II.02.02.TEVRAT’IN YAZILMASI
II.02.02.TEVRAT’IN YAZILMASI Ağustos 9th, 2007
Yahudiler Tevrat’ın ilk beş kitabını Hz.Musa’nın yazdığına inanırlar. Ama bu konuda incelemeler yapan uzmanlar durumun hiçte sanıldığı gibi olamayacağı kanısına varmışlardır. Gerek yazının tamamının gidişindeki ifade farklılıkları, gerek tek yazara ait olamayacak anlatım farklılıkları ve gerekse ayni olayların anlatımındaki metin içindeki gereksiz tekrarlar konuların değişik yazarlar tarafından derlendiğini ortaya koyan delillerdir. Mesela Hz. Musa’nın ölümünden sonrasını anlatan sekiz cümleyi kim yazmıştı? Yine Hz. Musa zamanında var olmayan şehirlerden ve olaylardan bahsedilmekte.31 hayatında hiç gitmediği Ürdün Nehrinin doğu yakasından bahsedilmektedir.32 Tanrı’nın ismi bile Yehova mı, yoksa Elohim mi belli değil? İlk vahyin geldiği dağın ismi Sina mı, Horeb mi; Hz. Musa’nın kayınpederi Yetro mu, Ruel mi? Hz. Harun Hor dağında mı Moserada mı öldü? HZ. Nuh tufanda gemiye her hayvandan iki çift mi yedi çift mi aldı? 33 gibi birbirlerini aynı konuda tekzip eden daha başka bir sürü ayet. Peygamberlerin hayatlarıyla ilgili bir sürü yüz kızartıcı ahlaksızlık ve haksızlıkları nasıl izah edilir?34 Tanrı Yahve ile ilgili birçok yanlış benzetme35 ve insana ait birçok sıfatlar.36 Bir de ‘Ezgiler Ezgisine’ merak eden bir baksın neler görecek! 37 Ayrıca Tevrat’ta ki diğer peygamber kitapları olan Yeşeya,Yeremya, Hezekiel,Daniel ve Mika kitaplarında gerçekleşmeyen bir çok kehanet vardır. Bunları aşağıdaki adreste detaylıca göreblirsiniz.
Ayrıca Yaratılış Kitabında anlatılan evrenin yaratılışındaki bilimsel çelişkiler v.s. Ayrıca Tevrat’ın özünden sapıldığı konusunda bu iddialarımızı fazla abartılı bulabilirsiniz. Ama bu konuda hem Yahudi peygamberleri, hem de Hz. İsa Yahudileri uyarmıştır.38 Bu konularda Tevrat’ta da çeşitli uyarılar bulunmaktadır;
“8 “‘Nasıl, biz bilge kişileriz, RAB’bin Yasası bizdedir, diyebiliyorsunuz? İşte, bilginlerin yalancı kalemi Yasayı yalana çevirmiş.
9 Bilgeler utandırıldı, Yıldırılıp ele geçirildi. RAB’bin sözünü reddettiler. Nasıl bir bilgelikmiş onlarınki? (Tevrat-Yeremya-8)
“16 Her Şeye Egemen RAB diyor ki, “Size peygamberlik eden peygamberlerin Dediklerine kulak asmayın, Onlar sizi aldatıyor. RAB’bin ağzından çıkanları değil, Kendi hayal ettikleri görümleri anlatıyorlar
30 “İşte bunun için sözlerimi birbirlerinden çalan peygamberlere karşıyım” diyor RAB.
31 “Evet, kendi sözlerini söyleyip, ‘RAB böyle diyor’ diyen peygamberlere karşıyım” diyor RAB.
32 “Uydurma düşler gören peygamberlere karşıyım” diyor RAB. “Bu düşleri anlatıyor, yalanlarla, boş övünmelerle halkımı baştan çıkarıyorlar. Ben onları ne gönderdim, ne de atadım. Bu halka hiç mi hiç yararları yok” diyor RAB.
