IV.01.HZ.İSA’NIN GERÇEK İSMİ NEDİR?
IV.01.HZ.İSA’NIN GERÇEK İSMİ NEDİR? Ağustos 9th, 2007Şimdi bu nereden çıktı diyeceksiniz. Yoksa böyle büyük bir dinin kurucusunun gerçek ismi de mi bilinmiyor? Bu konuya da bir bakalım. Hz. İsa’nın isminin nasıl konduğunu anlatan Luka ve Matta’ya bir göz atalım;
“30 Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin.
31 Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın.
32 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek.33 O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.”
34 Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi.
35 Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek”.(Luka-1)
Burada melek, doğacak çocuğun isminin Tanrı Oğlu manasına gelecek bir isim olacağını bildiriyor. Daha sonra Luka çocuğun isminin Rab kurtarır manasına gelen İsa konduğunu ve ayrıca bu ismi meleğin verdiğini söylüyor. Anlamak zor.
“21Sekizinci gün, çocuğu sünnet etme zamanı gelince, O’na İsa adı verildi. Bu, O’nun anne rahmine düşmesinden önce meleğin kendisine verdiği isim“.(Luka-2)
Ayni konuya bir de Matta’da bakalım;
“20Ama böyle düşünmesi üzerine Rab’bin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Davut oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh’tandır.
21 Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak.”
22 Bütün bunlar, Rab’bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu:
23 “İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bizimle demektir
24 Yusuf uyanınca Rab’bin meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem’i eş olarak yanına aldı.
25 Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf ona dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu”.(Matta-1)
Melek burada çocuğun adının İsa konmasını söylüyor. Ama bu kez de Tevrat’tan verilen referans cümleyle çelişiyor. Tevrat-Yeşaya (7:14)’te, çocuğun isminin ‘Tanrı bizimle’ anlamına gelen İMMANUEL olması gerektiğini yine Matta yazıyor. Çocuğa konan isim ise, ‘Rab kurtarır’ anlamında olan Yunanca ‘IESOUS’ ve bundan türetilmiş İngilizce kelime ise ‘JESUS’. Şimdi bu işin doğrusu nedir? Tanrı Oğlu mu, Tanrı bizimle mi, yoksa Rab kurtarır mı? Anlamak çok zor.Şimdi bir de Türkçe’ye İSA olarak çevrilen bu ismin, aslının ne olduğuna bakalım. Bu ismin aslının ne olduğunu bulmakta imkânsız gibi. Çünkü elimizde İncillerin aslı olan İbranice bir metin yok ki, İsa isminin Yahudiler arasında söylendiği gerçek şeklini bilelim. Tevrat’ta doğacak olan çocuğun isminin İmmanuel olacağı belirtilmişti. Bu Tevrat ayeti İncillerde, devamlı olarak Hz. İsa’nın geleceğinin Tevrat’taki delili olarak verilmektedir. Burada yine ‘Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim Hakkında 100 Soru’ kitabının 57. sayfasında, İncillerde1, Kur’an’da bildirilen ‘Ahmet İsimli peygamberi’ bulamayan Daniel Wickwire’e bu konuyu da hatırlatmadan geçemeyeceğiz. Tevrat’ta ki ‘İmmanuel’, nasıl oluyor da ‘İsa’ isimli, hem de Tanrı olan birine delil olarak verilebiliyor. İnciller Hz. İsa’dan bize kalan Allah’ın orijinal vahiylerini içeren metinler olmadığından, Kur’an’ın doğru olarak bildirdiği gerçekleri, bu kitaplarda aramak beyhude çaba.Yunanca Iesous ismine en yakın okunuşta Tevrat’ta bir sürü kelime vardır. Hosea, Hoshea, Jehoshuah, Jeshua, Jeshuah, Joshua, Osea ve Oshea adları altında geçmektedir.2 Pekâlâ bu sekiz ismin hangisi gerçek olandır. Ayrıca bütün bu isimler ‘Rab Kurtarır’ anlamındadır. Böylece Tanrının Oğlu olması gereken isim, mecburen ‘Rab Kurtarır’a dönüşmüştür. Bunun sonucunda da, İncillere göre Tanrı Oğlu olması gereken isim, ‘Rab kurtarır’ olmuştur. İncillerde Hz. İSA için hep Tanrının Oğlu vurgulaması yapılmaktadır. Ama bunu anlamlandıracak bir isim maalesef bulunamamıştır. Bunun da sebebi Yunanca yazılan İncillerde isminin aslı yerine Yunanca Baba Tanrı ZEUS’a yakın okunuşta IESOUS isiminin seçilmesidir. Aslında bu anlamda İncillerde bir isim vardır. Çarmıhta affedilip bağışlanan kişinin ismi olan ‘BARABBA’ (Luka İncili 23:18), konulması istenen isme en uygun isim değil midir? Sanki bu isimin altında da bir şeyler gizlenmekte gibi. Bu durumda ne yazık ki, milyarlarca inananı olan bir dinin kurucusunun gerçek isminin ne olduğunu bile tam olarak iddia etmek mümkün değil.
Okunma Sayısı: 3126
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 6
Ekim 23rd, 2007 at 17:47
Ben şunu anlayamadım yanı birnasıl kutsal ruh senin üzerine gelecek saçma bence allah u teala istese ruhu üzerine göndermeden bir oğlan bahşede bilir.
Ekim 24th, 2007 at 20:10
İlginize teşekkürler Murat Bey;
Kurandaki 19. Meryem Suresinin 18 ve 19. ayetlerine ve İncil Luka 1:26-38 baktığımızda Ruhun Hz. Meryeme göderilmesinin asıl önemli gereği babasız bir coçuğun kendisinde yaratılacağının bildirilmesidir.Ruh Hz. Meryeme bir insan şeklinde görünüp ona bu durumu izah etmiştir.Yalnız kutsal kitaplarda gecen ruhun ne olduğunu bu sitede bulunmayan kitabımın “Hz. İsa Ruhullahmı?” bölümünde tanımlamaya çalıştım. Ruh : Allah’ın kainatta yaratmayı dilediği bir şeyin programı, dizaynı ve bunların yaratma gücü olarak anlarsak konu anlaşılır sanırım. Yani ruh Allah’ın bir şeyi yaratırken muhtaç olduğu bir yardımcı değildir.Daha geniş bilgi için kitabımın ilgili bölümüne bakılabilir.
Ekim 27th, 2007 at 00:53
neden bu isim oğuzhan anlamı nedir türk ismi midir?
Ekim 31st, 2007 at 14:11
Sevgili kardeşler size sadece şunu belirtmek istiyorum; bu sitede, diğer siteler gibi, İsa mesih’in bizim için günahlarımız uğruna canını verdiğini ve 3.gün dirildiğini inkar eden bir anlayışa sahip.Lütfen sizden isteğim, sadece araştırın.Kutsal kitabı okuyun..Kutsal kitap tanrının sözüdür..Onda herhangi bir çelişki yoktur..ama eleştirebileceğiniz bölümlerde olabilir.Bunu inkar edemem.Ama tanrının kurtuluş planını görün.ve bizler için neler yaptığını öğrenin.İsa, ”YOL VE GERÇEK YAŞAM BENİM.BENİM ARACILIĞIM OLMADAN BABAYA KİMSE GELEMEZ.” dedi.Lütfen tarihe bakın..kanıtları göreceksiniz.isa mesih’in bizim için canını verdiğini anlayacak kimbilir iman da edeceksiniz.Sizden sadece isteğim..Araştırın araştırın araştırın..Gerçeği göreceksiniz..ona hakaret eden, ve onu inkar eden birçok kişilerde olacaktır.Ama bu, isa mesih’in ışığına bir zarar getirmez.Güneş balçıkla sıvanmaz.Lütfen bunun bilincine varalım.Rab hepinizi bereketlesin.
Ekim 31st, 2007 at 14:14
http://www.islamacevap.net/index.php?option=com_content&task=view&id=33&Itemid=60
Bu bölümde, İSA MESİH’DEN YÜZ YILLAR ÖNCE VERİLMİŞ ÖNBİLDİRİLERİN İSA’DA GERÇEKLEŞTİĞİNİ GÖRECEKSİNİZ.
Ekim 31st, 2007 at 17:56
Sevgili Jesus;
Sitemiz için gösterdiğiniz hassasiyeti takdir ediyorum.Bu site ve kitabımız insanları araştırıp gerçeği öğrenmeleri için yazılmıştır.Ben İncillerde gördüğüm çelişkileri ortaya koydum.Sitemizin ilk bölümü olan “yazılar” kısmında bazı karşı görüşleri kendimiz koyduk ki, insanımız doğruyu her yönüyle görüp karar verebilsin.Böylece “GERÇEK İMANA ULAŞALIM”.Sadece ayni görüşteki bir çevreden veya anamızdan babamızdan duyduklarımızla değil, hertürlü eleştirileri de inceleyerek doğruya varılır.Vermiş olduğunuz değişik siteleride okuyucularımın incelemesini yürekten tavsiye ederim.Aslında bu siteleri benim vermem gerekirdi, bunu düşünemedim.İlave olarak http://www.hristiyanforum.com - http://www.protestan.org - http://www.hristiyan.net- http://www.isamesih.org-www.incil.com-www.incilturk.com vb.siteleride konu için ziyaret edebilirsiniz. Ama ben bu kadar araştırdım sizin herhangibir çelişki yok dediğiniz mevcud İncil’lerden; Hz.İsa için; peygamber mi, Tanrı mı, Mesih mi, İnsanoğlu mu, Davutoğlu mu,Beytlehemde mi doğdu Nasırada mı, MÖ: 6′da mı MS:6 ‘da mı doğdu,peygamberliği 1.5 yıl mı 2.5 yıl mı sürdü,kendisine bir kitap verildi mi verilmedi mi, Tevrat kutsal kitap mı değil mi anlamış değilim.İncil’de ki bir kitaba göre öyle, diğerine göre böyle.Değil ” YOL VE GERÇEK YAŞAM” olduğunu, daha Hz. İsa’nın gerçek adını bile öğrenemedim.Maalesef bunlar gerçek. RABBİM KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN.
