İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ
İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ? Ağustos 22nd, 2009
Doğru din ve iman bu dünyada insan için en önemli konudur. Dünya üzerinde dinlere baktığımız da, genelde hepsi belli bölgelerde taraftar bulmuştur. Bunun en önemli nedeni, bu dinlerin kurucularının, tarihin değişik dönemlerinde bu bölgelerde yaşamış olmalarıdır. Bu önderin mesajını duyan insanlar da, bu dinin takipçileri olmuştur. Haberleşme imkanlarının çok kısıtlı olmasın nedeniyle insanlar, kendi bölgelerinin dışında gelişen diğer inançlardan pek haberdar olmadıklarından, her bölge insanı, kendi inandıkları dinlerinin tek doğru olduğu inancına sahipti. Böylece her doğan yeni çocuk ta dinini başkalarıyla kıyas imkanı olmadığından ailesinden taklit etmektedir. Genelde din değiştirme, ya bölgeye gelen yeni bir din önderinin öğretileriyle veya başka bir dine sahip insanların, kendi bölgelerini istila etmesi ve istilacıların kendi dinlerini bu toplumlara dikta etmesiyle olmuştur. Maalesef yeterli bilgi akışı olmadığından, başka bölgelerde gelişen yeni dinler hakkında insanların pek haberi olmadığından, her insan anne ve babasından öğrendiği dinlerinin en doğru olduğuna inanmıştır. İşte en büyük insanlık problemi budur. “İnsanlar kendilerinin dışındaki bölgelerde bulunan dinlerden haberi olmadan ve hiçbir araştırmaya gerek duymadan kendi inançlarının dünyada tek doğru olduğuna inanması veya tek taraflı propagandayla inandırılması ve asıl önemlisi bu uğurda yapılan savaşlar.”
Günümüzde gelişen bilim ve haberleşme vasıtalarıyla insan artık kendisine uzak bölgelerde neler olduğunu, kendi bölgesinde toplumunda öğrendiği gerçeklerin dışında başka gerçekleri de öğrenme imkanı yakalamıştır. Yeter ki önyargısız bir şekilde araştırabilsin. Maalesef insanlar pozitif bilimleri öğrenme ve kabul etmede gösterdiği önyargısız yaklaşımı inanç konusunda fazla gösterememektedirler. Daha çok kendi inançlarını doğrulayan sonuçları kolayca görüp kabul ettikleri halde, bunların çelişkilerini de kolayca görüp kabul edememektedirler. Bu da insanların doğruyu çabuk bulup kabul etmesini engellemektedir. “Hz. İsa Hıristiyan mıydı?” isimli eserimizde, Hıristiyanların Kutsal Kitabı’nda özellikle İncil’i oluşturan kitapların birbiriyle ve Tevrat’la olan çelişkileri ön yargıdan uzak bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Tabi biz bunları yaparken birileri de “Kutsal Kitabın Değişmezliği” hakkında kapsamlı eserler sunmaktadır. Her inanç sahibinin kendi doğrularını savunması kadar doğal bir şey yoktur ve ayni zamanda bu bir haktır da. Daha önce belirttiğimiz gibi, her inanç sahibi genelde kendi doğrularını destekleyen gerçekleri taraftarlarına sunmakta ve çelişkileri ise, ne kadar bilimsel olsa bile görmezden gelmektedir. Bu da insanların doğruları öğrenmede en büyük engel teşkil etmektedir. Bu yazımızda “İncil’i kimler ve nasıl değiştirdi” konularına açıklık getirmek ve bu gerçekleri araştıranlara, ön yargıdan uzak bir şekilde delilleriyle sunmaya çalışacağız. Bu çalışmamızda genel de İncil ve Hıristiyan dini üzerinde, yine bu konunun uzmanı Hıristiyan bilim adamlarının görüşlerinden yararlanacağız. Yani kafir, ateist veya Hıristiyanlığa ön yargıyla yaklaşan diğer din mensuplarının yanlı görüşleriyle değil.
