II.02.01.SAMİRİ TEVRATI
II.02.01.SAMİRİ TEVRATI Ağustos 9th, 2007Buraya kadar anlattıklarımızdan sonra Tevrat artık, Yahudi ve Samiri olmak üzere iki değişik nüshaya ayrılmaktadır. Samiri ismi, kuzeydeki Yahudi Krallığından geriye kalanlara verilen isimdir. Kuzeydeki İsrail Devleti, Asurlular tarafından yıkılınca buradaki halk sürülüp buralara Asurlular yerleştirilmişti. Daha sonraları bunlar ile ayni yerlerde kalan Yahudiler kaynaşıp bir millet oluyor. Güneydeki Yahuda devletinde yaşayanlar, aralarındaki rekabetten dolayı, kuzeydekileri samimi olarak Yahudi inancına bağlanmadıklarını ileri sürülerek, onlardan ayrı durmuşlardır. Bu durum İncillerde de görülmektedir;
“5 İsa Onikiler’i şu buyrukla halkın arasına gönderdi: “Öteki ulusların arasına girmeyin. Samiriyeliler’in kentlerine de uğramayın.
6 Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin.
7 Gittiğiniz her yerde Göklerin Egemenliği’nin yaklaştığını duyurun.” (Matta-10)
Babil sürgününden döndüklerinde kendilerini saf kan Yahudi sayan Yahuda Devletinin mensuplarının ellerindeki, Ezra başkanlığındaki meclis yeni Tevrat’ı yine Samiriler’e inat Asurî karakterli yazı ile yazmış, eski İbrani yazısını onlara terk etmiştir. Bundan sonra iki topluluğun arası iyice açılmıştır. Bu rekabetten dolayı özellikle Samiriler’in elinde değişik bir Tevrat kalır. Bu iki Tevrat metni arasında birçok faklılıklar olduğu görülmüştür. Samiri Tevrat’ının günümüze varlığının kanıtlanmış, 1616 yılında Hıristiyan Oryantalist Pietro della Vale tarafından olmuştur. Bu nüshanın İngilizce ilk baskısı 1957 yılında yapılmıştır.26 1947 yılında Kumran Vadisi kazılarında bulunan, Ölü Deniz Yazmaları arasındaki Tevrat metinleri, Samiri Tevrat’nın daha eski ve daha orijinal olduğunu kanıtlamıştır.
Yapılan incelemelerde her iki Tevrat nüshası arasında 6000 çıvarında farklılık tespit edilmiştir.27 Aralarında ki önemli farklılıklardan birisi kutsal mabetle ilgilidir. Samiri Tevrat’ında kutsal mabet, kuzeyde Şekem şehrindeki Gerzim dağını, Yahudi Tevrat’ı ise Kudüs’teki Süleyman Mabedi’ni kabul eder. Konumuzla yakından ilgili olmadığı için, bu farklılıkların üzerinde genişçe durmayacağız. Samiri Tevrat’ı yalnızca Hz. Musa’ya verilen ilk beş kitabı kabul eder.28 Eski Ahitteki diğer kitapları Hz. Musa’nın şeriatına ters düştükleri için kabul etmezler. MÖ. 170 yılında Yunanca’ya tercüme edilip, Septuagint ismi alan ve Katolik Hıristiyanların kullandıkları Tevrat ile Samiri Tevrat’ının birbirleriyle daha fazla uyuştuğu gözlenmiştir. Son Yahudi Tevrat’ı ile Samiri Tevrat’ı üzerinde yapılan incelemelerden aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır;