Ağustos 10th, 2008 at 01:27
madem tanrının oğlu isa ise adı neyse tanrının hanımı otamatikmen meryem oluyor tanrı hiç bir peygamberine isadan başka oğlum diyormu veya allah kendine bu şekilde sıfatlandırırmı one öyle mitolojik bir kahraman gibi anlatılıyor gerçek bir bakışla olmaz
4kitap var markus,luka,matta,yuhanna niye onlara güvenin madem okadar güvenilir ise isa ölüme terk edilirken niye onlar zayi omuyor ilahi taktir demeyin kitabı yazmak onlaramı kaldı peygamber adı arıyorsan sonpeygambere bak yahüdi inancı gibi son peygamber bizdendir bak orda işaret bu arap oluşu bir bozulmuş toplumdaha tüm insanlığın peygamberi hz. muhammet onu nasıl tanıyorsunuz acaba çözüm kendiliğinden oluşur
Mart 31st, 2009 at 13:36
Hz. İsa a.s. hiristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi 31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. mın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yotur bunla beraber annesi yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yok.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Nisan 16th, 2009 at 14:52
Kardeşim güzelde herkes seninle aynı fikri paylaşmak zorunda değil ki. Yahut senin dediklerinin doğru olduğunu nereden bileceğiz?? Sana göre mantıklı olduğu için mi inanacağız yoksa?? Yoksa ne açıklada bileleim lütfen?? Sen nereden bu kanıya vardın?? Yetiştirilme tarzın müslim olduğu için belki de. Belki de normal düşünüyorsun bu açıdan bakarsak. Ama bil herkes senin gibi düşünmüyor ve bu dünya da yakşalış 2500000000 Hiristiyan var az bir rakam değil sanırım:)
Temmuz 21st, 2009 at 02:23
selam arkadaslar
Allah birdir her seye gücü yetendir hic bir seye muhtac degildir onun dengi ve benzeri yoktur. O her seyi gören bilen isiten ve yaradandir. ilk peygamber hz.adem(as) dir ve son peygamber Hz.Muhammed (as) dir. Sen kardesim ebedi yasayacagina dahi bir sözlesmen varmi? Varsa nerede. Yoksa sen Allaha inanmiyormusun. Allahi sevdigin kadar Allahdan korkmalisin. O asla sözünden dönmeyendir.
sevgilerimle
Eylül 19th, 2009 at 12:09
Ya siz Müslümanlar hakikaten çok zavallı adamlarsınız!Yani aşağı yukarı tüm Hristiyanlar biliyor ki İsa isminin İbranice orjinal karşılığı “Yeşu” diye okunan Jesus’tur, ki bu her dilde farklı okunabilir. Fakat İbranice Jesus’tur ve Yeşu diye okunur.Araplar da İsa diye uydurma bir isim ortaya atmışlardır. Ve bu şekilde de Türkçeye geçmiştir. Yaw bir araştırın da öyle kitap yazın!
Eylül 19th, 2009 at 14:38
Aslıhan
yukarıda ki yazıyı iyi oku elinizdeki incilerin orjinali grekçe YANİ ESKİ YUNANCADIR ve bu incillerde ki ismi GREKLERİN TANRISI ZEUS’a benzetilerek IESOUS olarak gecer.Yani aslında İncillerdeki ismi senin tabirinle uydurmadır.GELELİM ASIL İBRANİCE İSMİNE.MAALESEF ELDE MEVCUT İBRANİCE İNCİL OLMADIĞINDAN BU TAM OLARAK BİLMEK İMKANSIZ.ANCAK İSMİNİN ANLAMI “RAB KURTARIR” OLDUĞUNDAN BUNA KARŞILIK İBRANİCEDE TEVRATTA “Hosea, Hoshea, Yehoshuah, Yeshua, Yeshuah, Yoshua, Osea ve Oshea” EN AZ 8 İSİM VARDIR.AYRICA BİR DE İMMANUEL İSMİ VERİLİYOR.YBUNLARIN İÇİNDEN HANGİSİNİ BEYENİRSEN SEÇ.YANİ İSMİ BİLE TAM NEDİR BİLİNMEMEKTEDİR.DEDİK HATAMI ETTİK YOKSA.
Ekim 23rd, 2009 at 18:01
Benim Tek belirtmem gereken ve bilmem istedigim ta ki dunyanin baslagicindan beri hz ademle baslayayip hz muhammdede kadar suren bu surecte Allah yehova ve ya hristiyanlar jesus be arkadas Allah o kadar peygamber gondermis bunlarin neden hic birine benim oglum gelicek bak ben bir degil ucum kutsal ruh var ogul var dememis ustune hep tek oldugunu ve tek ilah oldugunu belirtmis ve hz isa zamaninda ve su anda yahudi dinindede bu gecerlidir ne olduda hristiyanlikta tanri fikirmi degis ti de kendini ucledi tanri bu kadar turarsiz olabilir mi bu kadar sozunde eri degilmi yoksa dusunun yazik sadece
Ekim 24th, 2009 at 16:15
Araştır bakalım, Tevrat da kaç yerde oğlum diyor Allah.
Ekim 26th, 2009 at 17:37
Arastirdim merak etme hepside alakasiz seyler Ve oyleyse tevratta YEHOVA sunuda diyor ben rabbim bana tapicaksiniz ben ogul var kutsal ruh var demiyor eger 1 kere ogul demisse rab tek oldugunu kac kara haykiriyor israile sizin dediklerinize ve incile ve digerlerile kurani okumamis kisiler inanir zaten eger okusalar zaten aradaki farklarin ne kadar derin oldugu cok iyi anlasiyor kusura bakmayin isa benim gunahlarim icin olmemeli cunku ben eger bir halt ediyorsam benim yerime niye olsun ama oyle bir inanc var ki ortada adam her halti edicek yapicak sonra hristiyan olucak ne oldu tanri oglu oldun cennetliksin o zaman diger insanlar ne cocugu oldu arkadas zaten bu dinin ne kadar insalara yararsiz oldugu belli avrupa ahlak bozuklugu icince amerika ayni avrupanin yarisi ateist adamlar inanmiyorlar dogustan dogsalarda bizimkiler bu dine inaniyorlar bak ben ispanyol katolik arkadasim ne diyor senin kadar savunmuyor cunku oda biliyor ne oldugunu ben dedim ben incil okuyorum sizin kitap bana soyledigi su soz oldu 3 5 kisinin uydurma yazdigi kagit parcasini okuma yak ve mangal yap bu kadar iste size laf olsun
Ekim 27th, 2009 at 15:01
Ya Müslüman Ülkeler? Türkler de ne kadar ahlaklı insanlar, örnek bir turist, taxi biniyor, 5 dakikalık yola 50tl istiyorlar İstanbul da, önce Sen kendi gözünde kü çöpü çıkar! Sonra konuş.
Ekim 27th, 2009 at 17:14
SIKINCI NASIL KIVIRIYORSUNUZ AYNI PAVLUSUN YAHUDILER TARAFINDAN YAKALANIDIGI ZAMAN NE DIYOR PAVLUS BEN HERKESLE HERSEY OLDUM TEK DINI YAYMAM ICIN AMA BENCE DININI DEGIL KENDI SAPKIN IDOLOSINI YAYMIS NE DEMEK KARDESIM BABA OGUL VAR O ZAMAN MERYEDE TANRININ KARSIIMI HASA SOYLEDIGIN SOZ BILE O KADAR SACMA KI NEYMIS TURIST TAKSIYE BINIYORMUS SANKI ONLAR YAPMIYORLAR AMA ONLAR EKRANLARA GELMIYOR ONLAR YAPMAZ TABIKI ADAMLARIN YILLIK GELIRLERI BILMEM KAC PARA DOLAR YINE DOYMUYORLAR ULAN BABANIZ SIZE CENNETI VERDI HALA DUNYAYI ISTIYORSUNUZ AMA DOGRU YA ONLAR CENNET GARANTI DUNYADA BIZIM OLSUN DIYORLAR BAK AMERIKA HANGI DIN HRISITYAN NE VERIYOR ISRAIL YAHUDI NE YAPIYOR MUSLAMAN ULKELER NE YAPIYOR ARKADAS DUSUN BIRAZ HACLI ORDULARI KUDUSU ALDIKLARINDA NE YAPMISLAR ORDAKI MUSLAMANLARA VE YAHUDILERE OYSA SIZIN INCILDE KARDESINE NE YAPILICAGINI IYI ANLATIYOR DEGIL MI .
BOSVER CUNEYT SEN O DINDE KAL TANRI OGLU OL BEN ALLAHIN KULU OLAYIM
Ekim 27th, 2009 at 20:20
Senin 1 ispanyol arkadaşının görüşleri, herkesi kapsamaz ve bağlamaz. Sen Avrupalı insanları tanımıyorsun,ve Hiristiyanları ve bu dini iyi anlamamışsın, sadece ön yargıların var.
Aralık 19th, 2009 at 00:23
Sakin olun bakalım. Her iki tarafından birazda olsa ön yargısı var gibi.En doğru bilgi araştırılıp,incelenilen,üzerinde saatlerce günlerce gerekirse yıllarca düşünülüp delilleri olan bilgilerdir. Akla mantığa yatkın olanlardır.
İşin ironisi herkes DOĞRU BİLGİ BENİM Kİ! diyor. Bu da iki taraftan birinin SUBJEKTİF yaklaştığını gösteriyor yani TARAFLI yaklaştığını. Lakin iki tarafta TARAFLI olduğunu kabullenmiyor. Böyle çıkmaz bir sokağa giriyoruz. Bu yüzden böyle birimize laf hiç anlatmayalım.
Herkes araştırır inceler çelişki,yanlış gördüğünü ortaya koyar,muhattapları da cevaplarını yazar. Okuyanlar da karar verir. Unutmayın doğruyu KELLE SAYISINI ölçerek kriterleştiremeyiz. 5 milyar buna inanıyor öyle ise kesin bu DOĞRUDUR DENEMEZ.
Selametle
Ocak 10th, 2010 at 11:44
Hristiyan arkadaşların dikkatine bir şey söyleyeceğim.
Acaba hiç dikkatlerini çektimi? Hani bizden Hristiyan olanların en azından (bir parmağın elini geçemeseler de)
Benim çok dikkatimi çekti.Hz. İsa aleyhisselam’ Hristiyanlar nasıl inanırlarsa inansınlar biz Ona Allah’ın kulu ve rasülu olarak inanıyoruz ve elbette çok büyük saygı duyuyor ve gösteriyoruz.
Bizim gösterdiğimiz saygının aynısını Hristiyanlar göstermiyor.
Nasılmı?
Biz Allah’ın peygamberi olduğuna inandığımız Hz. İsa aleyhisselamı yalın olarak asla anmayız anamayız.Çünkü bu Allah’ın peygamberine çok büyük saygısızlıktır.
Yani biz müslümanlar Hz. İsa aleyhisselama Hristiyanlar gibi sadece “İSA” veya “JESUS” DEMEYİZ.
Ya ne deriz??
“Hz. İsa aleyhisselam” deriz.
Buradaki gerçek saygıyı görebiliyor mu acaba ebedi cehennemde yanacaklarına inandığımız sayın Hristiyan kardeşlerimiz???