36 Bundan böyle, ‘RAB’bin bildirisi’ lafını ağzınıza almayacaksınız. Herkesin sözü kendi bildirisi olacak. Yaşayan Tanrı’nın, Her Şeye Egemen RAB’bin, Tanrımız’ın sözlerini çarpıtıyorsunuz siz.” (Tevrat-Yeremya-23)
Aynı şeyleri Kuran’da da görmekteyiz;
“91….De ki: Öyle ise Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab’ı kim indirdi ? Siz onu kağıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz.”(Kur’an-Enam-6)
Hz.Musa’ya Sina dağında verilen ve iki taş levhaya yazılan sadece on emir olduğu anlaşılıyor.39 Çünkü 264 sayfalık beş kitabın bir gecede ne yazılabilir, nede bunların yazıldığı taş levhalar taşınabilir. Ayrıca Hz.Musa’nın döneminde kullanılan Mısır yazısı olan resim yazısıyla böyle uzun ve edebi yazıların yazılması mümkün değil. Konuyu uzatmadan kısaca belirtmek gerekirse, bu konuda yapılan araştırmaların sonucunda, Hz. Musa’nın yazdığı iddia edilen ilk beş kitabın, aslında yıllar içinde dört farklı kaynaktan derlendiği ispat edilmiştir. Birinci kaynak, MÖ.9. yüzyılda güneydeki Yahuda krallığında derlendiği tahmin edilen, Tanrının adını Yahve olarak tanımlayan ve bundan dolayı ismi Yahveci metin olarak anılan kaynak. İkincisi, MÖ.7yüzyılda kuzeydeki İsrail krallığında derlendiği sanılan, Tanrı’nın ismini Elohim olarak tanımlayan ve Elohimci metin olarak anılan kaynak. Üçüncüsü, daha çok mabetteki kâhinlerin yapması gereken işleri anlatan MÖ.6. yüzyılda Babil sürgünü döneminde derlendiği sanılan Kâhinler kaynağı. Dördüncüsü ise, bu anlatılan üç kaynağı birleştirip, Tevrat’a son şeklini kazandıranlar olduklarından, derleyiciler olarak anılan kaynaktır. Bu kaynak iki kısımdır: Birincisi, Yahveci ve Elohimci kaynaklar ile Kuzey Krallığında Kral Yoşiya zamanında yazılan Yasanın Tekrarı kitabını MÖ. 6.yüzyılda derleyen kaynak. İkinci kaynak ise MÖ. 4. yüzyılda Kâhinler kaynağı ile önceki derlemeyi birleştiren ikinci derleyici kaynaktır. Bu derlemeler esnasında, derleyiciler derledikleri metne birçok yeni yorumlar ilave ettikleri zaman ve olayları son duruma göre şekillendirdikleri bir gerçektir.40
Konunun başka bir uzmanı olan Prof. Dr. Richard E. Friedman ise yazdığı “Kitabı Mukaddes’i Kim Yazdı” isimli eserinde ise ufak bir farklılıkla derleyicileri bir kaynak olarak saymaz bunun yerine Kral Yoşiya döneminde MÖ. 6. yüzyılda yazılan “Yasanın Tekrarı” kitabını derleyicilerin yerine dördüncü kaynak olarak belirtir.41 Yani bu durumda Tevrat’ta, tıpkı İncil gibi aynı olayların anlatıldığı dört ayrı kaynağa sahiptir. Fakat bir farkla, İncillerin Matta, Markos, Luka ve Yuhanna kaynakları ayrı ayrı kitaplaşmış, Tevrat’ta ki beş kitap ise, dört ayrı kaynağın birleştirilmesiyle oluşmuştur. Prof. R. E. Friedman doktorasını 1978 yılında, Harvard Üniversitesi İbranice Kitabı Mukaddes ve Yakındoğu dilleri ve medeniyetleri bölümünde tamamladı. Cambridge ve Oksford üniversitelerinde ve Kudüs’te bulunan Amerikan Doğu araştırmaları Okullarında değişik görevlerde bulundu. Yazar eserinde, Tevrat konusunda araştırma yapanların bu farklı kaynakları, ayni olayların Tevrat’ta aynı sayfada tekrarlanmasıyla fark ettilerinden ve bu farklı tekrarlanan bölümlerde dil, anlatım ve kullanılan terim farklılarında keşfetiklerinden bahseder. Eserinde bu farklı kaynaklardan oluşan bölümleri ayrı ayrı tasnif eder ve Tevrat’ta ki ayni konuda verilen bir çok yer, isim ve sayı farklılıklarının bu değişik zamanda yazılmış bu kaynakların birleştirilmesinden kaynaklandığı konusunda bol bol deliller sunar. Prof. Richard E. friedman’la bu konuda yapılan röportaj için tıklayınız.
