RAB, “Ne yaptın?” dedi, “Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor. 11 Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan toprağın laneti altındasın. 12 İşlediğin toprak bundan böyle sana ürün vermeyecek. Yeryüzünde aylak aylak dolaşacaksın.”
13 Kayin, “Cezam kaldıramayacağım kadar ağır” diye karşılık verdi, 14 “Bugün beni bu topraklardan kovdun. Artık huzurundan uzak kalacak, yeryüzünde aylak aylak dolaşacağım. Kim bulsa öldürecek beni.”
15 Bunun üzerine RAB, “Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak” dedi. Kimse bulup öldürmesin diye Kayin’in üzerine bir nişan koydu. 16 Kayin RAB’bin huzurundan ayrıldı. Aden bahçesinin doğusunda, Nod[b] topraklarına yerleşti.
iLHAN BEY SİZE BİRSEY SORUCAM BURDA KAYİN TANRIYA ‘KİM BULURSA ÖLDÜRECEK BENİ’ GİBİSİNDEN FERYAD ETMEKTEDİR. SORUYORUM ACABA KİM BULURSA ÖLDÜRECEK. O ZAMAN BU PASAJA GÖRE ADEM PEYGAMBERDEN ÖNCE İNSANLARDA VARDI. BUNU NASIL İZAH EDERSİNİZ.
Temmuz 15th, 2011 at 14:26
İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘Yakmalık sunularınızı öbür kurbanlarınıza ekleyin de et yiyin. 22 Çünkü atalarınızı Mısır’dan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim. 23 Onlara şunu buyurdum: Sözümü dinlerseniz, ben sizin Tanrınız, siz de benim halkım olursunuz. İyilik bulmanız için her konuda size buyurduğum yolda yürüyün. 24 Ne var ki, dinlemediler, kulak asmadılar; kendi isteklerinin, kötü yüreklerinin inadı doğrultusunda yürüdüler. İleri değil, geri gittiler. 25 Atalarınızın Mısır’dan çıktığı günden bu yana, size her gün defalarca peygamber kullarımı gönderdim. 26 Ama beni dinlemediniz, kulak asmadınız. İnat ederek atalarınızdan daha çok kötülük yaptınız.’Yeremya 7
Yakmalık, tahıl, suç, günah, atanma sunularının ve esenlik kurbanlarının yasası budur. 38 RAB, bu buyruğu çölde, Sina Dağı’nda İsrail halkından kendisine sunu sunmalarını istediği gün Musa’ya vermişti. Kutsal Kitap kelime arama motoru:
Gelişmiş arama seçenekleri
Kutsal Kitap Bölümleri:
Yaratılış Mısır’dan Çıkış Levililer Çölde Sayım Yasa’nın Tekrarı Yeşu Hakimler Rut 1. Samuel 2. Samuel 1. Krallar 2. Krallar 1. Tarihler 2. Tarihler Ezra Nehemya Ester Eyüp Mezmurlar Süleyman’ın Özdeyişler Vaiz Ezgiler Ezgisi Yeşaya Yeremya Ağıtlar Hezekiel Daniel Hoşea Yoel Amos Ovadya Yunus Mika Nahum Habakkuk Sefanya Hagay Zekeriya Malaki Matta Markos Luka Yuhanna Elçilerin İşleri Romalılar 1. Korintliler 2. Korintliler Galatyalılar Efesliler Filipililer Koloseliler 1. Selanikliler 2. Selanikliler 1. Timoteos 2. Timoteos Titus Filimon İbraniler Yakup 1. Petrus 2. Petrus 1. Yuhanna 2. Yuhanna 3. Yuhanna Yahuda Vahiy
Levililer Kitabı Bölümleri
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27
Hiç İncil okudunuz mu?
Hediye İncil almak istiyorsanız burayı tıklayınız
Levililer Girişi
Levililer Kitabı eski İsrail’deki tapınma düzeni ve bunu yöneten Levi oymağından gelen kâhinlerle ilgili kuralları içerir.
Kitap temel olarak Tanrı’nın kutsallığı ve İsrail halkının kutsal Tanrı’yla ilişkisini sürdürmek için nasıl yaşayıp tapınması gerektiği konusuna açıklık getirir. Kitabın en çok bilinen ayetlerinden biri, İsa’nın ikinci büyük buyruk olarak söylediği 19:18 ayetindeki “Komşunu kendin gibi seveceksin” sözleridir.
37Yakmalık, tahıl, suç, günah, atanma sunularının ve esenlik kurbanlarının yasası budur. 38 RAB, bu buyruğu çölde, Sina Dağı’nda İsrail halkından kendisine sunu sunmalarını istediği gün Musa’ya vermişti. Levililer 7
Şimdi allahaşkına buradaki tezatlığı bana açıklayın
Temmuz 15th, 2011 at 14:29
PARDON KOPYALAMADA HATA YAPMIŞIM
İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘Yakmalık sunularınızı öbür kurbanlarınıza ekleyin de et yiyin. 22 Çünkü atalarınızı Mısır’dan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim. 23 Onlara şunu buyurdum: Sözümü dinlerseniz, ben sizin Tanrınız, siz de benim halkım olursunuz. İyilik bulmanız için her konuda size buyurduğum yolda yürüyün. 24 Ne var ki, dinlemediler, kulak asmadılar; kendi isteklerinin, kötü yüreklerinin inadı doğrultusunda yürüdüler. İleri değil, geri gittiler. 25 Atalarınızın Mısır’dan çıktığı günden bu yana, size her gün defalarca peygamber kullarımı gönderdim. 26 Ama beni dinlemediniz, kulak asmadınız. İnat ederek atalarınızdan daha çok kötülük yaptınız.’Yeremya 7
37 Yakmalık, tahıl, suç, günah, atanma sunularının ve esenlik kurbanlarının yasası budur. 38 RAB, bu buyruğu çölde, Sina Dağı’nda İsrail halkından kendisine sunu sunmalarını istediği gün Musa’ya vermişti. Levililer 7
Şimdi allahaşkına buradaki tezatlığı bana açıklayın
Temmuz 17th, 2011 at 08:57
MAHMUT BEY, ADEM AYNİ ZAMANDA İNSAN DEMEKTİR. ANCAK İLK İNSAN ADEM PEYGAMBER Mİ YOKSA İLK İNSANLARIN İÇİNDEN SEÇİLMİŞ BİR KİŞİ Mİ ÇOK AÇIK BİLGİ YOK.KURANDA CENNETTEKİ ŞEYTANLA İMTİHAN SEMBOLİK BİR TİYATRO ANLATIMI OLMA İHTİMALİ YÜKSEK. NET BİR BİLGİ OLMAYAN KONUDA NE DESEK BOŞ.
YAKMALIK KONUSUNDA TEVRATTA GÖRDÜĞÜN ÇELİŞKİYİ DAHA AYRINTILI ANLAT.
Temmuz 17th, 2011 at 23:20
İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘Yakmalık sunularınızı öbür kurbanlarınıza ekleyin de et yiyin. 22 Çünkü atalarınızı Mısır’dan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim. 23 Onlara şunu buyurdum: Sözümü dinlerseniz, ben sizin Tanrınız, siz de benim halkım olursunuz. İyilik bulmanız için her konuda size buyurduğum yolda yürüyün. 24 Ne var ki, dinlemediler, kulak asmadılar; kendi isteklerinin, kötü yüreklerinin inadı doğrultusunda yürüdüler. İleri değil, geri gittiler. 25 Atalarınızın Mısır’dan çıktığı günden bu yana, size her gün defalarca peygamber kullarımı gönderdim. 26 Ama beni dinlemediniz, kulak asmadınız. İnat ederek atalarınızdan daha çok kötülük yaptınız.’Yeremya 7
Burda yakmalık unuları kınayan bir ifade var ve musayı ve yahudileri mısırdan cıkardığında tanrının onlara yakmalı sunularla ilgili bir buyruk vermediğini söylüyor ama diğer levililer pasajını okuyun ne diyor iyi okuyun buradaki tezatlığı nasıl izah edersiniz
37 Yakmalık, tahıl, suç, günah, atanma sunularının ve esenlik kurbanlarının yasası budur. 38 RAB, bu buyruğu çölde, Sina Dağı’nda İsrail halkından kendisine sunu sunmalarını istediği gün Musa’ya vermişti. Levililer 7
Temmuz 17th, 2011 at 23:24
ne yani adem den önce de insan vardıysa eger o zaman Allah insanları yaratmadı insanlar evrimle var oldu o zaman ona yaratıcıda denemez çünkü bizi yaratmadı biz tesadüfen meydana geldik.
Temmuz 17th, 2011 at 23:42
ÖYLE BİR ŞEY DEYEN OLMADI.İNSAN NESLİNİN NASIL BAŞLADIĞI KONUSUNDA DELİL AZ. AYRICA İNSANIN ÇEŞİTLİ SAFHALARDAN GEÇEREK YARATILMASI DEMEK BAŞKA ALLAH YOK HERŞEY TESADÜFEN OLUŞTU DEMEK BAŞKA BİR ŞEY.ALLAH TARAFINDAN BİR YARADILIŞ VAR FAKAT DETAYLI BİLGİ YOK.ANCAK ALLAH KURANDA İNSANIN DEĞİŞİK YARADILIŞ SAFHALARINDAN GECEREK MÜKEMMELLEŞTİĞİNDEN BAHSEDER. AMA BUNLAR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ YOK.TABİ TESADÜFÇÜ EVRİM TEORİSİ DOĞRULAYAN ARA GEÇİŞ TÜRLERİ HAKKINDA DA KANIT YOK. BU İŞİ DOĞRU ANLAMAK DAHA ÇOK ZAMAN ALACAK VEYA AÇIK DELİL BULUNAMAZSA TAM ÇÖZÜLEMEYEBİLİR..
Temmuz 18th, 2011 at 11:00
MAHMUT BEY, ADEM AYNİ ZAMANDA İNSAN DEMEKTİR. ANCAK İLK İNSAN ADEM PEYGAMBER Mİ YOKSA İLK İNSANLARIN İÇİNDEN SEÇİLMİŞ BİR KİŞİ Mİ ÇOK AÇIK BİLGİ YOK.KURANDA CENNETTEKİ ŞEYTANLA İMTİHAN SEMBOLİK BİR TİYATRO ANLATIMI OLMA İHTİMALİ YÜKSEK. NET BİR BİLGİ OLMAYAN KONUDA NE DESEK BOŞ.
Adem aynı zamanda ilk insan değil ilk insan demektir.Bunu Kutsal Kitab inanışınız olmadığı için Kuran dan alarak gerçeği göstermek durumunda hissettim.
Bakara(*) Sûresinin 34 . Ayetinde
Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
Bakara(*) Sûresinin 35 . Ayetinde
Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”
Sen ve eşin cennette yaşayın diyor.Demek ki ilk insan cennette idi.cennette başka insanların olması mümkün değil ki Adem onların arasından seçilmiş olsun.
Âl-i İmrân(*) Sûresinin 59 . Ayetinde
Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi.
En açık kanıt ise bu ayette mevcuttur.Hz.İsa babasız dünyaya geldi yani direk Tanrıdan geldi.Adem de direk Tanrıdan geldi.Demek ki başka insanların arasından seçilmiş değildi.O ilk yaratılan kişiydi.Ve cennetteydi.daha sonra itaatsizlik yaptığı için Tanrıya yeryüzünde yaşayarak günahın bedelini ölümle ödedi(bizler gibi)
Öyle sizin dediğiniz gibi sembolik bir tiyatro falan değil açık şekilde ilk yaratılanın Adem in olduğu kesindir.Ve Tevrat zaten insanların nasıl çoğaldığını da uzun uzun anlatıyor.ancak siz tabii ilahi anlamda değil de fiziksel anlama herşeyi çekmeye çalıştığınız için inanmamakta direnirsiniz.Kuran da aynı zamanda bu konuyla ilgili çok açık anlatıyor.Tevrat kadar ayrıntılı bilgi vermese de kabul etmiştir.
Temmuz 18th, 2011 at 13:16
YARADILIŞLA İLGİLİ YAZDIĞIM AYETLERE DİKKAT EDİN
“Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi de dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye Kâdir’dir”(Nur, 24/45)
“İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz uzun bir zaman geçmemiş midir?”(İnsan, 76/1)
“Her şeyin hilkatini en güzel yapan ve insanı yaratmaya çamurdan başlayan O’dur. İnsanın neslini hakîr bir sudan yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan üfüren, ve sizin için kulak, gözler ve kalpler vareden O’dur. Doğrusu şükrünüz pek az.”(Secde, 7-9)
AŞAĞIDAKİ LİNKİ OKUYUN.
http://koklerimiz.com/index.php?option=com_content&view=article&id=53:kuranda-nsann-yaratl&catid=41:kuranda-nsann-yaratl&Itemid=62
Temmuz 18th, 2011 at 13:36
peki ilhan bey bu tevrat taki yazdığım apacık çelişkiye ne diyeceksiniz
Temmuz 18th, 2011 at 15:56
Sizin yazdığınız ayetler insanın yaratılması ile ilgilidir.Tanrı aşama aşama insanı belli bir fiziksel ve ruhsal boyuta getirmiş olabilir.Ancak Hz.Adem i sınayacak kadar akıl ve fikre ulaştırması ayrı bir durumdur.O yüzden ilk yaratılan olarak tabir edilir.
Temmuz 18th, 2011 at 16:20
tamam da bu dediğim çelişkilere ne diyeceksiniz
İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘Yakmalık sunularınızı öbür kurbanlarınıza ekleyin de et yiyin. 22 Çünkü atalarınızı Mısır’dan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim. 23 Onlara şunu buyurdum: Sözümü dinlerseniz, ben sizin Tanrınız, siz de benim halkım olursunuz. İyilik bulmanız için her konuda size buyurduğum yolda yürüyün. 24 Ne var ki, dinlemediler, kulak asmadılar; kendi isteklerinin, kötü yüreklerinin inadı doğrultusunda yürüdüler. İleri değil, geri gittiler. 25 Atalarınızın Mısır’dan çıktığı günden bu yana, size her gün defalarca peygamber kullarımı gönderdim. 26 Ama beni dinlemediniz, kulak asmadınız. İnat ederek atalarınızdan daha çok kötülük yaptınız.’Yeremya 7
Burda yakmalık unuları kınayan bir ifade var ve musayı ve yahudileri mısırdan cıkardığında tanrının onlara yakmalı sunularla ilgili bir buyruk vermediğini söylüyor ama diğer levililer pasajını okuyun ne diyor iyi okuyun buradaki tezatlığı nasıl izah edersiniz
37 Yakmalık, tahıl, suç, günah, atanma sunularının ve esenlik kurbanlarının yasası budur. 38 RAB, bu buyruğu çölde, Sina Dağı’nda İsrail halkından kendisine sunu sunmalarını istediği gün Musa’ya vermişti. Levililer 7
Temmuz 18th, 2011 at 19:50
MAHMUT BEY HER ZAMAN ANINDA YAZAMIYORUM. İNSANIN YARADILIŞINDA AYRINTILI BİLGİ AZ OLDUĞUNDAN NE DESEK EKSİK OLUR.