Neden kendileri aynı saygıyı göstermiyorlar?
Birde aklıma gelmişken söyleyeyim.
Hristiyan çok arkadaşım var benim dünyanın hemen hemen her yerinden.
Bazen dini temalardan bahsediyoruz.Ama ne zaman Hz. İsa aleyhisselamdan “jesus”olarak yalın tek yazdıklarında sanki içimde bir şeyler acıyor.Kabullenemiyorum O yüce Peygamberi sadece ismiyle anmalarını…
İncinmesin diye Hristiyan arkadaşıma bir şey demiyorum ama elbette çok üzülüyorum..
Biz nasıl hitap ediyoruz gıyabında Hz. İsa a.s.ya.
Hazreti İsa Aleyhisselam.(Selam,selamet,Kurtuluş,Allah’ın nusreti yardımı O’nun üzerine olsun) diyoruz.
Ne güzel dinimiz var bizim.Ne güzel Allah’ımız var bir ve tek.Ne güzel imanımız var ki gönderilen tüm Peygamberlere inanıyoruz.İçlerinden ayırt etmiyoruz.Allah’ın gönderdiği tüm “Kitap”lara inanıyoruz. Sonradan kaleme alınanlara değil elbette.
Ne diyelim…Allah’ın hidayete erdirmediğini kimse hidayete erdiremez.
Allah’ın hidayete ermesini murad ettiğini de kimse İslam dışında tutamaz.
Selam,saygı ve Dualarımla.
Ayça hanım neler de döktürmüşsünüz siz öyle bakayım.Dünyada ve dahi tüm kainatta tek bir doğru vardır.O da Allah’ın varlığı ve Birliğidir.Doğmamış doğurmamıştır yani asla ve kat’a evladı yoktur.
Hz. İsa a.s. hristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi 31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. mın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yotur bunla beraber annesi yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yok.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Ocak 10th, 2010 at 11:59
Hüseyin Güngör bey, Burada İsa Tartışılıyor, Muhammed değil. İster İstemez İslam Dini de Giriyor İşin İçine. Hem Siz Nereden Biliyorsunuz, Allahın Gerçek Dini İslam Diye?? Yoksa Allah İle Beraber Mi Gönderdiniz Bu Dini?? Anlamadım. İdaalarınızın Bir Kanıtı Yok İse İdaa dan Öteye Gitmez. Bence Sizin de Biraz Hıristiyanlara Saygınız Olsun. Biz İsa Deriz İster Oğul Deriz Bilmediğiniz Şeyler Hakkında Yorum Yapmayın. Kuran da Nerede Yazıyor Hz. Muhammed?? Yahut Hz.İsa?? Hayret Ya, Şu Araplar Ne Derse Doğru Size.
Ocak 14th, 2010 at 12:59
Hz İsa a.s ın hristiyan olmadığı ile ilgili yazıyı yazan Selim adında bir imamı Rabbani evladıdır.Saygılar
Ocak 14th, 2010 at 14:57
Hüseyin ben ben de zaten dünyada 1 doğru olduğunu savunurum. O doğruya ulaşmak içinde aklımızı kullanmalıyız
Hristiyanlık ismi ms 300 lerden sonra ilk kez hatay veya antakyada kullanılmıştır zaten ki bu da isaya iman edenleri yahudi mezhebi gibi gören roma’nın onları ayırt etmesi adına kullanılmıştır isacılar anlamında. Yani tabbiki hristiyanlık diye birşey yoktu Hz.İsa zamanında isim bile ondan çok sonra kulanıdldı
Ocak 16th, 2010 at 14:52
Hz. İsa a.s. hiristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi 31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. mın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yotur bunla beraber annesi yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yok.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Ocak 16th, 2010 at 15:23
Hz.İsa nın kaç yaşında peygamber oldğuu ne kadar süre görev yaptığı kuranda yazmaz, o süre…vs ahitlerde yazar bu yüzden ona da pek inanmayın derim ki süre bile ahitlerde muamma yanlış hatırlamıyor isem eğer birinde 1 yıl bir başkasında 1 yıldan fazla süre görev yaptığı yazar yanlış hatırlamıyorsam tabi.
saygılar
Ocak 25th, 2010 at 20:02
ihlas suresini okuyun…hatta ben size okutayım dinleyin:
İhlas Suresi
İhlas suresi dört âyettir ve Mekke´de nazil olmuştur. Übey b. Ka´b diyor ki:
“Müşrikler, Resulullaha: “Rabbinin nesebini bize bildir.” dediler. Bunun üzerine Allah teaîa: “Ey Muharnmed de ki: “Allah birdir, Allah sameddir.” suresini indirdi.
Resulullah (s.a.v.) İhîas suresinin âyetlerini izah ederken buyurdu ki: ” Samed demek, doğurmamış ve doğurulmamiş olan demektir. Zira doğurulan hiçbir şey yoktur ki ölmüş olmasın. Ölen hiçbir şey yoktur ki ona mirasçı olunmuş olmasın. Aziz ve Celil olan Allah ise ne ölür ne de kendisine mirasçı olunur.
Resulullah (s.a.v.) “Onun hiçbir dengi yoktur.” âyetini de izah ederken buyurdu ki: “Onun ne bir benzeri vardır ne de bir dengi vardır. Onun hiçbir emsali yoktur.”[1]
Said b. Cübeyr diyor ki: “Yahudilerden bir topluluk Resulullaha geldiler ve “Ey Muhammed, Allah mahlukati yarattı. Peki onu kim yarattı?” dediler. Bunun üzerine Resulullah çok kızdı. Öyle ki rengi değişti. Sonra Allah için onlara sert bir şekilde çıkıştı. Bunun üzerine Cebrail (a.s.) geldi, Resulullahi teskin etti ve ona: “Ey Muhammed, kanatlarını indir.” dedi. Resulullaha, Yahudilerin sorduğu sorunun cevabı geldi. Cebrail dedi ki: “Allah teala buyuruyor ki:
“Ey Muhammed, de ki:”AİIah birdir, Allah sa´medilir. Hiçbir şeye muhtaç değildir. Herşey ona muhtaçtır. O ne doğurmuş ne de doğurulmuştur. Onun hiçbir dengi yoktur.”
MEALİ: “1. De ki: O, Allah birdir. 2. Allah sameddir. 3. O, doğurmamış ve doğmamıştır. 4. Onun hiçbir dengi yoktur.”
SUREDEKİ KAVRAMLARIN AÇIKLAMALARI:
AHAD: Ahad kelimesi, Arapça bir (1) demektir. Sayı olarak kullanılmadığında “tek” anlamına gelir.
SAMED: Arapça, sebat ve devam etmek, kastetmek, yönelmek anlamındaki “s-m-d” kökünden türeyen kelime “İhtiyaçları gidermek için başvurulan makam, hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her şeyin kendisine muhtaç olduğu varlık (Allah)” anlamına gelmektedir.
KÜFÜV: Arapça “eşit, benzer” anlamındaki “k-f-e” kökünden türeyen küfüv kelimesi “denk” anlamına gelmektedir.
——————————————————————————–
TEFSİRİ: Sure, Allah’ın temel niteliklerini vasfetmek üzere gönderilmiş bir sure olarak; Allah’ın AHAD, yani tek, eşsiz olduğuna işaretle başlamaktadır. Devamında O’nun SAMED, yani hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şeyin kendisine muhtaç olduğu bir varlık olduğu söylenilerek; böyle bir varlığın doğmak, doğurulmak gibi yaratılmışlara mahsus eksikliklerden uzak olduğu vurgulanmış; sonunda da yaratılmış, görünen, görünmeyen hiçbir varlığın kendisine eşit ve denk olamayacağı söylenilerek sure tamamlanmıştır.
Müfessirler özellikle ayetteki “doğmamış, doğurulmamıştır” kısmı üzerinde yoğunlaşarak, Yahudilerin Hz. Üzeyr’i ve Hıristiyanların Hz. İsa’yı Tanrı edinerek, onlara “ibnullah (Allah’ın oğlu)” demelerine karşı, Allah’ın oğlu olamayacağını, Allah’ın ne bir ana-babaya, ne de evlada ihtiyacı olmaksızın, bizatihi kendi başına var olmak zorunda olan Vacibü’l-Vucut olduğunu göstermeye çalışmışlardır. Kur’an-ı Kerim’in başka ayetlerinde de bu hususa işaret edilmektedir. Nitekim En’am suresi 101 ayette: “O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O’nun eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir! Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur” denilerek, insanlara Allah’ın oğlu olamayacağı hususunda akli yönlendirmeler yapılmaktadır. Bir başka ayette: “De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş’ın sahibi olan Allah’a ulaşmak için çareler arayacaklardı”(İsra, 17/42). Allah’tan başka ilah olamayacağı, insanların aklına yönelik olarak ispatlanmaktadır
Haziran 15th, 2010 at 19:26
Hüseyin Kardeşim doğruları bir daha tekrarladığın,tevhid inancını nazif bir şekilde ifade ettiğin için çok teşekkür ederim Hz. Adem ( A.S) dan Hz. Peygamber Muhammed ( S.A) ‘e kadar gelen tüm tevhid dinlerini, yani İslam’ı, buna Hz. Musa ve İsa’ A.S’a verilen vahiy de dahil olmak üzere, sonsuz iman ediyor ve tüm bu seçilmiş peygamberlere iman ediyor ve seviyoruz. Bu, bizim imanımızın gereğidir.Ve Onlara, Allah ( C.C.) tarafından seçildikleri için aynı zamanda saygı duyuyoruz. Neden Hristiyanlar ve Museviler, son peygamber Muhammed A.S’a iman etmezler ve onu sevmezler. Bu onların da bir dini vecibesi olsa gerek. Çünkü Allah, Tevrat ve İncil’ de son peygamberin geleceği müjdelemiştir. Incil’de geçen ismi paraklit, yani, Ahmet ( Yuhanna).Isa A.S ben gitmezsem O gelmez buyuruyor.
Gerçek iman sahiplerinin, doğru şeylere iman edip etmedikleri sorgusunu mutlaka kendilerine sormalıdır, sapkın bir yola girmemek için.