http://www.beliefnet.com/Faiths/2004/02/The-Editorial-Team-Behind-The-Bible.aspx?p=4
Tevrat‘la ilgili faydalandığımız kaynak eserlerden biri olan ve bu konuda kendisinden yaralandığımız, Prof. Baki Adam’ın Doktora Tezi olan“Yahudi kaynaklarına göre Tevrat ve Yahudi Hayatındaki yeri” isimli eserde, bu konuda daha pek çok ayrıntılı bilgiye yer verilmiştir. Ülkemizde meşhur misyonerlerden Daniel Wickwire, “Yahudi, Hıristiyan ve İslam Kaynaklarına Göre Kutsal Kitabın Değişmezliği” isimli eser yazıyor ve Prof. Baki Adam’ın bu eserini inceleyip, bu eserden kitabının 206 ve 207. sayfalarına almaya değer gördüğü birbirine benzer satırlardan bir kısmını bizde görelim;
“Bugünkü Ortodokslar, bu bakımdan, klasik Yahudilik anlayışını aynen devam ettirmektedirler. Tevrat’ın bütün harf ve kelimeleriyle Allah’ın Musa’ya dikte ettirdiği ilahi bir vahiy kitabı olduğuna mutlak olarak iman etmektedirler. Hiçbir değişikliğin meydana gelmesine izin vermemektedirler. Yahudiler, bugün ellerinde halen mevcud olan Tevrat’ın, ne bir harf eksik ne de fazla, Musa’ya Sina’da verilen aynısı olduğunu iddia etmektedirler.”
İsrail’de Tel-Aviv Üniversitesinde yapılan doktora çalışması sonucu yazılan ve yukarıdaki birçok alıntı yaptığımız bu eserden, misyonerin yaptığı alıntı, kitabın sadece “Çağdaş Yahudiliğin Tevrat’a bakışı” bölümündeki, Yahudilerin Tevrat hakkındaki, kendilerine ait değerlendirmeleridir. Koskoca eserden çıkarılan sonuç bu demek ki! Yazara ait olmayan ve herkesin bildiği bir kısım Yahudi din adamlarının kendi iddiaları. Elimizdeki Tevrat’ın, tarih içinde nasıl değişikliğe uğradığını ispatlayan bu eserden, yukarıda yapılan alıntı ile Tevrat’ın bir harfi bile değişmediği konusuna katkı yapılmaya çalışılmaktadır. Bu düşüncedeki yazarlara yardımcı olmak için, konunun daha doğru anlaşılmasına katkı sağlaması amacıyla şimdi de kendi kaynaklarından alıntılar yapalım. Olur ya Müslüman yazarlar gerçeği saptırmış olabilirler diye tereddüt edenler olabilir. Şimdi aşağıdaki itirafları iyi okuyalım:
“Eğer Müslümanlar, Rabbanilerin bu iddialarını bilselerdi, bizi tan etmede ve bizimle tartışmalarında başka bir delile ihtiyaçları kalmazdı. Zaman zaman, Müslüman kelamcılar ‘sizin elinizde mevcud olan Tevrat, Musa’nın getirdiği Tevrat değildir’ diye saldırıda bulunur ve biz onları yalancılık ve iftiracılıkla suçlarız. Onların bunu, bizimle tartışmak için uydurduklarını iddia ederiz. Fakat, Allah korusun, eğer Rabbanilerin bu iddialarına vakıf olsalar, bize karşı başka delile ihtiyaçları kalmaz”
Bu itiraflar kimin mi? Bizzat Yahudi din adamları Rabbilerin. Daniel Wickwire baktığı halde, nedense göremediği Prof. Baki Adam’ın kitabının 133. sayfasındaki itiraflar. Hz. İsa zamanındaki Ferisi Yahudi mezhebinin, günümüzde devamı olan Rabbani Yahudilik “bugün Yahudilerin elinde mevcud olan Tevrat’ın Musa’ya verilen Tevrat olmadığını” kendileri itiraf etmektedirler. Baki Adam eserine bu alıntıları, Saduki Yahudiliğin günümüzde devamı olan Karailiğin önde gelen önderlerinden Yakup el-Kiskisani’nin Kitabu’l-Envar vel-merakıb’ında aralarındaki tatışmalardan aktarmıştır.
