II.01.HZ. İSA’YA İNCİL İNDİRİLDİ Mİ?
II.01.HZ. İSA’YA İNCİL İNDİRİLDİ Mİ? Ağustos 9th, 2007Bugünkü Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa’ya Tanrı tarafından vahiy yoluyla bildirilen öğretilerinin toplandığı bir kitap yoktur. Yani Hıristiyan inancına göre, İslam dinindeki Hz. Muhammed’e Kur’an’ın indirildiği gibi bir İncil indirilmemiştir. Mevcut kutsal kitaplar-İnciller Hz.İsa’dan çok sonraları derlenip toplanmış, O’nun hayat ve öğretilerini içeren eserlerdir. Yine bu dinin inancına göre bu kitaplar, yazarlarının kendi akıllarıyla oluşturduğu eserler olmayıp Kutsal Ruhun kontrolünde ve Tanrı esinlemesiyle (vahiyle) yazılmıştır. D. Wickwire bu konuda şunları yazmaktadır.
“Hıristiyanlık’taki Kitab-ı Mukaddes’e bakış İslamiyet’teki Kuran’ı Kerim’e bakıştan belirgin bir şekilde farklıdır. Hıristiyanlığa göre Kitab-ı Mukaddes Tanrı’nın esinlemesi ile dikte ettirilmiş veya cennetten indirilmiş demek değildir. Tanrı’nın esiniyle Kitab-ı Mukaddes değişik kişilerce yazılmış tam güvenebileceğimiz bir eser ve ruhsal rehberdir. Hz. İsa, İncil’i gökten inen bir kitap olarak anlamadı. İlk Mesih İnanlılarının zamanında İncil kitap olarak hala yoktu. Kitap olarak İncil’i de İsa yazmadı. Onu kaleme alan kişiler, İsa’nın bunun için tayin ettiği elçilerdir. Elçiler, Kutsal Ruh’un denetimi altında yazarak tanık oldukları olayları ve kendi anlayışlarını ifade tarzlarını birleştirerek Tanrı’nın istediği sözleri yazdılar. Esin Tanrı’nın nefesidir. Kutsal Ruh yanlışlık olmadan, her kelimeyi denetleyerek yazdırıyordu.” 5
Gerçi İncillerin hiçbir yerinde Hz. İsa’nın kendi öğretilerini yazmak için birilerini görevlendirdiği görülmemektedir ve yine önemli üç İncil yazarı Markos ile Luka (elç. İşleri yazarı) elçi değil. Kutsal Ruh’un da denetlediğinden pek emin değiliz veya birden fazla Kutsal Ruh olduğunu sanıyoruz. Bu iddiaların ispatını konuların ilerlemesiyle bir bir göreceğiz. Türkiye’deki Bağımsız Protestan Kiliseleri basın danışmanı İsa Karataş “ Gerçekleri Saptıranlar” isimli eserinde şunları yazmaktadır;
“ Bu durumda, şu gerçeği kabul etmek zorundayız: İncil İsa’ya indirilmemiştir. Çünkü hem İncil’e göre (Yuhanna, 1-4), hem de Kuran’nın bir başka ayetine (Nisa-4) göre İsa Mesih, “ Allah’ın Canlı Sözü” değil mi Öyle ise Allah’ın O’na ayrıca İncil indirmesine ne gerek var?”6
Yeni Yaşam Yayınları’nın yayınladığı İncil’de bu konuda şu ifadeler bulunmaktadır.
“İncil’e göre, İsa Mesih’in kendisi ne bir kitap yazdı, ne de gökten kendisine bir kitap indirildi. Buna karşılık İncil’de İsa’nın, Tanrıyı bize açıklamak için dünyaya gelmiş olan “Tanrı Sözü” olduğu belirtilir (Yuhanna 1:1-18).” 9
Bunlar böyle diyor ama bu iddialar acaba doğru mu? Bu konuda en önemli kanıt sanırım yine İncil’den ve Hz. İsa’dan olmalıdır. Hep beraber okuyalım;
“18-19Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara MÜJDE’Yİ İLETMEK İÇİN meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için BENİ GÖNDERDİ.” (Luka-4)
“38 İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da TANRI SÖZÜNÜ duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.” (Markos-1)
“ 14Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, TANRI’NIN MÜJDESİ’Nİ duyura duyura Celile’ye gitti.15 “Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!” (Markos-1)
Yukarıda ki bizzat İncil’de Hz. İsa’nın kendi ağzından söylediği sözlere bakılırsa O’na verilmiş bir İncil var. Peki bu İncil’i İsa’ya kim vermiş bir de bunu bizzat yine incillde ki İsa’nın kendi ağzından öğrenelim;
“49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.50 O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum.“ (Yuhanna-12)
“16 İsa onlara, “Benim öğretim benim değil, beni gönderenindir” diye karşılık verdi.17 “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.“ (Yuhanna-7)
“25 O’na, “Sen kimsin?” diye sordular. İsa, “Başlangıçtan beri size ne söyledimse, O’yum” dedi.
Beni gönderen gerçektir. BEN O’NDAN İŞİTTİKLERİMİ DÜNYAYA BİLDİRİYORUM. “ (Yuhanna-8)
“28 Bu nedenle İsa şöyle dedi: “İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman benim O olduğumu, KENDİLİĞİMDEN HİÇBİR ŞEY YAPMADIĞIMI, ama tıpkı Baba’nın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.“ (Yuhanna-8)
“24 Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İŞİTTİĞİNİZ SÖZ BENİM DEĞİL, beni gönderen Baba’nındır.25 “Ben daha aranızdayken size bunları söyledim.” (Yuhanna-14)
Özellikle Yuhanna İncilinde bu kadar açık ifadeler varken, nasıl olurda Hz. İsa’nın, Tanrıdan aldığı vahiy ile değil de, kendiliğinden konuştuğu iddia ediliyor anlaşılır gibi değil. İşte İncillerde ki en çok dikkatimizi çeken nokta bu. Birbirine tamamen ters ifadelerle dolu olması. Zaten İşte bu da, anlamak isteyen için, ilk başta var olan asıl gerçekler üzerine acemice yeni ve zıt ilavelerin yapılmış olduğunun en açık kanıtı olmaktadır. Yukarıdaki ifadelerden anlaşılıyor ki, Hz.İsa kendiliğinden konuşmuyor. Tanrının sözünü ve Tanrının Müjdesini (İncil’ini), insanlara iletmek için “ Tanrı Beni gönderdi, ben kendiliğimden konuşmuyorum, beni gönderen ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana bildirdi” diyor. Bütün İncil’lerde bu kadar açık ifadeler varken, bunları görmezden gelip Yuhanna İncil’inin başındaki kapalı bir ifadeden zorlama yorumlar yapmak, aynen Kur’an’ın ifadesiyle bile bile gerçeği gizlemek, kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamaktır.10 Eğer Hz. İsa teslise göre Tanrı’nın üç kimliğinden biri ve Tanrı’ya eşit ise, kendinden üstün bir otoriteden direktif alan bir emir kulu gibi, “O beni gönderdi, Tanrı sözünü duyurayım. Tıpkı bana öğrettiği gibi konuşuyorum” demezdi. Ayrıca Yuhanna’nın başında ki ifadelerden yapılan yorumlamalara göre, yaşayan Tanrı Sözü olsaydı, aynı incildeki gün gibi açık bu ifadeleri söylemezdi. Her ikisi de doğru olamayacağına göre, ifadelerin biri yanlış veya yapılan zorlama yorum yanlış. Aynı İncilde ve diğer üç İncilde gerçeğin ne olduğunu açıkça anlatan bir sürü ifade ortada iken, dileyen hala zorlama yorumunda ısrar edebilir. Eğer O’nu, sözlerini insanlara duyurmak için gönderen bir Tanrı varsa ve kendiliğinden konuşmuyorsa, duyurduğu bu Tanrı Söz’leri de apaçık vahiy (Tanrı’dan alınan sözler) olur. Bu konuda İ.Karataş gibi, Kuran’ı da kaynak olarak kabul edeceksek, Kuran’da Hz.İsa; ‘Allah’ın kendisine kitap verdiğini ve peygamber olarak gönderdiğini’ açıkça söylemektedir.11 İ.Karataş yine kitabında yukarıdaki İncil ayetleri için şunları yazmaktadır;
“Hz.İsa’ya gönderilmiş yazılı bir kitaptan ziyade, Allah’ın iyi haberlerinin açıklanması ve yayılması olarak anlaşılmalıdır” 12
Gayet tabi her peygamber, Allah’ın iyi haberlerini yaymakla görevlendirilmiştir. Ama sıradan bir insanda bilir ki, peygamberler kendiliğinden konuşmaz ve Allah’ın kendilerine bildirdiklerini (vahiyleri) insanlara iletirler. Yine herkesin bildiği gibi Allah, peygamberlerin duyurulmasını istediği vahiyleri topluca yazılı bir kitap olarak gökten indirmez. Ne Kuran’dan, nede İncil’den böyle bir anlam çıkmaz. Allah buyruklarını vahiy yoluyla zamana yayarak bildirir. Kutsal kitaplar da, bunların derlenip toplanmasıdır. Yukarıdaki İncil metinlerini nasıl yorumlarsak yorumlayalım, Hz. İsa, kendisini gönderen Tanrı’nın Buyruklarını-Müjdesini insanlara duyurmuştur. Önemli olan bunların ne olduğudur. Ama ne yazık ki bunların yazılıp toplandığı orijinal bir metin günümüze ulaşamamıştır. O’nun irşat faaliyetlerini anlatan mevcut İncillerden ilki, vefatından ancak 30 yıl sonra derlenerek yazılabilmiştir ve ne yazık ki elimize ulaşan en eski elyazması da MS. 130 yılları civarına aittir. Maalesef bunların çoğu iyi korunamamış ve eksik metinler içermektedir. Mesele olan bu yazılanların ne miktarda, ne kadar doğru ve hangisi gerçektir. Tabi şimdi birileri; Hz. İsa’nın kendi ağzıyla yukarıda söylemiş olduğu sözleri delil olarak sunmamıza karşı savunma olarak, “-Bu sözler İsa’nın insan yönüyle söylediği sözlerdir” dediklerini duyar gibiyiz. Bu onların kendi kuruntuları. Bakın İncil’de ki son bölüm olan Yuhanna’nın Vahyi yazarı bu konuda neler söylüyor, hala ikna olmayanlar ve sayın İ.Karataş için son bir kanıt daha sunalım;
“1-İsa Mesih’in vahyidir. Tanrı yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O’na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti.” (Vahiy;1)
Okunma Sayısı: 3259
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 3
Ağustos 23rd, 2007 at 15:26
Va.21: 5 Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi. Sonra, “Yaz!” diye ekledi, “Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir.”
Va.21: 6 Bana, “Tamam!” dedi, “Alfa* ve Omega*, başlangıç ve son Ben’im. Susayana yaşam suyunun pınarından karşılıksız su vereceğim.
Va.22: 12 “İşte tez geliyorum! Vereceğim ödüller yanımdadır. Herkese yaptığının karşılığını vereceğim.
Va.22: 13 Alfa* ve Omega*, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im.
Va.22: 18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.
Va.22: 19 Her kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.
MAt.15:8‘Bu halk dudaklarıyla beni sayar, Ama yürekleri benden uzak.”
Yu.12: 37 Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde O’na iman etmediler.
Yu.12: 38 Bütün bunlar Peygamber Yeşaya’nın söylediği şu söz yerine gelsin diye oldu: “Rab, verdiğimiz habere kim inandı? Rab’bin gücü kime açıklandı?”
Yu.12: 39-40 İşte bu yüzden iman edemiyorlardı. Nitekim Yeşaya başka bir yerde de şöyle demişti: “Tanrı onların gözlerini kör etti Ve yüreklerini nasırlaştırdı. Öyle ki, gözleri görmesin, Yürekleri anlamasın Ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim.”
Elç.7: 51 “Ey dik kafalılar, yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş olanlar*! Siz tıpkı atalarınıza benziyorsunuz, her zaman Kutsal Ruh’a karşı direniyorsunuz.
Mez.81: 12 Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.
Mat.5: 11 “Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size!
Luk.10: 23 Sonra öğrencilerine dönüp özel olarak şöyle
dedi: “Sizin gördüklerinizi gören gözlere ne mutlu!
Yu.20: 29 İsa, “Beni gördüğün için mi iman ettin?” dedi. “Görmeden iman edenlere ne mutlu!”
1.Pe.4: 14 Mesih’in adından ötürü hakarete uğrarsanız, ne mutlu size! Çünkü Tanrı’nın yüce Ruhu üzerinizde bulunuyor.
İbr.11: 1 İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır*.
Not: Hz. İsa fiziksel olarak Yahudi bir aileden geliyordu. O kendisini Hristiyan addetmedi. O’na benzer yaşamayı seçenlere, ardından gidenlere bu ad verildi. Dolayısıyla çarpıcı olacağını düşündüğünüz ama teolojik olarak yanlış yaptığınızı Göksel Olanın bilgeliğini küçümsediğinizi söylemek istedim. Büyük bir yanlıgı içindesiniz.
Rab kendisi size KEndi gerçeğini açıklar.