Allah’ın Selamı dosdoğru yol üzerinde olanlara olsun,
Haziran 22nd, 2010 at 07:11
Emre kardeş, Hz.Muhammed’e saygımız var tabii…Ama bizler ruhul kudüs’ den yani kutsal ruh’tan vücuda gelen İsa’ya inanıyoruz…KRAL’LARIN KRALI İSA’YA İman etti isek suç mu işledik…Bilindiği üzere kendisi tekrar yeryüzüne gelecek ama hiç sanmıyorum müslüman olacağını:-)
Haziran 26th, 2010 at 15:16
Cünet kardeş, inanışınızda samimi olduğunuzu kabul ederek size bir soru sormak istiyorum ; Eğer Hz, İsa Kralların Kralı Tanrı’nın oğlu ise( Sizin inanışlarınıza göre , o zaman bir Tanrı’nın oğlu, babası annesi var demektir, ve onların babaları anneleri de….O zaman Hz. Ademi neden yarattı ?Bu noktayı açıklamanı bekliyorum.
Hz Muhammed’ saygı duyuyorsanız, Ona bir peygamber olarak mı saygı duyuyorsunuz ?
Haziran 26th, 2010 at 19:08
Emre bey, bizim tüm inançlara saygımız var…biz Katoliğiz. Oğul, söylemi mecazidir. Tanrı 1 dir, Bize olan sevgisinden dolayı aramızda bizler gibi yaşamayı seçmeştir. Bizlere örnek olmuştur. Yani Peygamberlerin (İnsanların) tam manası ile yapamadığı örnek olmayı bizzat Kendisi yapmıştır.
Haziran 28th, 2010 at 18:16
Sayın Cuneyt kardeş emin ol, biz müslümanlar da sizlerin inançlarınıza ve diğer bireylerin inançarına son derece saygı duyuyoruz. Ama bizi derinden üzen şey, insanların hakikat diye peşine düştükleri şeylerin, Allah sözü olmayıp, insanların tahrifine uğramış kelamlar olmasıdır, hakikatin anlaşılmaması hususu bizi derinden üzmektedir. Biz Müslümanlar, original İncil’e derinden inanıyoruz. Biliyoruz ki, Allah (C.C), İsa ( A.S) vasıtasıyla tüm insanlığa tekrar nurunu inzal etti ve doğru yola çağırdı. Allah’ın hiç bir zaman tezat bilgiler vermeyeceğinden imanımız gereği 100% eminiz, Çünkü O Rab, her şeyi en iyi bilen ve kanun kural koyandır. O kurallarında asla bir tefrika içinde değildir.Her koyduğu sistem ve kelam birbiri içinde uyumludur. Kadiri mutlak güç sahibidir. Ve onun hiç bir yardımcıya ihtiyacı yoktur.
Tanrı Tek, demenize son derece sevindim, Ama diğer Hristiyan arkadaşlar sizin gibi düşünmüyorlar.Hz. Isa hakkındaki, oğul söylemi, onlar için hiç de mecazi anlam taşımıyor. Bunu kilise figürlerinden anlamak son derece mümkündür.
Hem sonra Allah sıfatında mükemmel bir varlığın, kendi yarattığı, günahkarlığa meyyal, aciz, eksik bir insan siluetine girmesi ne kadar anlamsız ve Rab için ne kadar küçültücüdür !!!!! İnsan bu mükemmel varlığa bunu yakıştırabilir mi ? Eğer gönderdiği peygamberler, görevlerini yapamadıysa, Tanrı neden insan bedenine girme gibi bir yöntem seçsin ve bir anneden babasız doğma gibi bir zayıflık içinde olsun ki?? Bunu inandığımız Tek tanrının sonsuz kudretine yakıştırıyor muyuz ? Halbuki o kendini bire bir, insanlara gösterirdi ve tüm insanlar da ona iman ederlerdi, bu daha doğru bir yöntem olmazmıydı!!
Dikkatinizi çekerim, Şirk, en büyük günahtır, Allah’a yakıştırmalarda bulunmak, ve O’nun yegane otorite ve gücüne benzer güçler işaret etmekle, Tek Allah’a ait bir hakkı başkasına vermektir, Bu büyük bir zulüm ve haksızlıktır ve haksızlığın en büyüğüdür.
Bakın Kur’an’da Hz. Allah ( C.C ) ne buyuruyor ;
Allah’ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: “Ol” der, o da hemen oluverir. (MERYEM SURESİ / 35)
Dediler ki: “Allah oğul edindi.” O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur, tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir. (BAKARA SURESİ / 116)
“Rahman çocuk edinmiştir” dediler. (MERYEM SURESİ / 88)
Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz. (MERYEM SURESİ / 89)
(Ona gelen melek:) “İşte böyle” dedi. “Rabbin dedi ki: - Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım.” (MERYEM SURESİ / 9)
Rahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı.) (MERYEM SURESİ / 91)
Rahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz. (MERYEM SURESİ / 92)
Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir. (MERYEM SURESİ / 93)
Ve yine çok çarpıcı bir Ayet-i Kerime ;
Kiyâmet günü peygamberleri huzuruna toplandiginda, Allah sorar “Ey Meryemoglu Isâ! Insanlara ‘Beni ve annemi Allah’tan baska ilâhlar edinin’ diyen sen misin?” Isâ der ki: “Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Hak olmayan birseyi ben söyleyemem. Eger söylemissem Sen zâten onu bilirsin. Sen benim gönlümde olani bilirsin: ben ise Senin aciklamadigin seyi bilemem. Muhakkak ki görünmeyenleri ve gizli olan seyleri hakkiyla bilen ancak Sensin. (Maíde- l16)
Hz İsa ‘ya Allah’ın oğlu diyenler, Ona büyük bir iftirada bulunuyorlar. Bu korkunç bir günahtır.
Bu yüzden ben, iman adına Allah’a şirk koşulmasından, O nadide insanın insanlığın kurtuluşu adına getirdiği Kutsal İncil’in tahrifatından dolayı son derece müteessirim. Tahrif olmamış Kutsal İncil’in, Kuran’ın hakikatleriyle örtüştüğüne Allah huzurunda şahadet ederim, ve sizlerin kendinden önce gelen ilahi kitapların doğrulayıcısı ve dosdoğru yol olan Kur’an yoluna girmenizi Yüce Rab Allah ‘dan dilerim, Şüphesiz O, hidayet ettiklerini, merhamet kanatları altına alan ve günahları çokça bağışlayandır.
Selam doğru yol üzerine olanlara olsun.
Haziran 28th, 2010 at 18:48
Emre bey, teşekkür ederim. Din önemli bir mevzudur, tartışma konusuna Katolikler girmezler. Ama ben yine de yazma gereği duyuyorum. Sizlerin de kabul ettiği gibi İsa, babasız dünya’ya geldi…konuya buradan gireyim dedim çünkü ortak noktalarımız biri bu ama şöyle bir düşünün İsa’dan önce gelen peygamberleri ve yazıları okudunuz mu bilmiyorum ki okursanız yahudilerin soyunu ve gelen peygamberler zincirini sonuncusunun İsa olduğunu ama bahsedilen kişinin sadece peygamber değil bazı yerlerde bizzat Allah’ın kendisi anlamına gelen sözler ile tarif edildiğini görebilirsiniz.
Allah, insanları neden yarattı hiç düşündünüz mü? Sizce insanlar günahkar ve aciz yaratıklar olabilir ki bu da çoğu insanın şeytanın yolundan gitmesinden kaynaklanır. Oysa Allah ile İnsanlar arasında ruhsal bir bağ vardır ki bu bağdan dolayı sevgi ve muhabet doğar yani tıpki iki dost gibi vs… Allahın bu en sevdiklerinin şekline bürünmesi Allahı küçük düşürmez aksine yüceltir ve bize olan sevgisini görebiliriz. Bizden biri olmayı seçmesi ayrıca Allahın bizler için verdiği sözleri yerine de getirceğini ve bizleri asla yalnız bırakmayacağını ve bizleri ne denli iyi anladığını ve bize yolu gösterenin ta kendisi olduğu için ne kadar şükür etsek azdır. Tekrar diriliş günün de bizleri Allah ile beraber sonsuz bir hayat bekliyor.
Ayrıca, İncil değiştirldi diyorsunuz ama elinizde hiçbir kanıt yok iken böyle söylemeniz ne kadar ayıp, Kuranın hangi ayetin de Hiristiyanlar İncili değiştirdi yazıyor da böyle bir kanıya vardınız?
Haziran 29th, 2010 at 20:06
Cüneyt Bey, İslam kaynaklarında peygamberlik müessesesi ve peygamberler ve peygamberler soyu çokça anlatılmakta ve bu bilgiler bizim için de din mevhumunu ve tevhid akidesini doğru anlamak açısından son derece önemlidir. Hz. İsa (a.s.), israiloğullarına gönderilen son peygamberdir, bunda mutabıkız, ama son peygamber değildir. Bunu söylemekle de son peygamberin Hz, Muhammed A.S. olduğunu da kabul etmediğiniz görülüyor. Onu bir peygamber olarak tanımıyorsunuz zannederim. Allah ‘ın çok değer verdiği, hitabında, Biz seni bütün âlemlere sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.” (Enbiya, 21/107) dediği, O Bir Allah için çok değer ifade eden peygamberi tanımıyorsunuz. Ben bunu anlıyorum sözlerinizden. Eğer gerçekten İsa
( A.S ‘ a iman etmiş olsaydınız, gerçekleri anlar ve gerçek doğru yolu bulurdunuz, Ne diyelim, hidayet yalnızca onun tasarrufunda, bizim görevimiz, doğru yola ışık tutmaktır.
Hristiyanlık dünyasının esas aldığı original metinle yazılmış hiç bir İncil yoktur. Original kaynak olarak. Bunu Vatikan da kabul ediyor. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna, Yunanca tercüme olarak mevcuttur, Zaten Hz. Isa a.s. döneminde hiçbir şekilde yazılı İncil mevcut değildi. İsa a.s risalet görevini 33 yaşında tamamlamış ve ilk incil, halefleri ( havarileri ) tarafından 70 li yıllarda yazılmaya başlamıştır. Oysa Hz. İsa Aramice konuşurdu insanlarla, tebliğini de bu dilde yaptığı tahmin ediliyor. Şimdi eldeki mevcut İncilleri original ile kıyaslama, veya doğrulama imkanı hiç yoktur. Neden 4 İncil var sorusuna Hristiyan dünyasından enteresan cevaplar alıyoruz, bu konuyu da konuşurduk, ama ne yazık kizamanım yok. Yakın zamanlarda bir mağarada bulunan ve originali Aramice yazılmış, karbon 14 analizi ile 1.asıra ait olduğu belirlenen Barnaba tarafından yazılan bir İncil var, Onu da Vatikan, İznik konsülünde kabul edilen teslis inancına karşı olduğu için kabul etmiyor, Halbuki şu ana kadar bulunan en eski original İncil olmasına ramen. Velhasıl herkes kendi statüsünden memnun, doğrular, Allah sevgisi, Hakikat, kimin neyine !!!