Aslında fazla kaynak aramaya gerek te yok. “İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ?” isimli, bu konuda en yetkili ABD’li bir uzmanın eseri, dilimize 2007’de tercüme edilmiş çok kıymetli bir esere sahibiz. Kitabın yazarı olan BART D. EHRMAN, ABD’de North Carolina Üniversitesi’nde din araştırmaları bölüm başkanıdır. İncil tarihi, erken dönem kilisesi ve İsa’nın hayatı konularında otoritedir. Barth D. Ehrman yazarak google’dan sitesi bulunabilir. Bakın yazar neler diyor;
“Yeni Ahit’in Grekçe el yazmalarını yoğun bir şekilde inceledikçe…….söylenecek tek şey orjinallerin Tanrı sözü olduğu, ancak bizim orjinallere sahip olmadığımızdı…..Üstelik tüm kilise tarihi boyunca Hıristiyanların büyük çoğunluğu orjinallere ulaşamadı ve bu da onların Tanrı sözü olduğunu tartışmalı bir konu haline getirmiştir. Sadece orjinallere değil orjinallerin ilk kopyalarına da sahip değiliz…..Sahip olduklarımız daha sonra-çok sonra-yazılmış kopyalardır. Ve bu kopyaların her biri diğerinden binlerce yerde farlılık gösteriyor ……Bu, İncil’in Tanrı sözü olduğu görüşüm için bir problem haline geldi, çünkü fark ettim ki ilkin Kutsal Kitap’ın sözlerini esin veren Tanrı için, onları korumak daha zor olmamalıydı……Sözlere sahip olmamamız şüphesiz,-benim çıkardığım sonuç-onları bizim için korumadığını gösteriyor.Ve eğer bu mucizeyi gerçekleştirmediyse, daha önce o sözleri esinleme mucizesini gerçekleştirdiğini düşündürecek bir sebep de yok gibi görünüyor. Kısacası, Grekçe Yeni Ahit üzerinde çalışmalarım ve onu içeren el yazmalarında yaptığım araştırmalar, beni, İncil’in ne olduğu hakkında ki fikrimi gözden geçirmemi sağladı.”(say-22,23)
“(önceden fikrim) İncili’in tamamıyla ve vahiy, Tanrının değişmez sözü olduğu temeline dayanıyordu. İncil bana pekala insan yapımı bir kitap gibi görünmeye başladı. Kutsal metinleri insan yazıcılar kopyalamış ve değiştirmiş oldukları gibi aynı zamanda Kutsal Yazıların başlangıçta da insan yazarlar tarfından yazılmışlardı. Bu, başından sonuna kadar insani bir kitaptı….. Tanrı tarafından esinlendiklerini hissettiler fakat kendi bakış açıları, kendi kanaatleri, kendi istekleri vardı; bu bakış açıları, kanaatler, görüşler ve inanışlar da söyledikleri her şeyi şekillendirdi….Markos, Luka’nın dediğinin aynını söylemedi…. Yakup, Pavlus’tan farklı….Dolayısıyla İncil, pekala insani bir kitaptır.” (say-24) ( Bu görüşleri için ilerleyen sayfalarda bol bol kanıtlar sunduğunu göreceğiz.)
Yazar 2000 yıllık tarih içinde kopya edilen İncillerde, yazıcılar tarafından yapılan elyazması kopyalarındaki hataları belirtir.
“Bu kitap Queens Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan John Mill’in Grekçe Yeni Ahit baskısıydı. Mill kitabına materyal toplamak için otuz yıl çalışma yapmıştı….”Mill, bu otuzyılda 100 cıvarında elyazmasını inceleyerek 1707 yılında yayınladığı çalışmasında bu yazmalar arasında 30.000’den fazla farklılık olduğunu tesbit etmiştir.(say.110) İlerleyen yıllarda elegecen 5700 adet elyazmalarında ise tesbit edilen farklılıkların bazı akademisyenler 300.000 bazılarına göre 400.000 olduğunu belirtirler.(say.117) Yazıcılar bir metni kopya ederken sadece yanlış kopya hatası yapmadıkları. Bunun yanında kendi arzularına göre ekleme, ya da çıkarmalar yaptıklarını da belgeler. Bakın bu konu da III. Yüzyıl kilise önderlerinden Origen neler söylüyor.
“El yazmaları arasında ki farklılıklar fevkalade bir hal almakta, gerek bazı yazıcıların ihmalkârlıkları yüzünden, gerekse bazıların münasebetsiz küstahlıkları yüzünden, ya kopya ettiklerini kontrol etmeyi ihmal ediyor ya da kontrol ederken hoşlarına gittiği şekilde eklemeler yapıyor veya parça çıkartıyorlar.”(say,71)
Bu konuda bu din mensuplarına hizmet eden Yeni Yaşam Yayınların tarafından yayınlanan “HIRİSTİYANLIK TARİHİ” isimli eserin 138. sayfasında bazı itiraflar var:
“Yeni Antlaşma yazılarının ilk kilisede önemli sayıldığı açıktır. Çünkü hem bireysel olarak, hem de kilisede kullanılmak üzere birçok kopyası çıkarılmıştır. Ancak yazılar önemli kabul edilmesine rağmen bu her zaman özenli ve aslına sadık kalınarak kopyalandığı anlamına gelmiyordu. Bilerek veya bilmeyerek değişikliğe uğramayan hiçbir elyazması bulunmamakla birlikte, bazı elyazmaları daha dikkatli bir kopyalama geleneği yansıtır…..İlk Hıristiyanlar Yeni Antlaşma’ya saygı gösterip çok kullanmakla birlikte kelimesi kelimesinesadık kalmamışlardır.”
Barhr D. Ehrman, bu kopyalama hatalarında pek çok örnek vererek, asıl orijinal metinler tarih içinde ya kaybolur, ya okunmaz hale gelir ya da tamamen yok olur. Böylece yanlış kopyalanan metinlerin artık orjinalleriyle karşılaştırılıp düzeltilmesi imkanının kaybolduğunu belirtir.
Mesela Yuhanna İncilinin 20.31’de kesinlikle sona erdiği ve ilk bölümünün diğer bölümlerden çok farklı bir tarzda olduğu ve burada geçen “söz” den bir daha bahsedilmediği farklı bir elden üretilip metnin başına eklenmiş olacağını belirtir. Ayni şekilde Yuhanna 7:5—8:12’de anlatılan zina yapan kadına uygulanacak ceza konusunun orijinal metinde olmadığını belirtir. Markos’un son on iki ayetin yine orjinalde bulunmadığı ve metnin 16:8’de sona erdiğinden bahseder.(say.86,89) Yuhanna İncilinde ilk giriş 1. bölüm ve en son bölümüm olan 21’de ki aşağıda ki ifadeler ise Yuhanna tarafından yazılması mümükün görülmemektedir.
“24 Bütün bunlara tanıklık eden ve bunları yazan öğrenci budur. Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz.