TEVRATLA İLGİLİ TESBİTİN DORU. BİR ÇOK KONU BÖYLE ÇELİŞKİLİDİR. ZATEN BUNDAN DOLAYI İLAHİLİĞİNİ SORGULUYORUZ. BENZER FARKLILIKLAR AŞAĞIDADA VAR.
1.krallar4:26-2.tarihler9:25/1.krallar5:16-2.tarihler2:2/1.tarihler21:12-2.samuel24:13/2.samuel24:9-1.tarihler21:5/2.tarihler36:9-2.krallar24:8/1.krallar7:26-2.tarihler4:5/ezra2:8-nehemya7:11/ezra2:8-nehemya7:13/ezra2:12-nehemya7:17/ezra:15-nehemya7:2/ezra2:19-nehemya7:32/2.krallar8:26-2.tarihler22:2.
Temmuz 19th, 2011 at 12:51
Sn Mahmut bey Kutsal Kitap çok derin anlamlar taşıyan bir kitaptır.Tanrıyı Hz.İsa ruh olarak tanımlar.Kendimiz gibi düşünmeye çalıştığımız sürece anlamakta doğal olarak bazen zorlanıyoruz.Bahse konu olan ayetlerde göründüğü gibi çelişki yoktur.Bu ayetleri anlamak için önünü arkasını hatta 2 3 bap öncesini veya sonralarını okuyarak ana temada ne şekilde anlatılmaya çalışıldığını kavrayabiliriz.
Yeremya 7 Tanrı nın İsrailoğullarına sitemi vardır.Der ki siz yakmalık sunularınıza et ekleyinde yiyin.Ben size bu şekilde buyruk vermedim.Siz yine benim buyruklarımdan saptınız.Yakmalık sunularınız vardı ancak siz bunları başka ilahlara sundunuz.ve kurban dışında kutsal yasanın gereklerini yapmadınız,bu şekilde kurban benim için bir hiçtir demek istiyor.nitekim aşağıda size başka bir bap göndereyim o bapın üstünde düşünün.Daha sonra kurbandan ne kadar nefret eder hale geldiğinden bahseder Tanrı.
Yeşeya 1
11 “Kurbanlarınızın sayısı çokmuş,
Bana ne?” diyor RAB,
“Yakmalık koç sunularına,
Besili hayvanların yağına doydum.
Boğa, kuzu, teke kanı değil istediğim.
12 Huzuruma geldiğinizde
Avlularımı çiğnemenizi mi istedim sizden?
13 Anlamsız sunular getirmeyin artık.
Buhurdan iğreniyorum.
Kötülük dolu törenlere,
Yeni Ay, Şabat Günü kutlamalarına
Ve düzenlediğiniz toplantılara dayanamıyorum.
14 Yeni Ay törenlerinizden, bayramlarınızdan nefret ediyorum.
Bunlar bana yük oldu,
Onları taşımaktan yoruldum.
15 “Ellerinizi açıp bana yakardığınızda
Gözlerimi sizden kaçıracağım.
Ne kadar çok dua ederseniz edin dinlemeyeceğim.
Elleriniz kan dolu.
16 Yıkanıp temizlenin,
Kötülük yaptığınızı gözüm görmesin,
Kötülük etmekten vazgeçin.
17 İyilik etmeyi öğrenin,
Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin,
Öksüzün hakkını verin,
Dul kadını savunun.”
18 RAB diyor ki:
Yani bu iş 2 ayet okuyayım çelişki bulayım demekle olmuyor.Aynı şekilde Sayın Akkurtun bulduğu çelişki diye sunduğu ayetler tamamiyle sayılarla alakalıdır.bununda böyle olması gayet normaldır.sonuçta kopyalama sırasında 40000 yazılacağına 4000 yazılmıştır.bu böyle yazılmışsa ne olmuş.Anlatılan kutsal yasanın kuralları mı değişmiş.
Bakın eski Ahitte ana tema günahlardır,günahın bilincine varmaktır.ve onu uygulamaktan kaçınmanın kuralları anlatılır.
Yeni ahitte ise günah illaki insanoğlu yapacaktır.sadece kutsal yasanın gerekleri tümüyle insanoğlu yerine getiremez.Bu yükten kurtulmamız içinde kurtuluş müjdesi yeni ahittr müjdelenmiştir.
yoksa dinler bozuldu kitaplar bozuldu bir daha geldi diye bir durum sözkonusu değildir.Dinlerin hiçbir önemi yoktur.mezhepler hele hiç yoktur.İnsanın kamil olma düşüncesi vardır Tanrı tarafından ve bu tasarım uygulanmakta hepsi bu…
Temmuz 19th, 2011 at 13:26
BEN ONU BUNU ANLAMAM AYETTE APAÇIK NE DİYOR BEN ATALARINIZI MISIR DAN ÇIKARDIĞIMDA ONLARA YAKMALIK SUNU VE KURBANLAR HAKKINDA BUYRUK VERMEDİM AMA SİZE SADECE SÖZÜMÜ DİNLEMENİZİ SÖYLEDİM DİYOR ŞİMDİ BU AYETLERİ ORAYA BURAYA ÇEKİP İSTEDİĞİNİZ ŞEYİ SÖYLETMEYİN NE DİYORSA ODUR BELLİKİ YEREMYA NIN BURDA İSYANI VARDIR NEYSE BEN SİZE ANLATSAM BİTMEZ BU KONULAR
BEN SİZE BAŞKA AYETLERDE VEREYİM DE ONLARA DA Bİ GÖZ ATIN BAKALIM
10 O günden bu yana İsrail’de Musa gibi RAB’bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.
6 RAB onu Moav ülkesinde, Beytpeor karşısındaki vadide gömdü. Bugün de mezarının nerede olduğunu kimse bilmiyor.
BAKIN BU YASANIN TEKRARI BÖLÜMÜ YANİ TEVRATTIR VE MUSANIN YAZMIŞ OLMASI GEREKİR AMA DİKKATLİ OKURSANIZ ‘O GÜNDEN BU YANA’ , ‘BUGÜNDE’ İFADELERİ YER ALMAKTADIR HATTA BELİRTMEK İSTERİM BURDA (YAZAN KİMSE EĞER MUSANIN OLMADIĞI PEK AÇIK) MUSA PEYGAMBERİN ÖLDÜGÜNDEN BU YANA TANRIYLA YÜZYÜZE KONUSAN BİR PEYGAMBER İSRAİLDE DAHA ÇIKMADI DENMEKTEDİR. BU NE DEMEKTİR MUSADAN ÇOK SANRAKİ ARTIK İKİNCİ ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ PEYGAMBERLERİN ÇIKTIĞI ANCAK BÖYLE MUSA GİBİ PEYGAMBER GELMEDİNİ BELİRTMEKTİR. BU DA BU KİTABI MUSANIN YAZMADIĞINA KANITTIR. ARTIK ANLAMIŞINIZDIR
Temmuz 19th, 2011 at 15:56
Siz isteğiniz gibi anlamakta serbestsiniz Mahmut bey.Oraya buraya çekenler bellidir.Siz ilk önce kendi dininizde çeşitlilikleri farklı yorumları bir inceleyin ne tezatlıklar çıktığını farkedersiniz.internet siteleri olmuş çarşaf gibi.her konuda sizin din yorumcularınız oraya mı çeksem buraya mı kıvırsam diyor.ilk önce onları bir öğrenin de Tevrat ı da kapasitesiniz eğer kaldırırsa öğrenirsiniz belki.
Temmuz 31st, 2011 at 18:01
bakın eltuğrul bey kitabı mukaddes ten ışık aldığıunızı onun çok yüce bir tanrı kitabı olduğunu söylüyorsanız aşağıdaki tezatlığa da cevap vermeniz gerekir. Buyrun bakın
10 Böylece İşay yedi oğlunu da Samuel’in önünden geçirdi. Ama Samuel, “RAB bunlardan hiçbirini seçmedi” dedi. 11 Sonra İşay’a, “Oğullarının hepsi bunlar mı?” diye sordu.
İşay, “Bir de en küçüğü var” dedi, “Sürüyü güdüyor.”
1. Samuel 16
12 Davut Yahuda’nın Beytlehem Kenti’nden Efratlı İşay adında bir adamın oğluydu. İşay’ın sekiz oğlu vardı.
1. Samuel 17
14 Davut en küçükleriydi.
1. Samuel 17
burda işayın 8 oğlu olduğu çok açık bir şekilde yazarken asağıda 7 oğlu olduğu yazmaktadır
13 İşay’ın yedi oğlu oldu: Birincisi Eliav, ikincisi Avinadav, üçüncüsü Şima, 14 dördüncüsü Netanel, beşincisi Radday, 15 altıncısı Osem, yedincisi Davut. 16 Kızkardeşleri Seruya ile Avigayil’di.
1. Tarihler 2
Ağustos 1st, 2011 at 11:37
Ya İşay ın bir oğlu ölmüşşse 7 ye indiyse ne olacak?Ya da Davut a sonuçta peygamberlik verilmişti.ve 7 rakamı Kutsal Kitapta çok önemlidir.kusursuzluğu simgeler.ve 7.çoçuk yakıştırması yapılmışsa.Bu rakamsal olaylar Kutsal Kitapta çoktur.ve günümüze kadar da gelmiştir.gelmesi zaten düşündürücüdür.bu tür rakamsal kelimeler yeni çevirilirde ve kopyalamalar da pekala düzeltilebirdi,ancak düzeltilmedi.Düzeltilmemesi bile kitaba müdahele edilmediğini gösterir.önemli olan verilen tanrı sözleri ve mesajlardır.mesajlar arasında anlam farklılıkları var mıdır.?tanrı nın bizlere iletmek istediği günah, günahtan korunmak ve kurtuluş müjdesinde çelişki var mıdır?bunlara bakmak gerekir.
kısaca eski ahit yeni ahitte tam olarak açıklanır.yeni ahitte eski ahitin içinde gizli olarak sunulur.
Ağustos 1st, 2011 at 12:29
MAHMUT BEY ÇELİŞKİLERİ YAZMAYA DEVAM ET YAZMAYA ERTUĞRUL BEYİN DOĞRULAYICI GÜZEL AÇIKLAMALARINI ÖĞRENELİM. MESELA “DANİEL” BÖLÜMÜNDEKİLER BİR FELAKET.
Ağustos 1st, 2011 at 15:18
Bana inanmadılar,size nasıl inansınlar…
Bana zulmettiler,size de zulmedecekler…
Ben bu dünyadan değilim.Eğer olsaydım beni severlerdi.olmadığım için inanmıyorlar…
Ey ferisililer ey din bilginleri havralarda dolaşıp köşe başlarında gösteriş duaları edersiniz.Ne siz içeri giriyorsunuz,ne de içeri girmelerine izin veriyorsunuz…
Bakacaklar bakacaklar göremeyecekler,duyacaklar duyacaklar işitmeyecekler.
O kapı dar kapıdır.Dar kapıdan herkes giremeyecek.çoğu yalvaracak bizi de alın diye,ama son geldikten sonra geri dönüş olmayacak…
Sizin alaycı uslubunuza karşılık cevabım sadece İsa Mesihten olur Sayın Akkurt.Sizler bilirsiniz…
Ağustos 1st, 2011 at 16:33
selamlar 10 yaşımdayken büyüklerim hep allaha dua et ki sınıfını geçesin derlerdi bende ben ders çalışmadıktan sonra allah ne yapsın derdim ,bana kızarlardı 35 yıldır kader konusunu anlayamadım kimse de cvp veremedi madem herşey alnımıza yazılmış o zaman neden hesap vericez ikisi birden olamaz ki eğer olursa adaletsizlik olmaz mı derdim hep yani bir babanın çocuğunu eve kapatıp akşam gelince niçin evden çıkıp ekmek almadın demesi gibi birşey,bak sen şu işe ki meğer kader olayı çok eski imiş tanrılar elde kağıt kalem kaderimizi yazıyorlarmış insancıklarda buna inanıyorlarmış yani kader aslında hesaptan kaçmanın bir türü nası olsa o takdir ediyor herşeyi kurtulduk o zaman, yani 10 yaşımdayken büyüklerden daha akıllıymışım büyükler hala aynı kafa hiç değişmediler ,ben hala çocuğum aklım eriyor zavallılar diyorum bu büyüklere birde 1 kişinin yazdığı kitapla 40 kişinin yazdığı kitap bir değildir normalde 40 kişinin yazdığında çok çelişki olması gerek ama olabilecek mi,nimum miktarda var üstelik yaşadıkları zaman da aynı değil kurgulanmış olosa bile saygı duymak gerek ama 1 kişinin yazdığında tek bir çelişki olmaması gerek ama çok var yaklaşık 50 nin üzerinde 100 e yakın,eğer yargılama varsa 40 kişinin yazdığıdır ey zavallılar
Ağustos 1st, 2011 at 23:54
Bundan 15 yıl kadar önce bir gazetede gördüğüm “İncil’i hiç okudunuz mu” diyen küçücük bir ilânın sadece posta kutusu ve ilçesi/ili verilen adresine mektup yazmıştım. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna incillerinin sırayla birarada olduğu bir kitap gönderdiler.
:)
Okuyup ne anladığımı ve varsa sorularımı yazıp göndermemi istiyorlar; daha sonra başka kaynaklar da göndereceklerini bildiriyorlardı.
Okudum..
Sonuç: Dört kitabın aynı olayları anlatan bölümleri arasında birçok tutarsızlık ve de son bölümde yer alan ve İsâ Aleyhisselâm’a ait olmayan mektupların varlığı.
Ayrıca masalsı bir anlatım..
İzlenimlerimi kitabın sonunda bırakılan boş sayfalara yazıp aynı adrese postaladım.
Bana bir daha ulaşmadılar:)
Aslına bakarsanız Hristiyanlık diye bir din getirmedi, Hazreti İsa! Böyle bir ifadesi de yok zaten! Hristiyanlar, İsevîler, Nasranîler vs. bunlar, ayrı ayrı inanışlara sahip gruplardır. Bütün peygamberler gibi Allahu Teâlâ’ya (teslim olmuş) bir (müslüman) olan Hazret-i İsa’nın inancını aynen onun gibi müslüman olarak yaşamış olan (12-1)=11 havarî ile Ashâb-ı Kehf dışında halktan da böyle yaşayanlar -mutlaka- olmuştur ki
Barnabas incili ortaya çıktığında daha net görülecektir.
Bu arada incil kelimesinin ilk harfini buraya kadar küçük yazdım. Çünkü Allahu Azîmüşşân’ın indirdiği İncil’den değil, şahısların yazdıkları incillerden söz ettik.
Kimine göre Tanrı, kimine göre Rab, kimine göre Tanrı’nın oğlu, kimine göre mecazî oğul; kimine göre teslis, kimine göre teklik, kimine göre Tanrı-Rab ikilisi..
Bunları ve daha fazlasını geçelim..
Bu öğretiye inananlarda hiç akıl yok mu?
Bir insanın -hem de o dinin peygamberinin vefatından sonra yazdığı- bir kitaba nasıl inanırlar?! Pavlus “İsa dirilip bana incil verdi” dediği için mi?