Esenlikler
Ağustos 23rd, 2007 at 16:20
İlginize teşekkürler.Biz eserimizde bugünkü Hristiyanlığın, Hz.İsa ve kendinden sonra Kudüsteki Havarilerin öğretilerinden saptırıldığını kanıtlamaya çalıştık.Zaten bu sapmaları değişik Protestan grupları da reddetmektedir.Konular iyi incelendiğinde bu anlaşılacaktır.RABBİMİZ hepimize kendi gerçeğini anlamamıza yardımcı olsun.
Ağustos 27th, 2007 at 15:00
sn. İlhan bey, sanırım dikkatli okumadınız. Ne Protestanlık, ne Katoliklik ve ne de Ortodoksluk Kutsal Kitap’ın sözücüsü değildir. Kutsal Kitap Tanrı Söz’üdür. Ve Tanrı KEndi Söz’ünü hiç bir şeye ve hiç kimseye bağlı olmaksızın KORUYABİLİR. GÜCÜ HER ŞEYE YETENDİR. AMİN?
Va.22: 18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.
Va.22: 19 Her kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır
2.Pe.1: 21 Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler.
saygılarımla
Ağustos 27th, 2007 at 15:28
İşte bende kitabımda zaten sizin Vahiy 22′de belirttiğiniz, ayrıca Tevrat-Yasanın Tekrarı 4/2′de ve Markos 13/31 vs. gibi yerlerde yapılan uyarılara İncil ve Tevratta gerçekten sadık kalınıp kalınmadığını sorguladım.Ama bunlar kitabın değişik bölümlerinde işlenmiştir. Özellikle bu sitede bulunan “Pavlus’un Çelişkileri” bölümünü okumanızı tavsiye ederim.Lütfen kitabımı detaylı okuyup, eğer bir karşı görüşünüz varsa belirtirseniz memnun olurum.Rabbim hepimize kendi gerçeğini anlamamıza yardımcı olsun.
Saygı benden
Eylül 12th, 2007 at 17:11
Daha İsa (A.S) hayattayken ona ve havarilerine her türlü baskı ve zulmü yapan, birçok insanın öldürülmesine sebep olan Tarsuslu Roma askeri/vatandaşı Feriseli Saul (sonra Paul-grek dilinde Pavlus) bu birlikteliği böyle yok edemeyeceğini anlayınca içerden yıkmaya karar verir ve İsa (A.S)’ı gördüm masalıyla içlerine sızar ve yıllar sonra bu mesajı aslına göre bozmaya başlar. Günümüz Hrıstiyanlığının ve teslis inancının babası Pavlus’tur. Gerçekte bu yeni dinin ismi Pavlusçuluk’tur ve İsa (A.S) ile uzaktan yakından alakası yoktur.
İsa (A.S) doğumu Adem (A.S)’daki gibi mucizevi olması dışında sadece bir insandır ve İsrailoğulları’na o zamanlarda oldukça bozulan Museviliği tekrar ihya etmek için gönderilen bir peygamberdir.
Sevgiyle, muhabbetle ve sevgiyle kalın
Ekim 14th, 2007 at 15:22
MİSYONERLİĞE KARŞI TEK ÇÖZÜM
KEMALİST DEVRİMLERİN YAŞAMA GEÇMESİDİR
YOKSA BUNLARIN SAYISI GİTTİKÇE ARTAR
Ekim 14th, 2007 at 21:42
Bir düşünce ve fikir hareketinin kitleler üzerinde yayılması, ancak sağlam temellere dayalı bir şekilde yanlışlığı kanıtlanıp onun doğrusu ortaya konulunca durdurulabilir.Daha çok kısa bir zaman dilimi öncesine kadar Marksist düşüncenin bütün dünyada yayılması, ancak bu düşüncenin pratik uygulamaların sürdürüldüğü devletlerde istenen ilerlemeyi sağlayamadığı görülmesi üzerine durmuştur.Yani fikri temellerinin yanlışlığı anlaşılmıştır.Bu düşüncelerle ülkesine düşman olan insanımız da, tekrar ülke değerlerine yönelip hiç olmazsa ulusalcı kimliğe geri dönmüştür.Yeterli fikri mücadele yapılmadıkca polisiye tedbirlerle hiçbir inançın yayılması engellenemez.Selam ile
Mayıs 17th, 2008 at 17:33
Kardeslerime Selamun aleykum. Bir Ingilizce sayfadan cevirdigim Inciller gorgu taniklarinin eserleri mi adli calismayi size kismen sunmak isterim. Sorulariniz icin mkusak@yahoo.com.
İnciller Görgü Tanıklarının Kayıtları mıdır?
Bir çok Hıristiyan İnciller’in göz tanıklığına dayalı olduğunu iddia edebilir. Sonunda Markos ve Luka’nın yazarlarının Markos ve Luka değil onlara çok yakın birilerinin kayıtları olduğu noktasına varmaktadırlar. Ancak maalesef bu iddiaların doğrulanabilmesi çok zor görünmektedir.
Peki bu iddialar mantıklı mıdır?
Kısa Bir Arkaplan Bilgisi
Kanonik yani Hıristiyanlarca apokrif İncillerden ayrılıp kabul edilen ve Hz.İsa’nın hayatını anlattığını iddia eden dört İncil vardır. Bunlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Bunlardan Matta, Markos ve Luka Sinoptik İnciller olarak bilinir. Zira bunlar birbirine üslupça yakın olduğu gibi birbirinden kelimesi kelimesine alıntı yapmışlardır. Bunların metinsel farklılıkları sıkça araştırılmıştır.
Tarafsız araştırmacıların metinsel kıyasların sonucuna göre, Matta ve Luka’nın Markos’tan sonra yazıldığını ve Markos’un bu İncil’in kaynağından istifade ettiği sonucuna varılmıştır.
Markos İncili’nin 661 ayetinden, Matta’nın İncili’nde 607 ve Luka İncilinde 360 adet kullanılmıştır. Bununla beraber bu iki İncilde olup da Markos’da olmayan 230 ayet vardır. Birçok İncil araştırmacısı, Matta ve Luka’nın “Q” (Almanca Quelle, yani hem sözlü hem yazılı olması muhtemel “Kaynak” gelenek anlamında) kaynağından faydalandığını iddia ederler. “Q” nun varlığı tartışmalı olsa da evrensel olarak kabul edilen şey bunu Matta’nın ve Luka’nın bilip Markos’un kullandığıdır. Gerçek silsile nasıl olursa olsun, Matta, Markos ve Luka’daki benzerlikler, bazı İnciller’in diğer İnciller için kaynaklık teşkil ettiğidir.
Yuhanna İncili’ne gelince, bu İncil Sinoptik İnciller’in aksine Helen kültürü ve felsefesinin bariz izlerini taşır bunlardan “Logos” yani “Kelam”, İnciller’den asırlar önce Grek filozofların tartışma konusu olmuştur. Yuhanna İncili ilk ayetlerine “Kelam” ile başlar ve Mesih’le onu özdeşleştirir ve onu tanrılaştırır. Ancak bu metinler derin düşünenlere göre oldukça oldukça kafa karıştırıcıdır.
BU YAZARLAR GORGU TANIGI MIYDI?
Bu durum bazı ilginç soruları beraberinde getirmektedir. Neden Matta gibi bir görgü tanığı başka birinin kitabının % 90’ını kullansın ki?
Neden Pavlos’un yoldaşı olan Luka, Markos’unki gibi yazılı bir kaynağı kullansın? Eğer Luka Pavlos’u, Pavlos da Petrus’u tanıyorduysa ve Petrus Pavlos’a Hz.İsa hakkında çok hikayeler anlatmışsa, Luka o zaman Hz.İsa hakkında ikinci ve üçüncü ağızdan anlatımlara dayanmadan yazı yazabilirse;
Eğer Matta ve Luka’nın üçüncü veya dördüncü el bir tanıklığa dayandığı görülüyorsa, Hırsitiyanlar Markos’un göz şahitliğini ispat etseler bile tüm sorular kaybolmaz.
Markos’un İncili Göz Tanıklığına mı Dayalı?
Bu her zaman Hıristiyanlarca kabul edilen görüş olagelmiştir:
M.S. 4.y.y.’da yazan Eusebyus, Papyas’ın M.S. 2’inci y.y.’da “Markos’un Pavlos’un tercümanı olduğunu, Efendileri olan İsa’ca ne söylendi veya yapıldıysa sırasıyla olmasa da doğru bir şekilde yazıldığını” söylediğini aktarır.
Böylece, Markos’un İncili’nin Petrus’un tanıklığına dayandığının kanıtı, yüzlerce yıl sonra kaybolan ve kimce yapıldığı belli olmayan bir çalışmanın alıntısıdır. Bu kabulün doğruluğunu kabul etmememizi gerektirecek bir sebep yoktur.
Peki doğru mudur? Markos İncili’nin yazarı, Petrus’un bir yoldaşı ve Filistinli bir Aramice konuşan Yahudi midir, veya en azından Aramice’ye, Musevilik’e ve Filistin`e aşina biri midir?
- Hayır!!
Markos İncili’nin Yazarı Havari Markos Değildi!
Bunu tespit etmek için Luka’nın ve özellikle Matta’nın Markos İncili’ni nasıl kullandığını incelemek çok önemlidir.
Derin olmayan bir inceleme neticesinde çok defalar, Matta’nın Markos’un Musevîlik hakkındaki bariz hatalarını düzelttiğini fark ederiz. Açıkça, Matta bir Yahudi idi ve Markos, Papyas’ın koyu çizilmiş alıntısı aksine Kudüs Kilisesi’ne hiç de yakın biri değildi.
> Matta 15:4’ü Markos 7:10 ile karşılaştırınca, Eski Ahit hakkında “Tanrı dedi” ifadesi yerine “Musa dedi” ifadesini kullanmak “Yahudi olmayan” (Gentile) bir bakış açısını yansıtmaktadır. Çünkü hiçbir Yahudi 10 emri Musa’ya atfetmez. On emri buyuran, tüm Yahudilerin size söyleyeceği gibi Tanrı’nın kendisidir.
> Markos 5:22’de geçen “Havranın idarecilerinden biri” ifadesi diaspora havraları (Pisidian Antioch, Elçilerin İşleri 13:15) için doğru olsa bile Filistinli havraların normalde bir tek idarecisi olurdu. Matta bu yüzden Markos’ta geçen bu ifadeyi atmıştır.
> Markos 14:12’de geçen “Fısıh kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek bayramının ilk günü..” Yahudi takvimine göre 15 Nisan’ı 14 Nisan ile karıştırır. Bu yüzden Matta 26:17 “Fısıh kurbanı kesildiğinde” ifadesini atar. Markos Fısıh bayramını bilmeyen bir Yahudi miydi??
> Markos 14:13 havarilerin “Su testisi taşıyan bir adam” ile karşılaşacaklarını söyler. Matta 26:18 ise ilginç bir şekilde Yahudilerde kadınlara ait bir iş olan “su testisi taşıma fikri”ni es geçer ve metninde bulundurmaz.
> Markos 15:42’ta geçen “O gün Hazırlık günü, yani Sept gününden önceki gündü. Artık akşam oluyordu. Bu nedenle..” ifadesi ya Cuma gün batımıyla başladı ve İsa Perşembe öldü demek anlamına gelir ya da “Müjdeci” Yahudiler’in günlerinin akşamdan başladığını bilmediğini gösterir. Matta 27:57-62 Markos’un Yahudi takvimi hakkındaki eksik bilgisini düzeltme eğiliminde görünmektedir. İlginç bir şekilde NIV (İncil’in Yeni Uluslararası Uyarlaması) Markos 15:42’taki bu problemi RSV’de (Gözden geçirilmiş Standard Uyarlama)daki kullanımın aksine “Gece yaklaştığında” diye kullanarak uzaklaştırmıştır.
> Markos 15:46 “O gece Yusuf’un keten bir bez aldığını” söyler. Matta bunun Sebt günü yani Yahudiler’in kutsal günü bir Yahudi’ye iş yapmak yasak olduğundan ve günah sayılacağından yok sayar. Hiçbir Yahudi bu hatayı yapmazdı.
> Markos 1:2 yaptığı referansı Malaki (Malaki 3:1)’yi İşaya’ya ait gösterir. Ama
Matta 3:3 bunu düzeltir.
> Markos 2:7’ta Kutsal Yasa’nın (Tevrat) öğreticileri İsa’dan günahları affettiği için şikayetçi olurlar ve “Allah’tan başka günahları kim affedebilir?” diye sorarlar. Ama gerçekte Yahudiler böyle düşünmezdi. Kurman belgelerinden Yahudilerce yazılıp kopyalanan Nabonidus’un Duası (4Q242) adlı yazıda Nabonidus tarafından “..bir şeytan çıkaran günahlarımı affetti. O bir Yahudi idi. ” denilmektedir.
Yahudiler Allah’ın insanlara günah bağışlama yetkisi verdiğine inanırlardı. Yani o dönemde yaşayan birinin bu şekilde yadırgaması manasız olurdu.