25 İsa’nın yaptığı daha başka çok şey vardır. Bunlar tek tek yazılsaydı, sanırım yazılan kitaplar dünyaya sığmazdı.” (Yuhanna-21)
Bakın bu tenkitlere İstanbul Protestan kilisesi vakfı ruhani lideri Carlos Madrigal “APOLOGİA” isimli eserinde neler diyor. Zina yapan kadın ayetleri (7:5-8:12) bazı eski elyazmalarında bulunmayışını 710. sayfada şöyle açıklamaktadır.
“Elbetteki bu ayetler bazı eski el yazmalarında yoktur ama bunu, kimsenin sorgulamadığı başka ayetler için de söylemek mümkündür.Ya belli bir papirus hasar görmüştür ve bunun sonraki kopyalarında bu bölüm eksilmiştir, ya bazı paragraflar atlanmıştır ve sonraki nüshalarda bir boşluk olarak geçmiştir, ya da farklı bölgelerde belli başlı bölümler yazmanın eline geçmemiştir. Sonra da bazı el yazmalarında belli bir bölüm geçmeyince o bölgedeki daha geç kopyalarda, bu ayetlerin yanına bir nevi soru işareti konmuştur.”
Carlos Madrigal Yuhanna İncili’nin son kısımlarında ki ilave iddiaları için 691. sayfada şunları söylemektedir:
“Yuhanna Müjdesi’nin son sözlerinin bir “ilave” olduğu, bu müjde yazıldı yazılalı bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. Zaten bir “ilave”, yani bir “son söz” olarak anlaşılması için oraya konmuştur! Tıpkı luka 1:1-4’ün bir giriş olarak anlaşılması için oraya konduğu gibi. Yuhanna’nın 21. Bölümün’deki parça, Yuhanna Müjdesi’ni teslim alan tanıkların metnin otantikliğine dair sundukları bir tasdiktir.”
Prof. Bart D. Ehrman “İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ” isimli eserinde 190. safasından 270. sayfasına kadar İncillerde yapılan değişiklikler bir sürü örnek veriri. Kitabın 212. sayfasında anlatılan son derece önemli bir konuya örnek verelim. İsa’nın göğe Tanrı’nın yanına yükselmesi İncil’deki en önemli iddialardandır. Bu konuda Matta ve Yuhanna’da herhangi bir bilgi yoktur. Markos-16:19’da bu konu çok kısa yarım cümle olarak yer alır. Konunun uzmanları Matta’nın bu kısmının ilk elyazmalarında yeralmadığını belirtirler. İsa’nın göğe alınması, konusunu sadece Luka’nın yazdığı Elçilerin işleri ve İncilinde gecer. Ancak yazar ayni yazara ait iki eserde bu konuda ki farklı anlatımlarında sonradan ilave edildiğini anlatır.
Yazar daha sonra bu alanda çalışmalar yapan konunun uzmanı bilim adamlarının yaptığı çalışamaları anlatır. Bu bilim adamlarından Richard Simon’un, Bart D. Ehrman’ı doğrulayan tesbitleri;
“Günümüzde gerçekten özgün olarak adlandırabilecek Yeni Ahit’inkiler bile, ister Grekçe, ister Latince , Süryanice ya da Arapça olsun, hiçbir kopya yoktur çünkü hangi dilde yazılmış olursa olsun ekleme yapılmamış bir tane nüsha yoktur. İncil’in elyazmalarında yer alan büyük değişiklikler…..İlk orjinaller kaybedildiğine göre….bugünkü halleriyle sadece ve yalnızca İncil’in elyazmalarını kullanan Protestanların ilkelerini tamamen yıkar.”(say-134)
İncillerde yapılan tahrifatı belgeleyen en önemli orijinal belge Aziz Gerome’nin (jerome) itiraflarıdır. Aziz gerome MS: 5. yy’da zamanın papası Damaz tarafından üzerinde şüphelerin oluştuğu Latince Kutsal Kitap olan VULGATE’nin yeniden düzenlenmesi için görevlendirilmişti. Kudüs’e giden ve İbranice öğrenen Gerome MS: 405 yılında çalışmasını tamamladı. Hristiyan dünyada Tevrat olarak MÖ: 3.yy.’da Yunancaya çevrilmiş olan Septuange diye anılan 45 kitaptan oluşan nüsha kullanılıyordu. Yahudiler MS: 90’da Yamniya konsili ile bu 45 kitaptan oluşan Tevrat’ı 39 kitaba indirip diğer bölümlerin vahiy ürünü olmadığını kararlaştırmışlardı. Gerome Tevrat’ı İbraniceden Latinceye yaptığı çeviride 45 kitabıda çevirmişti ve bu durumu belirtmişti. Papalık ise 45 kitabı kullanmaya devam etti. Fakat Protestanlar buna itiraz ederek 39 kitaba döndüler. Katolik ve Ortodokslar ise 45 kitabı Tevrat olarak kullanmaya devam etmektedirler. İşte Gerome yaptığı bu çeviride İncilleride Yunanca aslından Latinceye tekrar çevirmişti ve bu çalışmasını Papa Damaz’a anlatan mektubunda tahrifatlarla ilgili aynen Prof. Barth Ehrman’nın tesbitlerini doğrulamaktadır. Aziz Gerome’nin Papa Damaz’a yazdığı mektubun tamamını bu sitenin “HABER ARŞİV” bölümünden okuyabilirsiniz. Şimdi tahrifle ilgili bu mektuptan alıntıları görelim;
“Aziz gerome’den Papa Damaz’a
Eski bir eserden yeni bir iş çıkarmamı teşvik ediyor ve dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bulunan İncil metinleri hakkında benim hükümde bulunmamı, bu metinlerden seçkiler yapmamı, hangisinin Yunanca metne daha yakın olduğunu tespit etmemi istiyorsun. Bu, ürkütücü ve bir o kadar da tehlikeli bir görevdir de, çünkü eski dünyanın üslubunu değiştirecek ve onu çocukluk aşamasına döndüreceğim (basitleştireceğim). Başkaları hakkında hükümde bulunmam başkalarının da benim yaptığım bu iş hakkında hüküm verecekleri anlamına gelir. Bilginler hatta cahillerden, benim bu eserimi ellerine aldıklarında, bu kadim esere cüretle bir şeyler ekleyip çıkardığımı ve yaptığım değişiklikleri görenlerden bana sövmeyen ve beni sahtekar ve kutsal şeyleri kirletmiş birisi olarak görmeyen olacak mıdır?