“Muhammet, peygamber değildir” diyenler; bir peygamber bile olmayan Pavlus’a nasıl inanırlar?
Kur’an-ı Kerîm’im kendi içinde -güyâ- zıtlıklar bulanlar; dört incil ve mektuplardaki çelişkileri, bir potada nasıl eritebiliyorlar?
http://www.hristiyanforum.com/forum/kuranikerim-f700/kuran-i-kerim-t325087.html adresindeki Hristiyan forumunda moderatör; “Hazreti Fâtıma’ya Allah (azze ve celle) tarafından 75 gün âyet indirildiği ve Kur’an-ı Kerîm’in bu şekilde tamamlandığı şeklindeki Şiî inancını örnek göstererek incilin bozulmamış olduğunu ispata girişmişti. Fakat hangi âyetler olduğunu es geçerek yavuz hırsız olduğunu ispat etmişti!
Ayrıca Hazreti Ali’nin /radıyallahu anh) peygamberliği demek olan velîliğinin Kur’an’dan çıkarıldığını söyleyerek “aslında Müslümanların iki peygamberi vardır” demeye getirip Müslümanlar arasında ikilik çıkarmaya çalışması da gözümden kaçmamıştı.
Fâtıma Anamız’a âyetler indiğini söyleyip Pavlus’u temize çıkarıyordu, kendi aklınca!
İslâmiyet; son ve tek hak din ise neden Hristiyanlar daha çok? Bu soruya cevap aramak bir yana, bu soruyu hiç sordunuz mu?
Kırmızı ışık yanarken ben, beklediğim halde 20 kişi, karşıya geçiyorsa ben yanlış mı yapıyorum?!
Demek ki kimin sayısının fazla olduğu önemli değil ama bu insanları, o dinde tutan birşeyler olmalı.. Müslümanlığın gereklerinin Batı dünyasındaki hayat tarzına uymaması mıdır sebep? Asla bu değildir! Meselâ Katolikler; evlilik ve aile gibi birçok sosyal kuruma çok önem verirler.
Öyleyse nedir: Ritüellerin çokluğu ve gizemli sunumu!
Vaftizinden günah çıkarmasına, kilisede nikâhtan simsiyah giyinilen cenaze törenlerine, kadınlı-erkekli pazar âyinlerinden papazların saldıkları buharlara, Noel’den Paskalya Bayramı’na, org eşliğinde kilise korosundan kilise ikonalarına kadar çok renkli olan bu sistem; inananlarını birarada tutmayı bu şekilde başarabiliyor.
Öyle ki her yıl İstanbul Büyükada’daki ünlü kiliseye gidip dilek dileyen Müslümanlar bile var!
Müslümanlık’ta ise iki adet bayram ve Cuma namazı ile günümüzde resmiyeti kaybettirilmiş olan sade bir dinî nikâh ve zikir meclisleri dışında benim aklıma gelen renkli zamanlar yok!
Zekât, sadaka, oruç gibi ibâdetleri saymadım; zira insana zor gelen şeylerdir bunlar!
İslâm; o kadar sade ki bu sadeliği ve bu sadeliğin inceliğini kavrayamıyor bazıları!
Müslümanların savaşla aldıkları Balkanlar’ın Hristiyan milletlerinden olan Boşnaklar ile Arnavutlar; Müslüman oldular. “Kılıç zoruyla olduklarını kimse iddia etmesin; Sırplar, Hırvatlar, Slovenler, Karadağlılar, Voyvodinalılar, Yunanlılar, Rumenler, Bulgarlar, Eflâklar, Boğdanlılar, Moldovalılar neden müslüman olmadılar derim?
Evet, Müslümanların savaşla aldıkları Balkanlar’ın Hristiyan milletlerinden olan Boşnaklar ile Arnavutlar; Müslüman oldular. Peki Hristiyanların savaşla aldıkları hangi bir Müslüman ülke, Hristiyanlığa geçmiş?!
Yoktur! Bu da İslâm’ın son ve tek hak din olduğunun bir başka ispatıdır.
Ağustos 2nd, 2011 at 00:44
Verdiğim linkteki yazıyı okumak için siteye üyelik isteniyor. Belki ben de yazıyı okumak için üye olmuşumdur! Evet, şimdi hatırladım; üye olup cevap da yazmıştım ve sonra üyeliğimi iptal etmiştim..
İsterseniz geçici olarak üye olup yazıyı okuyabilir; cevap yazabilirsiniz. Tabii moderatör onayından mı geçiyor, bilemiyorum.
Siteye girip de sakın Hristiyan olmayın! Çünkü ben verdim linki, ben sebep olmayayım!
Gerçi Rabbim, akıl ve tercih vermiş insana..
Ağustos 2nd, 2011 at 13:11
selamlar bundan bir yıl kadar önce bir arkadaşım mesihe iman etmiş bana da ikide bir empoze etmeye çalışıyordu ben de kırmamak için dinliyordum ama canıma tak dedi ve kızdım ve dedim ki benim bilgisizliğimden yararlanıyorsun kafamı karışttırıyorsun bu konuyu sonuna kadar araştırıcam ve senin bileğini bükücem dedim ve ekledim bunu yaparsam 5 vakit namaz kılacaksın oda tamam dedi.sonuç ne mi oldu benim bileğim büküldü çünkü her türlü araştırmayı objektif bir biçimde yaptım müslüman din adamlarına danıştım kutsal kitabı ve kuranı not tutarak inceledim hem de çok detaylı ve anladım ki iki kitap var ve hüküm farkları uçuk bir oranda hatta tanrı isimleri bileo zaman ikisinden biri doğru biri yanlış hiçtartışmasız.ne yapmak gerek hangisi güven veriyor ona bakmak gerek.evet mesih inancı güven veriyor çünkü hesap vericez sorulara hazırlıklı olmalıyız eğer islam inancını seçersem sorulmasını istemediğim sorular çıkar bu soruların sorulmayacağını kim garanti veriyor kimse veremez.bu soruların sorulmaması için pazarlık yapma şansımız var mı yok.üstelik oldukça yüklü bu sorular ve bir tanesi bile insanı mahkümiyet getirir.mesela örnek
LEVİLİLER 18 15 ahzab 37 38 burada ilki doğru ise ikincisi yalandır ben yaratanın yalan söyleyeceğine inanmam hele ki bir kişiyi aklamak için,ikincisi doğru ise ilkini de tersi olarak kanunlaşması da imkansız artı kanbağı evliliği de kanunda yasaktır akraba evliliği malumunuz.hala kızı hesabı.başka bir örnek tanrı kendisinden daha üstün bir varlık olmadığı için kendi üstüne and içiyor,ama diğeri tam tersi yıldızlar,ay,incir v.s.örnek 3 isa neden adem soyundan gelmedi bunun nedeni,mucize diye geçiştiremezsiniz çünkü gebelik görünen birşey değildir bir sebebtir ,sorulursa ne cvp vericez.bu örnekler oldukça fazla ve sorduğum zaman din adamlarının işine gelmiyor iyi de ya sorulursa daha da çok var mesela işaya 65 11 o zaman ki kısmet talih ilahları sahte ilahlar niteleniyor.rab yhvh adına konuşmayan peygamberin sahte olduğu ayetleri yani kutsal kitabı öğretisi isa dan sonrası yoktur.diyelim ki sahtekarlık yapıldı isa ölüp dirilmedi uyduruldu ve insanlar aldatldı iyi de bu çok büyük bir aldatmaca tam bir düzanbazlık o zaman allah bunu bilmiyordu da biz mi biliyoruz bu da çok saçma bu sahtekarlığa onay veren ayetler var bu da mümkün değil.inile inananlar incille hükmetsinler.sonra tam neler olduğu konusunda ayrıntılı bir bilgi de yok.olsa boynumuz kıldan ince.nereden tutarsanız tutun ya mesih ya da hiç.kutsal kitap çelişkileri ise sayılar ve olaylarla ilgilidir oda sürekli yenilenme zorunluluğu ve yazıcıların yapabileceği hatalar ama verilen mesajı zedelemedği çok açık bütün bunların sonucunda tek çare mesihtir başka yok kim ne derse desin oda dedi zaten ne mutlu benden ötürü çelişkiye düşmeyenlere.bütün bunlardan sonra evimde ki 4 adet kuranı biri arapça diğer 3ü meal camiye vermeye karar verdim akşamdan torbaya koyup ,girişte ki odaya koydum gece yarısı odadan sesler gelmeye başladı oraya gidince hayatımda görmediğim birşey gördüm siyah gölgeler odanın içinde sanki takva yapıyorlar o anda şoka girdim,kendimi dışarı attım sabah geldiğimde bunu düşündüm
neydi bunun sebebi, cin suresini açtım evet cinler toplanıyordu,ama isadan korkuyorlardı ,hatta hem rabbin sofrasından hem cinlerin sofrasından yiyemezsiniz diyen ayetler vardı demek ki işte bir fark daha kitapları camiye götürdüm ve teslim ettim ve anladım ki bütün tartışmalar hikaye tek gerçek MESİH gerçeği ahmethz böyle buyurmuş,mehmet hz böyle söylemiş hikaye bunları neden mi yazdım hezekiel 3 16-21 33 11 ve devamı okuyun işte ondan yazdım
Ağustos 2nd, 2011 at 16:25
Kıymetli Didem Hanım,
Allah’ın (Azze ve Celle) selâmı üzerinize olsun.
Size ve diğer kardeşlerimize: Selâmun aleyküm!
Kader; Allahu Teâlâ’nın başlangıcı ve sonu olmayan ilmiyle gelmiş geçecek, olmuş olacak, bitmiş bitecek, yaşanmış yaşanacak bütün olayları bilip yazmasıdır.
Bütün bu olaylar; Levh-i Mahfuz denilen ilâhî kitapta bulunmaktadır. Mahfuz (korunmuş) olarak nitelenmesinin sebebi; burada yazılı olan şeylerin herhangi bir müdahale ile değiştirilemez ve bozulamaz olmasıdır.
Peygamberlere Allah’ın vahiylerini ulaştıran melek olarak bildiğimiz Cebrâil Aleyhisselâm; belirli aralıklarla Levh-i Mahfuz’a giderek bir sonraki gidişine kadar kâinatta olacak bütün olaylara ait bilgileri alır ve ilgili meleklere bildirir. Meselâ; kimler ölecekse Azrâil’e, hangi tabiî olaylar (yağmur, deprem vb.) olacaksa Mikâil Aleyhisselâm’a tebliğ eder. Yine meselâ Mikâil Aleyhisselâm da aldığı tebliğde Güneş’te olacaklarla ilgili (ne zaman doğup ne zaman batacağı, ne kadar yakıta ihtiyacı olduğu, ne zaman tutulacağı vs.) görevleri, Şems adlı güneş meleğine verir. Ayrıntılı bilgi için bkz: Marifetnâme - Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri.
Kaza ise bu olayların ortaya çıkmasıdır.
İki türlü kader var:
1) İnsanın elinde olmayan (ızdırarî)
2) İnsanın elinde olan (ihtiyarî)
Bir insanın hangi anne-babadan, ne zaman ve nerede doğacağı ve ne zaman ve nerede öleceği; yağmur, rüzgâr vb. hava olaylarının ve mevsimlerin ne zaman olup ne kadar süreceği; deprem, sel, yangın gibi tabiî felâketlere ve trafikte çarpışma, damdan düşme gibi kazalara uğrayıp uğramayacağı; insanın elinde olmayan kadere örnektir. Bunlardan yana bir mes’uliyetimiz yoktur. Fakat sebebiyet veren de biz olmamak kaydıyla! İçki içip trafikte araba kullanmak veya içkili halde yolda yürümek neticesi -maazallah- kazaya uğrarsak sorumlu oluruz. Yangın çıkartır da kendimiz de ölürsek yine sorumlu tutuluruz.
İnsanın elinde olan kaderi ise kısaca herhangi bir konuda ne yapacağımıza karar vermek olarak tanımlayabiliriz.
Örneğin, kiminle evleneceğimiz; hangi sınavlara katılacağımız; ne giyip kuşanacağımız; insanlara yardım edip etmeyeceğimiz veya kime, ne kadar yardım edeceğimiz; hangi din veya mezhepte karar kılacağımız; nerelere gidip geleceğimiz; hangi iş veya meslekte çalışacağımız…
Bu konuda ehl-i sünnete uygun bilgileri -meselâ- http://www.sorularlaislamiyet.com/ adresinde bulabilirsin.
Ağustos 2nd, 2011 at 22:34
Kıymetli Didem Hanım’a (2)
“Bir kişinin yazdığı ve kırk kişinin yazdığı” demekle sanırım Kur’an-ı Kerîm ve incillerden bahsediyorsunuz. Sizden önce yazılan mesajlardaki ifadelerden yola çıkarak o cümleleri kurduğunuzu düşündüm. Yanılıyorsam düzeltiniz ve daha açık yazınız.
Öncelikle “bir kişinin yazdığı” şeklindeki ifadeniz yanlıştır. Zira Kur’an-ı Kerim; Hazreti Muhammed Aleyhisselâm tarafından yazılmamıştır. Kendisi ümmî idi yani okuma-yazma bilmiyordu. Şairlik ve yazarlık yeteneği yoktu. Olsaydı, son peygamber olduğundan büyük şüphe duyardık.
İkinci olarak incil yazanların sayısı; 40 değil, 300 civarındadır. Birbirinden farklı olan bu incillerin çokluğunun sebep olduğu karışıklıkların önlenmesi ve bir bütünlük sağlanması amacıyla M.S. 325 yılında İznik’te toplanan 7. Konsil; büyük münakaşalardan sonra bu kitapların sayısını ancak 4′e indirebilmiştir.
Allahu Teâlâ; 4 tane İncil mi gönderdi ki böyle bir karar alındı?! İslâm’da 4 Kur’an değil, 4 hak mezhep olmasını eleştirenler; Hristiyanlık’ta 4 kitap ve bir de Pavlus’un mektupları olmasını neden görmek istemezler?!
Hz. İsa, kendisine indirilen âyetleri -bizim peygamberimiz gibi- hemen yazdırmıyor muydu? Veya hiç mi yazdırmamıştı? İncil; şifâî (yazılı olmayan, sözlü) bir kitap mıydı?
Hristiyan inancına göre Hz.İsa; öğrencilerine kendi hayatını ve sözlerini yazmalarını emretmemiş, kimseyi bu tür bir görevle görevlendirmemiş, bu yüzden o sırada kimse böyle bir hazırlık yapmamış, gördüklerini, duyduklarını ileride yazacakmış gibi dikkatlice inceleyip hafızasına kaydetmemiştir.
Bazılarına göre başta Hz.İsa olmak üzere bütün inananları; Hz.İsa’nın öldükten kısa bir süre sonra geri gelip “Tanrının Krallığı”nı kuracağına inanmaktaydılar. Uzun süre bu beklenti içinde olan ilk dönem inananları; gelen giden olmadığını görünce 30-35 senelik bir aradan sonra “Hz.İsa geri gelmedi, bari onun sözlerini yazalım” diyerek incilleri yazmaya başladılar. “30-35 yıl sonra” ibaresi, ilk yazılan incilin yazılış zamanını göstermektedir. Bu arada 4 incilin ne zaman yazıldığına dair birbirini hiç tutmayan rivayetler vardır ve incillerin hiçbirinin kapağında yazarı yer almaz.