> Markos 2:26’da geçen Abiyazar aslında Ahimelek olmalıydı. Matta 12:1-8 bu hatayı düzeltir ve tekrar etmez. Ayrıca eğer Hz.İsa bilerek, Hz.Davut ve yanındakilerin aç olduğunu söylemiş olsaydı, Hz.Davut’un yalnız gezdiğini ve Hz.Davut’un Kutsal Kitap’ın iddiasına göre (haşa!) yalan uydurduğunu çünkü kraldan bir görev almadığını ve herhangi bir genç grubuyla buluşma durumunun olmadığını unutmuş olması gerekirdi.
> Markos 10:19, bariz bir şekilde 10 Emir’e (Evâmir-i Aşere) yanlış atıfta bulunarak fazladan bir emir varmış gibi sunar. Bu On Emir’de olmayan “Aldatmayacaksın!” dır. Matta 19:18-20 ise orijinal 10 Emir’i alır ve bu birçok Haham’ın tüm emirlerin özeti dediği +1 emirle birleştirir.
“Petrus’un Yoldaşı”ndan Daha Da Şüpheli İfadeler
> Markos 7:31, Hz.İsa’nın “Sur bölgesinden ayrılarak, Sayda yoluyla Dekapolis bölgesinin ortasından geçerek tekrar Celile gölüne geldiği”ni anlatır. Bu ise Antalya’dan İstanbul’a varmak için Erzurum’dan geçmeye benzer! Markos İncilli’nin eleştirisini yapan bir kitapta da bu yolculuk Cornwall’dan Londra’ya gitmek için Manchester’dan geçmeye benzetilir. (Anderson, H. The Gospel of Markos, NCB (London, 1976).
Bunun icin resme bakiniz: http://www.geocities.com/ftppage/images/yollar.gif
> Markos 8:10 Dalmanuta taraflarından bahseder. Bildiğimiz üzere Celile’de böyle bir yerleşim birimi yoktu. Buradaki zorluk kolay fark edilmişti. Çünkü el yazmalarında bariz “varyasyonlar” yani farklılıklar vardı.
> Markos 5:1, Celile gölünün doğu taraflarını Gerasalılar’ın memleketi diye tanıtır. Burası gölden 48 kilometre kadar uzaktadır. Bu ifadenin metinsel farklılıklardan yüzünden çokça karışıklığa sebep olduğu bilinmektedir. Matta 8:28, bu hatayı fark edip, Markos’un Gerasalı’larını, Gadaralılar’a çevirmiştir. Gadara ise bu gölden 13 km uzakta olan iyi bilinen bir kaplıcadır.
> Markos 6:14-27, tekrar tekrar Herod Antipas’tan “Kral” diye bahseder. Matta bu hatayı yalnız bir kez yapar. (Mat.14:9) Gerçek unvan İngilizce’de “Tetrarch” tır. Bu Türkçe İncil tercümelerinde “bölgenin kralı” diye çevrilerek örtbas edilmeye çalışılsa da bu unvan “Vali” gibi bir unvandır. Çünkü kral Roma yönetiminde bir tanedir ve sömürgelerdeki yerleşim birimlerine kralın taraftarı valiler atanırdı. Bu değiştirilmiş unvan Matta 14:1, Luka 3:19, Luka 9:7, Elçilerin işleri 13:1’de geçse de bir kez bile Markos’ta geçmez.
> Markos 6:17, Antipas’ın kardeşi Filipus’un karısı ile evlendiğini söyler. Ama O dönemin ünlü tarihçilerinden ve Hıristiyanlar’ın sıkça kaynak olarak eserlerinden istifade ettikleri Flavyus Josephus, Antiquities adlı kitabının 18.5.4
inci bölümünde kadının, Antipas’ın başka bir kardeşinin karısı olduğunu söyler.
Matta’nın Markos’un Esgeçtiği Yerlere Eklediği Yahudi Öğeler
> Markos 13:17-19, Havarilerin sadece kışın kaçmak zorunda kalmamak için dua ettiklerini söylerken, burada “Kutsal Sebt günü”nün eksikliğini fark eden Matta duaya bunu da ekler. Çünkü Kutsal Sebt günü herhangi bir iş yapmak Yahudilerce affedilmez bir haramdı. (Kıyas için bkz. Matta. 24:20)
> Markos 2:23-28, Matta 12:5’te bulunan Kutsal Yasa’ya başvuruyu ihmal eder. Matta bu hatayı fark eder ve her işlerinde Tevrat’a yani Kutsal Yasa’ya uyan bu kişilere hakkını verir. Matta 15:20 bunu atar!
> Markos 7:19’da Müjdeciler, Hz.İsa’nın burada tüm yiyeceklerin helal olduğunu beyan ettiğini ileri sürerler. Ancak, Matta 15:20 bu ifadeyi atar ve yerine kirli ellerle yemek yemenin insanı kirletmeyeceğini ileri sürer. Ama o zamanki dini önderlerin, böyle büyük bir kural çiğnemeye eleştiri getirmemesi düşünülemez. Çünkü Tevrat’ta helal (Koşer) ve haramlar ayrı ayrı sayılmıştır ve en önde gelen kurallardandır.
> Markos 9:4, Eliyah (İlyas)’ı Hz.Musa’nın adından önce sayar. Hiçbir Yahudi için Eliyah, Musa’dan önce gelmez zira Tevrat’ta şöyle yazar.
Tensiye, 34:10
”O günden bu yana İsrail’de Musa gibi RAB’bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.”
Doğal olarak Matta 17:3, Musa adını Eliyah’tan önce sayar ve hatayı düzeltir.
>Markos 11:10, “Atamız Davut’un krallığına” atıfta bulunur. Hiçbir Yahudi Davut’a Atamız demezdi. Çünkü bu ulusun babası Hz.İbrahim’dir. Ya da belki adı Tevrat’a göre sonradan değiştirilen Hz.Yakup’un bu unvana hakkı vardı. Kaldı ki Hz.Davut’un soyu Yahuda’dan gelirdi. Bu ise İsrailoğulları’nın 12 kabilesinden sadece biriydi. Matta 21:9 neyse ki yine yardıma yetişirek bu hatayı düzeltir ve Atamız ifadesini atar!
>Markos 12: 31, 33, 34 sevgiyi Tevrat’ın ve krallığın önüne çıkarır. Bunun tam aksine, Yahudi bir yazar olan Matta’nın yazarı, Matta 22: 36-40’ta Tevrat’ın daha çok üzerinde durur ve onu ön plana çıkarır. Lütfen kıyas edin.
Markos, Yahudiler’in Niteliklerini Anlatmalıydı
Markos, Platus’un kim olduğu gibi Yahudiler’e ait olmayan meselelere hiç değinmez. Ancak, okuyucularının Yahudilik hakkında kendisinden daha az şey bildiğini ve en küçük noktaları bile açıklamak zorunda olduğunu hissetmiştir. Çünkü onun hitabı Yahudiler’i tanımayan Grekler ve diğerleridir. Ama bunun aksine, Matta bahislerinde Musevilik’ten çok faydalanır ve hedef kitlesinin Yahudilik’i iyi bilenler olduğunun farkındadır. Markos gerçekten Petrus’un yoldaşı mıydı ya da Hz.İsa’nın takipçilerine yakın biri miydi?
> Sadece Markos 12:42 Filistin’de kullanılan bir para olan “Lepton”un yarım “quadran”’a eşit olduğunu anlatır. Dahası quadran Latince’den alınan bir kelimedir. Bunlar Türkçe çevirilerde bakır para ve kuruş diye üstün körü bir şekilde çevrilmiştir.
> Markos 10:12 kadınlara kocalarını boşayıp yeniden evlenmeyi yasaklar. Ama zaten Yahudi yasaları bunu yasaklıyordu. Görünen o ki, bu hitap Filistin Yahudilik’i dışında bir yerde yani putperest inançlara sahip kişilere yapılmıştı.
> Markos 3:17 ve Markos 10:46’ta en temel Aramice kelimelerin anlamlarını açıklamaktadır. Bu açıkça anadili Aramice olmayan bir kitleye yapılmış bir açıklamadır. Elbette ki Markos en temel Aramice’yi bilmiyorsa ve Filistin’de kullanılan parayı bilmiyorsa yazdıklarının kimse kontrol edemezdi.
> Markos 6:48’ta, Türkçe çevirilerde olmayan ve yanlışlıkça “sabaha karşı” diye çevrilen “dördüncü kısım” ifadesi mevcuttur. Yahudiler gecenin süresini 3 bölüme ayırırlardı. 1., 2. ve 3. kısım diye. Aynısını Araplar da yapar. Gece vakti onlarda da üç kısımdır. Ama Grekler gelenekçi “Yeni İncil Sözlüğü” (’New Bible Dictionary’) ne göre geceyi dört kısma ayırırlar.
Bu durum Markos İncili’nin Roma kültürüne yakın ama Yahudi kültürüne uzak bir topluluğa hitap ettiğini ve böylece yazarın elindeki metinlerin eleştirilemediği için Matta İncili gibi daha doğru olamadığını açıklar.
Petrus’un Yoldaşı ve Arkadaşı Olarak Markos
Markos, Petrus’un otoritesi hakkında hiç bilgi vermez. Bunun aksine, Matta 16:17-20, Luka 22:28-32, ve Yuhanna 21:15-17 bunu bildirir. Markos İncili’nde iyi eğitimli bir Romalı’nın bilemeyeceği şey hemen hemen yoktu. Mesela, Markos 15:38’deki “Tapınak Perdesi” Romalılarca tanıdık idi, çünkü Josephus’un anlattığına göre bu perde Kudüs’ün istilası ile Roma’ya getirilmişti. (7.Kitap, Böülm 5, ‘Wars of the Jews’ (Yahudiler’in Savaşları) Josephus).
Markos’un Hikayelerindeki Çelişkiler
Markos 4:11, ‘Göklerin Sırları’nın Havarilere verildiğini söyler. Bu sırlar neydi? Ne zaman İsa Mesih’in kim olduğundan habersiz Havariler’e (Markos 4:41) verilmişti.
Markos 6:7-13’ten, 29-30’a dek Havariler vaaz vermeye ve öğretmeleri yaymaya gönderilmiştir.
Ama işin garip ve anlaşılmaz yönü Havariler’in Markos 8:30’a dek İsa’nın Mesih olup olmadığını bilmemeleridir.
Belki de şu senaryo gerçekleşmiş olabilir:
Petrus – Günahlarınızdan tövbe edin, ve Nasıralı İsa’yı takip edin.
Kalabalıktan birisi: - O bizi Roma’nın lanetli işgalinden kurtaracak beklenen Mesih mi?
Petrus – Hiç sormak aklıma gelmedi. Bilmiyorum. Tekrar gördüğümde ona soracağım, ve size döneceğim.
Peki Tanrı’nın krallığından haberi olmayan Havariler Markos 6’da neyi vaaz etmeye gittiler??
Mesih onlara niye kendini açıklamadan vaaz vermeye göndersin ki?
Havariler’e kötü ruhlara karşı güç verildiğini ama Markos 9:29’a dek de bu kötü ruhları çıkartmak için önce dua etmek gerektiğini öğretmez. Peki bundan önce kötü ruhları çıkartmak için dua etmek gibi çok temel bir işin gerektiğini bilmeyen Havariler nasıl ruhları çıkardılar??
Markos 7:14’te, Kutsal Yasa hakkında en düşük seviyede zekaya sahip birinin bile anlayabileceği bazı talimatlar verir yine de kavrayışsız olduklarını söyler. Bunlar kendilerine Göklerin Krallığı’nın sırları verilen (4:11) Vaiz-Öğreticilerdir.
Üçünçü bapta hâlihazırda yaptıkları özgün oruç, Sebt ritüelleri ve 7. babın tüm öğretilerinin, Kutsal Yasa hakkında bir küçük bir şey anlamadan ve bilmeden aynı Havarilerce mi yapılmış olduğu sorusunu akıllara getirir.
Unutmayın ki kendilerine Göklerin Krallığı’nın sırları verilen (4:11) bu Vaiz öğreticilerin, aynı zamanda kalpleri katılaştırılmıştı (6:52). Öyle ki su üstünde yürümek gibi apaçık bir mucizeyi bile anlayamamışlardı.
Neden Havariler’e hem Göklerin Krallığı’nın sırları verilsin ve kalpleri katılaştırılarak bunları anlamaları engellensin?
ISA MESIH`IN VAAZ ETTIGI INCIL NEREDEDIR?
Bu bilgilerden daha da önemlisi, bizzat İncillerde bulunan bazı ifadelerdir. İncillerde ve Yeni Ahidin diğer kitaplarında, gerek Hz. İsa’nın ve gerekse havârilerin, tekil sığası ile bir İncil’in varlığından söz ettiklerini görmekteyiz. Bunlardan sunacağımız iki örnek, İncil kelimesinin, Hz. İsa’nın mesajı mânâsına gelmesinden çok, Allah’ın Hz. İsa’ya vahyettiği İncil kitabı mânâsına geldiğini ispatlar niteliktedir.