Ayrıca Tevrat’ın 4 ayrı metinden derlenmiş olduğu gerçeğini, artık Vatikan’daki Papalık bile onaylamıştır. Bu iddiayı 19. yüzyılda ortaya atan konunun uzmanı yine Hıristiyan bilim ve din adamları önceleri çeşitli sapkınlıklarsa suçlandılardı. Daha sonraları mızrak çuvala sığmayınca bu gerçeği onaylamak mecburiyetinde kalmışlardır.1986 yılında Papa II. J. Paul’ün mührüyle onaylanarak yayınlanan ‘The New American Bible’ kitabının Tevrat’ın önsözünde bu gerçekler itiraf edilmiştir. Bu önsözde aynen Tevrat’ın beş kitabı için kaynak olan, Yahovacı, Elohimci, Kâhinler ve Yasanın Tekrarı isimleri ile anılan metinler belirtilerek, bu beş kitabın yazarının Hz. Musa olmadığı vurgulanmıştır.42 Ayrıca yine 2. Vatikan Ruhani Meclis çalışmalarında 3 yıl süren tartışmalar sonucunda, 4 numaralı meclis belgesinin giriş bölümünde, Tevrat ile ilgili cümlede, bu kitapların doğru olmayan ve hükümsüz metinler içerdiği belirtilmiştir. Tevrat’la ilgili bu ifadeler, 6’ya karşı 2344 oyla kabul edilmiştir. Yani neredeyse oybirliğiyle. 43 Şimdi de Katolik Rahip olan Prof. Dr. Thomas Michel, ülkemizdeki bazı İlahiyat Fakültelerinde okuttuğu ‘Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş’ isimli eserinde, bu konuyla ilgili öğrencilerine neler anlattığına bakalım.
“ilk çağlarda 5 kitabın Musa tarafından açıklandığı inancı yaygındı. Ancak, çağdaş Kutsal Kitap bilginlerinin araştırmaları bu kitapların çıkış noktasının daha karmaşık olduğunu ortaya çıkardı.Onlara göre pentateukh önce Yahudilerde ağızdan ağza yayılan,daha sonra aşamalı olarak birbirine bağlı olmayan yazılı alıntılar ve yasa derlemeleri şeklinde gelişti bunlar muhtemelen M.Ö. 5.inci yüzyılda bir araya getirilerek kesin şeklini aldı.Bu uzun ve karmaşık tarihsel sürece çok sayıda insanın katkısı oldu ise de bir çoğunun adı unutmuştur.Yahudiler ve Hıristiyanlar,Torah’ın derleme aşamalarının,Tanrının esin verici gücü tarafında yöneltildiğine inanırlar. Kutsal Kitap araştırmacıları Pentateukh’da başlıca dört kaynaktan söz eder: Yahveci (j),Elohimci (E),Devteronomcu (D),ve Rahip (P).Pentateukh öğretisinin ayrılık merkezi Allah’ın tek oluşudur.”44
Ayrıca Tevrat’ın (Tanakh) 39 kitabına baktığımızda tamamının bir din kitabı olduğunu söylemek mümkün değil. Birçoğnun Yahudi tarih ve edebiyat kitabı olduğu çok açıktır. Yeşu, Hakimler, Rut, I.Samuel, II.Samuel, I.Krallar, II.Krallar, I.Tarihler, II.Tarihler, Ezra, Nehemya, Ester tarih kitabı sınıflandırmasına daha uygundur. Yine “Mezmurlar, Süleyman’ın Meselleri, Neşideler Neşidesi, Yeremya’nın Mersiyeleri, Vaiz, Eyup” gibi kitaplar da ilahi vahiyden uzak şiir, ilahi ve ağıt gibi Yahudi edebiyatının ürünleri olduğu çok açıktır.Bütün bunları, Kur’an’daki Tevrat ve İncilin değiştirildiği anlatan bir sürü ayetide yazdığı eserde görmezden gelen, Daniel Wickwire’nin dikkatine sunarız.