Ağustos 2nd, 2011 at 23:16
ZAVALLI PAVLUS
Resullerin (Elçilerin) İşleri 23. Bölüm:
1.Yüksek Kurul’u dikkatle süzen Pavlus, «Kardeşler» dedi, «ben bugüne dek Tanrı’nın önünde tertemiz bir vicdanla yaşadım.»
2.Başkâhin Hananya, Pavlus’un yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.
3.Bunun üzerine Pavlus ona, «Seni badanalı duvar, Tanrı sana vuracaktır!» dedi. «Sen hem beni Kutsal Yasa’ya göre yargılamaya oturmuşsun, hem de Yasa’yı çiğneyerek bana tokat attırıyorsun.»
4.Çevrede duranlar, «Tanrı’nın başkâhinine hakaret mi ediyorsun?» dediler.
5.Pavlus, «Kardeşler, başkâhin olduğunu bilmiyordum» dedi. «Nitekim, `Halkını yönetenleri kötüleme’ diye yazılmıştır.»
6.Oradakilerden bir bölümünün Saduki, diğer bölümünün de Ferisi mezhebinden olduğunu anlayan Pavlus, Yüksek Kurul’a şöyle seslendi: «Kardeşler, ben özbeöz Ferisiyim. Ölülerin dirileceği umudunu beslediğim için yargılanmaktayım.»
7.Pavlus’un bu sözü üzerine Ferisilerle Sadukiler çekişmeye başladılar, Kurul ikiye bölündü.
8.Sadukiler, ölümden diriliş, melek ve ruh yoktur derler; Ferisiler ise bunların hepsine inanırlar.
9.Kurul’da büyük bir kargaşalık çıktı. Ferisi mezhebinden bazı din bilginleri kalkıp ateşli bir şekilde, «Bu adamda hiçbir suç görmüyoruz» diye bağırdılar. «Bir ruh ya da bir melek kendisiyle konuşmuşsa, ne olmuş?»
10.Çekişme öyle şiddetlendi ki komutan, Pavlus’u parçalayacaklar diye korktu. Askerlerin aşağı inip onu zorla aralarından alarak kaleye götürmelerini buyurdu.
11.O gece Rab Pavlus’a görünüp ona, «Cesur ol» dedi, «Kudüs’te benimle ilgili nasıl tanıklık ettinse, Roma’da da öyle tanıklık etmen gerek.»
Pavlus’u öldürme girişimleri
12.Ertesi sabah Yahudiler aralarında gizli bir anlaşma yaptılar. «Pavlus’u öldürmeden bir şey yiyip içersek, bize lanet olsun!» diye yemin ettiler.
13.Bu anlaşmaya katılanların sayısı kırkı aşıyordu.
14.Bunlar başkâhinlerle ihtiyarların yanına gidip şöyle dediler: «Biz, `Pavlus’u öldürmeden ağzımıza bir şey koyarsak, bize lanet olsun!’ diye yemin ettik.
15.Şimdi siz, Pavlus’a ilişkin durumu Yüksek Kurul’la birlikte daha ayrıntılı bir şekilde araştıracakmış gibi, komutanın onu size getirmesini rica edin. Biz de, adam daha Kurul’a gelmeden onu öldürmeye hazır olacağız.»
16Ne var ki, Pavlus’un kızkardeşinin oğlu onların pusu kurduğunu duydu. Varıp kaleye girdi ve haberi Pavlus’a iletti.
17.Yüzbaşılardan birini yanına çağıran Pavlus, «Bu genci komutana götür, kendisine ileteceği bir haber var» dedi.
18.Yüzbaşı, genci alıp komutana götürdü. «Tutuklu Pavlus beni çağırıp bu genci sana getirmemi rica etti. Sana bir söyleyeceği varmış» dedi.
19.Komutan, genci elinden tutup bir yana çekti. «Bana bildirmek istediğin nedir?» diye sordu.
20.«Yahudiler sözbirliği ettiler» dedi, «Pavlus’la ilgili durumu daha ayrıntılı bir şekilde araştırmak istiyorlarmış gibi, yarın onu Yüksek Kurul’a götürmeni rica edecekler.
21.Ama sen onlara kanma! Aralarından kırktan fazla kişi ona pusu kurmuş bekliyor. `Onu ortadan kaldırmadan bir şey yiyip içersek, bize lanet olsun!’ diye yemin ettiler. Şimdi hazırlar, senden olumlu bir cevap gelmesini bekliyorlar.»
22.Komutan, «Bunları bana açıkladığını hiç kimseye söyleme» diye uyardıktan sonra genci salıverdi.
Pavlus Sezariye’ye yollanıyor
23.Komutan, yüzbaşılardan ikisini yanına çağırıp şöyle dedi: «Akşam saat dokuzda Sezariye’ye hareket etmek üzere iki yüz piyade, yetmiş atlı ve iki yüz mızraklı hazırlayın.
24.Ayrıca Pavlus’u bindirip vali Feliks’in yanına sağ salim ulaştırmak için hayvan sağlayın.»
25-26.Sonra şöyle bir mektup yazdı: Klavdiyus Lisyas’tan, Sayın Vali Feliks’e selam.
27.Bu adamı Yahudiler yakalamış öldürmek üzereydiler. Ne var ki, kendisinin Roma vatandaşı olduğunu öğrenince askerlerle yetişip onu kurtardım.
28.Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.
29.Suçlamanın, Yahudilerin yasasına ilişkin bazı sorunlarla ilgili olduğunu öğrendim. Ölüm ya da hapis cezasını gerektiren herhangi bir suçlama yoktu.
30.Bana bu adama karşı bir tuzak kurulduğu bildirilince onu hemen sana gönderdim. Onu suçlayanlara da kendisiyle ilgili şikâyetlerini sana bildirmelerini buyurdum.
31.Askerler, kendilerine verilen buyruk uyarınca Pavlus’u alıp geceleyin Antipatris’e götürdüler.
32.Ertesi gün, atlıları Pavlus’la birlikte yola devam etmek üzere bırakarak kaleye döndüler.
33.Atlılar Sezariye’ye varınca mektubu valiye verip Pavlus’u teslim ettiler.
34-35.Vali mektubu okuduktan sonra Pavlus’un hangi ilden olduğunu sordu. Kilikyalı olduğunu öğrenince, «Seni suçlayanlar da gelsin, o zaman seni dinlerim» dedi. Sonra Pavlus’un, Hirodes’in sarayında gözaltında tutulması için buyruk verdi.
Ağustos 3rd, 2011 at 00:41
PAVLUS, FERİSÎ İDİ
Hz. İsa; M.S. 38 yılında mesih olarak kabul ediliyor, ancak baba-oğul münasebetinden hiç bahsedilmiyordu. Aynı tarihlerde ilk kez Antakya’da Hz. İsa’nın yolundan gidenlere “Hristiyan” denmeye başlanmıştı.
Bunların lideri, Hz. İsa’nın kardeşi olduğu söylenen Jacob (Yakub)’tu.
Tarsuslu Yahudî Pavlus/Paul/anne-babasının koyduğu ismiyle Saul; Hz. İsa ile hiç karşılaşmamıştı ve başlangıçta Hristiyanlara karşıydı. Hz. İsa’nın gerçek talebelerinden Stefananos’un taşlanarak öldürülmesinde hazır bulunmuştu.
- “Stephanos… Dua etmekte iken onu taşladılar. Ve .. uykuya vardı. Ve onun öldürülmesine Saul râzı olmuştu… Saul, evden eve girerek kiliseyi perişân ediyordu. Ve erkekleri ve kadınları sürükleyerek zindana atıyordu. Ve Saul, hâlâ Rabbin şakirtlerine tehdit ve ölüm soluyarak başkâhine geldi.”
(Resullerin İşleri 7/58, 8/1, 8/3, 9/1)
M.S. 44′te havarilerden Peter ve John tutuklandılar. Jacob’un da başı kesildi. İşte o tarihlerde, Hristiyanların azılı düşmanı olan Tarsuslu Saul; Hz. İsa’nın kendisine göründüğünü iddia etti. Kendini “havârî” ilân ettikten sonra uzun çabalar sonucu, Barnabas’ın da yardımıyla bu gruba katıldı! Geçmişini unutturmak için adını değiştirip “Paul” yaptı!
Gruptakilere Hristiyan deniyordu fakat Yahudî âdetlerine göre yaşıyor ve ibâdet ediyorlardı.
Paul, bir süre sonra etkili hâle geldi ve kendi sistemini kurdu. Diğer şakirtlerden farklı olarak Hz. İsa’nın “Allah’ın oğlu” olduğunu öne sürdü!.. Halbuki sonradan yazılmış 4 incilde bile Hz. İsa; kendisinden tam 80 defa “İNSANOĞLU” diye söz eder.
Bu iddianın meydana getirdiği şaşkınlık; Yeni Ahit’e bile yansımıştır:
- “Hemen havralarda, “İsa, Allah’ın oğludur” diye vaaz etti. Bunu işitenlerin hepsi şaşırıp diyorlardı: Yerüşalem’de (Kudüs’te) Bu ismi söyleyenleri perişân eden, bu değil mi?” (Resullerin İşleri 9/20)
-”Saul, Yerüşalem’e vardığı zaman şakirtlere katılmaya çalışıyordu, ve hepsi onun şakirt olduğuna inanmayarak kendisinden korkuyorlardı!” (Resullerin İşleri 9/26)
Saul, sonraki adıyla Paul/Pavlus, Yahudîlerin Ferisî mezhebine bağlıydı (Resullerin İşleri:23/6)
Oysa Hz. İsa, Ferisîlerden sürekli yakınmakta idi:
Matta 23. Bölüm
Vay halinize!
1-2.Bundan sonra İsa halka ve öğrencilerine şöyle seslendi: «Din bilginleri ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar.
3.Bu nedenle size söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin, ama onların yaptıklarını yapmayın. Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar.
4.Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının omuzlarına koyarlar da, kendileri bu yükleri taşımak için parmaklarını bile kıpırdatmak istemezler.
5.«Yaptıklarının tümünü gösteriş için yaparlar. Örneğin, muskalarını büyük, giysilerinin püsküllerini uzun yaparlar.
6.Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.
7.Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini `Rabbî’ diye çağırmalarından zevk duyarlar.
8.«Kimse sizi `Rabbî’ diye çağırmasın. Çünkü sizin bir tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz.
9.Yeryüzünde kimseye `Baba’ demeyin. Çünkü bir tek Babanız var, O da göksel Baba’dır.
10.Kimse sizi `önder’ diye çağırmasın. Çünkü bir tek önderiniz var, O da Mesih’tir.
11.Aranızda en üstün olan, diğerlerinin hizmetkârı olsun.
12.Kendini yücelten alçaltılacak, kendinialçaltan yüceltilecektir.
13-14.«Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Göklerin Egemenliğinin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyorsunuz, ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz!
15.«Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri ve kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat daha cehennemlik yaparsınız.
16.«Vay halinize kör kılavuzlar! Diyorsunuz ki, `Tapınak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama tapınaktaki altın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.’
17.Budalalar, körler! Hangisi daha önemli, altın mı, altını kutsal kılan tapınak mı?
18.Yine diyorsunuz ki, `Sunak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama sunaktaki adağın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.’
19.Ey körler! Hangisi daha önemli, adak mı, adağı kutsal kılan sunak mı?
20.Öyleyse sunak üzerine ant içen, hem sunağın hem de sunaktaki her şeyin üzerine ant içmiş olur.
21.Tapınak üzerine ant içen de hem tapınak, hem de tapınakta yaşayan Tanrı üzerine ant içmiş olur.
22.Gök üzerine ant içen, Tanrı’nın tahtı ve tahtta oturanın üzerine ant içmiş olur.
23.«Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz nanenin, anasonun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, Kutsal Yasa’nın daha önemli yönleri olan adalet, merhamet ve sadakati ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden esas bunları yerine getirmeniz gerekirdi.
24.Ey kör kılavuzlar! Küçük sineği süzer ayırır, ama deveyi yutarsınız!
25.«Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz, ama bunların içi açgözlülük ve taşkınlıkla doludur.
26.Ey kör Ferisi! Sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dıştan da temiz olsunlar.
27.«Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz.
28.Dıştan insanlara doğru kişilermiş gibi görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.
29.«Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Peygamberlerin mezarlarını yaparsınız, doğru kişilerin türbelerini donatırsınız.
30.`Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik’ diyorsunuz.
31.Böylece, peygamberleri öldürenlerin torunları olduğunuza siz kendiniz tanıklık ediyorsunuz.
32.Haydi, atalarınızın başlattığı işi bitirin!
33.«Sizi yılanlar, sizi engerekler soyu! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız?
34.İşte bunun için size peygamberler, bilge kişiler ve din bilginleri gönderiyorum. Bunlardan kimini öldürecek, çarmıha gereceksiniz. Kimini havralarınızda kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız.
35.Böylelikle, doğru kişi olan Habil’in kanından, tapınakla sunak arasında öldürdüğünüz Berekya’nın oğlu Zekeriya’nın kanına kadar, yeryüzünde akıtılan her doğru kişinin kanından sorumlu tutulacaksınız.
36.Size doğrusunu söyleyeyim, bunların hepsinden bu kuşak sorumlu tutulacaktır.
37.«Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleritaşlayan Kudüs! Bir tavuk, civcivlerini kanatları altına nasıl toplarsa, ben de kaç kez senin çocuklarını öylece toplamak istedim, ama siz istemediniz.
38.Bakın, eviniz ıssız bırakılacak!
39.Size şunu söyleyeyim: `Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!’ diyeceğiniz zamana dek beni bir daha görmeyeceksiniz.»
Hz. İsa’nın Ferisîlerden yakınması; Markos: 12/38-40; Luka:11/39-51; Luka:11/34-35 ve Luka:11/45-47′de de geçmektedir. Yuhanna’da ise -NEDENSE- geçmez!
Yahudî Pavlus, kendisini “Yahudî olmayanların, yani Yunanlılar ve Romalılar’ın havârîsi ilân etti! Hz. İsa’nın şakirtlerinin inancını, Yunan-Roma-İran-Mısır-Sümer âdetleriyle bozdu!.. Bizdeki Cuma gününün yerini tutan Sebt (cumartesi) Günü’nü (Sabbath) ve domuz eti yeme yasağı dâhil bütün yeme-içme yasaklarını kaldırdı.
Papazlara evlenme yasağı getirdi.
Allah’a tapmak yerine İsa’ya tapmayı icat etti!
Böylece Hz. İsa’ya atfedilen fakat onun yolundan tamamen ayrı, yeni bir din ortaya çıktı: HRİSTİYANLIK!
Bu dinin sahte peygamberi de Paul/Pavlus’tur!
Pavlus’un kuralları; Yunan-Romalı ve eski putperest düşüncenin bir karışımıdır.