Bunlardan bir tanesi, “Yahya ele verildikten sonra İsa, Allah’ın İncilini vazederek, Galile’ye gelip dedi: Vakit tamam oldu, ve Allah’ın melekûtu yakındır; tövbe edin, ve İncile iman eyleyin.” (Kitab-ı Mukaddes, Markos, 1/14-15, s. 35) şeklindedir. Burada Hz. İsa, Allah’ın İncilini vaz etmektedir. Yani İncil Allah’ındır, İsa sadece vaz etmektedir.
İkinci örnek, Yahya’nın adamlarının gelip Hz. İsa ile konuşmaları sırasında, Hz. İsa’nın onlara söylemiş olduğu şu sözdür: “Yahya’ya bildirin! Körlerin gözleri açılıyor, topallar yürüyor, cüzzamlılar temizleniyor, sağırlar işitiyor, ölüler kıyam ediyor ve fakirlere İncil vaz olunuyor.” (Kitab-ı Mukaddes, Matta, 11/2-6, s. 11).
Bu ifadede Hz. İsa’nın, İncili vaz ettiği açıkça görülüyor. Eğer İncil ile kast edilen mânâ, Hz. İsa’nın hayat hikâyesi ve sözleri ise, bu iki parçada böyle bir anlam çıkarmaya imkân yoktur. Bu ifadelere göre Hz. İsa, bir vâiz olup Allah’ın İncilini vaaz etmektedir, kendi hayat hikâyesini ve sözlerini değil; Allah’tan vahiy yoluyla aldığı İncil’i insanlara tebliğ etmektedir. “Allah’ın İncili” ifâdesi, bütün diğer anlamları ortadan kaldırmakta, sadece vahiy mahsulü olan İlâhî emir ve yasaklar mânâsını akla getirmektedir.
Ayrıca bu ifade, Petrus ve Pavlos’un mektuplarında da yer almaktadır (Kitab-ı Mukaddes, Petrus’un Birinci Mektubu, 4/17; Romalılara Mektup, I/16). Şimdi hıristiyanlara sormak lâzım: “Hz. İsa, hangi İncili vaz ediyordu, kendisinden çok sonra ortaya çıkan Matta İncilini mi, Markos İncilini mi, Yoksa Luka veya Yuhanna İncilini mi? Allah’ın İncili hangisi? Hiçbiri ise, şimdikiler kimin İncili?”
Isa Mesih su anki Incillerde bulunan kendi dogum hikayesini veya Misira annesi tarafindan kacirilisini
mi anlatiyordu? Yoksa Incillerin sonundaki acili ve isyankar hikayesini? Bu nasil vahiydir ki Allah kendine isyani vahyetsin?
Tanrim Tanrim niye beni terk ettin? (Matta, 27/46, Markos, 15/34)
İncillerde geçen bazı ifadelere bakılırsa gerçeğin, hiç de bu hıristiyan araştırmacıların göstermek istedikleri mâzeretlere uygun olmadığı anlaşılır. Eğer Hz. İsa’nın bütün hayatı ve sözlerinin tamamı vahiy ise, onun çarmıha gerildiği sırada “Allah’ım, Allah’ım niçin beni bıraktın?” (Matta, 27/46, s. 33; Markos, 15/34, s. 54) diyerek isyan edişi de vahiy midir? Bu ne biçim bir vahiy ki, yaratıcısından gelen belâya, imtihana karşı isyanını haykırıyor?
İncil, “Hz. İsa’nın hayatı” veya Hz. İsa’nın verdiği vaazlar, “müjdeler” anlamına gelir. İncil yazarları, Hz. İsa’nın dolaşarak İncili vazettiğinden sık sık bahsederler: “Ve İsa, bütün şehirler ve köylerde, onların havralarında öğreterekve İncili vâzedip her türlü hastalığı ve her türlü zayıflığı iyi ederek dolaşıyordu.” (Matta, 9/35, s. 10) (”İncili vâzedip” ifadesi, sonraki baskılarda değiştirilerek “melekûtun müjdesini vâzedip” şekline getirilmiş.) “Ve kim benim ve İncilin uğrunda canını zayederse, onu kurtaracaktır.” (Markos, 8/35) “ve İncili vâzederken…” (Luka, 20/1, s. 83)
“İncil” İncillerde sık sık kullanılan bir kelimedir. Fakat acaba İsa Peygamber hangi İncili vâzediyordu? 27 Kitaptan oluşan Yeni Ahid’in (İncil’in) sadece ufak bir parçası Hz. İsa’nın sözleri kabul edilebilir. Hıristiyanlar, Matta’ya göre, Markos’a göre, Luka’ya göre ve Yuhanna’ya göre olan İncillerle övünürler. Ama bir tek İncil dahi yok ki, “Hz. İsa’ya göre” olsun! Biz müslümanlar, İsa’nın (a.s.) vâz ettiği her şeyin Allah’tan geldiğine içtenlikle inanırız. Allah’ın İsrail oğullarına gönderdiği müjde ve yol gösterici İncil idi. İsa (a.s.) hayatı boyunca ne bir kelime yazmıştır, ne de yazması için başkasına tâlimat vermiştir. Bugün İncil diye ortada bulunan kitap, meçhul ellerin yazdıklarından başka bir şey değildir.
Hz. İsa, havârilerine şöyle hakaret ediyor:
“Ey imansız nesil! Ne vakte kadar sizinle beraber olacağım? Ne vakte kadar size dayanacağım?” (Markos, 9/19, s. 45). Hz. İsa, havârilerin en büyüğü olan Petrus’a “Şeytan çekil önümden!” (Markos, 8/33, s. 44) diye hakaret ettiğine göre, bu hakaret ettiği kişi, nasıl hem peygamber, hem de şeytan olabiliyor? Onun gerekli mûcizeyi gösteremeyen bütün havârilerine “ey imansız nesil!” diye seslendiği ve onlara hakaret ettiği gözönüne alınırsa, bu imansızlar nasıl peygamber olabiliyorlar? Ferisîlere “Siz ey yılanlar, ey engerekler nesli!” (Matta, 23/33, s.27) şeklinde Hz. İsa’nın söylediği bu sözler nasıl Allah’ın kelâmı olabiliyor? Bir ilâhtan böyle küfür sözler sâdır olabilir mi?
Ağustos 10th, 2008 at 01:11
neden 4 tanık vardıda; hiristiyanlara göre güvenilir 4 tanık ve tanrının (1) “İncil’ler”deki tanıklık birbirini destekler ve aynı şeyler dört kez tekrar edilerek Mesih’in yaşamının büyük tarihsel gerçeklerini bilmemizi sağlar. Bir mahkemede birçok tanığın tanıklığı sadece bir tanığınkinden daha güvenilir sayılır. Buna karşın tanıklıkları kelimesi kelimesine birbirlerininkine uyuyorsa, birbirleriyle işbirliği yaptıkları şüphesi uyanır. Birbirlerini destekleyen tanıklıklarda aktarılan bilgi aynı olup kullanılan sözlerin birbirlerinden farklı olması tanıkların dürüstlüğünü gösterir. Aynı şekilde, dört “İncil”deki benzerlikler ve farklılıklar da onların gerçeklik ve güvenilirliğinin kanıtıdır.)bu yazı alıntı madem öyle güvenilir ise neden 1 kitap yazamadı bu kafadar lar. yada inandıkları bir inanışa veya bir kişiye itaat ları daha sonra oluyor ve sonra yazma gereği ve güvenilir olmaları olaya farklı bakmalarını mı doğurur
Ağustos 10th, 2008 at 19:19
Selamlar ADO
İLGİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.”aynı şeyler dört kez tekrar edilerek Mesih’in yaşamının büyük tarihsel gerçeklerini bilmemizi sağlar. Bir mahkemede birçok tanığın tanıklığı sadece bir tanığınkinden daha güvenilir sayılır. Buna karşın tanıklıkları kelimesi kelimesine birbirlerininkine uyuyorsa, birbirleriyle işbirliği yaptıkları şüphesi uyanır. Birbirlerini destekleyen tanıklıklarda aktarılan bilgi aynı olup kullanılan sözlerin birbirlerinden farklı olması tanıkların dürüstlüğünü gösterir.”ŞEKLİNDEKİ AÇIKLAMA SON DERECE DOĞRU BİR TESBİT.TABİ Kİ TANIKLARIN GÖRDÜKLERİ OLAY HAKKINDA ANLATTIKLARI KELİMESİ KELİMESİNE AYNİ İSE İNANDIRICI OLAMAZ VE AKILLARA BİR MERKEZDEN YÖNLENDİRME OLMA İHTİMALİNİ GETİRİR.AMA İNCİLLERİN TANIKLARINDA ÖNEMLİ BİR SORUN VAR.EĞER BİRDEN FAZLA TANIKLARIN, TANIKLIK ETTİKLER KİŞİ HAKKINDA YAPTIKLARI TANIKLIK BİRBİRLERİ İLE UYUŞMAZSA VE KONU HAKKINDA BİR ÇOK ZITLIKLAR TAŞIRSA YİNE İNANDIRICI OLMAKTAN UZAK OLUR. MATTA’NIN İSA’YI KRAL OLARAK, MARKOS HİZMETÇİ OLARAK,LUKA İNSANOĞLU, YUHANNA İSE TANRININ OĞLU OLARAK TANIMLAMAKTADIR.AYRICA BU TANIKLARIN HZ.İSA’NIN SOY KÜTÜĞÜ,DOĞUMU,PEYGAMBERLİĞİ,YAŞAMI VE ÖLÜMÜ HAKKINDA TANIKLIKLARINDA DA BİR ÇOK ZITLIKLAR BULUNMAKTADIR.BÖYLE TANIKLIK HAKKINDA MAHKEME HAKİMİ NE DÜŞÜNÜR ACABA? BU TANIKLIKLARA GÖRE NASIL KARAR VEREBİLİR.İŞTE BİZDE KİTABIMIZIN ARKA SAYFASINDA “BUGÜN MEVCUT İNCİLLERE BAKARAK HZ. İSA HAKKINDA;
BEYTLEHEMDE Mİ DOĞDU, NASIRADA MI
İNSANOĞLU MU, DAVUTOĞLU MU, TANRIOĞLU MU
MESİH Mİ PEYGAMBER Mİ
İNSAN MI TANRI MI
GERÇEK HAVARİSİ YAKUP MU, PAVLUS MU
TANRI TEK Mİ ÜÇLÜ MÜ
PEYGAMBERLİĞİ KAÇ YIL SÜRDÜ
ADI İSA MI JESUS MU,IESUS MU YEŞU MU, İMMENUEL Mİ YEŞUHA MI
ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL DEDİK VE BU ÇELİŞKİLERİ İNSANLARA SUNDUK.BUNLARI GÖREN SADECE BİZ DEĞİLİZ.HIRİSTİYAN DÜNYADA BİR ÇOK PROF. VE TEOLOG BU KONUDAKİ ÇELİŞKİLERE DİKKAT ÇEKMEKTEDİR.MESELA ESKİ PAPALIK DANIŞMANLARINDA OLAN PROF.HANS KÜNG “CHRİSTİANİTY AND WORLD RELİGİONS” İSİMLİ ESERİNDE GERÇEK İSA’YI ÖĞRENMEK İSTİYORSAK HZ.MUHAMMED VE KURAN’IN DEDİKLERİNE KULAK VERMELİYİZ DEMEKTEDİR.BU KİTAPLARDAN BAZILARI DİLİMİZE ÇEVRİLDİ. MESELA İNCİL ÜZERİNDE UZMAN BİR PROF. OLAN BEN WİTHERİNGTON’UN (DURHAM ÜNİVER.-İNGİLTERE) “DA VİNCİ ŞİFRESİ KURMACASI” KİTABININ 135. SAYFASINA BAKABİLİRSİNİZ. AYRICA SİREMİZDEKİ KONULARIN TÜMÜNE BAKILDIĞINDA DURUM DAHA İYİ ANLAŞILIR.
RABBİMİZ BİZE KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN.
Eylül 3rd, 2008 at 14:50
Evet yazılanlardan ben başka birşey anlıyorum.yorum yapan arkadaşların tersine her şey bir önceki gelişime bağlıdır ve insanlar ihtiyaçaları doğrultusunda manevi dünyalarını dolduran düşünceler geliştiriyorlar. Eğer objektif bakarsan hiçbir düşünce ve dinin bir anda çıkmadığı bahriz görülür.Çok tanrılı dinler, yavaş yavaş tek tanrılıya evrildi ve şimdi onun da ötesine doğru gidiyor.
Eylül 3rd, 2008 at 23:04
Hakan bey
“Çok tanrılı dinler, yavaş yavaş tek tanrılıya evrildi ve şimdi onun da ötesine doğru gidiyor” demişşiniz ama buna katılmak mümkün değil.H.z. İbrahim M.Ö 2000 yıllarında yaşadı ve tek tanrı inancı vardı. ondan önce yaşayanlarda (Hz. Nuh v.b.) hep tek tanrıyı duyurdu. Bunlardan çok sonra ortaya çıkan Hıristiyanlıkta ise tek tanrının yanında Hz. İsa, Hz. Meryem de (Protestanlar hariç)Tanrı’dır.Daha sonra gelen İslam da tek Tanrılı bir dindir.Bütün din kitapları daha ilk insandan bu yana tek Tanrı inancının var olduğundan bahseder.Yani iddia ettiğiniz gibi dinlerde bir evrim doğru değil.Ancak bazı dönemlerde sapma vardır.Günümüzde de olduğu gibi, her devirde hem tek Tanrı hem de çok tanrılı dinler var olmuştur.