Bu rezalet karşısında, endişemi hafifletecek iki şey var: Birincisi, bunu senin emretmiş olman. İkincisi: Sapkın olanın hiçbir zaman hakkın yerine geçemeyeceği (duygusu). Bu, en bozuk bir ağzın bile kabul edeceği bir durum. Düşmanlarımızın hangisinin doğru olduğu konusunda (şaşkınlık yaşamamaları için) Latince elyazmalarındaki tercümeye bazı güven verici unsurları eklememe (ne dersin?). Çünkü ortada metinleri arasında bir sürü farklar olan İnciller var. Niçin cahil mütercimlerin yanlış anlamalarla tahrif ettiği hatta kötü niyetle hareket ederek değişikliğe gittikleri, hatta bazılarının tadil ettiği kısımları Yunan kaynaklarına dayanarak düzeltmemi hoş karşılamıyorlar?”
Biraz yukarıda kendisinden bahsettiğimiz İbranice uzmanı olan Richard Simon, 1707 yılında yayınladığı “Historia Critique du Vieux Testament- Yeni Antlaşma Metninin Eleştirel Tarihi” isimli eserinde, Aziz Jerom’un bu yaptığı “DÜZELTMELERİ” inceler ve zinada yakalanan kadın, Markos’un son iki ayeti ve Johannine Comma (üçlübirlik doktirinini açıkça onaylayan pasaj) konularını Latince VULGATE’ye ilave edenin, aziz jerom olduğunu kanıtlar şu yorumu yapar;
“Aziz Jerom’un eski Latince kopyalarını, metin karşılaştırmasının en katı kurallarına göre, gözden geçirerek ve düzelterek kiliseye verdiği hizmet asla azımsanamaz. Bu çalışmada göstermeye gayret ettiğimiz şey de bu ve Aziz Jerom’un değişiklik yapmayı gerektirecek kadar bozulmuş bulduğu, Yeni Ahit’in çoğu eski Grekçe nüshasının en iyiler olmadıklarıdır.” Yani Aziz Jerom’un Vulgate’yi düzeltmek için kullandığı kullandığı elyazmaları kopyaları, en eski kopyalar olsa bile güvenilir olmadığını belirtir.(say-133)Bu mektupla ilgili türlçe ve ingilizce siteler aşağıdadır.
http://www.timeturk.com/Papaz-Geromeun-Itiraflari-20424-haberi.html
http://www.tertullian.org/fathers/jerome_preface_gospels.htm
Mevcut resmi İnciller MS:400 yıllarına varan çeşitli konsillerde kararlaştırılmasına rağmen Protestan ve diğer iki mezhep için nihai karar 1600’lü yılları bulmuştur. Tabi bu çalışmalarda kilisenin baskısıyla ciddi bir metin kıritiği yapmak mümkün değil. Ama gelişen özgürlük ortamı ve bilimsellik artık engel tanımamaktadır. Mevcut İncillerden ümidini kesen ve en eski orijinal elyazmalarına da güveni olmayan 20 yy ilahiyatçıları bakın son olarak hangi yola başvurdular. 1985 yılında Amerika’nın California eyaletinde Westar Enstitüsü bünyesinde Prof.Robert W. Funk ve Prof. Roy W. Hoover başkanlığında 200’ den Katolik ve Protestan akademisyenden oluşan İsa Okulu (Jesus Seminary) adı altında bir çalışma grubu oluşturuldu. Bu Hıristiyan ilahiyatçılarının amacı İncillerde artık, inkar edilemeyecek kadar açıkça kanıtlanmış olan farklılıkları incelemek. Kanonlaşmış ve kanon dışı kalmış İncilleri tarayarak, Hz. İsa’nın gerçek sözlerini ve işlerini belirlemek gerçek İsa’nın kim olduğunu ortaya çıkarmak, kiliseyi asırlardır meşgul eden konulardan kurtarmak. Aslında bu çalışma grubu, yeni bir konsil sayılacak çalışmalar yapmaktadır. İncillerdeki Hz. İsa’ya ait olduğu sanılan söz ve fiillerin gerçekten O’na mı ait, yoksa sonradan İncil yazarları tarafından yapılmış ilaveler mi olduğunu belirlemek? İsa Okulu bu amaçla Hz. İsa’ya ait olduğu sanılan İncillerde bulunan 518 sözün 1544 versiyonunu inceleyerek bunlardan ancak %18’inin Hz. İsa’ya ait olduğuna karar vermişlerdir.104 Ancak bu sözlerden yalnızca 15 tanesi için hiç kuşku bırakmaksızın Hz. İsa’ya ait olduğu belirlenebilmiştir. Bu çalışmanın sonucu olarak 7 yıl sonra 1993 yılında, The Five Gospels:The Search for the Authentic Words of Jesus (Beş İncil:İsa’nın gerçek sözlerinin araştırılması) isimli bir eser yayınlamışlardır.Ayrıca bu eserle özellikle Tomas İnciline ayrı bir önem kazandırmışlardır.