Bu uyduruk dinde öyle inanışlar var ki meselâ Sümerler’in bâkireden olma tanrısı “Tammuz” (Temmuz) Pavlus’un Hristiyanlığında Hz. İsa olmuştur!..
Tammuz’un Sümer kitabelerinde şöyle bir sözü vardır: “Kim ki benim etimden yer, kanımdan içerse o, kurtuluşa erecektir!”
Avrupa’da da karanlık çağlarda krallarını yaşlanınca öldüren ve ondaki ilâhî gücün kendilerine geçmesi için etini yiyen kavimler vardı!
Hristiyanlık’ta “COMMUNION” diye tabir edilen törenlerde papaz; karşısında diz çökmüş kişinin ağzına bir parça ekmek koyarak ekmeğin üzerine biraz şarap damlatır. İşte bu âdet; Sümerler’deki “kralını etini yiyip kanını içme” töreninin Yahudî Pavlus tarafından adapte edilmiş hâlidir. Yenilen ekmek, İsa’nın eti; şarap da çarmıhta akan kanıdır!..
Günümüzde belki bütün Yahudîler’de fakat kesinkes siyonist Yahudîlerde ve masonlarda şarap değil, insan kanı içilir. 1492′de İspanya’dan kovulup II.Bayezid’in gönderdiği gemilerle Anadolu’ya getirilen Yahudîler’den Amasya ve Samsun dolaylarına yerleştirilip de çocukları kaçırıp iğneli fıçılarda yuvarlayarak öldüren ve kanlarını çıkarıp âyinlerde içenler yakalanarak idam edilmişlerdir (20 yıldır bildiğim bu konu, nedense hiç gündeme gelmez. Bu arada “mum söndü” olayı, Yahudî kökenli Alevîler’de görülür. Yani esas Alevîler, itiraz etmekte haklılardır)
Hristiyanalrın ileri gelenlerinden Simon Peter, sonradan Pavlus’un fikirlerini benimsedi. Thomas ise Hz. İsa’ya sâdık kaldı.
Pavlus; Kudüs, Şam, Antakya, Tarsus, Perge, Antalya, Yalvaç, Konya, Efes, Selânik, Atina, Korintos şehirlerini dolaştıktan sonra Roma’ya gitti. Orada tutuklandı ve M.S. 67′de idam edildi!
Ağustos 3rd, 2011 at 12:31
Sayın fatih çok uzun yazmanıza karşılık bütün yorumlarınıza cevap vermeye çalışacam.
94.yorumunuzda kader konusunu izah etmişsiniz.Yalnız işin ilginç yani Pavlus un öğretilerini ve mesih kurgusunu
97.yorumunuzda sümerlerden alıntıya dayandırırken ki bu tip şeyler ateist sitelerde oldukça yaygındır.Ancak nedense kadercilik anlayışı,kurban kesme gibi olgularında sümer,hint,yunan roma pagan anlayışından geldiğini göz ardı etmişsiniz.o zaman size önerim biz bütün bu öğretilerin bu anlayışlardan geldiğini kabul edip bütün dinleri kaldıralım siz de rahat edin ben de…
95inci yorumlarınıza gelince
yalan yanlış okuduklarınızla ve söylenenlerle bir takım şeyler yazmışsınız ancak yazdıklarınızla hiçbir şeyi henüz kavrayamadığınız ortada.
bir kere sureç nasıl başlamıştır bunu düşünmek lazım.kutsap kitap neden bir bütündür neden Tevrat,zebur,ve incil i içine almıştır da kuran dışarda kalmıştır hiç düşündünüz mü?Markos,Luka,yuhanna,matta biz ayrı ayrı oturup incil mi yazalım dediklerini sanıyorsunuz.demiş olsalar bile verilen bütünlük ve mesajlar aynıdır.eğer 1 kişi yazsa idi ozaman çelişki olurdu.bu oluşturulan ilahi kitaplardaki mesaj bütünlüğü kıyaslanmayacak şekildedi.o yüzden güçlüdür,o yüzden kitleler gitmiştir.renkli kilise hayatından dolayı değil.asıl renklilik siz de çok daha fazladır.tevratın herhangi bir ayette geçen anlatılmak istenen bir durumun aynısını misal incilin vahiy bölümünde görebilirsiniz.Hz.musa kendisinden sonra gelecek peygamberi müjdelemiştir.Hz.Davut ta aynı şekilde.
Zavallı Pavlus a gelince ki yazık ki derdini yeterince siz ve sizin gibilere anlatamadı.anlatamayacığını da zaten İsa yaşarken söylemişti.o yüzden duruma şaşırmamak gerek.
Havarileri o yaşarken onun yanında idiler ancak çarmıhla öleceği zaman korkudan sesleri hiç çıkmadı.bu bilgi sadece incil de değil Tevratta ve Zebur da daha geçmektedir.Ne zaman ki dirildi işte ozaman esas Havarileri işin ciddeyetini anladılar ve hayatlarını vererek ecelleriyle ölmeyerek hepsi zulum ve işkence görerek öldüler.Pavlus daha sonra ortaya çıktı evet Ferisiliydi.Hz.İsa nın Ferisililere laf söylemesi azarlaması demek Pavlus u seçmeyeceği anlamına mı geliyordu.?işin hikmeti orda zaten.Eğer nasrani birini seçseydi daha mı inandırıcı olurdu.Pavlusun karşısına yaşayan bir İsa çıksa idi,Pavlus yaptığı zulumlerden geri adım atarmıydı.Ancak dirilerek karşısına çıkan İsa yı gördüğü için iman etti.Ve bu işe girişti türlü sıkıntılar çekti ve sonunda idam edildi.demek bu insanların hepsi kurguydu aldatmacaydı,saçmaydı öyle mi?o zaman siz kendi kitabınızı bile inkar ediyorsunuz.çünkü isanın yaşadığını tasdik ediyor,incili tasdik ediyor.kuranı kerim i iniş sırasına göre alırsak kesinlikle bu böyledir.sonra da kalkmış yok 4 incil mi varmış isa yazdırmamış yazdırmış mı diyerek aslında siz inkar yoluna gittiğinizin farkında bile değilsiniz.sizin geçtiğinin bu yollardan ben çok geçtim Fatih bey ve şükür ki doğruya doğru iman ulaştım.ama tabii takdir yine Tanrınındır kimsenin hiçbrşey için garantisi yok.
İncil i 40 kişi yazsa ne olur 300 kişi yazsa ne olur?Hz.İsa yahudilik bozuldu ben oturayım da katipleri çağırayım bir din çıkartayım demedi.hiçbir peygamber de dememiştir.Hiçbir peygamber yeni bir din için gelmedi.hepsi çeşitli yollardan insanlara bilgi iletmek hikmet ulaştırmak için geldi.Hz.İsa nın amacı o bölgedekiler için kurtuluş müjdesini duyurmaktı.insanları iyiliğe yöneltmekti.ancak yaşarken Kutsal ruhun havarileri ve diğer takipçilerin üstüne geleceği ve bu müjdenin tüm uluslara duyurulması gerektiğini buyurdu.zamanla bütün bunlar toparlandı yazılara geçirildi.eğer bütün bunlar size saçma geliyorsa siz bilirsiniz.o zaman ben de her tartışmada sizin peygamberinize cebralin görünmesi ve ayet inmesi 23 sene de saçma geliyor dersem ne olacak?buna da siz inanmayacaksınız.
Allahu Teâlâ; 4 tane İncil mi gönderdi ki böyle bir karar alındı?! İslâm’da 4 Kur’an değil, 4 hak mezhep olmasını eleştirenler; Hristiyanlık’ta 4 kitap ve bir de Pavlus’un mektupları olmasını neden görmek istemezler?!DEMİŞSİNİZ.
Yukarda dediğim gibi tabii ki 4 tane incil göndermedi.zaten kitap gönderme gibi bir şey yok ki göndersin.mezhepler bütün dinler olmaması gereken bir olgudur zaten.mezhep dinde ki kirliliktir siyasetleşmedir.hirsitiyanlıkta 4 ayrı kitap diye bir şey sözkonusu değildir.4 ayrı kitap olsaydı hepsi ayrı telden çalardı.
Ağustos 3rd, 2011 at 12:41
96,97 de yazdıklarınıza gelince hepsi o kadar saçma sapna şeyler ki yazdıklarını neresinden tutup düzeltewyim bilmiyorum,ne mesih surecini biliyorsunuz,ne pavlus u tanıyorsunuz ne de amacını.başında da dediğim gibi zavallı Pavlus sizlere laf anlatamadı,ancak işin sonunda kim zavallı herkes Allahın izniyle görecek.
bu arada Hz.muhammed okuma yazma bilmiyordu demişsiniz.İslamniyyette herşey tartışmalı olduğu için bu da tartışmalı bir konudur.kimi islam kaynağı derki okuma yazma bilmiyordu,kimi der ki bilmiyordu peygsamberlik vazifesi gelince cebrail öğretti,kimi der ki peygsmberi vasifsız göstermemek için o kadar ticaretle uğraşıyordu Şam a gitti,tabii ki biliyordu.siz ilk önce kendi çelişkilerinizi bir çözünde sonra bize sıra gelir belki…
Ağustos 3rd, 2011 at 13:10
Hristiysn dünyasındaki ateistler İsa Mesih in yaşamadığını kanıtlamak için mitolojik bilgilere başvururlar.çünkü eğer o yaşamadıysa kendilerini haklı çıkaracaklardır.siz de onlara farkında olmadan başvurarak onu inkar ettiğiniz gibi,kendi kitabınızıda farkında olmadan inkar yoluna gidiyorsunuz.burada önemli olan madem müslümanım diyorsunu ve kendi dininizin tek hak din olduğunu iddia ediyorsunuz O zaman bu mitolojik belgelere dayanan bilgilere sırtınızı dönüp esas islamiyetle ilgili iddiaları çürütün de o zaman sizlere alkış tutalım…
Ağustos 3rd, 2011 at 15:28
Tanrı’ya övgüler
33Tanrı’nın zenginliği, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır!
34«Rab’bin düşüncesini kim bildi?
Ya da kim O’nun öğütçüsü oldu?»
35«Kim O’na bir şey verdi ki,
kendisine geri ödensin?»
36Her şeyin kaynağı O’dur; her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için var oldu. Sonsuza dek O’na yücelik olsun. Amin.
bu sözlerin sahibi Pavlus tur.hani nerde Tanrının oğlu,Tanrı her zaman için birdir tektir.Rab(öğretmen)isa mesih aracılığı ile de kurtuluş müjdesi verilmiştir.İsa mesih Tanrısal niteliklere sahiptir.kutsal kitapta İsa mesih ilk yaratılan olarak bahsedilir.kendisi de bunu söyler.o yüzden mecaz anlamda oğul tabiri kullanılır(kulluk anlamında)
97.yorumunuz tamamiyle saptırmadır,hiçbir şekilde geçerliliği yoktur.olsaydı niye müslümanlıktan isa mesih yoluna geçelim….
Ağustos 3rd, 2011 at 18:10
M.S. 44′te havarilerden Peter ve John tutuklandılar. Jacob’un da başı kesildi. İşte o tarihlerde, Hristiyanların azılı düşmanı olan Tarsuslu Saul; Hz. İsa’nın kendisine göründüğünü iddia etti. Kendini “havârî” ilân ettikten sonra uzun çabalar sonucu, Barnabas’ın da yardımıyla bu gruba katıldı! Geçmişini unutturmak için adını değiştirip “Paul” yaptı!DEMİŞSİNİZ.
Geçmişini unutturmak için adını değiştirdiği bilgisini acaba nereden elde ettiniz.Sayın Fatih.
Bu bilgiye dair hiçbir yerde kanıt yoktur.Ayrıca Pavlus yeni bir din getirdim dememiştir,sadece iman edip kurtuluş müjdesini İsa mesih aracılığı ile gidebildiği ulaşabalidiği yerlere ulaştırmaya çalışmıştir.
İsminin değişmesi olsa olsa vaftiz olduğu içindir.vaftiz ile birlikte isim değiştirilmez ancak isim eklemesi yapılır.yoksa onun o zamanlarda Saul isminde olduğunu bilmiyor değildi.
Yani bütün bunları buraya dökmek için özel bir dersmi aldınız veya tahsil yaptınız çok merak ettim doğrusu.yazdıklarınız pes dedirttecek cinsten
Ağustos 3rd, 2011 at 20:24
DİDEM HANIM SİTEMİZDE PAVLUS HAKKINDA V.01 V.02, V.03, V.04 BÖLÜMLERİNİ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM VE BUNLARA BİR YORUMUNUZ BEKLERİZ.
Ağustos 4th, 2011 at 09:46
SAyın Akkurt bahse konu olan yerleri daha önce incelemiştim.yorum yapma gereği duymadım açıkçası.Çünkü zaten siz sözde çözmüşsünüz.Maalesef kibir ve önyargıyla hareket ettiğiniz için görememişsiniz.Ben yorum yapsam bir şey değişecekmi?
Ağustos 4th, 2011 at 14:34
Ancak sizin için birşey değişmeyeceğini bilmeme karşın,ilgilenen,merak eden,kuşkuyla ve önyargı ve alçakgönüllülükle bakmayan okurlara belki biraz katkımız olur diye yorum yapma kararı aldım.
İlk önce şunu bilmemiz gerekir.Kutsal Kitap bütünüyle bakıldığında ilk önce Tanrı merkezli daha sonra Mesih merkezlidir.ve kurgu şöyledir.isa dan öncesi eski ahit(tevrat ve zebur )kapsar.yeni ahit isa ve isa sonrası ki bu havariler ve pavlusla başlar.
matta markos luka ve yuhanna incilleri bütün bunların hepsi isa merkezlidir.İsa nın hayatı,mesajları,öğretileri,mesih kavramı,çarmıh ve diriliş.isa sonrası yani mesih merkezli bir mesaj işte pavlusla ortaya çıkmıştır.çünkü hala bahsedilen isa hayatı,kralllık,kurtarıcı gibi kavramlar tekrarlansaydı mutlaka zaman için yok olup gidecek ya da yahudiliğin basit bir kolu kalacaktı.işte Pavlus burada devreye girer,Ve hz.İsa bu yüzden onu seçmiştir.Bu tamamiyle Tanrının bir tasarımıdır.Ancak siz hadi canım sendee demeye devam ederseniz siz bilirsiniz.
Pavlus’un yazdığı mektuplar zaten Hıristiyan olmuş topluluklara hitabendi. Bu topluluklar Pavlus’un yolculukları sırasında karşılaştığı, müjdeyi onun ağzından duyan ve kabul eden geneli putperest kökenli kişilerden oluşur. Ya Hıristiyan yaşam tarzına adapte olamamış hala hatalar yapan, ya eski geleneklerinden bir türlü kopamamış veya aslında Müjde’yi hiç bir zaman anlayamamış kişilere kulak vererek yanlış yola sapan ya da tam tersi doğruluk yolundan uzaklaşmamış ama biraz teşvike ihtiyaç duyan topluluklardı bunlar. Mektuplar, biraz uyarı biraz da teşvik niteliği taşır; amaç, sapmaları ve bölünmeleri önlemektir.