Şubat 14th, 2009 at 17:21
suan hristiyan bir ulkede bu dini yakindan incelemekteyim, beni sasirtan nokta ilginctirki incili okuyan yada arastiran herkes Ilhan beyin vardigi sonuca variyor, demekki ortada gercekten bir yanlis var ve bu yanlis ayni dogruyu bulmamiza neden oluyor.
Şubat 23rd, 2009 at 20:13
saygıdeğer abicim,
saygılarımı sunarım.ikinci kitabını bekliyorum.goguldaki video yu seyrettim iki defa izledim. ilginç.yerleri not aldım.rehberlikte bazı bilgleri kullanacağım.abi deve güreşine gelemedim.saygılarımla.ridvanari@hotmail.com. adresindeyim.iyi günler dileği ve niyazıyla
rıdvan arı
(E)topçu Yüzbaşı
Mart 31st, 2009 at 14:10
Hz. İsa a.s. hiristiyan degildi çünkü hristiyanlık diye bir din yoktur.Hz İsa a.s. Tevratı şerifi dogrulayıcı ve o dönemde bir hidayet kaynagı olan İncili şerifi teblig edici Son peygamber Efendimiz Hz. Muhammed i müjdelejen hanif dine baglı bir müslümandı.Ona tabi olanlara nasiriler denir.Kendisi Nasiri degildir.Hz. İsa a.s. 31 yaşına kadar nebi,31 yaşından itibaren rasül bir peygamberdi.Şu anki hristiyan inanci ismide dahil olmak üzere tamamen şeytana ait bir inanç ve şeytanın aldatmaları olmuştur.Bir İnsan nasıl Yaratanın oglu olabilir. Hz İsa a.s. ın babası yokmuş.Hz Adem a.s babası yoktur bunla beraber anneside yoktur.O zaman şu sonuç çıkmazmı Haşa Hz. Adem a.s. da Yaratanın ogludur bizde Yaratanın torunları.İnsanlar bu kadamı kör.Kopyalama sistemiyle dünyaya gelen koyun dolininde babası yokdur.Teknoloji bir canlıyı tıbbın yardımıyla kendi hücrelerinden babasız dünyaya getiriyorda,Alemlerin yaratan Her şeyin sahibi Allah C.C. Hz. İsa a.s. Babasız dünyaya getirmiş çokmu.Şunu Anlayınki Her kez Allah C.C. ün kuludur.Kimsenin yaratanla bir akrabalıgı olamaz.O bundan uzaktır ve çok yücedir.Yaratan bir eşi ve benzeri olmayan Azametin,Kudretin ve kibriyanın sahibi Süphan dır.Kim ona denk bir yaratan oldugunu yada onun bir çocugu oldugunu iddaa ederse Kafir olarak ölür ve ebedi olmak üzere cehennemi boylar.Allah bu yazıyı okuyupda Allahı şirk koşan kimseleri İnşaAllah hidayete erdirir.
Nisan 16th, 2009 at 10:32
Hak Dinin Tahrif Edilmesi Hakkında
Arkadaşlar tarihi bulgular tevhid yani Monoteizm’in çoktanrıcılık yai politeizmden çıkmadığını ve sürecin tamamen tevhidin dejenerasyonu şeklinde oluştuğunu gösteriyor. Lütfen okuyalım:
20. yüzyılda dinlerin kökeni hakkında ciddi araştırmalar yapılmaya başlandı. Bu sayede dinlerin evrimi iddialarının hiçbir bilimsel değeri olmayan, hayal ürünü senaryolar olduğu çok geçmeden ortaya çıktı. Andrew Lang, Wilhelm Schmidt gibi antropologların önderliğinde dünya üzerindeki dinlerin incelenmesi ile ortaya çıkan sonuçlar, dinlerin evrim geçirmediklerini, aksine zaman zaman tahrif edildiklerini gösterdi. Schmidt’in önderliğinde yayınlanan ve dinlerin kökeni konusunu ele alan Anthropos isimli dergide bu bilgiler çok ayrıntılı olarak incelendi.
Özellikle 1900-1935 yılları arasında yapılan çalışmalarda dinlerin evrimi iddialarının tamamen yanlış olduklarının anlaşılması, birçok antropoloğun evrimci fikirlerini terk etmesine yol açtı. Ancak tüm bu bilimsel ve tarihsel gerçeklere rağmen, bazı radikal ateistler bu çökmüş senaryoyu savunmaya devam ettiler.
Mezopotamya ve Mısır’da Elde Edilen
Arkeolojik Bulgular
Mezopotamya ovası tarihsel kaynaklarda “uygarlıkların beşiği” olarak nitelendirilir. Mezopotamya ovasına çok da uzakta olmayan bir yerde ise Antik Mısır medeniyeti bulunmaktadır.
Resimde, Sümerlerin sahte ilahlarından biri olan “şimşek tanrısı” görülmektedir. Bu sahte ilahlar, hak olan tek İlah inancının zaman içinde insanlar tarafından bozulmasıyla ortaya çıkmıştır.
Bu uygarlıklarla ilgili yapılan arkeolojik çalışmalarda dikkat çeken hususlardan biri, bu toplulukların dini inançlarına dair elde edilen bulgulardı. Elde edilen yazıtlarda sayısız sahte ilahların yaptıkları işler anlatılıyordu. Daha çok bulgu ele geçtikçe ve araştırmacılar bunları çözmekte daha başarılı yöntemler buldukça bu uygarlıkların inançlarıyla ilgili bazı detaylar ortaya çıkmaya başladı. Dikkati çeken en önemli nokta ise bu kavimlerin inandığı batıl ilahların hepsinin üstünde tek bir İlah inancının bulunuyor olmasıydı. Elde edilen tarihi kayıtlar ve bulgular, tarih boyunca hak dinin var olduğunu göstermekteydi. İlerleyen sayfalarda inceleyeceğimiz Mezopotamya, Mısır, Hint, Avrupa medeniyetlerinin yanı sıra Aztek, İnka, Mayalar gibi Amerika medeniyetlerinin de tek İlah inancını bildiklerini, kendilerine hak dini tebliğ eden uyarıcıların geldiğini gösteren deliller elde edilmiştir. Çok tanrılı inancın içinde tek Tanrı inancının gizli olduğunu bulan araştırmacılardan ilki, Oxford Üniversitesi’nden Stephan Langdon’du. Langdon, 1931 yılında elde ettiği bulguları bilim dünyasına duyururken, elde ettiği bilgilerin çok beklenmedik olduğunu söylüyordu, çünkü bu bulguların daha önceki evrimci açıklamalarla tamamen çelişmekte olduğunun farkındaydı. Langdon bulgularını şöyle açıklıyordu:
Benim görüşüme göre insanın en eski tarihi, tek tanrı inancından çok sayıda (sözde) tanrının ve kötü ruhların varlığının inancına doğru çok çabuk bir bozulmayı gösteriyor.63
Langdon 5 yıl sonra, The Scotsman adlı dergide ise şunları yazıyordu:
. Tüm deliller, kesinlikle başlangıçta bir “tek Tanrı” inancının bulunduğunu gösteriyor. Semitik kökenli halkların arkeolojik ve edebi kalıntıları da en eski zamanlarda bile bir “tek Tanrı” inancının var olduğunu gösteriyor. Yahudi dininin ve diğer Semitik kökenli dinlerin, totemistik, putlara dayanan bir kökeni olduğu teorisinin tamamen geçersiz olduğu bugün anlaşılmış durumda.64
Günümüzde Tell-Esmar olarak isimlendirilen MÖ 3000 yılına ait bir Sümer şehrinde yapılan kazılarda da Langdon’un söylediklerini tamamen doğrulayacak bulgular elde edildi. Kazı çalışmalarını yöneten Henry Frankfort resmi raporunda şöyle diyordu:
Kazılarımız, tüm değerli bulgulara ek olarak Babil dinleri hakkında çok önemli bazı gerçekleri daha ortaya çıkardı. Bir sosyal sistem içinde dinsel değerlerin nasıl yerleştirilmiş olduğuna ilk defa şahit oluyoruz.
Sümer tabletlerinin tercüme edilmesiyle ortaya çıkan gerçek, Babil inanç sistemi içindeki çok sayıdaki sahte ilahın, insanların zaman içerisinde tek bir İlahın sıfatlarını yanlış yorumlamalarından meydana geldiğidir.
Bir tapınak ve bu tapınakta ibadet etmekte olan kişilerin evlerinin kalıntıları bulundu. Bu sebeple tek başına bir anlam ifade etmeyen bulguları bir bütün olarak değerlendirebilmekteyiz.
Örneğin, mühürlerin üzerindeki resimlerde genel olarak ilahlara yapılan tapınmalar resmediliyor. Ancak bu resimlerin tümünde bu tapınakta sadece tek bir Tanrı inancının olduğu görülmekte. Bu sebeple, en eski zamandaki Sümer-Akad inanç sistemi içinde, bu tek İlah’ın değişik sıfatlarının ayrı ilahlar olarak görülmediği anlaşılıyor.65
Frankfort’un bulguları çok önemli bir gerçeği gösteriyordu: Batıl, çok tanrılı inanç sisteminin ortaya çıkış şekli. Birden çok ilaha tapınma sapkınlığı, dinlerin evrimi teorisinin iddia ettiği gibi insanların doğa güçlerini temsil eden bazı kötü ruhlara tapınmalarıyla ortaya çıkmamıştı. Bir ve tek olan İlah’ın farklı sıfatları çeşitli insanlar tarafından zaman içinde değişik yorumlanmışlar ve bir İlah inancında bozulmalar meydana gelmişti. Tek bir İlah’ın değişik sıfatları, zaman içinde birçok ilah inancına dönüşmüştü.
Babil inanç sisteminde Marduk olarak adlandırılan sahte ilah.
Langdon’un Sümer tabletlerinin tercümelerini yayınlamasından bir süre önce, Friedrich Delitzch isimli araştırmacı da benzer bir keşifte bulunmuştu. Bu araştırmacı, Babil inanç sistemi içindeki çok sayıdaki ilahın, gerçekte o dönemde Marduk olarak adlandırılan tek bir İlahın farklı özelliklerinden türediğini ortaya çıkarmıştı. Yapılan araştırmalar, Marduk inancının da hak olan tek İlah inancının zaman içinde bozulmasıyla türediğini gösteriyordu.
Marduk olarak adlandırılan tek İlah’ın çeşitli isimleri vardı. Bunlardan bazıları “Ninib”, yani “Güç Sahibi”, “Nergal” yani “Savaş Tanrısı”, “Bel” yani “Tek İlah”, “Nebo” yani “Mesaj Getiren İlah”, “Sin” yani “Geceyi Aydınlatan”, “Shamash” yani “Adalet Tanrısı”, “Addu” yani “Yağmur Tanrısı”ydı. Zaman içinde Marduk’un bu özellikleri, sanki Marduk’tan bağımsız güçlermiş gibi değişik tanrılara dönüştürülmüştü. Aynı şekilde Güneş tanrısı, Ay tanrısı gibi birçok batıl ilahlar hayal gücünün etkisiyle üretilmişlerdi. Görüldüğü gibi, hem Marduk inancı hem de bu sahte ilahın diğer isimleri, bu inancın aslında Allah inancının zaman içinde bazı insanlar tarafından bozulmasıyla ortaya çıktığını göstermektedir.
Benzer bir bozulmanın izlerini Antik Mısır’da da görmek mümkündür. Araştırmacılar Antik Mısır’ın başlangıçta tek Tanrılı bir inanç sistemine sahip olduğunu, daha sonra bu tek Tanrılı inancın bazı kimseler tarafından tahrif edilerek Güneş’e tapan “Sabiilik”e dönüştüğünü bulmuşlardı. Antropolog Le Page Renouf bu konuda şunları söyler:
Mısır dininin oluşumu, çok sayıda tanrının elenerek tek Tanrıya dönüşmesiyle olmamıştı. Aksine, Mısır dininin tek Tanrı inancına yakın olduğu zamanlar bu uygarlığın şahit olunan en eski zamanlarına denk geliyordu. Mısır dininin son aşamaları ise tüm Mısır dininin en çok bozulmuş hali olmuştur.66
Mısır Kralı Akheneton tek Tanrı’ya inandığını açıklamış ve tüm putları kırdırmıştır. Allah’a olan inancını şu şekilde dile getirmiştir: Tanrı uludur, birdir, tektir. Ondan başkası yoktur. Bir tanedir, O’dur her varlığı yaratan. Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh… Ta başlangıçta vardı Tanrı, Tek varlıktı O. Hiçbir şey yokken O vardı. Herşeyi O yarattı… (solda)
Antropologların yaptıkları araştırmalar, çok tanrılı batıl inanışların tek Tanrılı tevhid inancını taşıyan dinlerin zaman içinde tahrif edilmesiyle ortaya çıktığını göstermektedir. Bu da evrimcilerin iddia ettiği gibi dinlerin evrimi diye bir sürecin yaşanmadığının açık delillerindendir.