Daha sonra aynı ekip İncillerde Hz. İsa’ya ait olduğu sanılan olayları ele almış ve bu konuda 176 olay belirleyip üzerinde 5 yıl süren çalışmalar sonucunda, bu olayların sadece %16’sının Hz. İsa’ya ait olabileceğini kararlaştırmıştır.İncillerde geçen Hz.İsa’ya ait sanılan 176 olaydan ancak 10 tanesi için kuşkusuz Hz. İsa’ya ait olduğuna karar verilebilmiştir.105 Bu çalışmaların sonucunda 1997 yılında, The Acts of Jesus:The Search for the Authentiç Deeds of Jesus(İsa’nın eylemleri:İsa’ya ait olan eylemlerin araştırılması) isimli bir eser yayınlamışlardır.
Bu arada bütün bu çalışmalardan ümidini kesen, çağımızın önde gelen teologlarından ve Papalık eski danışmanı Prof. Hans Küng, ‘Christianity and Word Religions’ isimli eserinde Hz. Muhammed’i, “Helenist Gentile Hıristiyanlar tarafından değil de, Yahudi olan İsa’nın ilk tabiileri tarafından algılanan ve anlaşılan İsa-Mesih için bir tanık/şahit olarak” mütalaa ederek Hıristiyanların Hz. Muhammed vasıtasıyla, İsa hakkındaki mevcut görüşlerini yeniden gözden geçirme ve bu şekilde de kendi orijinal inançlarına, yani tarihin İsa’sına dönme şansını yakalayabileceklerinin altını çizmektedir. Bunu yazan Katolik bir profesör hem de Vatikanda ki Papalığın eski danışmanlarındandı. Şimdi bu görüşlerinden dolayı danışmanlıktan aforoz edildi. Görevine son verildi. Bakalım bu gerçeklerin ne zamana kadar üstü örtülüp aforoz edebilecekler.
Okunma Sayısı: 1319
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 3
Ocak 17th, 2010 at 17:37
Yarım kalması kötü
Bilgiler gerçekten de çok ilginç ve aydınlatıcı. Gerçekten merak ediyorum daha ne kadar vatikan bunları saklayabilecek, örtbas edebilecek?
Hristiyan arkadaşlarda artık yavaş yavaş gözlerini açmalı bence. Hala incillerin tahrif olmadığını, orjinal olduğunu iddia etmeleri boşa çabadır lakin onlarıda anlıyorum. bu kadar inanmış,bu inançla bunca zaman yaşşamış şimdi gelipte biri böyle deyince kolayca kabul edemezler. Sanırsam alternatif bir din olmadığını düşündüklerinden boşluk içinde kalacaklarını düşünüyor olabilirler ama İslam’ı gerçek manada sadece KUR’AN-I KERİM den öğrenirlerse islamın gerçekten Allah’ın gerçek dini olduğunu, Hz.İsa,Hz.Musa diğer peygamberler ve Hz.Muhammedin aynı dini tebliğ ettiklerini göreceklerdir.
aygılar,sevgiler,selametle
Ocak 18th, 2010 at 01:49
merhaba kardesim bu dediklerine guluyorum sadece bizler sizin gibi cevre baskisi ile dinimize bagli kalan kisiler degiliz bunun icin bize boyle bisi diyemezsin bir digeri eger simdiye kadar muslumanda yasadim simdi gelipte biri boyle deyince hristiyanliga gecmek gibi bisi yok muslumanlikla yasadim hristiyanliga gecmeyeyim diye bisi yok anlatabildimmi sen kendi cevre baskina karsi koyabiliyormusun ona bakk
Ocak 18th, 2010 at 15:32
Sevgili kardeşim, batıda da hristiyan iken müslüman olan kişiler var ki bunlar hızla artmakta bir ülkede en az 1 milyon-2 milyonu bulmaktadır. İhtida edenlerin aile ve çevresinden hoş tepkiler almadıkları bir gerçektir ister hristiyan ister müslüman ister yahudi çevrelerden yani aileler ve yakın akrabalardan. Bunca insan ve sen eğer din değiştirebiliyorsan herkes bunu yapabilir. Bir insan iman ediyor ise gerçekten o iman ona güç verir ve birşeyden korkmaz aksi hareket zaten lafa hacet gerektirmez. Sanki ben taklitçi imana sahipmişim gibi konuşma beni tanımıyorsun. Ben kuranı -islamı araştırıp üzerinde uzunca düşünen bir insanım kaldı ki okuduğum okul gereğide bu gerekli bir yaklaşım tarzı :)(hayır ilahiyat okumuyorum) Tahkiki imana sahip bir insanımm,doğru müslüman olarak yetiştirildim ve belli yaşa kadar taklit ettim aynı birçok müslüman yahudi ve hristiyan gibi. Lakin sonra araştırmaya başladım ve kardeşim çok rahat söyleyebilirimki tek kaynak kuran, mezhebe hayır…vs diyerk zaten bazı kesimlerin tavrını çekiyorum
Ayrıca ben psikolojik bir ruh halini ortaya koydum. Gerçeği kabullenmek zordur eğer yaşadığın yalana bağlıysan. Senin hristiyan olman kolay zira taklitçiydin. Namaz kılmak,oruç tutmak veya benzer şeyleri yapman seni tahkiki imanda olduğunu göstermez böyle takitçierde vardır. geleneksel İslamı yaşadın,öğretildi sana ve sen islam kötü deyip gittin içeriğini araştırma gereği duymadan. Ben ise araştırdım ve islamda bu var dedikleri birçok şeyin kuranda olmadığını gördüm. Aynı sapmış yahudi-hristiyan din adamları gibi bizlerdeki sapıtık din adamları sokmuş birçok şeyiki recm gibi birçok şeyin var olduğunu söyleyen hadisin özüde ilginçtirki eski ahitlerde var olduğunu gördüm bu da nasl içeri girdiğinin göstergesi tabi aynı roma ve benzer pagan gelenklerinin nasıl hristiyanlığa girdiği gibi.