“1920 yılında Moses Gaster,1166 yılına ait Samiri yazma Tevrat tomarının bir nüshasını elde etmeyi başarmıştır. Gaster, paleografik ve diğer noktalar bakımından yaptığı incelemede, Samiriler’in en eski ve değişmeyen Tevrat nüshasına sahip olduklarını iddiasını doğrulamıştır. Ayrıca, Samiriler’in Tevratlarını Yahudi Massoratik (geleneksel) metninden kopya ettikleri iddiasının temelsiz olduğunun ispat etmiştir. Daha sonra, 1947’de, Ölü Deniz Yazmaları arasında bulunan Tevrat metinleri, Gaster’in bulgusunu desteklemiştir. Yapılan incelemeler neticesinde, bu Tevrat metinlerinin Samiri Tevrat’ının prototipini teşkil ettiği görülmüş ve tarihen de çok eski olduğu tesbit edilmiştir.”29
Yahudi Tevrat’ının Ezra tarafından yazılmasından sonra Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar standart bir metninin olmadığı anlaşılmaktadır. Rabbani kaynaklarda bu dönemde Tevrat’ta daha birçok değişikliklerin olduğu belirtilmiştir. Özellikle Makkabiler döneminde Tevrat’ın tekrar düzenlenmesi zarureti ortaya çıkmıştır. En son Tevrat düzenleme MS. 90 yıllarında Yamniya’da toplanan meçliste bugünkü 39 kitapçıktan oluşan metine son şekil verilmiştir.30 MÖ: 3 yüzyılda Septuagint’in çevrisinde var olan 45 kitabın 6 adeti için insan uydurması olarak hüküm verilerek kanondan çıkarılmıştır. Tabi hem Hristiyan ve hem de Yahudi din adamları tarafından tek harfi bile değiştirilmeden günümüze ulaştırıldığı iddialarının gerçeğide maalesef bu.
Okunma Sayısı: 1130
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 0
Ekim 31st, 2007 at 14:18
http://hristiyan.net/kutsalkitabindegismezligi/index.htm
Bu bölümde, kutsal kitabın değişmediğini gösteren birçok kanıta şahit olacaksınız.Eğer araştırıcı bir ruha sahipseniz, burdan fazlasıyla yararlanabilir ve araştırmalarınıza bir yenisini daha ekleyebilirsiniz..Unutmayın gerçeklerden korkmayın.Gerçeği inkar edenlerden korkun.
Ekim 31st, 2007 at 16:09
Sevgili Jesus;
Sitemizin ilk bölümü “yazılar” bölümümünde kitabımıza karşıt görüşlerde ki sitelerden alıntılar yaparak okuyucularımıza bu tür yazıları da vermeye çalıştık, ilerleyen zamanlarda başkalarına da yer vereceğiz.Maksadımız araştırıcı ruhu harekete geçirmek.Vermiş olduğunuz sitedeki farklı görüşleri okuyucularımızın okuyup değerlendirmeleri olumlu karşılarız.Ama biz gördük ve kitabımızda da yer verdik ki,Hıristiyanlığın kurucusu Aziz Pavlus bile Tevrat’ı eleştirmekte, Tevrat’ta ki en önemli ahdi sünneti inkar etmekte ve hatta Hz.Musa’yı bile eleştirmektedir.Aklı selim bir insan Tevrat’ı okuduğunda HZ.İbrahim,Lut, Davut ve Süleyman’ın yaptıklarını;İshak nasıl ilk oğulluk hakkını aldığını,İshak’ın oğlu ve İsrailoğullarının atası YAKUP nasıl bir hile ile kutsandığı ve Yahudilerin dışındaki insanlar hakkında yazılmış katliam emirlerini gördüğünde bu büyük insanlar ve bunların Tanrısı hakkında ne düşünür.Ayrıca kitabımın bu bölümlerinde verdiğimiz bir sürü çelişkiler nasıl izah edilir.İncil ve Tevrat Tanrı sözü deyip geçiştirmek ne derece okuyucuları tatmin eder, kendi değerlendirmelerine bırakıyorum.Biz istedik ki gerçeklerin üzeri örtülmesin,herşey apaçık ortaya dökülsün insanlar doğru olanı ayırdedebilsin. RABBİM BİZLERE KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN.