“ İşte,(İsrailoğullarını) verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular” (Maide Suresi, 13)
Okunma Sayısı: 2297
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 0
Ekim 27th, 2009 at 14:57
burak dini ders cok sevgiyor
Şubat 12th, 2011 at 17:47
yukarıda yazılanlar ancak bir iftiradan ibarettir öncelikle tevratta çelişki diye iddia ettiginiz yerleri cevaplıyacagım tanah ta Rabbin isminin bir yerde elohim başka bir yerde yehova olarak geçmesi Rabbin iradesindendir elohim Rabbin gazabını yehova ise rahmetini temsil eder yani burada iddia ettiginiz gibi çelişki yoktur.Gelelim ikinci iddianıza:Musanın ölümünü anlatan sekiz cümleyi kim yazmıştı? Önder Musa vefat etmeden önce bu ayetler kendisine Rab tarafından bilmirilmişti burada da bir çelişki göremedim.Nuh tufanda gemiye her hayvandan iki çift mi yedi çift mi aldı? Tekvinin altıncı Babında Rab nuha her canlı çiftinder bir tane almasını 7.babının 2.ayetinde ise temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift almasını söylüyor:yani kirli sayılan hayvanlardan birer temiz sayılanlardan ise yedişer çift alması söyleniyor dolayısıyla burada da bir çelişki yoktur
Şubat 12th, 2011 at 17:52
ayrıca kumra vadisinde bulunan M.Ö. 200 yıllarına ait tevrat tomarları da iddialarınız aksini isbatlıyor.musevilik sizin zannettiginiz gibi bir din degildir bizim toraya sadakatimiz tamdır o yüzden musevileri kitablarını tahrif etmekle suçlamaktan vazgeçin
Şubat 13th, 2011 at 13:38
YUKARIDAKİ METİNDE KONUN UZMANI PROFESÖRLERDEN ALINTI YAPTIK. bU UZMANLAR TEVRATIN YANİ TORA’NIN HZ.MUSA TARAFINDA YAZILAN BİR KİTAP OLMADIĞINI Kİ BUNU BAZI RABBİLERİNDE KABUL ETTİĞİ MİSALİNİN DE VERDİK. TORA’NIN 4 VEYA 5 FARKLI KİTABIN BİRLEŞTİRİLMESİNDEN ORTAYA ÇIKTIĞI VE BUNUN EN SON EZRA TARAFINDAN YAPILDIĞI, BİR DE MS:9O DA YAMNİYA KONSİLİNDE KANONA DAHİL EDLECEKLERİN TEKARAR BELİRLENDİĞİNİ KAYNAKLARINDAN YAZDIK. BUNLAR BİZİM KAFAMIZDAN UYDURDUĞUMUZ ŞEYLER DEĞİL.
İŞTE BU FARKLI KAYNAKLARIN BİRLEŞTİRİLMESİNDE 4 İNCİLDE OLDUĞU GİBİ AYNİ KONUDA FARKLI OLAN ŞEYLER TORADA VE TEVRATIN DİĞER BİRÇOK YERİNDE TEKRARLANMIŞTIR. BUNLARIN BAZISINI YUKARIDA VERDİK.İSTERSENİZ BİRAZ DAHA VERELİM.
Tevrat’ta ki farklılıklar yanlızca sadece burada ki kadar olsa neyse (İncillerdekilerden çok daha fazla); merak edenler bir de bunlara baksın; 1.krallar4:26-2.tarihler9:25/1.krallar5:16-2.tarihler2:2/1.tarihler21:12-2.samuel24:13/2.samuel24:9-1.tarihler21:5/2.tarihler36:9-2.krallar24:8/1.krallar7:26-2.tarihler4:5/ezra2:8-nehemya7:11/ezra2:8-nehemya7:13/ezra2:12-nehemya7:17/ezra:15-nehemya7:2/ezra2:19-nehemya7:32/2.krallar8:26-2.tarihler22:2. Bunlar Tevrat’ta farklı bölümlerde ayni olay anlatılırken verilen sayılar arasında ki farklılıklar.Şimdi bunların hangisi doğru.Daha isim ve yer farklılıklarını vermedik.
Şubat 14th, 2011 at 15:48
yukarda alıntı yaptıkların zaten ateist idiolojisi güdenlerdir.Ki böyle düşünüp bu yargılara varmaları normaldir.