_____________
Şimdi bunlar benim düşünce ve tespitlerimdi sen kendi tespitlerini yapın ben de benimkini. Bu konuyu uzatmaya gerek oldupunu sanmıyorum zira birbirimize kabul ettiremeyiz öyle değil mi? Konuya gelelim kardeşim.
İncil Nasıl değiştirild?
“Bu kitap Queens Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan John Mill’in Grekçe Yeni Ahit baskısıydı. Mill kitabına materyal toplamak için otuz yıl çalışma yapmıştı….”Mill, bu otuzyılda 100 cıvarında elyazmasını inceleyerek 1707 yılında yayınladığı çalışmasında bu yazmalar arasında 30.000’den fazla farklılık olduğunu tesbit etmiştir.(say.110) İlerleyen yıllarda elegecen 5700 adet elyazmalarında ise tesbit edilen farklılıkların bazı akademisyenler 300.000 bazılarına göre 400.000 olduğunu belirtirler.(say.117)”
“Bakın bu konu da III. Yüzyıl kilise önderlerinden Origen neler söylüyor.
“El yazmaları arasında ki farklılıklar fevkalade bir hal almakta, gerek bazı yazıcıların ihmalkârlıkları yüzünden, gerekse bazıların münasebetsiz küstahlıkları yüzünden, ya kopya ettiklerini kontrol etmeyi ihmal ediyor ya da kontrol ederken hoşlarına gittiği şekilde eklemeler yapıyor veya parça çıkartıyorlar.”(say,71)”
Bu ve bunun gibi nice tespitler hristiyanların kendileri tarafından gerçekler ortaya konmuş. Özelliklede şu ortaya çıkartılan belge ayrı bir önem kardeşim.
http://www.hzisahristiyanmiydi.com/incilin-tahrif-edildiginin-belgesi
selametle…
Nisan 9th, 2010 at 02:30
hiç merak etmeyin artık sinsi bir hızla insanlarımız inanç gerçeğini isa mesihi keşfediyorlar.İncil kadar güvenilir bir tarihsel eser yoktur.Nüsha sayısı 25000 adet elyazmasıdır bu güne kadar.Bu rakama hiçbir kitap yaklaşamaz.Ve da 114 yıllarından kalma yuhannadan parçalar var mısırda bulunmuş.170 YILLARINDAN PARÇALAR VAR.ikiyüzlü yıllara gelirsek bütün kitaplar halında el yazmaları var.üçyüzlü yıllardan kalma ise bütün yeni anlaşma kitapları bir aradadır.
Nisan 9th, 2010 at 08:20
HAKLISIN BİR SÜRÜ HZ. İSA’NIN HAKİKİ İNCİLİ OLDUĞUNU İDDİA EDEN EL YAZMASI VAR. BU ELYAZMALARININ NE HALDE OLDUĞU NASIL ÇELİŞKİLER TAŞIDIĞINIDA İNSANLARDAN GİZLEMEYİN. YUKARIDAKİ YAZIYI DA İYİ OKUMADIĞIN BELLİ. BİZZAT KONUNUN UZMANI OLAN HIRİSTİYAN PROFESÖRLERİN ORTAYA KOYDUĞU ÇELİŞKİLERİ ONLARIN ESERLERİNDEN VE LATİN İNCİLİ VULGATE’Yİ DÜZENLEYEN PAPAZ JOREM’İN KENDİ İTİRAFLARINI VERDİK.
RABBİMİZ KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDINCI OLSUN.
Mayıs 5th, 2010 at 12:12
klement kardeş yabancı kaynakların sözlerinide görmezden geliyor, güvenilir lmadığını bas bas bağrıyorlar ama…
Mayıs 14th, 2010 at 18:26
iyi tamam, İncil değiştirilmiş olsun ya Kur’an? kopyalarının kopyaları bile yaktırılmış, yaktırılmasına rağmen günümüzün Kuranlarında değişiklikler var kimbilir yaktırılmadan önce nasıldı? Aziz jerome incildeki değişiklikleri itiraf ediyormuş! Peki ya islamda sahih hadisler ne itiraf ediyor? Kur’an’ın çoğunun yok olup gittiğini, tahrif edildiğinden tutun da Bakara suresi uzunluğunda olması gereken çeşitli surelerin ancak bakara suresinin dörtte biri kadar kaldığını!!!!!! Turan Dursun okuyun kendisi islam uzmanıydı, Arif Tekin okuyun o da eski bir diyanet görevlisiydi dahası şu yüzlerce sayfa uzunluğunda olan ve Kur’an’ın ağır bir şekilde tahrif olduğunu kanıtlayan linki de bir inceleyin:
http://www.answering-islam.org/Quran/Text/index.html
Hadi bakalım, kolay gelsin.