Antropolog Sir Flinders Petrie de, çok tanrılı batıl inanışların tek Tanrılı tevhid inancını taşıyan dinlerin zaman içinde tahrif edilmesiyle ortaya çıktığını söylemektedir. Üstelik bu bozulma süreci, sadece geçmişte yaşamış topluluklarda değil, günümüzde de gözlemlenmektedir. Petrie şöyle demektedir:
Eski zamanlardaki dinlerde birçok sınıfta tanrıya rastlanır. Ancak günümüzdeki pek çok kültürde de böyle bir yaklaşım sergilenir. Örneğin bir Hindu, sayıları gittikçe artmakta olan tanrı ve tanrıçalar arasında yaşamaktan zevk duyar… Diğerleri ise tanrılara bile tapmazlar, animistik ruhlara, şeytanlara tapınırlar…
Eğer ruhlara tapmak tek bir İlah’a tapmaya uzanan bir evrim sürecinin ilk basamağı olsaydı, bu durumda çok tanrılılığın gittikçe tek tanrılılığa evrimleşmesinin kanıtlarını görmemiz gerekirdi… Bunun tam aksine tek görebildiğimiz, tek Tanrı inancının her zaman ilk basamak olduğudur…
Çok tanrı inancını ilk oluşumuna kadar izleyebildiğimiz her yerde, bunun tek Tanrı inancının bir çeşitlemesi olduğunu görüyoruz…67
Hindistan’da Batıl Çok Tanrılı İnancın Kökeni
Hint kültürü, Ortadoğu kültürleri kadar eski olmasa da, dünyanın eski medeniyetlerden birisi sayılmaktadır.
Batıl Hindu dini pek çok sahte ilaha sahiptir. Ancak yapılan araştırmalarda Hint kültürünün erken dönemlerinde tek bir İlah inancının hakim olduğu anlaşılmıştır.
Hindistan’daki batıl inanışlarda tapılan sözde ilahlar neredeyse sayısızdır. Bu batıl dinleri inceleyen araştırmacılardan bir tanesi ise Andrew Lang’dir. Lang, uzun araştırmaları sonucunda, çok tanrılı dinlerin Ortadoğu’da çıkış sürecinin bir benzerinin Hindistan’da da yaşanmış olduğunu ortaya koymuştur.
Edward McCrady de, Hintlilerin Veda isimli kitaplarını incelerken, Hint kültürünün erken dönemlerinde tanrıların, tek bir üstün İlah’ın değişik özellikleri olarak yorumlandıklarını yazar.68 Veda kitabındaki ilahilerde de, açık olarak tek Tanrılı tevhid inanışının bozuluşunun izlerini görmek mümkündür. Konuyu inceleyen araştırmacılardan Max Müller, başlangıçta tek İlah inancının bulunduğunu kabul etmektedir:
Veda’da tek Tanrı inancının çok tanrı inancından daha önce olduğunu görüyoruz. Çok uzun bir zaman geçtikten sonra bile sayısız tanrılar arasında tek bir sonsuz Tanrı inanışı, göğü bir sis gibi sarmış olan putperest anlayışın arasından, mavi göğün belirivermesi gibi ortaya çıkıyor.69
Bundan da bir kez daha anlaşılmaktadır ki, dinlerin evrimi değil, hak dine insanlar tarafından birtakım batıl inanışlar eklenerek veya bazı emirler ve yasaklar göz ardı edilerek dini inançların zaman içinde bozulması söz konusudur.
Avrupa Tarihinde Dinlerin Tahrif Edilmesi
Tarihi Avrupa toplumlarının inanışlarında da benzer bir bozulmanın izini görmek mümkündür. Örneğin Eski Yunan’ın batıl inançları üzerine araştırmalar yapmış olan Axel W. Persson, Tarih Öncesi Yunan isimli eserinde şöyle der:
İlk baştan beri var olan tek Tanrı inancı, daha sonra Yunan dinsel mitlerinde gördüğümüz sayısız önemli önemsiz tanrısal kişiliklere dönüşmüştür. Benim görüşüme göre bu birçok ilahın varlığı, tek ve bir olan bir Tanrı’yı tanımlayan değişik isimlerin zamanla değişik yorumlanmasına bağlıdır.70
Örneğin Eski Yunan’ın batıl inançları üzerine araştırmalar yapmış olan Axel W. Persson, Tarih Öncesi Yunan isimli eserinde;”İlk baştan beri var olan tek Tanrı inancı, daha sonra Yunan dinsel mitlerinde gördüğümüz sayısız önemli önemsiz tanrısal kişiliklere dönüşmüştür.” der.
Aynı tahrifatın izlerini İtalya’da da takip etmek mümkündür. Arkeolog Rosenzweig, erken Etrüsk dönemine rastgelen “Iguvine Tabletleri” üzerinde yaptığı incelemelerde “ilahlar ilk olarak sıfatların, değişik özellikler olarak yorumlanmasından ortaya çıkmaktadır” demektedir.71
Kısacası yaklaşık bir yüzyıldır ele geçirilen tüm antropolojik ve arkeolojik bulgular, tarih boyunca toplumlarda önce tek Tanrı inancının var olduğunu, ancak bunun zamanla bozulduğunu göstermektedir. Başlangıçta herşeyi yoktan var eden, herşeyi gören ve bilen, tüm alemlerin sahibi olan Allah’a inanan toplumlar, zamanla Rabbimiz’in sıfatlarını ayrı ayrı ilahlar olarak düşünme yanılgısına düşmüş ve birden fazla batıl ilaha tapınmaya başlamışlardır. Hak ve gerçek olan din, bir ve tek ilah olan Allah’a ibadet edilen dindir. Çok tanrılı dinler ise, Rabbimiz’in Hz. Adem’den beri insanlara vahy ettiği hak dinin insan eliyle bozulması sonucunda ortaya çıkmışlardır.
Allah’ın Vahy Ettiği Hak Din
Yeryüzünün farklı coğrafyalarında yaşayan veya yaşamış olan toplumların dini değerlerine ve kültürlerine baktığımızda, çok fazla ortak inanç içerdiklerini görürüz. Aralarında kültürel bir alışveriş yaşanmasının mümkün olmadığı toplumların dinlerinde, melek, cin ve şeytan gibi insanla aynı boyutta yaşamayan varlıklardan, ahiret inancına, insanın çamurdan yaratılmasından, yapılan ibadetlere kadar birçok ortak yön bulunmaktadır. Örneğin Nuh Tufanı ile ilgili bilgiler, Sümer kayıtlarından Galler inanışlarına, Çin yazıtlarından antik Litvanya inanışlarına kadar pek çok farklı kültürde bulunmaktadır.
Bu gerçek ise, din ahlakını bir ve tek olan Yüce bir İlah’ın, yani alemlerin Rabbi olan Allah’ın vahy ettiğini gösteren delillerden biridir. Dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürler, aynı yüce makamdan gelen, eşi ve benzeri olmayan tek bir İlah’ın varlığını haber veren dinlerle eğitilmişlerdir. Rabbimiz, tarihin her döneminde seçkin ve üstün kıldığı bazı kulları aracılığıyla, Kendisi’ni insanlara tanıtmış ve insanlar için seçtiği dini bildirmiştir. Yüce Allah’ın son vahyi olan Kuran’da, “her topluluk için bir hidayet önderi olduğu” (Rad Suresi, 7) haber verilmiştir. Başka ayetlerde ise, Allah’ın her topluma bir uyarıcı gönderdiği şu şekilde bildirilmektedir:
Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz. Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz. (Şuara Suresi, 208-209)
Bu mübarek elçiler, toplumlarına hep bir ve tek olan Allah’a iman ve kulluk etmeleri gerektiğini öğretmişler, iyiliği emredip kötülükten sakındırmışlardır. İnsanları kurtuluşa ulaştıracak olan da Rabbimiz Katında seçkin ve kutlu olan bu elçilere ve onların miras bıraktıkları İlahi kitaplara uymaktır. Rabbimiz’in alemlere rahmet olarak gönderdiği, son peygamber olan Hz. Muhammed (sav) ve İlahi kitapların sonucusu olan ve sonsuza kadar Yüce Allah’ın koruduğu Kuran-ı Kerim de insanlığın en doğru yol göstericisidir.
63. Stephen H. Langdon, “Semitic Mytology of All Races”, Vol. V, Archaeol. Instit. Amer., 1931, s. xviii
64. Stephen H. Langdon, The Scotsman, 18 Kasım 1936
65. H. Frankfort, Third Preliminary Report on Excavations at Tell Asmar (Eshnunna): Quoted by P.J. Wiseman in New Discoveries in Babylonia about Genesis, Marshall, Morgan and Scott, sf. 24.
66. P. Le Renouf, “Lectures on the Origin and Growth of Religion” as illustrated by the Religion of Ancient Egypt, Williams and Norgate, London, 1897, s. 90
67. Sir Flinders Petrie, The Religion of Ancient Egypt, Constable, London, 1908, sf. 3-4
68. Edward McCrady, Genesis and Pagaan Cosmogonies, Trans. Vict. Instit. 72 (1940), sf.55
69. Max Muller, History of Sanskrit Literature: Quoted by Samuel Zwemer, sf. 87
70. Axel Persson, The Religion of Greece in Prehistoric Times, University of California Press, 1942, sf. 124
71. Book review, American Journal of Archaeology, 43 (1939): sf. 170-171
Kaynak: http://www.kabatasdevri.com/kabatas_devri_03_a.php
Haziran 22nd, 2009 at 16:36
incil yüce allah tarafından gönderilen 4 büyü kitaptan biridir. incil indikten sonra bazı kişiler tarafından kendi kuralları cercevesinde değiştirmirlerdir.(tarif edilmitir ) islamın doÄŸuÅŸuyla kuranı kerim inmiş ve allah bunu kendisi tarafından korumaya aldığı için kuranda oynama yapamamaktadırlar. Kuran da tek din islamiyettir. allaha ve hz muhammedde inanmaktır. bunların dışındaki inançlar batıldır. hz isa bile hz muhammedi müjdelemi. ben den sonra ona tabii olmamları için uyarmıtır
Haziran 27th, 2009 at 14:00
BEYTLEHEMDE Mİ DOĞDU, NASIRADA MI
İNSANOĞLU MU, DAVUTOĞLU MU, TANRIOĞLU MU
MESİH Mİ PEYGAMBER Mİ
İNSAN MI TANRI MI
GERÇEK HAVARİSİ YAKUP MU, PAVLUS MU
TANRI TEK Mİ ÜÇLÜ MÜ
PEYGAMBERLİĞİ KAÇ YIL SÜRDÜ
ADI İSA MI JESUS MU,IESUS MU YEŞU MU, İMMENUEL Mİ YEŞUHA MI
İ akkurt isimli arkadasa hitafen
İSA MESİH beytlehem’de doğdu meryem ve yusuf sayım için Nasıra’dan beytlehem’e gitmişlerdi.Küçüklüğü ise nasıra da geçmiştir.
Meryem Ana dan İnsan bedeni için insanoğlu davut soyundan geldiği için davutoğlu yuhanna da bildirdiği gibi Tanrı oğludur
kuranı kerimde de çeşitli ayetlerde belirtildiği gibi mesih
İnsan bedeni almış kurtarıcıdır
pavlus havarilerden sonraki müjdecilerden biridir.12 havariden sonra 72 müjdeci vardır.
30 yaşında vaftiz olup 33 yaşında çarmıha gerilip 3 gün sonra dirilmiş 40 gün öğrencilerine göründükten sonra zeytinlik dağında göğe yükselmiştir.
isminin türkçe anlamı isa ibranice yeşoa dır.immanuel ise tanrı bizimledir.islamiyette nasıl allahın 99 adı varsa bir çok isimle anılmasında da sakınca olmamalıdır.
peki bende size bir şey sormak istiyorum.
enbiya98. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
enbiya99. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır.
ayetlerinde yazdığı gibi İsa mesih cehenneme mi gitmiştir
Haziran 27th, 2009 at 18:40
Sarkis bey
Hz. İsa hakkındaki kısa açıklamalarınız için teşekkürler.Bizde kitabımızda bu iddiaları uzunca tetkik ettik ve bazı sonuçlar ortaya koyduk.Bunlar hakkında ekleyecek bir yorumunuz varsa bekleriz.
Kuran’da aldığınız Enbiya suresinde açıklandığı gibi Allah’tan başka ilah olarak taptığınız putlarınız (isa ve meryem heykelleri) ve Firavun gibi kendini tanrı ilan edenler cehennem yakıtıdır. HZ. İSA GİBİ YÜCE BİR PEYGAMBER İSE KURAN’DA BELİRTİLDİĞİ GİBİ BÖYLE BİR İDDİADA BULUNMADIĞI İÇİN TABİ Kİ SUÇSUZ OLDUĞUNDAN CENNETLİKTİR. Mademki Kuran’dan sordun delilimizde Kuran’dan olmalıdır.
“Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, “Haşa! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.” (Maide-116)
Ayrıca madem kuran’la bu kadar ilgileniyorsunuz, Kuran’da İsa’ya ve Allah’tan başka şeylere tapanlar hakkında da hüküm vardır onu da ben hatırlatayım.
“Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih’dir” diyenler andolsun ki kafir olmuşlardır.” (Maide-17)
“Andolsun “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler de kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah’dan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir olanlara acı bir azap isabet edecektir.” (Maide-73)
Rabbimiz Hepimize kendi gerçeğini anlamamıza yardımcı olsun
Temmuz 1st, 2009 at 21:03
Ne yerinde bir açıklama!!!Ne diyelim Allah ön yargılarımızdan kurtulup doğruyu kavrama gücü versin!!!!!
Temmuz 24th, 2009 at 23:42
Beyler, zaten normal bir insan olsa İsa tanrı olmazdı. Onun bu içice geçmiş kimliğine inanılıyor zaten. İsa ya inan bi insan için gayet normal. Tabii inanmayanlara diyecek sözüm yok, zorlayan yok ki. Nedir bu sizde ki İsa sevgisi:)
Temmuz 25th, 2009 at 19:27
Sevgi hanım İsa tanrımıdır.İsa’nın tanrı olduğu nerden biliyorsun
Temmuz 25th, 2009 at 21:39
Ahmet bey, uzun mevzu. Ama inanç meselesi. Siz hangi dine mensupsunuz? O dinin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz? Değil mi, açıklaması zor inanç meselesinin.
Temmuz 25th, 2009 at 22:51
Ben müslümannım.Tek, eşi benzeri ve oğlu olmayan, kimseyi daha doğmadan işlemediği bir günah sebebiyle doğuştan asli günah sahibi ilan etmeyen ve herşeye tek başına gücü yeten bir Tanrıya inanıyorum. Bunun delili dinimin kutsal kitabı kuran’daki sondan 3. sure olan İHLAS SURESİDİR.
1. DE Kİ: “O, Tek Allah’tır:
2. Allah, Öncesiz ve Sonrasız, Bütün Evrenin Asıl Sebebi.
3. O doğurmamıştır, doğurulmamıştır;
4. ve hiçbir şey O’na denk tutulamaz.”
Şimdi İsa’nın Tanrı olduğuna sizi inandıran nedir bizde öğrenelim.
Temmuz 26th, 2009 at 14:20
Ahmet bey, bende dinimin Kutsal Kitabın da İsa nın Tanrı Olduğu yazıldığı için inanıyorum. Şimdi öğrendiniz mi?
Temmuz 26th, 2009 at 21:47
İncil’in neresinde İsa’nın tanrı olduğu yazıyor bilmek istiyorum.Ben bu sitede bir çok yerde Tanrı olmadığını anlatan ifadeler gördüm. Bu siteden topladığım bazı incil bölümleri
“28 Size, ‘Gidiyorum, ama yanınıza döneceğim’ dediğimi işittiniz. Beni sevseydiniz, Baba’ya gideceğim için sevinirdiniz. Çünkü Baba benden üstündür.”(Yuhanna-14)
“10 İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Tanrın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin’ diye yazılmıştır.”(Matta-4)
“31 İsa dedi; Hiç bir peygamber kendi köyünde kabul görmez.Hekim kendisini tanıyanları tedavi etmez..“( Tomaya göre incil )
“28 Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini* yaklaşıp O’na, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu.
29 İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab’dir.
“17 İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu.
18 İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.”(Markos-10)
“57 Yolda giderlerken bir adam İsa’ya, “Nereye gidersen, senin ardından geleceğim” dedi.
58 İsa ona, “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak bir yeri yok” dedi. (Luka-10)
“5-6 Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır. Uygun zamanda verilen tanıklık budur.” (Timeteos-2)
“9 Ama meleklerden biraz aşağı kılınmış olan İsa’yı, Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonucunda yücelik ve onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz.” (İbraniler-2)
27 Çünkü, “Tanrı her şeyi Mesih’in ayakları altına sererek O’na bağımlı kıldı.” “Her şey O’na bağımlı kılındı” sözünün, her şeyi Mesih’e bağımlı kılan TANRI’YI İÇERMEDİĞİ açıktır.
28 Her şey Oğul’a bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan TANRI’YA BAĞIMLI olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.” (1.Korintliler-15)
Bizzat Hz. İsa’nın dilinden İncilde Bu kadar açık ifadeler varken, siz İncilde İsa’nın tanrı olduğu yazdığı için derseniz bende yukarıdakileri İncilde kim söyledi derim.
Temmuz 27th, 2009 at 00:27
Ahmet bey, Tanrı, İnsan oldu ve aramız da yaÅŸadı. Bize İncilin verdiÄŸi BİLGİ budur. Ama İsa nın İnsan kiÅŸiliÄŸi ve Tanrı kiÅŸiliÄŸi birbirine karışmaz. Yahut, İsa nın Dünya da ki görünümü İnsan fakat Ruhu Tanrı’dır. Dünya yı Tanrı yarattı deÄŸil mi?? Öyle ise istediÄŸi gibi gelir ve gider, diliediÄŸini yapar. Siz iÅŸinize gelen ayetleri yazmışsınız İncil den. Siz öyle görüyorsanız ya da görmek istiyorsunuz ama normal.
Temmuz 27th, 2009 at 00:27
Ahmet bey, Tanrı, İnsan oldu ve aramız da yaşadı. Bize İncilin verdiği BİLGİ budur. Ama İsa nın İnsan kişiliği ve Tanrı kişiliği birbirine karışmaz. Yahut, İsa nın Dünya da ki görünümü İnsan fakat Ruhu Tanrı’dır. Dünya yı Tanrı yarattı değil mi?? Öyle ise istediği gibi gelir ve gider, diliediğini yapar. Siz işinize gelen ayetleri yazmışsınız İncil den. Siz öyle görüyorsanız ya da görmek istiyorsunuz ama normal.
Temmuz 27th, 2009 at 12:29
Sevgi hanım siz İncile değil birilerinin yorumlarını anlatıyorsunuz.Yukarıda bizzat İncilde İsa’nın kendini değil, evrenin yaratıcısı yüce Tanrı’ya inanılması gerektiği anlatan bir sürü ifadeler var bunları neden görmüyorsun
Temmuz 27th, 2009 at 14:15
Ahmet bey, ben İncil profösörü değilim. Siz de değilsiniz.
Temmuz 27th, 2009 at 14:17
Tanrı’nın insan bedeni alıp, insanlara örnek olmasına inanmaktır, İsa ya inanmak. Çok mu saçma Sizce??
Temmuz 27th, 2009 at 19:28
“Ahmet bey, Tanrı, İnsan oldu ve aramız da yaşadı. Bize İncilin verdiği BİLGİ budur” dediğiniz için bende İncilde hz.isa böyle demediğini belirten alıntılar yapmıştım.Siz bilirsiniz.Nasıl inanacağınızı belirlemek benim görevim değil.
Temmuz 27th, 2009 at 22:38
Ahmet bey, sonrasın da birbirini takip eden kilise babaları ve hayatlarını bu uğurda veren binlerce insan da yanıldı mı? Bence siz sadece İncile takılıp kalmayın. Bi araştırın da konuşun bu konuları. ok
Temmuz 28th, 2009 at 12:33
Teşekkür ederim ben cevabımı aldım. Ben iman gibi önemli bir konuda tek kaynak İncil sanırdım.
Temmuz 28th, 2009 at 18:16
Ahmet bey, İslam da tek kaynak kuran mı? Söylermisiniz. İncil önemli tabii ve bi de yaşanmışlar da var demek istedim.
Ağustos 27th, 2009 at 16:12
Sevgi hanim samimi inaniyorsunuz ama inanin yanlis inaniyorsunuz.Tanri kendi yarattigi bir insana nasil enkarne olur.Tanri nasil yer kaplar nasil zamana sigar bu ona bir acizlik getirmezmi.Incilde tanrinin öldügü yazar tanri nasil ölür Hz isa yemeye icmeye ihtiyaci var ihtiyaci olan tanri olurmu.Eger hem insan hem tanri dersen bir varlik hem yaratici hem yaratan nasil olur.Lütfen anlayin.
Ağustos 28th, 2009 at 01:32
Sevgi hanim ben ahmet bey adina cevap vereyim.Evet Islamda tek kaynak Kuran dir ne Hadisler ne de kuran Yorumculari Kurana ters bir sey söyleyemez.Bir hadisin bile kurana ters oldugu tesbit edilirse onu Hz Muhammed söylemis kabul etmeyiz.Hristiyanligin aksine Islamda sadece din adamlari degil herkesin Kuran okuma ve anlama hakki vardir.
Ağustos 31st, 2009 at 17:43
bu tartışmalara bir son vereceğim. şöyleki: isa nasıl ilah olabilir ki? incil de şöyle yazıyor. isa tanrıya dua ve şükür ediyor. işte ben yalanı böyle ortaya çıkarırım. tanrı bir insan doğurması olur şey değildir. hem bunu kuran destekliyor;isa ilah değil sadece bir kuldur.
Eylül 1st, 2009 at 21:46
doğrusunu söyleyeyim ki tanrı ölümsüzdür. fakat gel gör ki nasraniler tanrı öldü diyerek büyük bir sapıklık içerisindeler. yahu tanrının ölmesi demek bütn eşya ve varlıklarının ölmesi demektir. diyelim ki tanrı öldü o halde üç gün sonra nasıl dirildi? tanrıdan başka ilah olmadığına göre… yine söylyorum tanrının ölmesi demek herşeyin yok olması demektir. tanrı yer kaplamaz ve zamana da sığmaz. bunu böyle bilin. tanrı kendi yarattığı dünyanın içine hapsolmaz. tanrı tektir. vallahi misyonerler insanları saptırıyorlar. inanmayın o kafirlere. yalan söylüyorlar. yemin ederim ki incillerin hepsi yalandır ve tanrı sözü değildir. ve incilde tek bir çelişki bile olması ona inanmamam için yeterlidir. halbuki incilde çok çelişki var. tanrı kahretsin misyonerleri. kendilerini saptırdıkları gibi başkalarını da saptırıyorlar. kuran okumanızı tavsiye ederim. isayı sadece kul ve peygamber olarak bilin.
Eylül 2nd, 2009 at 18:18
merhaba. size şunu söyleyeyim ki incilde çok çelişki var. örneğin isa hep benzetmeler ile halka öğüt verdiini söylüyor ancak öyle değil. çünkü mattanın ilk bölümlerindeki öğütlerde ve diğer incillerdeki öğütlerde benzetmeler yapmıyor,kulanmıyor. bir diğer çelişki ise şu: ferislilerin kendisini iyi tanımasına rağmen öğrencilerine ferislilere kendisini tanıtmamalarını, anlatmamalrını istiyor. birde şunu söyleyeyim ki matta bölmünde isanın tanrının kulu olduğu söyleniyor.başka bölümlerde ise tanrının oğlu olarak söz ediliyor veye tanrı diye söz ediliyor. bir başka absürt ve yalan ise incilde Tanrının öldüğü söz edilyor. sorarım size tanrı nasıl ölür. peki tanrı öldüğünde gökleri ve yeri kim idare ediyordu. yine sorarım size tanrıyı kim diriltti.halbuki incilde tanrının tek olduğu söyleniyor. ozaman tanrıyı kim diritti? işte gördnüz gibi çelişkileri önünüze serdim. halbuki çok çelişki var öyle ki saymakla bitmez. birde incilde tanrınn tek olduğu söylenirken bir yandan da isanın ilah olduğu söyleniyor.
Eylül 2nd, 2009 at 18:41
…..konuş benimle. öyle ki seni doğru yola ieteyim. şeytana uyma bana uy. öyle ki güzelliğine yazık olmasın. isa sadece tanrının kuludur. bunu böyle bil. kanıt mı istiyorsun? işte matta bölümünde isadan tanrının kulu olarak söz edilmesi. yetmez mi bu kadar kanıt? al sana bir kanıt daha… yahu incilde isa için tanrının kensi olarak , tanrının oğlu olarak ve tanrının kulu olarak söz ediliyor. hangisi doğru? hangisinin doğru olması bir yana bu bir çelişki değilmi? bir insan hem yaratıcı hem yaratılan olur mu? veya tanrının kendisi olur mu? haşa! vallahi de billahi de yalan. öyleki doğru ise gözüm çıksın. yalannnnnnnn. pavlus incili uydurmuştur. sevgi’ciğim sen el müslüman ol güzelim. müslüman olmak sana yakışır. sana öpckler yolluyorum.müslüman olursan aferin sana olmazsan yandın kızım sennnnnnn!!!