ANCAK arkeolojinin bize sunduğu belgeler önemlidir kesin bir yargıya varmak için. TORANIN değiştitirildiğini gösteren arkeolojik bir belge bulmak şu ana mümkün olmamıştır.yukardaki alıntılar sadece idiolojik fikirlerdir.Aksını savunan bilim adamlarıda vardır.
ÖLÜ DENİZ TOMARLARI BULUNDUĞUNDA MISIRLI BİR MÜSLÜMAN YAZAR SEVİNEREK ŞÖYLE DEMİŞTİ:BU YAZMALARDA TEVRATIN DEĞİŞTİRİLDİĞİNİN KANITINI ARTIK GÖREBİLECEĞİMİZİ TAHMİN EDİYORUM.’ancak malesef öyle olmadı tanrı sözü ebediliğini arkeolojik olarak gösterdi.Bunu söyleyen kişide haliyle MORS oldu.
Şubat 14th, 2011 at 16:01
SAYIN KLEMENT SİZ DAHA NE KANITI ARIYORSUNUZ. AYNI KONUDA YUKARIDA YAZILAN DEĞİŞİKLİK YOK MU? İNSANLARI ATEİSTLİKLE SUÇLAYACAĞINA YAZDIKLARININ NERESİ YANLIŞ BİZE BİLDİR BİZDE DÜZELTELİM. AYRICA YUKARIDA ALINTI YAPTIKLARIMIZIN HEPSİ KONUNUN UZMANI İNANÇLI TEOLOG PROF. VE DİN ADAMIDIR.
Şubat 14th, 2011 at 16:58
ski Antlaşma’nın tarihsel güvenilirliğini keşfetmenin bir yolu, metinsel iletimin kusursuzluğunu incelemekten geçmektedir (orijinal metinlerden günümüzde basılmakta olan kopyalara uzanan yol). Antik çağlardan kalma diğer edebiyat eserlerinde olduğu gibi, elimizde orijinal metinler yoktur. Ancak, Kutsal Yazılar ile diğer antik çağların edebiyat eserleri ile kıyasladığımız zaman, kopyalama işlemiyle görevli İbranilerin ulaştığı kesinlik, şaşırtıcı boyutlardadır.
Gleason Archer şöyle ifade etmiştir;
İletim açısından baktığımızda, Eski Antlaşma’nın, varlığından haberdar olduğumuz diğer Hristiyanlık öncesi edebiyat eserlerinden çok büyük farlılıklar gösterdiğini açıkça anlamamız gerekmektedir. Zaten Eski Antlaşma’dan başka, çok yaygın zaman dilimlerinde oluşmuş herhangi bir ulusa ait el yazması eseriyle pek karşılaşamamaktayız. Ancak, Mısırca yazılmış olan Ölüm Kitabı gibi eserlerle karşılaştığımız zaman, bu el yazması kopyaların birbiri ile gösterdiği farklılıklar çok kapsamlı ve ciddi boyutlardadır. Örneğin, Ani Papirüsünün (On sekizinci hanedanlık zamanında yazılmıştır), on beşinci bölümünün içeriği ile Turin Papirüsünün (Yirmi altıncı hanedanlık ya da daha sonraki bir zamanda yazılmıştır) arasındaki fark şaşırtıcı boyutlardadır.