Mayıs 14th, 2010 at 18:35
Sahih hadislere göre ve islami kaynaklara göre zamanında herkesin farklı kuranları vardı bu farklılık sadece okuyuşta değil yazıdaydı hem de zamanında o kur’an’larda Arapçada bulunan sonradan eklenen noktalamalar olmamasına rağmen o kadar büyük farklılıklar vardı ki Osman hepsini toplayıp yaktırmaya karar verdi! daha sonra bir daha “standardizasyon” uygulandı,bu standardizasyon İŞLEMİNDEN SONRA dahi Kuran değiştirilmeye devam etti, YİNE SAHİH hadislerin dediğine göre Kur’an’ın çoğu yok olup gitti veya değişikliğe uğradı, Bakara suresi uzunluğunda oması gereken sureler birden onun dörtte birine beşte birine indirildi, günümüzdeki herkesin kabul ettiği Kur’an pek çok değişik kuranların yakılıp elden geçirilip tek tip kurana indirilmiş halidir BUNA RAĞMEN günümüz Kuranlarında bile çeşitli farklılıklar olagelmiştir öyle ki çeşitli Arap islam uzmanları, günümüz Kuranları arasında dahi 1500 farklılık bulmuştur (yukarda verdiğim linkleri inceleyin)
Yani Osmanın büyük farklılıklar var diye yakgtırdığı ve standardize ettiği Kuranların halini siz düşünün! Acaba o kuranlarile günümüzünonlarca kere “standardizasyona” uğramış Kuranları arasındaki farklar neler! daha doğrusu benzerlikler neler desek daha doğru olur!!!
Mayıs 31st, 2010 at 02:01
ozzz cahiline:bu yazdıklarınız cahilce dir.hz osman ın kur an ı kerimi kitaba dönüştürme zamanında peygamberimizin ehlibeyti varisi öyrencisi olan ve ku an ı peygamberden sonra en iyi anlayan bilen hz ali ve yüzlerce hafız sahabenin istişaresiyle tek noktası bile unutulmadan günümüze ulaştırılmıştır.ayrıca sahih hadis dediyiniz emevi saltanatınn ürünüdür ya cahilsiniz yada saptırıyorsunuz eyer hadis arıyorsanız ehlibeyt yolundan kanalından araştırın ozaman tüm sorular cevap bulur.doğrusu kuran ın doğruluğuna allah kefil sen ne dersen de cahil.
Haziran 27th, 2010 at 16:57
Arkeolojik buluşlar İncil metinlerinin doğruluğunu saptamıştır. İlk papirüs metinlerinin bulunuşu (John Ryland metni, M.S. 130; Chester Beatty Papirüsü. M.S. 155 ve Bodmer Papirüsü II M.S. 200) Mesih’in zamanıyla sonraki metinler arasındaki aralığı kapatmıştır.
İncil’in eski Yunancası ile (Grekçesiyle) papirüs dilini kıyaslamanın sonucunda İncil metinlerinin doğru iletildiğine ilişkin güven artmıştır. Böyle buluşlar aydınların İncil’e olan güvenlerini de etkilemiştir.
Dünyanın en önde gelen İncil arkeologlarından William Albright şöyle demiştir: “Artık İncil metinlerinin tüm bölümlerinin yaklaşık M.S. 80 yılında, yani günümüz eleştirmenlerinin iddia ettiklerinden tam olarak iki nesil önce yazıldığını kesinlikle söyleyebiliriz. Bence İncil’in her bölümü M.S. ilk yüzyılda, kırklı ve seksenli yıllar arasında yazılmıştır. (Büyük olasılıkla M.S. 50 ve 70 yılları arasında).
William Ramsay gelmiş geçmiş en büyük arkeologlardan biri olarak kabul edilir. Bu kişi İncil’in Elçilerin İşleri bölümünün, ilk yüzyılın ortasında değil, ikinci yüzyılda uydurulduğunu savunan bir Alman tarih okulunun öğrencisiydi. Ramsay, İncil’in Elçilerin İşleri bölümü üzerine yazılmış çağdaş yorumları okuduktan sonra, o zamanki olayları (M.S. 50) doğru olarak yansıtmadığı sonucuna vardı. Bu metinlerin geçerli olamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden Ege bölgesinde yaptığı araştırmalarda İncil’e fazla yer vermedi. Ne var ki çalışmalarının sonunda Luka’nın kayıtları üzerinde düşünmeye başlamıştı. Tarihsel ayrıntılardaki ince doğruluğu dikkatle gözlemledi. Elçilerin İşleri bölümüne bakışı yavaş yavaş değişiyordu. En sonunda şu gerçeği kabul etti: “Luka birinci sınıf bir tarihçidir. En büyük tarihçiler arasında yer almalıdır.” En ufak ayrıntıların ve noktaların doğruluğu karşısında Ramsay bu kitabın ikinci yüzyıla değil, ilk yüzyılın ortalarına ait olduğu sonucuna varmıştı.
Liberal aydınların çoğu da İncil metinlerinin daha önce yazıldığını kabul etmek zorunda kalmıştır. Bunlardan biri yaptığı araştırmalar sonucunda İncil’in tümünün Kudüs’ün yıkımından, yani M.S. 70 yılından önce yazıldığını söylemiştir.
Günümüzün Biçim Eleştirmenleri, İncil metinlerinin ağızdan ağıza geçip değiştikten sonra yazıldığını ileri sürmektedir. Onlara göre İncil kayıtları halk edebiyatı (efsaneler, mitler, masallar ve öyküler) şeklini almıştır.