Onun isyani daha sonra iman etmiş yahudi din bilginleri idi.Havarilerin kendileri değil.Petrusu azarlamış olabilir,barnabaya da kızmış olabilir.Netice onlarda insandılar.ne kadar kutsal ruh etkinliğide olsa insanı niterlikleri vardı.Ancak hiçbiri birbirinden farklı bir mesaj vermemiştir.havarilerin hiçbiri sünneti savunmamıştır,kurban etini,kanı savunmamıştır.V.02 de ki olayda Havariler tam tersine onu korumak istemişler ve korumak için ona yol göstermişlerdir.Kutsal Kitap ın hiçbir yerinde birbirinden farklı Havari mesajları yoktur.eğer Hristiyanlık pavlussuz kalsaydı başta da dediğim gibi zayıf cılız bir yahudi kolu kalacaktı.diğer havarilerin hizmetleri tabii ki gözardı asla edilemez.hepsi bu inanç için canlarını verdiler.ancak Hz.isa nın özelllikle Pavlus seçmişti ve mesih sonrası kuralları koyması için onu görevlendirmi.Pavlus ayrıca TANRIYI gözardı edip Tanrı isa diye de bir durum yaratmamıştır.Mesih ne dediyse onu tekrarlamıştır.İsa mesih ben babadayım babada bendedir,bana ulaşmadan babaya ulaşamazsınız dememişmidir.ilk yaratılan benim ben çok önce vardım babanın yanında dememiş midir.Pavlus da bunu onaylamıştır bu kadar basit…
Ağustos 4th, 2011 at 15:22
Eski Ahitte Tanrı kendini tanıtır,neleri sevmez,neleri sever, beklentisi nedir,günah nasıl başladı,tanrının bereketi ve gazabı nasıldır,ve günahtan kurtuluş müjdesi ifade edilir.yeni ahitin geleceği eski ahitte de müjdelenmiştir.ve bu yeni antlaşmanın eski ahitten farklı olacağı ve neden farklı olacağı,sertliğin yerini yumuşaklığın getireleceği mesajları verilmiştir.ve yeni Ahit:beklenen kurtarıcı(tabii yahudilerin beklentisi fiziki bir krallık ve kurtarıcı olarak zannetiler)ve ek olarak da mesihin müjdesinin tüm uluslara iletileceği mesajı.görüldüğü gibi eski ahit Tanrı dan isa mesih Tanrıdan Pavlus ve diğer elçilerde mesih sonrası kurulacak müjdeden bahsedecek ki zincirin tüm halkaları tamamlansın.
bunun dışında yok şu şunu demiş bu bunu demişlerle dedikodu ederek vakit kaybettğimizde işin özünü kaçırıp başka bir varlığa hizmet etmiş oluyoruz farkında olmadan.
Ben ve ben gibi yüzlerce insanın algıladığı budur.
Ağustos 5th, 2011 at 17:07
Yukarıda ki yorumunuzda “Netice onlarda insandılar.ne kadar kutsal ruh etkinliğide olsa insanı niterlikleri vardı.Ancak hiçbiri birbirinden farklı bir mesaj vermemiştir.havarilerin hiçbiri sünneti savunmamıştır,kurban etini,kanı savunmamıştır.V.02 de ki olayda Havariler tam tersine onu korumak istemişler ve korumak için ona yol göstermişlerdir. “ diyorsunuz.
Aralarinda ciddi tartışma ve farklı mesaj yok diyorsunuz. Sitedeki v.01 ve 2 ‘yi iyi okumadınız veya çatışmaları görmemezlikten geldiğiniz belli. Okuyucularımız değerlendirsin diye aşağıda bu çatışmalara ve farklı mesajlara bazı örnekler verdim:
39 Aralarında öylesine keskin bir anlaşmazlık çıktı ki, birbirlerinden ayrıldılar. Barnaba Markos’u alıp Kıbrıs’a doğru yelken açtı. (Elç.-İşl.)
12 Çünkü Yakup’un yanından bazı adamlar gelmeden önce Kefas öteki uluslardan olanlarla birlikte yemek yerdi. Ama o adamlar gelince sünnet yanlılarından korkarak sünnetsizlerden uzaklaştı, onlarla yemek yemez oldu.
13 Öbür Yahudiler de onun gibi ikiyüzlülük ettiler. Sonunda Barnaba bile onların ikiyüzlülüğüne kapıldı. (Galatyalılar-2)
1 Şu halde soyumuzun atası İbrahim’in durumu için ne diyelim?
2 Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrı’nın önünde değil.
3 Kutsal Yazı ne diyor? “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.”
4 Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır.
5 Ancak çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayılır. (Romalılar-4)
ŞİMDİ BU İDDİAYA HAVARİLERİN LİDERLERİNDE HZ. İSA’NIN KARDEŞİNİN İNCİLDEKİ MEKTUBUNDA VERDİĞİ CEVABI GÖRELİM:
17 Bunun gibi, tek başına eylemsiz iman da ölüdür.
18 Ama biri şöyle diyebilir: “Senin imanın var, benimse eylemlerim.” Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de sana imanımı eylemlerimle göstereyim.
19 Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar!
20 Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?
21 Atamız İbrahim, oğlu İshak’ı sunağın üzerinde Tanrı’ya adama eylemiyle aklanmadı mı?
22 Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı eylemleriyle tamamlandı.
23 Böylelikle, “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı” diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim’e de Tanrı’nın dostu dendi.
24 Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır. (Yakup’un Mek.-2)
Ağustos 6th, 2011 at 10:28
36Bundan bir süre sonra Pavlus Barnaba’ya, «Rab’bin sözünü duyurduğumuz bütün kentlere dönüp kardeşleri ziyaret edelim, nasılolduklarını görelim» dedi. 37Barnaba, Markos denilen Yuhanna’yı da yanlarında götürmek istiyordu. 38Ama Pavlus, Pamfilya’da kendilerini yüzüstü bırakıp birlikte göreve devam etmemiş olan Markos’u yanlarında götürmeyi uygun görmedi. 39Aralarında öylesine keskin bir anlaşmazlık çıktı ki, birbirlerinden ayrıldılar. Barnaba Markos’u alıp Kıbrıs’a doğru yelken açtı. 40Silas’ı seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rab’bin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı. 41Suriye ve Kilikya bölgelerini dolaşarak inanlı topluluklarını pekiştirdi.
Görüldüğü gibi iman ile ilgili mesajlarla ilgisi olmayan bir sebeple barnabayla aralarında anlaşmazlık çıkmış olabilir.bu Hiçbir şeyi değiştirmez.
İşin Kefas (Petrus) ile ilgili kısmına bakalım
Bakalım Petrus Pavlus için ne düşünmüş.
Petrus 2 15
15Sevgili kardeşimiz Pavlus’un da kendisine verilmiş olan bilgelikle size yazdığı gibi, Rabbimizin sabrını kurtuluş fırsatı sayın. 16Pavlus, bütün mektuplarında bu konulardan böyle söz eder. Mektuplarında güç anlaşılan bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, diğer kutsal yazıları olduğu gibi, bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar. 17Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, ilke tanımayan kişilerin sapıklığıyla sürüklenip kararlılığınızdan sapmamak için bunları önceden bilerek sakının. 18Öte yandan Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in lütfunda ve O’nu tanımakta ilerleyin. Şimdi ve sonsuza[d] dek O’na yücelik olsun. Amin.
Petrus un mektuplarında görülüyor ki Pavlus sonradan katılsa da dışlanmıyor tam tersine kabul görüyor.
Hani nerede keskin anlaşmazlık iman ile ilgil i veya anlaşmazlık?
Zaman zaman öfkelenmiş olaiblirler,zaman zaman insanı duygularını yansıtmış olabilirler.Anca neticede Kutsal Kitap ı bütün olarak değerlendirmiş olunursa iman ile gerçekler orda başka burda başka diye bir durum sözkonusu değildir.
Eylem ve iman arasında ki vurgulamalara gelince.
Bakın bütün havarilere ve o zamanın inanlılarına Tanrı tarafından gönderilen Kutsal ruh etkinliği başka başkadır.Öyle olmasaydı Kutsal Kitap monoton ve masalsı bir hikayeden öteye gidemezdi.Kimi vaazlarında imanı ön plana çıkarırken kimi de eyleme vurgu yapar.
şimdi dönelim Pavlus a :
«Kişinin, Kutsal Yasa’nın gereklerini yapmakla değil, İsa Mesih’e olan imanla aklandığını biliyoruz. Bunun için biz de, Yasa’nın gereklerini yapmakla değil, Mesih’e imanla aklanalım diye Mesih İsa’ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa’nın gereklerini yapmakla aklanmaz.demiş(Galatyalılar2
Bu mektubu Pavlus Galatyalılara gönderdi,oradaki inanmış topluluğa.Tanrı onlara Kutsal Ruhu, Kutsal Yasa’ya uydukları için değil, iman ettikleri için verdi. İbrahim de imanıyla aklanmıştı. Yasa ise ondan sonra, Mesih gelinceye dek etkin olmak üzere verilmişti.Dikkat edilirse Kutsal ruhun etkinlinin ancak ve ancak isa mesih e imanla olmasını vurgular.
yoksa sizin ifade etmeye çalıştığınız gibi Yasaya uysan olur uymasanda.Yeter ki İsa mesih e inan aklanırsın.
bunu mu anlıyorsunuz Sayın Akkur.
Kutsal yasa Tanrının koyduğu kurallar bütünüdür.neyi yaparsan günah işlersin neyi yapmazsan günaha girmezsin i anlatır.ancak insanoğlu elbette bu kuralların hepsine uyamayacak mutlaka birinden birini çüğneyecek çünkü insanız dolayısyla da günahkarız.burada bana katılmamanız mümkün değil.günahkarmıyız günahkarız ölüme kadar günah işliyormuyuz işliyoruz.
İşte Pavlus ta bunu vurgular Pavlus demiyor ki adam öldürebilirsin,ancak İsa mesih e iman edersen aklanırsın.ona iman demek sadece inanmak değildir.onun öğretilerine sahip çıkmak,onun gibi merhametli,yumuşak huylu, vb.. olmak demektir.en azından yapabilecek kadar.görüş budur.yoksa eylemin önemsizliği değil.
Siz öyle imaj çizmeye çalışmışsınız ki Sanki Yakup Ey akılsız adam diyerek Pavlus a kızıyor,Sanki Yakup Pavlus a cevap vermiş.Böyle bir durum yok.
Onlar bu felsefeyi Tanrıdan gelen Kutsal ruh etkinliğinde ayrı etkinliklerle,ayrı vurgularla bütünleştirmişler,ve mesaj net bir şekilde verilmiştir.
Ağustos 6th, 2011 at 12:09
Şunu kabul etmek gerekir ki neticede o zamanın şartları ağır şartlar idi.Şeytan hemen çalışmaya başladı.ve sapmalar,farklı bie mesih anlayışı,farklı bir müjdeyi yaymak isteyenler mutlaka çıktı.Pavlus un esas isyanı onlaradır.Ayrıca Havarilerin hepsinin neticede insanı nitelikleri vardı.bu ne demek?kimi belki daha az cesaretliydi,kimi daha ağır hareket eden yol aynı fakat uslüp farklılıklarında dolayı Pavlus u Petrus u azarlamış olabilir.Nitekim ne diyor ikiyüzlüler gibi davrandın diyor Yakup un adamları gelince sünnetsizlerle olmaktan kaçındın diyor (yani cesur davranmıyorsun)bunların bile kutsal kitapta yer alması ne kadar tarafsız hiçbir şeyi kapatmaya çalışmayan şeylerin olduğuna kanıttır.insanlar bütün bunları uydursa zaten Havariler arasında keskin bir iman çatışması olsa bunlar sizin o çok eleştirdiğiniz İzinik konsilinde kapatılmazmıydı.ki nitekim petrus mektubu birçok şeyi izah ediyor.Lütfen Kutsal Kitap ı bür bütün olarak değerlendiriniz.
Ağustos 6th, 2011 at 13:04
4Ne var ki, İsa Mesih’te sahip olduğumuz özgürlüğü el altından öğrenmek ve böylece bizi köleleştirmek için gizlice aramıza sızan sahte kardeşler vardı. 5Müjde’nin gerçeği sizinle sürekli kalsın diye, bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.Galatyalılar2
bu bapı koymuşsunuz ve demişsiniz ki Pavlus tekeline almak istiyor sahte kardeşler derken havarileri kastetttiğini söylüyorsunz.
Siz ya görmüyorsunuz ya da görmemek için ve göstermemek için büyük çaba sarfediyorsunuz.tekrar okuyalım.
On dört yıl aradan sonra Titus’u da yanıma alıp Barnaba’yla birlikte yine Kudüs’e gittim. 2Tanrısal esine uyarak gittim. Boş yere koşmayayım, ya da koşmuş olmayayım diye, diğer uluslar arasında yaydığım müjdeyi özel olarak ileri gelenlere sundum. 3Benimle birlikte olan Titus bile, Grek olmasına karşın, sünnet edilmeye zorlanmadı. 4Ne var ki, İsa Mesih’te sahip olduğumuz özgürlüğü el altından öğrenmek ve böylece bizi köleleştirmek için gizlice aramıza sızan sahte kardeşler vardı. 5Müjde’nin gerçeği sizinle sürekli kalsın diye, bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.
6Ama ileri gelenler - ne oldukları bence önemli değil, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz - evet, bu ileri gelenler söylediklerime bir şey katmadılar. 7Tam tersine, Müjde’yi sünnetlilere bildirme işi nasıl Petrus’a verildiyse, sünnetsizlere bildirme işinin de bana verildiğini gördüler. 8Çünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus’ta etkin olan Tanrı, diğer uluslara elçilik etmem için bende de etkin oldu. 9Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezdikleri zaman, paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba’ya sağ ellerini uzattılar. Diğer uluslara bizlerin, Yahudilere ise kendilerinin gitmesini uygun gördüler. 10Ancak yoksulları hatırlamamızı istediler. Ben de tam bunu yapmaya gayret ediyordum.
burada barnabadan mı bahsediyor yakuptan mı petrustan mı?
sahter kardeşler derken havarileri mi yani?Tabii ki değil tekrar dikkat edelim
4Ne var ki, İsa Mesih’te sahip olduğumuz özgürlüğü el altından öğrenmek ve böylece bizi köleleştirmek için gizlice aramıza sızan sahte kardeşler vardı.
Dikkat edilirse müjdeyi el altından öğrenip imandan saptırmak isteyenleri kastediyor.yani islam diliyle izah edeyim münafık dediklerimizi kastediyor.havarileri değil.burada köleleştirmek demek özgürlüğün alınması demek.İsa mesih kendisinin özgürlük vereceğini söyledi.Tabii buradaki özgürlük ilahi anlamda özgürlüktür.GERÇEK SİZİ ÖZGÜR KILACAK.
İşte Pavlus un köleleştirmekten kastettiği de bu.
Ağustos 6th, 2011 at 13:14
Ayetin devamında da 6Ama ileri gelenler - ne oldukları bence önemli değil, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz - diyerek yine havarileri kastetmediği gayet ortadadır.