Ve Allah’ın hiçbir insanın süretine girme gibi bir noksanlığı sahip olamaz. Olsa Olsa bu basit, ilkel bir mitolojik düşüncenin ürünüdür, Allah bizlerin tahmin edemeyeceği kadar kuvvet ve kudret sahibidir. Eğer insanları doğru yola sevketmek için bu görevi kendisi yapacak olsaydı, Baştan beri neden bu yolu seçmedi, O zaman İsa dönemine erişmeden ölen insanlara yazık oldu hepsi günahkar gitti bu mantığa göre!!!!! Yapmayın bunları!!! Bari Allah adına yapmayın, Eğer insan için bir imtihan sözkonusu olmasaydı bu dünyada, Allah insanlara doğrudan görünür ve günahlarını doğrudan bağışlar ve onlara doğru yolu, doğrudan gösterirdi, ne gerek vardı bu kadar zahmete, sizin anlatımınızla!!!
Sonra gelelim bu Katoliklerdeki katı sorgulanmamazlık olayına; İnsanı insan yapan, onun iradesi, aklı, düşünce melekeleri, ve ahlaki sorumluluklarıdır. Eğer insanın değer yargılarını, düşünce melekelerini kitler onu sorgulayamaz hale getirir, tabuları inanç diye dayatırsanız, bu her şeyden önce insanların doğru yola girmesini, ve doğruları yaşamasını isteyen adil Allah’a ve onun şanına yakışmaz. Oysa ki, Allah Kur’anı-ı Keriminde bir çok yerde tefekkürü teşvik ediyor ve aklın kullanılmasını ısrarla vurguluyor. Mutlak doğrulara ulaşabilmek için akıl yormamızı istiyor. Halbuki, Hristiyan din adamları işin içinden çıkamadıkları konularda, bunun hikmetinden sual edilmez deyip böyle iman edilmesi gerekir dayatmasında bulunuyor. Din adamının vaz ettiği bütün prensipler aynen doğruluğu tartışılmaksızın kabul edilir, gibi yanlış bir metod izliyor. Bu bizim kabul edebileceğimiz bir yöntem değildir,.
İslami kaynakları biraz daha objektif incelerseniz, bir çok çıkmazların açıldığını göreceksiniz.
Selametle Kalın
Haziran 30th, 2010 at 01:33
Emre bey, zaman göreceli bir kavramdır…Allah zamanı bizler gibi beklemez…bunun için nezaman geleceği önemli değildir, önemli olan gelmiş olması ve tekrar geleceğine inanılmasıdır. Kimileri sizler gibi söylüyor; hani ne oldu?? GELECEK İDİ?? Oysa Rab katında 1ir gün, bizlerin 1000 yılana eş değerdir. Rab vardiği sözden caymaz, bir kaç güne gelirim demesi, bu günlerin Kendi günleri olmasındandır. (İncil’ de yazan bir pasaj… Havari Petrus’dan)
Bizlerin gemi direği gibi sağlam imanımız var ve hiç bir kuşkumuz yok şükür. Sizlere gelince ne yolda olduğunu bilmeyen dağılmış koyun süreleri gibisiniz ve kurtan korkup kaçan koyunlar gibi çobanınızı arıyorsunuz. Size Çobanlık yapan bizleride beğenmiyorsunuz. Rab İsa’nın Çarmıha gerildiğini yalanlayan saygısız yalancılarsınız. Ne ise ki Rab tekrar geldiğin de diriliş günün de cezanızı verecek. Rab’in gelişine kim dayanabilir? Yoksa İsa’dan güçlümüyüz? Saygıyı hak edene hakaret edenlerin sonu sonsuz cehennem ateşidir.
Allah’tan geldi bize diye uydurulmuş şeylere inananlara söylenmiş güzel bir söz var: KÖPEK KUSMUĞUNA, DOMUZ PİSLİĞİNE GERİ DÖNER!
Haziran 30th, 2010 at 11:26
Cüney Bey, Yanlış anladığınız bir şey var, Onu hatırlatmamda fayda var. Biz original İncil’e ve Hz. İsa a.s’ın getirdiği şeraite karşı değiliz. Ona inanmak bizim itikadi şartımızdır.Onun Tevhid inancını tebliğ ettiğinden zerre kadar şüphemiz yok şükürler olsun. Kalplerimiz de Allah’a ve onun şeraitine ve gönderdiği tüm peygamberlere sımsıkı bağlı. Ve gerektiğinde tüm inanlar tek bir vücut oluruz. Yalnız O’nu rızası için. Çünkü Biz Allah’danız ve tekrar O’na dönücüyüz. Allah kendisi için gayret sarfedenleri, hakikat çizgisinde ömür sürenleri zayi etmez, merak etmeyin.
O bahsettiğiniz, Allah için zaman kavramının bizlerin anladığı zaman kavramının çok ötesinde olduğuna, ve zamanın göreceli bir kavram olduğunda hem fikiriz. Ben fizikçiyim, Bunları tartışmaya gerek de yok zaten, bu konuda İslam’ın da bir fikir ayrılığı yok, Ben sadece sizlerin uzun bir zamandan beri birileri tarafından uyutulmanıza üzülüyorum, Biraz gözlerinizi açın gerçeklere, ibret gözüyle bakın, başkalarının gözüyle bakmayı bırakın. Emin olun ben Müslüman olmaklığımı onbinlerce defa sorguladım ve inandığım davadan razı oldum, kalbim 100% mutmain oldu. Eğer inandığım değerlerde ve temelinde şüpheler görmüş olsaydım, anne babamın dini demez, vazgeçerdim. Ama o yol, emin olun ki, Allah’ın nurlu yolu ve buna bütün kalbimle eminim ve buna iman ettim, Sizleri de o doğru yolun içinde görmeyi bütün kalbimle arzu ediyorum ve Allah’a dua ediyorum.
Hz. İsa (A.S. ) ölmedi ve döneceği günü bekleyin, O geldiğinde bütün insanlığı tekrar irşad edecek, O’na tabi olanlar kurtulacak. İnşallah O’nun zamanına erişirsiniz de imanlarınız Allah katında kabul olan iman olur.
Bakın Allah ( C.C.) sizin son sözünüze paralel olarak Kur’an’da ne buyuruyor ; DE Kİ, HAK GELDİ, BATIL ZAİL OLDU, HİÇ ŞÜPHESİZ BATIL YOK OLUCUDUR.” İSRA SURESİ, AYET :81
Temmuz 1st, 2010 at 02:58
Emre bey, neden? Yanlış anlamadım. Ama Siz habire İsalmı savunuyorsunuz, oysa ben İslam hakkında bilgi istemedim. Ben sadece Katoliklerin din hakkında ki görüşlerini yazdım hemde İncil’den. Sizin orginal İncilden kastınız nedir ki??
Peki Orginal Kuran’a mı inanıyorsunuz?? Orginali olmasa inancınızdan vaz mı geçerdiniz yoksa?? Ben size Söyleyim Emre bey, ORGİNAL KURAN’DA YOK!! Öyle ise inancınız BOŞ! Kuranı Ömer yaktı maalesef, ama Osman yine yazdı! YANİ O ÇOK SEVDİĞİNİZ PEYGAMBERİNİZ YA UNUTTU YAZDIRMAYI YA DA ÖNEMSEMEDİ. Sizce hangisi??
Temmuz 1st, 2010 at 11:03
Cüney Bey Ben sizi anlamakta cidden sıkıntı çekiyorum, Siz Kendi inanışınızı meşru kılmak için başka bir inanca çamur atmayı meşru mu zannediyorsunuz??? Sizin inancınız bu dürüstlüğü mü telkin ediyor ? Önce kendi inandığınız şeylerin doğru olup olmadığı, gerçekten Allah sözü olup olmadığını araştırıp öğrenin, sonra size eleştirilerde bulunanlara cevap verin. Yani niyetinizde hakikati bulmak ve ona inanmak gibi bir tercih olmadığını seziyorum, Bu doğru bir tarz değil. Eğer birilerinin dayatmalarını, Tanrı sözü diye aktardığı fakat daha o dönemde içine kul sözü karışan bir inanç sistemini, hatta 3.yüzyılda, dinin temel direği olan tevhid inancından saparak insanların ileri sürdükleri bir teslis inancına dayanan bir dine inanıyorsanız, kesinlikle söylüyom; Gittiğiniz yol batıldır, Allah’ın sözüne hiç kimsenin ilave hakkı yoktur, ilave ederseniz, yada değiştirirseniz, din diye bir şey kalmaz ortada. İşte İsrailoğulları kendilerine gelen dinleri hep böyle tahrif ettiler, halbuki en çok vahiy tarihte israiloğullarına gelmişti. Ve Original İncil’den kastımız, Allah ( C.C.)’nun İsa (A.S.) doğrudan Cebrail A.S. ile Hz. İsa A.S. ‘a gönderdiği, ve içinde her hangi bir kuş sözü olmayan original İncildir. Biz buna sizden daha çok inanıyor ve Hz. İsa A.S’ın bıraktığı mirasa sizden daha çok sahip çıkıyoruz.
Kur’an Hakkındaki düşünceleriniz çok yersiz ve tutarsız, Bu konu hakkında çok şey bilmediğinizi gösteriyor. Original Kur’an Hz. Peygambere nasıl vahy olunduysa, günümüze kadar da öyle gelmiştir. Halen günümüzde original Kur’an’ın aslı bulunmaktadır. Ve Kur’an sizin söylediğinizin aksine, Hz. Peygamber Muhammed A.S. zamanında kayıt altına alınmaya başladı. Peygamber A.S. bu öğretiyi Ashabına doğrudan öğretmiş ve peygamber zamanında Kur’anın tamamını ezberleyen bir çok sahabi vardı.Ve Hz. Peygamberden bu güne kadar da bu gelenek devam etti. Her dönem çok sayıda Kur’an hafızı Kur’anı tekrar yazabilmeye muktedirdir. Şu an dünyada yüzbinlerce hafız Kur’anı eksiksiz bir şekilde hıfzetmiştir. Tüm yazılı Kur’anları yok etseler, bunları tekrar sorunsuz bir şekilde yazdırmak mümkün, Bunu çok iyi biliyorum, Çünkü ben bunun eğitimini aldım. Kur’an’ın originalliği konusunda hiçbir sıkıntı yok, kalbiniz bu konuda müsterih olsun.
Bakın size Kur’anın yazılışı, kayda dökülüşü hakkında biraz bilgi vereyim;
1- Kur’an’ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur’an’ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.
2- Kur’an’ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:
Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ebu Bekr (r.a)’in emri ve Hz. Ömer (r.a)’in uygun bulmasıyla Kur’an âyetlerini biraraya toplamıştır. Zeyd İbn Sabit Kur’an’ı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.