Ağustos 16th, 2008 at 03:29
Jesus eklediğin linki inceledim ve iddiaları okudum.
Sonuç olarak araştırmayı, öğrenmeyi, bilgi seçmeyi severim.Sanada bunu tavsiye edrim. Kuran-ı kerim den seçilip sunulmuş hadisler yerine kendisini okumanı yukarda bahsedilen kumran yazıtlarının bulunuşunu, neden kiliseler tarafından saklandığını, araştırmani dilerim.
Verdiğin link e gelince. Sunum müslümanları inandırmak için yazıldığından (amaç bu olmuş orda), Kuran-ı kerim den hadislerle desteklenmeye çalışılmış. Öyleki sunumu yapan kişiler neredeyse kuran-ı kerime inanmış onu tasdik edici olarak görmüş izlenimi var. İspat etmeye çalışmalar okadar basitki. incil islamdan öncemi sonramı bozulmuş diye bir soru var ki çok çocukça, aynı metin içindeki bütün sorularda öyle. sitede burdaki gibi bir yorum imkanı verilse, her sorulan sorunun cevabı o kadar basitki orda yazardım cevapları. imkan tanımamışlar burdaki gibi. yazdığım sorunun cevabı ise; tabiki islamdan önce okuma yazma oranının düşük olduğu dönemde(orda denmiş ki tüm hıristiyanların bildikleri nasıl onlar varken değişmiş), zaten din hep klise ve papazların elinde olmuş klise kendini güçlü tutmak için hep din ve incil üzerinde oynamıştır. Bunun en büyük ispatıda. Klise ve papazlar; insanı kutsayacaklar, günahlarını onlar affedecekler,dilediklerinde onları dinden çıkaracaklar,dilediklerinde asacaklar. Bu bile hıristiyanlığın bozulduğuna delil ve yeterlidir. Yaradıcı ve kul arasında insanoğlu olmaz. İnsanı günahlarından dolayı insan değil rab yargılar ve kul u hiç bir kimse dininden ve yaradana inancından çıkaramaz. Yaradan bu kadar güçsüzmüdür dünya üzerinde müdürleri olsun işe alım ve çıkarım yapsın. insanlar günahları için sadece Yaradana hesap verir. papazlar ilah değildir. daha bi sürü dejenere örnekler var ki tarafsız yargılarsan ulaşabilirsin.
Ekim 1st, 2009 at 17:39
sevgili mustafa kardeşim ; yukarıdaki yazında ‘kur’an dan hadisler var ‘ ibaresi kullnılmış lütfen dikkat edelim dini terimleri yanlış kullanmayalım islam dininde hadis = peygamberimizin sözleridir. bu aslında incile mantık olarak tekabul ederki incilde isa (as) ın sözleri yaptıkları ve hayatının anlatıldığı kitaplardır ( içerikleri doğru -ynalış girmiyorum).
ayet ise = allah cc ın melek cebrail vasıtası ile peygamberine ilettiği sözlerdir ve allah kelamıdır. Zaten ku’anı diyer kitaplardan ayıran özellik te en direk budur ,ki kuran direk birinci kelam sahibinin ( Allah2ın ) konuşması ile anlatımlıdır. bazen direk Allah konuşur yada direk her konuda olması gerekenleri vaaz eder , veya geçmiş peygamberlerle ve olaylarla ilgili bilgiyi verir konuşma ( ayetler ) hep birinci kaynağa Allah’ a aittir. cebrail Allahtan aldığı kelamı allahın kulu ve elçisi olan hz.muhammede iletir o ‘da vahiy katiplerine yazdırırdı.kur’an dan başka bu şeki,lde oluşabilmiş bir kitap daha yok tur . hele’ ki incil çook malum şekilde isa as ‘ölümünden en erken 30 sene sonra o’nun hayatı ve başından geçenlerin anlatıldığı ve akıllarda kalan sözleri ve o’na nisbet edilen sözleridir.