Buna karşılık, sözlü geleneğin yazıya geçmeden önce değişip gerçekliğini yitirmesine neden olacak kadar uzun bir zaman geçmemiştir. İncil okulu profesörlerinden biri, zaman kısalığı unsuruna değinirken şunları söylemiştir: “Genellikle ilkel kültür halkları arasında folklorun birikimi, nesiller boyu süren bir zaman alır. Yüzyıllara yayılan yavaş bir süreçtir. İncil anlatılarının ise yüzyıldan daha kısa bir sürede yazıldığı ve toplandığı sonucuna varmak zorundayız.”
Biçim Eleştirmenleri İsa’nın sözleri geleneğini gerektiği kadar sıkı bir şekilde incelemiyorlar. İncil: 1.Korintliler 7:10,12,25 ayetleri, bu sözlerin yazıya geçirilmesinin ve korunmasının ne denli dikkat ve titizlikle yapıldığını ortaya koyuyor. Yahudi dininde, öğrencinin din hocasının öğretisini ezberlemesi gerekliydi. İyi bir öğrenci bir damla bile su kaçırmayan sağlam bir kuyuya benzetilirdi. Rab’bin öğretişinin çoğu, kolay ezberlenecek Aramice şiir şeklindeydi.
Michigan Üniversitesi ilk çağ tarihi profesörlerinden Maier şöyle yazmıştır: “Mesih inancının, uzun bir zaman süresi içinde gelişen doğu mitolojisi olduğu ve olayların asıl tarihlerinden çok daha sonra yazıldıkları doğru değildir.” Yalnızca tarihsel yönteme ve bakışa sahip olmayan çağdaş eleştirmenler, İncil geleneğinin çevresine böyle bir spekülasyon ağı örebilir. Yirmi yıldan elli yıla kadar bir zaman aralığı, ana içeriğin değişmesi şöyle dursun, İsa’nın belirli sözlerinin bozulması için bile kısa bir süre sayılır.
Haziran 27th, 2010 at 17:00
BİBLİYOGRAFİK TEST
Bibliyografik test, belgelerin elimize ulaşana dek geçirdiği nakillerin incelenmesidir. Başka bir deyişle, özgün belgelere sahip olmadığımızdan, el yazmalarının (EL) sayısına bakarak, İncil metinleri ne kadar güvenilirdir?
Diğer eski ve önemli kaynaklarla kıyaslarsak İncil’in el yazmalarının zenginliği şaşırtıcıdır.
Tukidides’in tarihçesi (460-400 M.Ö.) en erken M.S. 900 yılında, yani yazıldığı zamandan 1.300 yıl sonra, sekiz el yazması halinde elimizde bulunmaktadır. Bunun gibi Herodot’un tarihçesi az sayıdadır ve daha erken yazılan kopyaları yoktur. F.F. Bruce bu gerçekten şöyle bir sonuç çıkarıyor: “Hiçbir tarihçi kalkıp Herodot ya da Tukididus’un doğruluklarından kuşku duymaz. Oysa, eserlerinin en erken el yazma kopyaları yazım tarihinden 1300 yıl sonraya aittir.”
Aristo şiirlerini yaklaşık olarak M.Ö. 343 yılında yazmıştır. Ama elimizde bulunan en erken kopya M.S. 1100 yılına aittir. Yani, arada 1400 yıllık bir zaman aralığı vardır. Üstelik bu el yazmalarının sayısı yalnızca beşdir.
Sezar, Gal Savaşları tarihçesini M.Ö. 58 ve 50 yılları arasında oluşturmuştur. Ne var ki en erken el yazmaları ölümünden 1000 yıl sonrasına aittir. Bundan daha önceki kopyalara sahip değiliz.
İncil’in el yazmalarına gelince, elimizde o kadar çok gerçek bulunmaktadır ki, kıyaslayınca şaşkına dönebilirsiniz. Mesih’in yaşadığı çağla ikinci yüzyıl arasındaki zaman aralığını kapatan ilk papirüs el yazmasının bulunmasından sonra diğer el yazmaları da gün ışığına çıktı. Günümüzde bu tarihe ait 20.000’den fazla el yazması bulunmaktadır. İlyada’nın ise 643 el yazması vardır ve bu konuda İncil’den sonra gelmektedir.
İngiliz Müzesi’nin kütüphane başkanı ve müdürü olan Sir Frederick Kenyon, aynı zamanda el yazmaları konusunda birinci derecede uzmandır. Kendisi şu sonuca varıyor: “İncil’in özgün metinleriyle ilk bulunan el yazması kopyalar arasındaki zaman aralığı yok denecek kadar kısadır. İncil’in ilk yazıldığı şekliyle elimize ulaştığına ilişkin kuşkulara yer kalmamıştır. Ayetlerin tümünün gerçekliği ve genel bütünlüğü sonunda kanıtlanmıştır.”
Bunlara ek olarak, İncil’in Yunanca (Grekçe) uzmanlarından biri şunları ekliyor: “En erken el yazmaları, orijinallerinden bu denli geç yazılmalarına ve sayılarının az olmasına karşın, bazı aydınlar eski klasikleri güvenilir buluyorlar. O halde, İncil metinlerinin güvenilirliği de fazlasıyla kanıtlanmıştır.”
Bibliyografik testin İncil’e uygulanması, İncil’in bütün eski yazıtlardan daha fazla yetkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu yetkiye 100 yıllık yoğun metin eleştirisini de eklerseniz gerçek İncil’i elinizde tuttuğunuza inanabilirsiniz.