Müjde’yi sünnetlilere bildirme işi nasıl Petrus’a verildiyse, sünnetsizlere bildirme işinin de bana verildiğini gördüler. 8Çünkü sünnetlilere elçilik etmesi için Petrus’ta etkin olan Tanrı, diğer uluslara elçilik etmem için bende de etkin oldu. 9Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezdikleri zaman, paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba’ya sağ ellerini uzattılar. Diğer uluslara bizlerin, Yahudilere ise kendilerinin gitmesini uygun gördüler. 10Ancak yoksulları hatırlamamızı istediler. Ben de tam bunu yapmaya gayret ediyordum
9Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezdikleri zaman, paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba’ya sağ ellerini uzattılar.
görüldüğü gibi burada Pavlus ne yakupa ne petrus a ne de yuhannaya laf atmamaktadır.Tam tersi birliğin bir parçası olduğunu onların Pavlus a ellerini uzatarak onu kabul ettiklerini bildirir.
Zzten yukarda da Petrus mektubunda bunu Tasdikler.
Yani ortada görüldüğü üzere ortada bir ayrım kaos tekeline alma yeni İncil ya da Pavlus un yeni yaratmak istediği bir din filan yok.Amaç tamamiyle bölünmeleri,sapmaları ve sinsice hareket eden sahte mesihçilerdir.
Ağustos 6th, 2011 at 22:12
YAZDIKLARINIZDAN PAVLUS İLE DİĞER ELÇİLERİN ARASINDA FİKİR AYRILIKLARININ OLMADIĞINI İDDİAYA DEVAM EDİYORSUNUZ. BİZDE ARALARINDAKİ FİKİR AYRILIKLARINI YAZMAYA DEVAM EDLİM.PAVLUS İLE YAKUP ARASINDA TEVRAT HAKKINDAKİ FİKİR AYRILIKLARINI OKUYALIM:
“6 Şimdiyse biz, daha önce TUTSAĞI olduğumuz Yasa (TEVRAT)karşısında öldüğümüz için Yasa’dan ÖZGÜR kılındık. Öyle ki yazılı Yasa’nın eski yolunda değil, Ruh’un yeni yolunda kulluk edelim.“(Romalılar-7)
ŞİMDİ ÖZGÜRLÜK NEREDEYMİŞ ELÇİLERİN LİDERİ VE HZ. İSA’NIN KARDEŞİ BUNA NASIL CEVAP YAZMIŞ GÖRELİM:
11 Nitekim “Zina etmeyeceksin” diyen, aynı zamanda “Adam öldürmeyeceksin” demiştir. Zina etmez, ama adam öldürürsen, Yasa’yı yine de çiğnemiş olursun.
12 ÖZGÜRLÜK YASASI’yla yargılanacak olanlar gibi konuşup davranın. (Yakup’un Mek.-2)
TEVRAT HAKKINDA HER HANGİBİR DEĞİŞİKLİKTEN HZ. İSA SÖZ ETMİŞ Mİ ONA BAKALIM:
“17 “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. 18 Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. 19 Bu nedenle, bu buyrukların en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde büyük sayılacak.“(Matta-5)
ELÇİLERİN İŞLERİNDE ÖTEKİ ULUSLAR İÇİN HAVARİLER MEÇLİSİNDE KARARLAŞTIRILAN VE PAVLUS’A BİLDİRİLEN NUH YASALARINI OKUYALIM:
28-29 Kutsal Ruh ve bizler, gerekli olan şu kuralların dışında size herhangi bir şey yüklememeyi uygun gördük: PUTLARA SUNULAN KURBAN ETİNDEN, kandan, boğularak öldürülen hayvan etinden ve fuhuştan sakınmalısınız. Bunlardan kaçınırsanız, iyi edersiniz. Esen kalın.” (Elç.İşl.-15)
BAKALIM PAVLUS BU KONU HAKKINDA NE DİYOR:
“1 Şimdi PUTLARA SUNULAN KURBANLARIN ETİNE gelelim. “Hepimizin bilgisi var” diyorsunuz, bunu biliyoruz. Bilgi insanı böbürlendirir, sevgiyse geliştirir.
2 Bir şey bildiğini sanan, henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur
7 Ne var ki, herkes bu bilgiye sahip değildir. Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulduğunu düşünüyorlar. Vicdanları zayıf olduğu için lekeleniyor.
8 Yiyecek bizi Tanrı’ya yaklaştırmaz. Yemezsek bir kaybımız olmaz, yersek de bir kazancımız olmaz.”(1.Korintliler-8)
BİR DE TEVRAT’TAKİ İMANLI OLMA ŞARTI SÜNNET HAKKINDA NELER SÖYLÜYOR GÖRELİM:
“2 Kötülük yapan o adamlardan, O KÖPEKLERDEN; o sünnet bağnazlarından sakının!
3 Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.“(Filipililer-3)
ŞİMDİ DE PAVLUS KUDÜSE ELÇİLERİN YANINA GELDİĞİNDE BU KONULARDA ELÇİLER NE DİYOR GÖRELİM:
21 “Ne var ki, duyduklarına göre sen öteki uluslar arasında yaşayan bütün YAHUDİLER’e, çocuklarını SÜNNET etmemelerini, törelerimize uymamalarını söylüyor, Musa’nın Yasa’sına (TEVRAT’A) sırt çevirmeleri gerektiğini öğretiyormuşsun.
22 Şimdi ne yapmalı? Senin buraya geldiğini mutlaka duyacaklar.
23 Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.
24 Bunları yanına al, kendileriyle birlikte arınma törenine katıl. Başlarını tıraş edebilmeleri için kurban masraflarını sen öde. Böylelikle herkes, seninle ilgili duyduklarının asılsız olduğunu, senin de KUTSAL YASA’YA (TEVRAT’A) uygun olarak yaşadığını anlasın (Elç.İşl.-21)
DEMEK Kİ PAVLUS HEM NUH YASALARINI, HEM DE SÜNNETİ HEMDE TEVRATI GEÇERSİZ KILMASINA ELÇİLER KARŞILAR. TABİ BU TARTIŞMALARI PAVLUS’UN YOL ARKADAŞI LUKA’NIN YUMUŞATARAK YAZDIĞI ORTADA. GELELİM PAVLUS MABETTE YAKALANIP ÖLDÜRÜLMEK İSTENDİĞİNDE SÖYLEDİKLERİNE:
“6 Oradakilerden bir bölümünün Saduki, öbürlerinin de Ferisi mezhebinden olduğunu anlayan Pavlus, Yüksek Kurul’a şöyle seslendi: “Kardeşler, BEN ÖZBEÖZ FERİSİYİM Ferisiyim.. Ölülerin dirileceği umudunu beslediğim için yargılanmaktayım.” (Elçilerin İşleri-23)
HERŞEYİ REDDETTİ VE TAM BİR KOYU TEVRAT BAĞLISI FERİSİ OLDU. GERÇİ ZAMAN ZAMAN TEVRATIDA ÖVEREK KENDİSİYLE BÖYLE ÇELİŞTİĞİ SÖZLERİ DE VAR. BU DURUMDA ZATEN PETRUS’UN GERÇEK MEKTUPLARINDA PAVLUSU ÖVMESİ MÜMKÜN DEĞİL. O KONUYU SİTEDE UZUNCA ANLATTIK.
SİZ HER NE KADAR YUKARIDAKİ YAZINIZDA:
“Siz öyle imaj çizmeye çalışmışsınız ki Sanki Yakup Ey akılsız adam diyerek Pavlus a kızıyor,Sanki Yakup Pavlus a cevap vermiş.Böyle bir durum yok.”
DERSENİZ DEYİN PAVLUS’UN İSA, İNCİL, TEVRAT VE RUH ANLAYIŞI ELÇİLERİNKİNDEN ÇOK FARKLIYDI:
“4 Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan DEĞİŞİK bir İSA’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca,aldığımız ruhtan FARKLI bir RUHU ve kabul ettiğinizden farklı bir MÜJDEYİ(İNCİLİ) kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.
5 Sözüm ona ÜSTÜN ELÇİLERDEN hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! (2.Korint.-11)
BİZDEN HATIRLATMASI. TAKDİR OKUYUCULARIMIZDAN
Ağustos 8th, 2011 at 10:37
SAyın Akkurt ben diyeceğimi açıklamalı şekilde anlattım.ancak siz ısrarla başka başka sözde çelişkileri önüme sunuyosunuz.Hepsini tek tek cevaplayacağım size.Ondan sonra artık çekilip kararı okurlara bırakacağım.Benim yazdıklarımı çürütmeye çalışmak yerine başka yerleri de almaya çalışıyorsunuz.Bu böyle uzayıp gider.
6 Şimdiyse biz, daha önce TUTSAĞI olduğumuz Yasa (TEVRAT)karşısında öldüğümüz için Yasa’dan ÖZGÜR kılındık. Öyle ki yazılı Yasa’nın eski yolunda değil, Ruh’un yeni yolunda kulluk edelim.“(Romalılar-7)
Ayeti açıklayayım.Kutsal yasaları günahlı olduğumuz için hepsini yerine getiremeyiz.birinden birini yaptğımızda yasayı çiğnemiş oluruz.Ve ölümlü olmaya devam ederiz.Ancak Mesih öldü 3 gün sonra dirildi.burada bir yasayla ölümlüyüz ancak onun dirilişiyle biz de dirildil yanö özgür kılındık.
yazılı Yasa’nın eski yolunda değil, Ruh’un yeni yolunda kulluk edelim.“(Romalılar-7)
yani yasayı bir kenara atalım denmiyor,yasayla birlikte ruhun yeni yolunda yani mesih yolunda yürüyelim.
11 Nitekim “Zina etmeyeceksin” diyen, aynı zamanda “Adam öldürmeyeceksin” demiştir. Zina etmez, ama adam öldürürsen, Yasa’yı yine de çiğnemiş olursun.
12 ÖZGÜRLÜK YASASI’yla yargılanacak olanlar gibi konuşup davranın. (Yakup’un Mek.-2)
Yakupta buna benzer kavramları ifade etmiştir.bunun nesini açıklayayım bilmiyorum ki?
11 ayette Yasa nın birinden birini çğnediğinde yasayı tamamiyle ihlal edeceğini söylüyor.bunun nesi çelişki.?
Özgürlük yasası dediği Mesih in yasasıdır.bu sözlü değildir tabii ki.Mesih özgülüğün tanımını söylemlerinde yapmıştır zaten..
“17 “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. 18 Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. 19 Bu nedenle, bu buyrukların en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde büyük sayılacak.“(Matta-5)
Evet burada da Mesih Kutsal yasanın son halkası olduğunu ve yukarda ki yorumlarımda da belirttiğim gibi zincirin son halkası olduğunu ve bu işi tamamlamaya geldiğini ifade ediyor.Ve sonsuza dek Kutsal yasadan yani Tanrının sözlerinde en ufak bir harfin bile eksilmeyeceğini bozulmayacağını ifade eder.Yani aslında demek istediği Tanrının sözlerinin asla asla tahrif edilemeyeceği bozulamaycağıdır.Ve her kim yasayı çiğnerse bozarsa sonun ne olacağını söylüyor.
Bu söyledikleri derin derin düşünülmesini gerektirir aslında.günümüze baktığımızda hangi kesimlerin Tanrının yasasından çıktığı ve insanların yanlış uygulamalar içine sokulduğunu çok güzel izah ediyor aslında.Tamamlamaya geldiğini söylerek sonun ancak onunla olduğu mesajını da veriyor.Burada Hz.isa havarilerinden ya da Pavlus tan farklı değil ki?bunu önüme çelişki diye koydunuz.
Kurban eti ve sünnet meselesine gelince :
Kurban eti meselesinde yine çelişki yok.Ben Pavlus söylediklerini sizin kesmeyeceğim devamını da ilave ettiğimde bakalım ne anlayacaksınız.
Şimdi putlara sunulan kurbanların etine gelelim. «Hepimizin bilgisi vardır», bunu biliyoruz. Ne var ki bilgi insanı kibirlendirir, sevgi ise geliştirir. 2Bir şey bildiğini sanan kişi henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur. 3Ama Tanrı’yı seven kişiyi Tanrı bilir.
4Putlara sunulan kurban etlerinin yenmesine gelelim. Biliyoruz ki, put dünyada gerçekte var olmayan bir şeydir ve birden fazla Tanrı yoktur. 5-6Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da - nitekim birçok `ilahlar’ ve `rabler’ vardır - bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır ve biz O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz.
7Ama herkes bu bilgiye sahip değildir. Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulmuş olduğunu düşünüyorlar ve vicdanları, hassas olduğu için lekeleniyor. 8Yiyecek bizi Tanrı’ya yaklaştırmaz. Yemezsek bireksiğimiz olmaz, yersek de bir üstünlüğümüz olmaz. 9Ama dikkat edin, bu özgürlüğünüz, vicdanı hassas olanların sürçmesine neden olmasın. 10Eğer hassas vicdanlı bir adam, bilgili olan seni bir put tapınağında sofraya oturmuş görürse, puta sunulan kurban etini yemek için cesaret almaz mı? 11Böylece bu hassas vicdanlı adam, uğruna Mesih’in öldüğü bu kardeş, senin bilginden ötürü mahvolur! 12Sizler bu yoldan kardeşlere karşı günah işleyip onların hassas olan vicdanlarını yaralamakla Mesih’e karşı günah işlemiş olursunuz. 13Bu nedenle, eğer yediğim şey kardeşimin sendeleyip düşmesine yol açacaksa, kardeşimin düşmemesi için bir daha et yemem.
Yani yemeyin diyor.kurban etinin size bir faydası yok et olarak zararıda yok.ancak günahından bahsediyor.ve o putperest alışkanlıkların artık bitmesini…
“2 Kötülük yapan o adamlardan, O KÖPEKLERDEN; o sünnet bağnazlarından sakının!
3 Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.“(Filipililer-3)
Burada da yine Tevratta ki sünnet bedensel bir antlaşmanın bir simgesiydi ve bu antlaşma ebedi olacak dedi Tanrı.
bu ayette de yine sünnet devam ediyor ancak ruhi sünnete dönüştürülmüştür.Çünkü bedensel olarak sünnetlisin ancak yasayı çiğniyorsun o zaman burada bedensel sünnetin yararı nedir.Zaten putperestlerden İsrailoğullarının tamamiyle ayrılması ve bedensel bir işaret için sünnet Tanrı Tarafından konuldu.
Yine Ayetin tamamına bakalım.Bakalım elçiler nerede Pavlus a muhalefet.
17Kudüs’e vardığımız zaman kardeşler bizi sevinçle karşıladılar. 18Ertesi gün Pavlus’la birlikte Yakup’u görmeye gittik. İhtiyarların hepsi de orada toplanmıştı. 19Pavlus, onların hal hatırını sorduktan sonra hizmetinin aracılığıyla Tanrı’nın diğer uluslar arasında yaptıklarını teker teker anlattı.