3- Kur’an’ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:
ilk Mushaf Kur’an’ın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekr’in topladığı ve Hz Ömer’in kızı Hafsa’nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı. Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit (r.a), Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)’ı görevlendirdi. Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur’an’ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.
4- Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.
Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu’l-Esved’i görevlendirmiş, O da Kur’an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur’an’daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf’u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur’a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i’rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî’nin yolu izlenmiştir.
Eğer daha tafsilatlı bilgi isterseniz size kaynak öneririm. Ama metodik olarak bilmediğiniz konularda ahkam kesmeyin, Bu düzeyli insanlara yakışmaz.
Temmuz 1st, 2010 at 12:25
http://www.in.com/videos/watchvideo-ahmet-akgndz-barnabas-incili-srad-blm1-6377057.html
Bu videoyu izlemenizi rica ediyorum, ama objektif olarak
Temmuz 1st, 2010 at 12:50
http://www.dailymotion.com/video/xca5jh_ahmet-akgunduz-barnabas-incili-syra_tech#from=embed
Temmuz 1st, 2010 at 13:06
http://www.dailymotion.com/video/xca3z9_ahmet-akgunduz-barnabas-incili-syra_tech#from=embed
Temmuz 1st, 2010 at 13:42
http://www.dailymotion.com/video/xd7ijy_barnabas-yncili-gercekler_tech
Temmuz 1st, 2010 at 13:45
http://www.dailymotion.com/video/xb51xm_barnabas-yncili-genel-kurmayda-my_people
Temmuz 1st, 2010 at 13:56
http://www.dailymotion.com/video/xcg64z_ahmet-akgunduz-barnabas-incili-syra_tech#from=embed
Temmuz 1st, 2010 at 13:56
http://www.timeturk.com/Bu-incil-Hristiyanligi-yok-edebilir-25444-haberi.html
Temmuz 1st, 2010 at 15:00
Emre bey, üzülmeyin! Tevratında, İncilinde Hafızları vardı O dönemlerde ve hala var! İş o yöne gelirse, Tevrat ve İncil daha sağlam duruyor…Çünkü tek bir elçi değil bir çok elçinin yazmasıyla ve inananları ile günümüze dek gelmişdir. Siz bir olaya tanıklık eden tek kişiye mi inanırsınız, yoksa 7 yahut 10 yahut 15 kişiye mi inanırsınız????????
Temmuz 1st, 2010 at 15:08
http://www.dailymotion.com/video/xb51xu_barnabas-yncili-peygamberimiz-ve-ku_people
Temmuz 1st, 2010 at 15:10
Neden 4 İncil var o zaman??????????? Allah’ın gönderdiği sadece 1 İncil var, O da Hz. İsa A.s. ‘ın tebliğ ettiği İncil’dir. Bu dört ncil’de de aynı hadiselerle ilgili çelişkili anlatımlar var, Buna ne dersiniz ?
Halbuki Kur’an-ı Kerim Tekdir ve tek versiyon ve Original versiyondur
Temmuz 1st, 2010 at 15:11
Neden 4 İncil var o zaman??? Allah’ın gönderdiği sadece 1 İncil var, O da Hz. İsa A.s. ‘ın tebliğ ettiği İncil’dir. Bu dört ncil’de de aynı hadiselerle ilgili çelişkili anlatımlar var, Buna ne dersiniz ?
Halbuki Kur’an-ı Kerim Tekdir ve tek versiyon ve Original versiyondur
Temmuz 1st, 2010 at 15:22
O zaman Barnaba’ya ne diyeceksiniz?? Original Aramice 70 ‘li yıllarda yazılmış bir İncil. Bu neden dayanak değil sizin için? Halbuki Matta, markos, Luka ve Yuhanna’nın original hiç bir metni yok karşılaştırılacak!!!!! Siz bunları dayanak alıyorsunuz da neden Barnabas İncili sizin için delil değil? Ve Bu şu an elde bulunan tek Aramice, original metinli İncil’dir. Tarihi bir belge en azından.
Sizin andığınız İncil’ler Hz. İsa A.s. için yapılan biyografive hatıralardır, Allah kelamı değildir, Aklınızı başınıza alın, orada Hz. İsa ‘dan sonraki olaylar bile anlatılıyor, bunları Hz İsa mı söyledi ??
Kusura bakmayın ama havanda su dövüyorsunuz, Güneş balçıkla sıvanmaz, İnatla neye ulaşmaya çalışıyorsunuz, anlamak mümkün değil. Sizin verdiğiniz cevaplarda hiç bir tutarlılık yok, kusura bakmayın, Delilsiz, tutarsız konuşan insanlara anlatılabilecekleri anlattım, zaten bir şeyi tartışmak için yazmadım bunları, Olur da akıl edersiniz ve gerçeklere ulaşma imkanınız olur diye yazdım, Benden bu kadar, Allah doğru yolu bulanlardan eylesin, Bizden bu kadar.
Temmuz 1st, 2010 at 15:47
EMRE KADEŞİM, BARNABA İNCİLİ DİYE BİR İNCİL DE ONDAN KABUL GÖRMÜYOR…DENDİĞİ GİBİ DEĞİL O OLAY…ÖYLE 70 Lİ YILLARDAN FALAN KALMA DEĞİL…MÜSLÜMANLARIN YAZIP DA UYDURDUĞU BİR İNCİL BARNABA. GÜNÜMÜZDE NEYİN NEZAMAN YAZILDIĞI ANLAŞILABİLİYOR! SİZ BURADA KİMİ KANDIRMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ??
SEN GİT DE OSMANIN YAHUT HASANIN FALAN YAZDIĞI KİTABINI ARAŞTIR.
Temmuz 1st, 2010 at 16:11
Kur’n öyle Hasan’ın yahut Osman’ın kitabı değildir. Kur’an bir insanın gösterecemeyeceği Mucizelerle dolurdur. Kur’an-ı inceleyin, ondan sonra görüşelim.
http://www.kuranmucizeleri.com/bilimsel_mucizeler_12.html
Temmuz 7th, 2010 at 17:54
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/19591/HIRISTIYANLAR,_HZ._ISA_NIN_ALLAH_IN_OGLU_OLDUGUNU_SOYLEYEREK_MILYONLARCA_INSANIN_DINSIZ_OLMASINA_SEBEP_OLUYOR__
Temmuz 7th, 2010 at 17:57
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/20061/HZ._ISA,_HZ._IBRAHIM_NESLINDENDIR
Temmuz 7th, 2010 at 18:01
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/20150/KURAN_MUCIZELERI:_YAGMURDAKI_OLCU_
Temmuz 7th, 2010 at 18:04
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/20229/TESLIS_INANCI,_HIRISTIYANLIGA_VERILMIS_EN_BUYUK_ZARAR_VE_HZ._ISA_(A.S.)_A_YAPILMIS_EN_BUYUK_IFTIRADIR
Temmuz 7th, 2010 at 19:02
http://www.harunyahya.tv/videoDetail/Lang/1/Product/27797/INCIL_VE_TEVRAT_TAHRIF_OLMUSTUR._KITAP_EHLI_NIN_MUHAMMEDI_OLUP,_GERCEK_ISEVIYETI_VE_MUSEVIYETI_SAF_VAHIY_VE_HAK_KITAP_OLAN_KURAN_DAN_OGRENMELERI_GEREKIR.
Temmuz 15th, 2010 at 18:46
Bütün hristiyanlar; Hz.Adem’in, Cenette yasak meyveden yemesinden dolayı işlediği günahın, onun neslinden gelen tüm insanlara tevarüs yoluyla (ırsi olarak) intikal ettiğine ve bu sebepten, her doğan çocuğun günah yüküyle dünyaya geldiğine inanırlar… Günah denen şeyin, bir insandan başka birine ırsi olarak geçmesi, aklen ve ilmen kabul edilebilir bir husus değildir. Kimse, kimsenin günahını yüklenemez; herkes günahının tek sahibidir. Her hususta olduğu gibi, bu hususta da İslam’ın fevkalade gerçekçi olduğunu görüyoruz. Allah Resulü’nün ifadesiyle; “her doğan, İslam fıtratı üzere doğar…” Tertemiz ve günahsız doğar. Hiçbir şey düşünemeyen, hiçbir şey yapabilme kudretinde olmayan bir çocuğa, işlemediği bir günahı nasıl yüklersiniz?!. Öte yandan; Kur’an’da açıkça ifade edildiği üzere, Hz.Adem(as), işlediği günahtan dolayı tevbe etmiş ve tevbesi kabul olunmuştur
Hristiyanlık, bu konularda fazlaca düşünmeyi yasaklar; ama biz, akl-ı selim sahibi insanların düşünmeden edemeyeceklerini sanıyoruz.
Sormak isteriz: İsa’nın yeryüzüne gelip insanların günahlarını üzerine alarak onları “asli suç”tan kurtarmak için kendini kurban ettiği zamanlardan asırlarca evvel yaşamış, bu fırsatı kaçırmış milyarlarca insanın durumu ne olacaktır?.. Onlar, İsa’nın ümmeti olamadılar diye, İsa’ya yetişemediler diye, “asli günah”larından kurtulamadılar mı?.. İsa’dan evvelki insanlık, büsbütün günahkar mı gitti?.. Bu, onlara adaletsizlik ve zulüm olmaz mı?..
Dahası; İsa kendini, insanları “asli günah”tan kurtarmak için seve seve kurban etmişse (ki, Hristiyanlık inancına göre, İsa buna dünden razıdır; hatta, olayı kendisi tertip etmişcesine idam edileceği haç’ı yerine kadar taşımıştır) ve gerçekten insanlar bu vesile ile “asli suç” tan kurtulmuşlarsa, o zaman bu cinayeti işleyenler büyük sevap işlemiş olmalılar, değil mi?!. Akl-ı selim, bunu nasıl kabul etsin!?..
Ya da şöyle düşünelim: Şimdi ben, mesela; yasaklanmış bir fiil olan hırsızlık suçunu işlesem ve de hüküm giysem, fakat pişman da olmasam ve af dilemesem. Buna karşılık, beni seven birisi, benim yerime suçu kabullenip hapiste yatsa… Bir; dostumun, benim yerime hapiste yatmış olması, beni suçlu olmaktan kurtarır mı? Yani ben, suçsuz sayılabilir miyim? İki; dostumun, yerime cezayı çekmiş olması beni zerrece “ıslah” eder mi? Cezanın bir hedefi de “ıslah” etmek olduğuna göre, cezayı suçlu olan benim çekmem gerekmez miydi? Üç; dostumun benim suçumun kefaretini ödemeye kalkması, beni “ıslah” etmek şöyle dursun, daha nice suçları işlemeye teşvik etmiş olmaz mı? Nasıl olsa, cezamı çekecek birileri bulunmaktadır!..