Birçok tümce eklenmiş ya da çıkarılmış ve bazı bölümlerde aynı metindeki birbiri ile bağlantılı gibi gözükmekte olan sütunlar çok farklı anlamlar içermektedir. İbrani metinlerindeki tanrısal yetkinliği bir yana bıraktığımız zaman, birbirinden asırlar sonra üretilmiş olan metinlerin birbiri ile olağan bir ayrılık ve değişiklik sergilememesi için tek bir sebep yoktur. Örnek olarak, 1947 senesinde Ölü Deniz yakınlarındaki 1 numaralı Kumran mağarasında keşfedilen iki kopya, Yeşaya’nın elimizdeki en eski el yazması kopyasından (M.S. 980) bin sene daha yaşlı olmasına rağmen, elimizdeki standart Eski Antlaşma ile kelimesi kelimesine karşılaştırıldığında, yüzde doksan beşlik oranında birebir uyum görülmüştür. Geriye kalan yüzde beşlik oran ise, kalem hatasından ve imlâ farklılıklarından oluşmaktadır ve sunulan esinleme mesajının anlamında en ufak bir farklılık oluşturmamaktadır. (Archer, SOT, 23-25)
Robert Dick Wilson’un muhteşem araştırmaları, Kutsal Yazılar’ın gerçekliğinin ve güvenilirliğinin, Eski Antlaşma İsrail’ini çevreleyen kültürlere kadar dayandığının izini ortaya koymuştur:
İbranice Kutsal Yazılar, 26 ya da daha fazla yabancı Kralların isimlerini içermektedir ve bu isimlere o çağda yazılmış diğer metinlerde rastlanılmaktadır. Bu kralların isimleri, genellikle ya kendi yaptırdıkları anıtlarda olduğu gibi, ya da hükmettikleri zaman içindeki metinlerde, aynen Eski Antlaşma metinlerindeki gibi yazılmaktadır. Gözlemlenen yazım farklılıkları ise, o metnin kaleme alındığı tarihteki İbrani imlâ kurallarında yapılan değişikliklere bağlılığın bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Harfleri ya da okunuşları kesin olarak açıklanamayan iki ya da üç isim olmasına rağmen bu birkaç örnek, bütün İbrani metinlerinin yanlışlığını iddia ettiremez. Tam aksine, Yahudiye ve İsrail krallarının isimleri aynı çağda yazılmış olan Asur metinlerinde aynen, günümüzdeki İbrani metinlerdeki yazıldığı şekliyle rastlanılmaktadır.
Mısır, Asur, Babil ve Moav dillerinden İbraniceye yapılan 144 tercüme ve İbraniceden bu dillere yapılan 40 tercüme ya da toplam 188 tercüme olayı incelendiğinde, 2300 ile 3900 sene boyunca yazılan bütün Eski Antlaşma metinlerindeki isimlerde, harfi harfine bir uyum olduğu görülmektedir. Orijinal el yazması metinlerin yazarlarının en geçerli filolojik prensiplere uyum içerisinde yazmış olmaları, onların uzmanlığının ve titizliğinin en büyük delilidir. Daha da ötesi, asırlar boyunca İbrani metinlerinin aynı titizlikle kopyalanmış olması, edebiyat dünyasında eşi benzeri olmayan harikulâde bir olaydır. (Wilson, SIOT, 64, 71)
Profesör Wilson şöyle devam etmektedir,
Ne Kutsal Kitap’a saldıranlar, ne de onu savunanlar, isimlerin asırlar boyunca doğru bir şekilde aktarılmış ya da hatasız bir şekilde temsil edilmiş olmasının doğal ve kolay bir şey olduğu fikrine bir an için bile kapılmasınlar. Bu tip bir araştırmanın içine girmemiş olan okuyucuların dikkatini, Mısır’daki Kralların isimlerinin verildiği Manetho’ya ve Mısır eserlerine çekmek istiyorum. Manetho, M.Ö 280 senelerinde, Ptolemy Philadelphus zamanında, Mısır’da putperest tapınaklarında yüksek rahip unvanına sahip bir şahıs idi. Josefus, Eusebiyus ve diğerlerinin eserlerinden parçacıklar halinde alıntılar yaptığı Eski Mısır hanedanlıkları hakkında bir eseri kaleme almıştır.
31 hanedanlıktan sadece 20’sinden 40 kralın ismini vermiştir. Manetho’nun verdiği yazılış şekli ile, bu isimlerden 49 adedini eserlerin üzerindeki isimlerle karşılaştırdığımız zaman, ünsüz harfleri ile birebir tanıyabilmekte, 28 adedini ise kısmen tanıyabilmekteyiz. Diğer 63 tanesi ise, tek bir harfi ile bile tanınamamaktadır. Eğer Manetho’nun orijinal metinlerden bu isimleri aldığı doğru ise (ki 49 ismin uyumu bizlere bu olasılığın geçerliliğini göstermektedir), 50’den fazla tanınamaz durumdaki isimlerde mevcut olan yüzlerce değişiklik ve hata ya onun kopyalama konusundaki hatasına bağlıdır ya da onun yazdığı metinleri kopyalayanların suçudur.