20Bunları işitince Tanrı’yı yücelttiler. Pavlus’a, «Görüyorsun kardeş, Yahudiler arasında binlerce imanlı var ve hepsi Kutsal Yasa’nın candan savunucusudur» dediler. 21«Ne var ki, duyduklarına göre sen diğer uluslar arasında yaşayan bütün Yahudilere, çocuklarını sünnet etmemelerini, törelerimize uymamalarını söylüyor, Musa’nın yasasına sırt çevirmeleri gerektiğini öğretiyormuşsun. 22Şimdi ne yapmalı? Senin buraya geldiğini mutlaka duyacaklar. 23Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.[çç] 24Bunları yanına al, kendileriyle birlikte arınma törenine katıl. Başlarını traş edebilmeleri için kurban masraflarını sen öde. Böylelikle herkes, seninle ilgili duyduklarının asılsız olduğunu, senin de Kutsal Yasa’ya uygun olarak yaşadığını anlasın. 25Diğer uluslardan olan imanlılara gelince, biz onlara, putlara sunulan kurbanların etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvanlardan ve cinsel ahlaksızlıktan sakınmalarını öngören kararımızı yazmıştık.»
26Bunun üzerine Pavlus o dört kişiyi yanına aldı, ertesi gün onlarla birlikte arınma törenine katıldı. Sonra tapınağa girerek arınma günlerinin ne zaman tamamlanacağını, her birinin adına ne zaman kurban sunulacağını bildirdi.
Görüldüğü üzere Elçiler onu pavlus Kudüs e vardığında sevinçle karşılıyorlar,ihtiyar heyetine geliyor Pavlus ve tamamiyle Pavlus u korumak için o na yol gösteriyorlar.
burada dikkat edilmesi gereken bir olgu var.
“Ne var ki, duyduklarına göre sen öteki uluslar arasında yaşayan bütün YAHUDİLER’e, çocuklarını SÜNNET etmemelerini, törelerimize uymamalarını söylüyor, Musa’nın Yasa’sına (TEVRAT’A) sırt çevirmeleri gerektiğini öğretiyormuşsun.
Dikkat edilirse ihtiyarlar heyeti duyduklarımıza göre demiyor.duyulanlara göre deniyor.Yani sen böyle böyle dedin etraf senin için böyle anilıyor dediler ve onu korumak için yol gösterdiler.ki nitekim daha sonra Pavlus tapınağa gitti ve bir süre sonra da tutuklandı.
“6 Oradakilerden bir bölümünün Saduki, öbürlerinin de Ferisi mezhebinden olduğunu anlayan Pavlus, Yüksek Kurul’a şöyle seslendi: “Kardeşler, BEN ÖZBEÖZ FERİSİYİM Ferisiyim.. Ölülerin dirileceği umudunu beslediğim için yargılanmaktayım.” (Elçilerin İşleri-23)
Pavlus hiçbir zaman Ferisi mezhebinden olduğunu saklamadı,ferisi olmasına rağmen Mesih in onu seçtiğini söylemiştir.Ve bu ayette dikkat edilirse yine ferisili olduğunu inkar etmiyor,ancak diyor ki” ölülerin dirileceği umudunu beslediğim için ” yani dirilmenin olacağını ifade ediyor.Bir yargı günü diriliş meselesi İsa mesihle olrtaya çıkmıştır.bunun neresi çelişki.
ZATEN PETRUS’UN GERÇEK MEKTUPLARINDA PAVLUSU ÖVMESİ MÜMKÜN DEĞİL. O KONUYU SİTEDE UZUNCA ANLATTIK.demişsiniz.
yani orada anlatılan uydurma ekleme özellikle Hristiyanlar Petrus un mektuplarını değiştirip sanki Pavlus la arası iyiymiş süs vermişler öyle mi?Bence siz fazla polisiye filmler seyrediyorsunuz Sayın Akkurt.Şu gerçek mektupları bir bulunsa da biz de gerçekleri öğrensek…
“4 Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan DEĞİŞİK bir İSA’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca,aldığımız ruhtan FARKLI bir RUHU ve kabul ettiğinizden farklı bir MÜJDEYİ(İNCİLİ) kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.
5 Sözüm ona ÜSTÜN ELÇİLERDEN hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! (2.Korint.-11)
bu ayetin açıklamasını önceki yorumlarda açıklamıştım.burada havarilere değil kendini mesih elçisi süs vermiş el altından onları mat etmek için ortaya çıkan sonradan imanlı olan yahudi din bilginlerine ve inanlara söylüyor.sonuçta ortada sadece 12 havari bir tarafta inanan bir toplum ve inanmayan bir toplum diye bir durum yok.sapmalar bölünmeler hemen başlamıştır zaten.
Benden bu kadar elimden geldiğince izah etmeye çalıştım inanan inanır inanmayan inanmaz.karar okurların olsun…
Ağustos 8th, 2011 at 13:09
YAPTIĞINIZ YORUMLAR ÇELİŞKİLERİ GÖRMEZDEN GELMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL. KİMSEYE ZORLA GERÇEKLERİ GÖZÜNE SOKAÇAK NİYET VE YETKİMİZ YOK.PAVLUS’UN TARTIŞTIĞI “ÜSTÜN ELÇİLER”İN HAVARİLER OLDUĞUNU GERÇEĞİ BİRÇOK YERDE ORTADA İKEN BUNU GÖRMEK İSTEMEYENE DİYECEK BİR ŞEYİMİZ YOK.
HERŞEY AÇIKÇA TARTIŞILDI. HANGİ YORUM DOĞRU OKUYANLAR KARARINI VERSİN.
Ağustos 8th, 2011 at 13:49
Birebir havarilerin mektuplarında hangi havari Pavlus u kastetti.Hanhi havarilerin kemktuplarında Kurban a ve sünnete karşı gelindi.Her bir havarinin yaptığı etkinlik farklı bir etkinlikti.Kaldı ki Tevratta kurban sunularından Tanrının ne kadar nefret ettiğini ifade eden ayetler mevcut.Size Petrus unPavlus ile ilgili övücü sözlerini sunuyoruz.Bu sefer de gerçek mektuptan bahsediyorsunuz.Olan yazılan şeyleri de inkar etme yoluna gidiyorsunuz.Artık diyecek bir şey yok.herkes isteği gib algılasın.Kararı yüce Tanrımız verecek bir gün nasılsa…
Ağustos 8th, 2011 at 17:08
TARAFSIZ BİR GÖZLE BİR KİŞİ İNCİLDEKİ HZ. İSA’NIN KARDEŞİ VE HAVARİLERİN LİDERLERİNDEN YAKUP’UN MEKTUBUNDA YAZDIĞI TANRI, İSA,İMAN GİBİ KONULARLA, PAVLUSUN MEKTUPLARINDA ANLATILAN AYNİ KONULARA BAKTIĞINDA ARALARINDAKİ FARK KOLAYCA ANLAYABİLİR.
İNCİLDE HZ. İSA VE AZİZ YAKUB’UN DAVASI İNSANLARI DAİMA TANRIYI İMANA ÇAĞIRMAK OLDUĞU GÖRÜLÜR.PAVLUSUN DAVASI İSE RAB İSA’YA İMAN OLDUĞU GÖRÜLÜR. YANİ BUNLARIN TANRI, İSA, RUH, İNCİL VE TEVRAT ANLAYIŞLARI AYNEN PAVLUSUN AŞAĞIDAKİ MEKTUBUNDA ANLATTIĞI GİBİ FARKLIDIR.
“4 Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan DEĞİŞİK bir İSA’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca,aldığımız ruhtan FARKLI bir RUHU ve kabul ettiğinizden farklı bir MÜJDEYİ(İNCİLİ) kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.
5 Sözüm ona ÜSTÜN ELÇİLERDEN hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! (2.Korint.-11)
ZATEN MARTİN LUTHER BİLE BU ÇELİŞKİLERDEN DOLAYI İNCİLİ ALMANCAYA TERCÜME EDERKEN YAKUBUN MEKTUBUNU TENLİD ETMEKTEDİR.
AYRICA “ELÇİLERİN İŞLERİ” HAVARİ PETRUS VE YUHANNA’NIN ANLATIĞI TANRI VE İSA FİGÜRÜ İLE İNCİLDE BU HAVARİLERE AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN MEKTUPLARDA ANLATILANLARI KARŞILAŞTIRDIĞINIZDA BİRBİRİNE UYMADIĞI GÖRÜLÜR VE KONUNUN UZMANLARI BU MEKTUPLARIN BU HAVARİLERE AİT OLMADIĞI, BUNLAR ADINA BAŞKALARI TARAFINDAN YAZILDIĞI KANITLAMAKTADIRLAR.
Ağustos 8th, 2011 at 18:12
Her zamanki gibi anlamak istemiyorsun.Hz.İsa nın dediği gibi din adamlarına seslenirken ne kendiniz içeri giriyorsunuz ne de girmelerine izin veriyorsunuz demişti.Ne eşsiz bir cümle.O zaman da öyleydi şimdi de böyle.Siz bilirsiniz artık diyecek bir şey yok.Kutsal kitap temelden başlar ve binanın taşları çıkılır ve bina tamamlanır şeklindedir.binanı en tepesini İsa mesih oluşturur.
İsa mesih Adem in karşılığıdır.Buna ister inanır insanlar ister inanmaz.
yok Martin Luther miş,yok konunun uzmanlarıymış.geçin bunları.
Ne uzmanı Tanrıdan üstün uzmanmı var.
Pavlus un dediği gibi Tanrının saçmalığı İnsan bilgeliğinden üstündür.Ne güzel bir söz.
Çünkü o zamanda saçma dediler,ve Tanrı esiniyle Pavlus bunları söyledi topluma aman yine inanmayan inanmadı.Esas taraflı olan sizsiniz.
İşaya peygamberin dediği gibi
Bakacaklar bakacaklar göremyecekler,
duyacaklar duyacaklar ama işitemeyecekler
Hayırlı günler.
Ağustos 8th, 2011 at 19:26
NE DİYELİM. HADİ KOLAY GELSİN ÖYLEYSE.
Kasım 27th, 2011 at 10:20
ya şimdi bana bi açıklarmısınız neden israil oğulllarına gelen peygaamberlerin dinine yadudi denili deniliyorda hz isanın kavmine yahudi deniliyor ?
Kasım 27th, 2011 at 23:34
SAYIN d.g SORUNUZU ANLADIĞIM KADAR YAZAYIM.
YAHUDİLER KENDİLERİNİN TANRI TARAFINDAN SEÇİLMİŞ TANRININ ÇOCUKLARI VE DİĞER İNSANLARDAN AYRI KUTSAL BİR KAVİM OLDUKLARINA İNANIRLAR. ŞU ANDAKİ ELLERİNDE BULUNAN TEVRATTADA BÖYLE YAZMAKTADIR.DİĞER İNSANLARIN DİNİ YOKTUR.BÖYLECE BU DİN YAHUDİ IRKININ DİNİ OLDUĞUNDAN İSRAİLOĞULLARININ PEYGAMBERLİK YAPTIĞI DİNİN ADI YAHUDİLİK OLMUŞTUR. ASLINDA MUSEVİLİK OLMASI DAHA UYGUNDUR. ÇÜNKÜ BU DİN HZ. MUSANIN ŞERİATI ÜZERİNE KURULMUŞTUR.
HZ. İSA’DA TEVRATA GÖRE HAREKET EDEN BİR YAHUDİ OLDUĞUNDAN DOLAYI KAVMİNİN ADI TABİKİ YAHUDİ DİR.TABİ HZ. İSA YAHUDİLERİN ASILINI BOZDUĞU MUSAVİLİĞİ DÜZELTMEK İÇİN GELMİŞTİ. BU GERÇEKLER ŞU ANKİ İNCİLLERDE VARDIR.
Aralık 2nd, 2011 at 00:30
sayın ilhan bey barnabas incili diye bişey var mıdır?Günümüzde hakkari de bulunduğuna dair laflar edilen barnabas incilinin aslı kerameti nedir. Kimileri onun 4. yüzyıla ait olduğunu söylüyor siz ne dersiniz bu konuda
Aralık 3rd, 2011 at 01:08
BİLGİ İÇİN SİTEDEKİ YAZIYI OKUYUNUZ.
http://www.hzisahristiyanmiydi.com/en-tehlikeli-incil
Aralık 6th, 2011 at 18:21
ama geçen bi programda bu konularda uzman olan aytunç altındal barnabas incilinin bir sahtekarlık ürünü olduğunu ve onun 15. yüzyılda bir müslüman tarafından yazıldığını ortaya koydu buna ne dersiniz.
Bu arada ikinci bi sorum olacak peygamberin doğu kutsal metinleride(budizm, hinduizm, zerdüşlük) gibi dinlerde müjdelendiğine dair kitaplar ve makaleler var buna ne açıklama yaparsınız.
Aralık 6th, 2011 at 21:20
AYTUNÇ BEY FARKLI BARNABADAN BASEDİYOR. İKİ TANE BARNABA İNCİLİ VAR.YAZIMI DİKKATLİ OKUYUNUZ.BU KONUYA DEĞİNMİŞTİM. AYNEN ŞÖYLE;
“Barnaba’ya ait olduğu iddiası ile ilk İncil yazması M.S. 13-14.yy.’la ait bir yazmadan tercüme edilip ülkemizde 1988 yılında yayınlandı. Bu kitap resmi İncillerden son derece farklı şeyler yazmaktaydı. Hz. Muhammed’in geleceğinden bahsediyordu. Yazarı belki gerçek Barnaba İncilinden haberdar biri olmasına rağmen, bir çok ortaçağa ait bilgi de içermesinden dolayı güvenirliliği sorgulanmıştır. Zaten ortaçağa ait bir el yazması kopya idi. Ancak ilk dönem Hıristiyan önderler, yazdıkları eserlerde Barnaba İncilinden bahsetmektedirler. Yani böyle bir orjinal İncil mevcuttu. İşte 1981 yılında Hakkari-Uludere bir mağarada mezarda bir elyazması İncil bulunuyor ve Zürih’te karbon testi yaptırılıyor. Yaşı 2000 yılın üstünde olduğu saptanıyor. Bu kitap Genelkurmay Özel Harp Dairesinin eline geçer. Elyazması bir İncil nüshasıydı ve Hz. İsa’nın orjinal dili Aramiceydi.”
DİĞER KİTAPLARDA OLANLARI BİRİLERİ ANLATMIŞ KATILIRSINIZ VEYA KAYILMAZSINIZ SİZİN KARARINIZ.İKNA EDİCİ BULUP BULMAMAK SİZE KALMIŞTIR.
Aralık 14th, 2011 at 13:17
Tanrı adamı Musa, ölümünden önce İsrailliler’i kutsadı. 2 Şöyle dedi:
“RAB Sina Dağı’ndan geldi,
Halkına Seir’den doğdu
Ve Paran Dağı’ndan parladı.
On binlerce kutsalıyla birlikte geldi,
Sağ elinde halkı için alev alev yanan ateş vardı.
burada peygamberimize işaret olduğu defalarca söylenmiştir sina dağı hz. musa ya paran dağları hz. muhammed e işarettir tamam ama seir hz. isa ya işaret ettiğini nerden cıkardınız hz. isa nın seir dağıyla bir alakası var mı