Fransız mütefekkiri Voltaire, “asli suç” telakkisini tenkiden şöyle der:
“Tanrının, bütün insan kuşaklarını, ilk ataları bir bahçeden bir meyve koparıp yedi diye, sonsuz işkencelerle harap etmek için yarattığını iddiaya cür’et etmek, O’na hakarettir; O’nu barbarlıkların en anlamsızı ile suçlandırmaktır”.
Temmuz 15th, 2010 at 18:49
Eğer mezkur rükünler, Allah’ın sıfatları olsalardı, “Tevhid” akidesine bir dereceye kadar yaklaşmış olunurdu. Fakat, hristiyanlarca ne baba-tanrı, ne oğul-tanrı ve ne de ruhu’l-kuds birer sıfat değiller, aksine muayyen şahıslar ve ayrı ayrı fertlerdir. Bu durum ise, bugünkü Hristiyanlığın tamamen bir şirk içerisinde olduğunu gösterir. Ayrıca; İsa’nın “Allah’ın yegane oğlu” olduğu inancı, Allah’ı insana benzetmeye götürerek gerçek uluhiyete yakışmaz bir hale sokar. Allah, niçin bir insan şekline bürünerek yeryüzünde yaşayıp bir sürü hakaretlere ve idama(!) maruz kalsın?!. Bu, O’nun yüceliğine ve sonsuz kudretine halel getirmez mi? İnsanlar tarafından rahatlıkla öldürülebilen bir varlık (İsa), nasıl Allah(Rab) olabilir?!.
Bütün bu dogmalara inanmak için, aklı tamamen iptal mi etmek lazım? Başka da çıkar bir yol gözükmüyor!..
Gerçek şu ki; akıl, hakikate ulaşmada ve dinlerin esaslarını kavramada yegane kaynak değildir. Ancak, mümkün olmayanı kabullenmek de, akla tamamen aykırıdır. “Akıl, mutlak hakikatin bütün sınırlarını çizemez. Bununla beraber o, mutlak hakikatin, mutlak muhal (imkansız) den ayrıldığı sınırı da çizebilme gücüne sahiptir… Mütenakız (çelişkili) bir hüküm, akla göre anlaşılmaz bir şey değildir
Kur’an’ın; “Onlar düşünmüyorlar mı/ Biz, bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz/ Hala düşünmez misiniz?” gibi sıkça beyan ve uyarılarına karşı, İnciller, düşünmeyi sanki de yasaklamış ve akılsızlığı tavsiye etmiştir. Nasıl mı? İşte size bir İncil cümlesi: “Kimse, kendi kendini aldatmasın. Eğer bir kimse, aranızda bu dünyada kendisini hikmetli sayarsa, hikmetli olmak için akılsız olsun. Çünkü bu dünyanın hikmeti, Allah’ın indinde akılsızlıktır” (1.Korintoslulara;3/18,19).
Halbuki; bir itikadi prensibi benimseyip gereğince amel etmek için aklı tamamen iptal etmek, o dini yaşamayı ve yaşatmayı son derece zorlaştırarak tatminsizlik doğurur. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’in, hristiyanların Allah inancı konusundaki sapmalarına ihtarla işaret ederken, gerçek Allah inancını ortaya koyması çok manidar ve tatminkardır:
“Ey Kitap Ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında gerçek olmayan şeyleri söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın elçisi, O’nun, Meryem’e attığı kelimesi ve O’dan bir ruhtur. Allah’a ve elçilerine inanın. (Allah) üçtür, demeyin. Kendi yararınıza olarak buna son verin. Çünkü Allah, yalnız bir tek tanrıdır. Haşa O, çocuk sahibi olmaktan yücedir (münezzehtir)” (Nisa suresi,171); “De ki: O Allah birdir /Allah Sameddir (her şey O’na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir)/ Kendisi doğurmamıştır ve (başkası tarafından) doğurulmamıştır/ Hiçbir şey O’nun dengi (benzeri) olmamıştır” (İhlas suresi) buyrulmaktadır.
Temmuz 15th, 2010 at 19:05
Barnabas inciline atfen konuşulanlara tarihi bilgiler ;
Barnabas aslen Kıbrıslı olup yahudi bir aileden doğmuştur. Asıl adı Joseph (Yusuf) tur. Barnaba ise teselli oğlu anlamında ona sonradan verilmiş bir lâkaptır. Barnabas’ın kaleme aldığı incil, İsa’nın bir şakirdi, yani zamanının çoğunu, mesajını yaydığı üç yıllık süre içinde bizzat îsa’nın yanında geçiren bir kişi tarafından yazılmış ve bugüne kadar gelmiş, bilinen tek İncil’dir. Kabul edilmiş dört İncil’in yazarlarının aksine, o İsa ile doğrudan teması olmuş ve öğretisini doğrudan İsa’dan almış biriydi.
Barnaba İncili, MS. 325′e kadar İskenderiye Kiliselerinde Kanonik (-gerçek-sahih-) bir İncil olarak kabul ediliyordu. Tevhid (-Allah’ın birliği inancı-) lehinde yazan Iraneus’un (MS.130-200) yazılarından, bu İncil’in İsa’nın doğumundan sonraki birinci ve ikinci yüzyıllarda elden ele dolaştığı anlaşılmaktadır. Putperest Roma dininin ve Eflâtun’un felsefesinin İsa’nın aslî öğretileri içine girmesinden sorumlu olmakla suçladığı Pavlus’a karşı çıkan İraneus, kendi fikirlerini desteklemek için Barnabas İncili’nden geniş alıntılarda bulunmuştur.
İznik Konsülü 325 Yılında Yüzlerce Yazımla Birlikte Barnabas İncili’ni de Yasaklıyor
325′te ünlü İznik Konsülü toplandı. Teslis Pavlus Kilisesi’nin resmî inancı olarak ilân edildi ve bu kararın sonuçlarından birini de, o zaman elde bulunan üçyüz kadar İncil’den dördünün Kilise’nin resmî İnciller’i olarak seçilmesi oluşturdu. Bunlar, Matta, Markos, Luka, Yuhannâ’nın yazdıkları İncîllerdir. Özünde Eflâtûnun ortaya attığı trinite fikri, İsa’dan sonra 1′inci ve 2′inci yüzyıllarda kaleme alınan bu İncîllerde yer aldı. İçlerinde Barnabas İncili’nin de bulunduğu diğer înciller’in bütünüyle yok edilmesi emredildi… Geçerliliği tanınmamış Inciller’den birini yanında bulunduranın öldürüleceğine dair emir çıkarıldı…
M.S. 366′da papa olan Damasus’un (304-384), Barnabas İncili’nin okunmaması hakkında buyrultu yayınlandığı kaydedilir. Bu buyrultu M.S. 395′te ölen Sezarya piskoposu Gelasus tarafından desteklenmiştir. Bu piskopos İncil’i Apoler; fal kitaplar listesine almıştır. Apokrifa (-apocrypha-) basitçe ‘halktan gizlenen’ demektir. Böylece, daha bu aşamada İncil kimsenin eline geçmez olmuştur…
Pavlus Kilisesi 1700 Senedir Barnabas İncilini İmha Etmeye Çalışıyor
Barnaba Incili’yle ilgili daha bazı buyrultular da vardır. 382′de Batı Kiliseleri Buyrultusu’yla ve 465′te papa Innocentın buyrultusuyla yasaklanmıştır… Tüm bu buyrultular Şansölye Seguier (1558-1672) Kütüphanesi’ndeki B. de Montfaucan (1655-1741) tarafından hazırlanmış Yunanca elyazmalar katalogunda anılmaktadır…
Barnabas İncili’nin Dikkat Çekici Yolculuğu
İmparator Zeno’nun yönetiminin dördüncü yılı olan M.S. 478′de Barnabas’ın mezar ve kalıntıları keşfedilmiş ve kendi eliyle yazılmış İncili’nin bir nüshası göğsünün üzerinde bulunmuştur. Bu olay, 1698′de Antwerp’de yayınlanan Acta Sanctorum, Boland Junii, Tome II, sayfa 422-450′de geçmektedir…
Barnaba încili’nin, buradaki metne de kaynaklık eden, İngilizce çevirisine esas olan el yazması Papa Sextus’un (1589 -1590) elindeydi. O’nun, kendinden pek çok alıntılar yapmış olan Iraneus’un yazılarını okuduktan sonra Bamabas încili’ne büyük ilgi duyan Fra Marino adında rahip bir arkadaşı vardı. Bir gün bu rahip Papa’yı görmeye gitti. Birlikte öğle yemeği yediler ve sonra Papa uykuya daldı. Peder Marino Papa’nın özel kütüphanesindeki kitapları karıştırmaya başladı ve Bamabas İncili’nin İtalyanca bir el yazmasını ele geçirdi. Bunu cübbesinin yenine gizleyerek oradan ayrıldı ve kitapla birlikte Vatikan’dan çıktı. Sonra bu el yazma elden ele dolaşıp, nihayet Amsterdam’da, «hayatı boyunca bu parçaya büyük bir değer verdiği sık sık işitilen büyük bir isim ve yetkiye sahip bir kişi»ye ulaştı. Onun ölümünden sonra, Prusya Kralı’nın danışmanlarından John Frederick Cramer’a geçti. 1709′te Cramer bu el yazmayı ünlü ‘kitap kurd’u saray prensi Eugene’e sundu. 1738′de kitap, Prens’in kütüphanesiyle birlikte Viyana’da Hofbibliothek’e geçti ve hâlâ oradadır…
Erken kilise tarihçilerinden önemli bir zat olan John Toland, bu yazmayı incelemiş ve ölümünden sonra 1747de basılmış olan muhtelif çalışmalarında ona atıflarda bulunmuştur. İncil hakkında şöyle der: «Bu, tıpkı kutsal bir kitap görünümündedir.»
İtalyanca elyazma Canon ve Bayan Beggo tarafından İngilizce’ye çevrilerek, 1907′de Oxford Üniversitesi Basımevi tarafından basılıp yayınlandı. Bu İngilizce çevirinin hemen tüm nüshaları birden ve esrarengiz bir şekilde piyasadan kayboldu.
Bir anlatıma göre, Barnabas İncili’nin basımından habersiz olan Vatikan yayım satım gününden hemen önce haberdar olunca acilen aldığı bir kararla kitabın satıma sunulacağı her kitapçının önünde yüzlerce kişilik kuyruklar oluşturularak tüm basımların alınıp imha edilmesi şeklinde rahip ve rahibelere talimat vermiş. Sonrasında gücünü kullanarak kitabın yeni baskılarının yapılmasının önüne geçmiş.