Wilson, M.Ö. 2000 ilâ M.Ö. 400 seneleri arasında kronolojik bir sıra ile hüküm sürmüş yaklaşık kırk kralın varlığından bahsedildiği zaman: “Aynı ülkenin kralları ya da başka ülkelerin kralları hakkında bilgi verme açısından olaya baktığımız zaman, hayal edilebilinecek en yüksek seviyedeki kusursuzluğu yakalamış olan Eski Antlaşma’nın, bizlere güvenilirliği ve sağlamlığı konusundaki en büyük delili, bu krallar grubu sunmaktadır.” Bir ek bilgi olarak, böyle bir kusursuzluğun şansa bağlanması durumunda neler olacağını da araştırmıştır: “Matematiksel olarak hesaplandığında, bu kusursuzluğun sadece tesadüflere bağlanma olasılığı 750.000.000.000.000.000.000.000‘da birdir.” (Wilson, SIOT, 74-75)
Bu bulgular ışığında, Wilson şu sonuca varmıştır:
Orijinal metinlerin kopyalarının, 2000 sene boyunca kusursuz bir şekilde iletilmiş olmasının kanıtlandığını kimse reddedemez. HÜKÜM GEREKTİREN KANIT KİTABINDAN
Şubat 14th, 2011 at 19:48
Klement haklı,arkeolojik bulguların hicbiri torayı yalanlamaz en ünlü arkeologlardan biri olan William F.Albright şöyle der:Arkeolojinin sağlam ve Eski Antlaşma geleneklerini onayladığı konusunda kimsenin şüphesi olamaz. Ve daha birçok arkeolog arkeolojik bulgulardan yola çıkarak toranın bozulmadıgı sonucuna ulaşmaktadır.Ayrıca yukarıda ki yazında bazı musevi oldugunu iddia eden fakat musevi olmayan mezhebe bağlı olan(karaim mezhebi) rabbilerin iddiasını yazmıssın onlar bizi ilgilendirmez.Onların ritüelleri bizden farklıdır,bizlerle alakaları yoktur
Şubat 14th, 2011 at 21:35
ŞİMDİ SİZ BU YAZDIKLARINIZLA YUKARIDAKİ İDDİALARA CEVAP MI VERDİNİZ? BEN SİZE PAPALIĞIN BASTIRDIĞI TEVRAT’TAN YAZDIM. TEKRAR YAZALIM.
1986 yılında Papa II. J. Paul’ün mührüyle onaylanarak yayınlanan ‘The New American Bible’ kitabının Tevrat’ın önsözünde bu gerçekler itiraf edilmiştir. Bu önsözde aynen Tevrat’ın beş kitabı için kaynak olan, Yahovacı, Elohimci, Kâhinler ve Yasanın Tekrarı isimleri ile anılan metinler belirtilerek, bu beş kitabın yazarının Hz. Musa olmadığı vurgulanmıştır.
ANKARA İLAHİYAT FAKÜLTESİNDE DERS VEREN PROF. DR THOMAS MİCHEL’İN ülkemizdeki bazı İlahiyat Fakültelerinde okuttuğu ‘Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş’ İSİMLİ ESERİNDEN BAHSEDİYORUZ. AYRICA BÜNYAMİN DEDİĞİ GİBİ KARAİM MEZHEBİNDEN DEĞİL ORTODOKS RABBİLERİN İDDDİALARINDAN BAHSEDİYORUZ. ANYNİ İNCİLDE Kİ GİBİ AYNİ OLAYDA BİRBİRİNİ TUTMAYAN BİR SÜRÜ YER, İNSAN İSMİ VE RAKAM, TANRI YEMİN EDEREK KONUŞTURULUYOR VE VAADLER VERİYOR FAKAT BU VAADLER GERÇEKLEŞMİYOR.
İKİ KİTABIMIZDA VE BUNLARIN SİTELERİNDE BUNLARIN BİR KISMINI YAZDIK VE BUNLARIN NEREDEYSE TEK KELİMESİNE BİLE ELLE TUTULUR ÇÜRÜTECEK DELİL GÖREMEDİK.YUKARIDA YAZDIKLARINIZDA BENZER ŞEYLER.
Nisan 5th, 2011 at 16:19
[...] http://www.hzisahristiyanmiydi.com/ii0202tevrat%e2%80%99in-yazilmasi/tevratin-yazilmasi.html#more-13 [...]