Ancak, bu defa bazı kütüphanelere dağıtım öncesi gönderilen basımlar gözden kaçmış. Bugün için, biri British Museum’da, diğeri Washington’da Kongre Kütüphanesi’nde bulunmak üzere, 1907 tarihli ingilizce basımın yalnızca iki nüshası biliniyor. Bu tarihten sonraki ilk baskı ise 1979′da gerçekleşti. Kongre Kütüphanesi’ndeki nüshanın mikrofilm kopyasını alan pakistanlı müslüman bir araştırmacının sayesinde, 72 sene sonra kitabin yeni bir baskısı yapılabildi..(-Jesus, A Prophet of islam, Londra, 1979, s : 39 - 42).
Pavlus Öğretilerine Uyan Hiristiyanların Barnaba İncilini İnkar Çabaları ve Tarihi Gerçekler:
Hristiyan literatüründe Barnaba İncili’nin adı nerede geçmişse, oraya bir muhalefet şerhi konmuş, bu İncil’in, sahte ve uydurma olduğu, dolayısıyla reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Hattâ bu İncil’in, bir müslümanın hayal gücünün bir eseri olduğu iddia edilmiştir. Bu, iddia tarihi hiç bir dayanağı olmadan inkar amaçlı olarak ortaya atılmıştır; çünkü böyle bir kitap müslümanlar tarafından bilinmiyordu. Eğer bilinseydi pek çok eserde ondan söz edilirdi. Taberî, Mes’ûdî, Ya’kûbî, Bîrûnî, İbn Hazm, İbn Teymiyye gibi hiristiyan kaynaklarına vâkıf olan yazarlar, Hristiyanlık ve onun kutsal kitaplarından bahsederken, Barnabas İncili’ne en ufak bir işarette bile bulunmamışlardır.
George Sale’in, 1734 yılında, Kur’an’ın İngilizce çevirisinde bundan bahsetmesinden önce müslümanlar, Barnabas İncili’nin adını bile duymamışlardı. İbnü’n-Nedîm tarafından 995 yılında ve Hacı Halife tarafından 1657′de hazırlanan, geniş birer bibliyografya eseri olan ‘el-Fihrist’ ve ‘Keşfü’z-Zünûn’ adlı kitaplarda da bu İncil’in adı geçmemektedir. Bu eserlerin yanısıra 18′inci yüzyıl öncesi süreçte müslümanlarca kaleme alınan ve bugün bilinen hiçbir metinde bu İncilin isminden ya da içeriğinden bahsedilmediği gibi islam uygarlıklarında söylenti-hikaye-efsane düzeyinde dahi adı bir kayda geçmemiştir.
Hz. Muhammed’in Doğumundan 75 Sene Önce…
Barnabas İncili’nin müslümanlar tarafından yazılmadığının bir delili de şudur: Hz. Peygamber’in dünyaya gelişinden 75 yıl önce (M.S. 496), Papa I.Gelasius döneminde ‘yanlış ve dînî düşüncelere aykırı kitaplar’ adı altında hazırlanan listede (-Decretum Gelasianum-), Barnabas İncili’nin adı geçmektedir. Ayrıca 7′inci yüzyıl öncesinden günümüze gelen ikinci ve farklı bir belgede yasaklanan 60 kitap içinde (-List of the Sixty Books-) Barnabas İncili de yer almaktadır. Barnabas İncili’nin tarih boyunca aslında var olmadığı şeklindeki iddialara değinen Avustralyalı bilim adamı(-La Trobe Universitesi Bendigo-) Dr. Rodney Blackhirst, bir bilimsel makalesinde yukarıdaki iki listeye dikkat çekerek, şöyle demektedir:
«Bazıları, ortaçağın sonlarında Barnabas İncili isimli yazıma rastlanılması öncesi süreçte, böyle bir incilin tarihsel olarak var olmadığını kesin bir güvenle iddia ediyorlar. Oysa farklı yüzyıllardan, iki ayrı liste bunun tersini kanıtlıyor. İki listede de aynı yanlışın olması, aslında olmayan bir şeyin yanlışlıkla iki ayrı listede de “Barnabas İncili” adıyla yer alması mümkün müdür? “60 kitap listesi” sadece bu tek konuda yanlış olabilir mi? Barnabas İncili’nin hiç var olmadığı iddiası kimilerinde, bu incilden bugüne hiç bir parçanın gelmediği iddiasına yerini bırakıyor. Fakat o zaman “60 kitap listesi”nde yer alan kitaplardan sadece Barnabas İncili’nin bir iz bırakmadan kaybolması gibi bir sonuç akla yatkın olacak mıdır?»
Barnabas İnciline getirilen bu yasaklamalar, o çağlarda, bu İncil’i yazacak bir müslümanın var olamayacağını açıkça gösteriyor. Çünkü o zaman daha Hz. Muhammed (doğumu 571) bile doğmamıştı.
Ayrıca yukarıdaki delillere ek olarak şunu vurgulamak yerinde olacaktır: Allah ve bir Peygamberi hakkında yalan söylemek demek olacak böyle bir sahtekarlık; yani bir incil uydurma eylemi; yalancılık ve sahtekarlığa karşı duruşu ve doğruluk ve dürüstluk ahlakını Hz. Peygamber ve Kuran’dan alan bir müslümandan beklenemez. Böyle bir şeyi iddia edebilenler, bazı değişiklikler ve tahrifler yaşadığı Spinoza, Goethe ve daha nice batılı entellektüeller tarafından ifade edilen 4 İncilin dışında ve 2000 sene önceki orjinal halinde veya orjinal haline yakın olarak gerçek İncil’den içinde güçlü yansımalar bulunan bir metinle karşılaşmanın şok ve şaşkınlığı ile bunu yapıyor olmalılardır.
Alman Protestan Kilise Komisyonu’nun kontrolünden geçerek basımına izin verilen eski ve yeni Ahid çevirileri, şu sunuşla başlar:
«Kutsal kitap gökten inmiş değildir. Eski Ahid (-Tevrat-)’in 39 kitabıyla dört İncil yüzlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve son şeklini almıştır.»
Burada tevrat ve incil üzerinde tarih boyunca tahrifat ve değiştirmeler yapıldığı gayet net bir şekilde kilise tarafından, ifade ediliyor.
Hakkari’de 1983 Yılında Bulunan Barnabas Nüshası
1983′te Hakkari civarında bir mağarada, İsa Peygamberin konuşma dili olan Ârâmî dilinde ve Süryânî alfabesi ile yazılmış ceylan derisinden bir kitap bulunduğu ve bunun Barnaba İncili olduğu, yurt dışına kaçırılmak istenirken kaçakçıların yakalandığı ve kitabın bir yerde muhafaza edildiği ifade edilmektedir. Kitabı bulanların, kitabın içeriğini anlamak amacıyla, Aramice Uzmanı Filolog Hamza Hocagil’e kitabın ilk sayfasını getirdikleri, Hocagil’in tercüme ettiği sayfaya göre bu kitabın Barnabas İncili olduğu ve aşağıda bulunan incil metninin girişine benzer ifadelerin bu sayfada yer aldığı detayları verilmektedir. (bk. İlim ve Sanat, Mart-Nisan 1986, sayı: 6, s. 91-94).
Pavlus Öğretileri ve Resmî Roma Hristiyanlığı
Paulus=Pavlus=Pavlos=Bolis, Tarsus’lu Saul MS 10-67 yılları arasında yaşadı. Pavlus Roma Yurttaşlığı’nı kazanmış yahudi bir aileden geliyordu. Bu nedenle hem Yahudi adı Saul’u hem de Romalı Adı Pavlus’u kullanıyordu. Yahudi önderi I.Gamalyel dönemi’nde Kudüs’de hahamlık öğrenimi gördü.
İlk dönemlerinde bağnaz bir Ferisi (-yahudi din adamı-) olarak Hristiyanlığı Yahudilik karşısında büyük bir tehdit saydığı için Kilise Üyeleri’ne yönelik kıyımlarda, yüzlerce inananın öldürülmesinde etkin roller oynadı.
Daha sonraları, «inananların peşine düşerek Şam’a giderken yolda İsa’nın görüntüsü’yle karşılaştığını, böylece tevbe ettiğini» iddia etti. İddiasını doğru kabul eden hristiyanların arasında yaşadı. Kısa bir süreç ardından ise bir topluluğun lideri haline gelerek inananlar arasında önemli ayrışmalara neden oldu. Dini yahudi olmayanlar arasında yayması farklı yönlerinden birisidir.
Hristiyanlığın bir Yahudi Mezhebi olmaktan çıkıp bir Roma Dini’ne dönüşmesine belirleyici katkı’da bulunan kişidir Pavlus. Yeni Ahid’in yaklaşık 1/3 ünü oluşturan mektupları günümüze ulaşmış en eski Hristiyan Metinleri’dir ki bugünkü Hristiyan İlahiyatı’nın temellerini oluşturur. Yeni Ahid’deki Resullerin İşleri Kitabı’nın yarıdan çoğu Pavlus’un etkinlikleri’ni aktarır.
Romanın resmî dini haline gelen hristiyanlık pavlus’un takipçilerinin dini anlayışını yansıtır. Roma kilisesi=Pavlus kilisesi, tevhide (Allah’ın birliği inancı) inanan ya da buna yakın diğer hristiyan mezhep ve topluluklarını ortadan kaldırmak için mücadele etmiş. Bu uğurda afaroz (dinden atma) ve ölüm cezaları uygulamış ve bunlarla korkutmuştur.
Ağustos 17th, 2010 at 23:48
gerçek dinin sizlerde islam oldugu biliyorsunuz ama kaçıyorsunuz.ama şimdiden bilm adamlarınız vatandaşlarınız, ünlüleriniz müslüman olmaya ve sizin hesaplarınıza göre 150-200 yıl sonra komple avrupa müslüman olacagını söylüyorsunuz .ya birçok şey vardı dinim gereği saygısızlık yapmak istemiyorum.gerçek dini bulacaksınız.biz ağzımızı bile açmadan.
Ağustos 19th, 2010 at 12:51
Bence de, size katılıyorum Erdal kardeş, Güneş asla balçıkla sıvanmaz. Gerçek er geç akıl shipleri tarafından anlaşılacaktır. Allah ( C.C.)’ın vaadidir bu.Selametle kalın, Ramazanınız mübarek olsun, hayırlara, kutlu yarınlara vesile olsun.Tüm insanlığın barış ve selameti için hayır ve dua ile..