Eylül 4th, 2009 at 17:25
hristiyanlık inaçları karma karışık. neyin ne olduu belli deil. dört incil sanki dört ayrı kitap gibi. aslına öyledir,ayrı ayrı kitaplardır. ne hikmetse tek incil yerine dört incil var. neden dört incil? tanrı nrden tek bir incil indirmiyor da dört incil indiriyor. bir de evreni yaratan yaratıcı için evrenin boşluğunda minik bir nokta olan ve insan ırkından olan isa ve meryemi tanrıya yakıştırıyorlar. hiç tanrı doğurur mu? diyelim ki doğur muş olsun, o halde bu Tanrıyı da başka biri doğurdu anlamına gelir. yasin suresi;6o-64.ayetlerdeşöyle denilir: “Ey ademoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
62. “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
63. “İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”
64. “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”
Eylül 28th, 2009 at 21:52
İlhan ve oğuzhan beye katılıyorum, bu günkü hristiyanlık saptırıla saptırıla bu hale gelmiştir, Ku’ran’daki indirildi ifadesiyse incilde de belirtilir, Hz. İsa, kendisini gönderen Tanrı’nın Buyruklarını-Müjdesini insanlara duyurmuştur, ve bunu da sözlü olarak yapmış olabilir, bu sözler daha sonra havarilerin aracılığıyla kitap haline gelmiş. sonuçta belirtiyliyorki
incilde
KENDİLİĞİMDEN HİÇBİR ŞEY YAPMADIĞIMI, ama tıpkı Baba’nın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.“ (Yuhanna-8)
“24 Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İŞİTTİĞİNİZ SÖZ BENİM DEĞİL, beni gönderen Baba’nındır.25 “Ben daha aranızdayken size bunları söyledim.” (Yuhanna-14)
yani bunlar sözlerin asıl sahibinin yüce Allah olduğunun (tabiki hepsinin değil, çevrile çevrile değişime uğrayanlar hariç) ve Hz. İsa’nın bunları sadece sözlü belirtip, havariler veya başka kişilerce yazılıp(ki bulunan en eski incil 130lara denk geliyorsa ve Hz. İsa 0 yılında doğduysa bu günkü incile nasıl güvenebiliriz), günden güne değişime uğramış. Sonuçta “iŞİTTİĞİNİZ SÖZ BENİM DEĞİL, beni gönderen Baba’nındır” demesi onun Allah kelamını ilettiğini açıklar ve Allah sözlerinin dünya katına indirildiği bir gerçektir,
İSTER YAZILI OLSUN İSTER SÖZLÜ…
Ekim 1st, 2009 at 17:27
herkes bütün yorumları okusun çok yararlı
Ekim 30th, 2009 at 11:07
ALLAHIN KULLANIRI AFFETMESI ICIN ISANIN OLMESI MI GEREKLI OKU
Dedim: Çok yalnızım.
Dedin: … فَإِنِّي قَرِيبٌ
Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186.
Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوّ وَالآصَالِ
Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205
Dedim: Buda senin yardımını ister
Dedin: أَلَا تُ�-ِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ
ALLAH’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22
Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.
Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ
(Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90
Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?
Dedin:أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ
ALLAH’ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve ALLAH’ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.
Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.
Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (2) غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ
ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.
Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?!
Dedin:إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
ALLAH bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.
Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın?
Dedin:وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ
ALLAH ’tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.
Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH’ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.
Dedin: إِنَّ اللّهَ يُ�-ِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُ�-ِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.
Birden “İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var” dedim.
Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ
“ ALLAH kuluna yetmez mi?” (Zümer-36) dedin.
Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?
Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (41) وَسَبِّ�-ُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (42) هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَ�-ِيمًا
Ey inananlar! ALLAH’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH , müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.
Ekim 30th, 2009 at 11:09
BU SOZLERI DUYAN AGLAMASSA BE NE DIYIM ARKADAS SIZE DAHA
Kasım 10th, 2009 at 01:37
Sevgili arkadaşlar, Herkesin içinde mutlaka İsa sevgisi vardır ancak Kimi belirir, Kimi belirmez. İsa Dünya da ki Yaşamın da İnsandı yani bizden farksız. Ama Cennette Tanrı dır. Nasıl, Denize dalan dalgıç balık gibi ise tıpkı öyle…
Kasım 21st, 2009 at 01:01
Yiğit kardeşim çok gzel yaşmışsın eline sğlık
Hz. İsa yalnızca bir Peygamberdir, Hristiyanlara sesleniyorum,
Öngörülerinizden silkinin de alın bir Kur’an okuyun. Ayrıca barnabas da İslamı dğrular nitelikte bir incildir, ki islamın gerçek din olduğunun kanıtı için buna hiç mi hiç gerek yok
Kasım 21st, 2009 at 01:08
bu arada şimdiki incilde kesin ifadeler yok, bu yüzen her hristiyan incilin içeriğine böyle denmek istiyor diye bakıyor, halbuki ne denmek isteğini Allah (cc) den başka kim bilebilir, Kur’an ‘da ve on emirde kesin emirler var fazladan bi yoruma gerek duymadan ne demek istediğini en cahil insan bile anlar. Hristiyanlar burda böyle denmek isteniyor, böyle deniyor diyerek anca kendilerini kandırsınlar. illa ki bir gizem arayacaklar. incili bi okuyun Allah aşkına, çok tutarsız ve çelişkili
Aralık 13th, 2009 at 22:27
Maide
(110) O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.
Allah şahidim olsun ki İncil Allah’ın Kelamı olarak Mesih’e indirilmiştir. Düşünün; yazar son kitabını okurları için eline alıyor. elindeki kopyaları basılması için bir matbaaya veriyor. kitap basıldıktan sonra kitabın ”Orjinali” tekrar yazara veriliyor. matbaada 2. nüsha basılırken belirli bölgelerine izinsizce eklemeler yapılıyor bir kaç cümle kaldırılıyor. yrine farklı cumleler konuluyor. şimdi bu yazarın kitapı değiştirilmiş mi oluyor? yoksa tahrip edilmiş mi oluyor? unutmayın kitabın orjinali yazarın hala elinde.. Allah Kutsal Kitapta İncil ve Tevratın Tahrip edildiğini söyler. demezki Allah katından indirilen Kitab-ı Mukaddesin tamamen yeryuzunden kalktı. olay şudur ki Gerçek İncil ve Tevrat hala yer yuzunde mevcut. bu sayede kitap değiştirilmemiş oluyor tahrip edilmiş oluyor. ve bu nedendir ki Tanrı’nın kelamı değiştirilmemiş oluyor. Sözde Tanrı’nın sözleriymiş gibi yansıtııyor. şimdi biri saçma sapan seyler yazıp kitap bassa ve o kkitabın ismine de Kuran-ı Kerim dese ve biri çıkıp dese ki kuran değiştirildi . buna kim inanır? çünküğ orjinali hala mevcut…
Aralık 16th, 2009 at 19:35
Altın Çağ Kardeşim İncil İsa’ya değil Havarilere İnmiştir. O zaman da İnananlar topluluğuna ve sonsuza dek yol göstersin diye.
Aralık 17th, 2009 at 00:06
Bu konuda İSA ne diyor okuyalım;
“49 Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba’nın kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu.
50 O’nun buyruğunun sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Baba’nın bana söylediği gibi söylüyorum.“ (Yuhanna-12)
26 “Sizinle ilgili söyleyecek ve sizleri yargılayacak çok şeyim var.
Beni gönderen gerçektir. BEN O’NDAN İŞİTTİKLERİMİ DÜNYAYA BİLDİRİYORUM. “ (Yuhanna-8)
“28 Bu nedenle İsa şöyle dedi: “İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman benim O olduğumu, KENDİLİĞİMDEN HİÇBİR ŞEY YAPMADIĞIMI, ama tıpkı Baba’nın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.“ (Yuhanna-8)
Aralık 17th, 2009 at 00:46
İncilin Yuhanna bölümünden örnek verdiğiniz gibi, Havarilere inmiştir. İsa şöyle de diyor: BEN VE BABA BİRİZ! YANİ BEN=BABA DEMEK!
Aralık 17th, 2009 at 09:29
“Ben ve baba biriz” gibi bir çok mecazi ifade vardır- Bunları sozluk anlamlarıyla değerlendirirseniz her insan BABADIR.
“20 gün anlayacaksınız ki, BEN BABADAYIM,SİZ BENDESİNİZ, BENDE SİZDEYİM. .“(Yuhanna-14)
21-Baba, SENİN BENDE OLDUĞUN VE BENİM SENDE OLDUĞUN GİBİ , ONLARDA BİZDE OLSUNLAR, Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin. (Yuhanna-17)
İŞİNİZE GELEN ŞEKİLDE DEĞERLENDİRMEYİN.
AYRICA “İncilin Yuhanna bölümünden örnek verdiğiniz gibi, Havarilere inmiştir” DEDİĞİN GİBİ YUHANNA İNCİLİNİN NERESİNDE HAVARİLERE İNCİL İNDİRİLDİĞİ YAZIYOR?
Aralık 17th, 2009 at 16:33
Çok Güzel Açıkladınız, Ama Cümlenin Sonun da ”Bizde” Olsunlar Diyor. Baba Tek Tabii, Ama Oğul İle ve Oğul İle Bütünleşmiş.
İnsan da Tek Bir Bedeni, Tek Bir Ruhu, Tek Bir Canı, Topladığımız da 3 Eder ama İnsan Tek Olduğunu Söyler. Tanrı da Tıpkı Yarattıkların da, Kendisini Açıklar. Dünya da Deniz de, Kara da, Hava da Yaşam Var Ama Bizler 3 Dünya Var Demiyoruz Çünkü Bir Bütünün İçin de Yer Aldıkları İçin. Baba,Oğul,Kutsal Ruh Gibi.
Aralık 19th, 2009 at 00:52
Bizde sözcüğü Kur’an da birçok yerde geçer, ve bu saygı anlamında kullanılır. Yüce Allah kendinden bahsettiği yerleri “biz” olarak ifade etmiştir, bu arada bu hristiyanlığın temelleri ne kadar zayıf, bu temellerin hiçbiri incilde yazmıyor, sürekli ayetler yorulanıyor. Oysa Yüce Kur’an ‘ da herşey apaçık verilmiştir, buna rağmen gerçeği nasıl oluyorda görmüyorlar şaşıyorum. birde İncil ayetlerindeki açıksızlığa karşı her hristiyan ya papanın yorumunu ya da kendi yormunu ele alıyor, söyleyin bana gerçek bu kadar mı değişkendir, gerçek bu kadar mı kesin olmayan, ifadesizdir. Dünyada 2 milyarı geçik hristıyan var ve geçmiştekiler,,, Allah kendi kelamını bu kadar mı yoruma açık yollamış? Bir de Hristıyanın akıllısı, Müslümanın cahili dininden koparmış.
Akıllı düşünün var olan dogmalarla yatıp kalkmayın, ömür bir kendi doğrnuzu kendiniz bulun. benden bu kadar
Aralık 19th, 2009 at 13:46
İSA’NIN TANRILIĞI KONUSUNDA PAVLUS NELER DEMİŞ OKUYALIM;
5-6 Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da -nitekim PEKÇOK “İLAH”, PEKÇOK “RAB” VARDIR. BİZİM İÇİN TEK BİR TANRI BABA vardır. O her şeyin kaynağıdır, bizler O’nun için yaşıyoruz. TEK BİR RAB var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz. (1.Korintliler-8)
DİKKAT EDİLİRSE PAVLUS, İLAH İLE EFENDİ-RAB’Bİ AYIRMAKTA VE İSA MESİH İÇİN TANRIYA EŞ BİR TANRI OLDUĞUNU İDDİA ETMEMEKTEDİR. EŞ OLSAYDI BİRİNE İLAH DİĞERİNE KRİOS-EFENDİ (YANLIŞ BİR ŞEKİLDE TÜRKÇEYE RAB DİYE TERÇÜME EDİLMEKTEDİR. GREKÇE DE KRİOS, İBRANİCE’DE ADONAY’DIR. KUTSAL KİŞİLER İÇİN EFENDİMİZ ANLAMINDADIR.)
“24 Bundan sonra Mesih her yönetimi, her hükümranlığı, her gücü ortadan kaldırıp egemenliği Baba Tanrı’ya teslim ettiği zaman son gelmiş olacak.
25 Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek O’nun egemenlik sürmesi gerekir.
26 Ortadan kaldırılacak son düşman ölümdür.
27 Çünkü, “Tanrı her şeyi Mesih’in ayakları altına sererek O’na bağımlı kıldı.” “HER ŞEY O’NA BAĞIMLI KILINDI” sözünün, HER ŞEYİ MESİH’E BAĞIMLI KILAN TANRIYI İÇERMEDİĞİ AÇIKTIR.
28 Her şey Oğul’a bağımlı kılınınca, OĞUL’DA HER ŞEYİ KENDİSİNE BAĞIMLI KILAN tANRI’YA BAĞIMLI OLACVAKTIR. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.” (1.Korintliler-15)
PAVLUS BURADA SON DERECE AÇIK BİR ŞEKİLDE TANRIYI İSADAN ÜSTÜN TUTMAKTADIR.
Aralık 19th, 2009 at 17:32
İsa nın Tanrı Olduğunu Tartışmak Bile Yalnış. Siz Bence Muhhamedin Peygamber Olduğunu Tartışın, Belki de Olmadığını Anlar ve Böylece İsa ya Hak Verir ve Kimbilir Belki de İnanırsınız.
Aralık 19th, 2009 at 18:58
NE DİYELİM ALLAH AKIL FİKİR VERSİN. BİZ İNCİLDEN HIRİSTİYANLIĞIN KURUCUSUNDAN DELİLLER SUNDUK İNANMIYORSUNUZ. BİZ DEN SORUMLULUK GİTTİ. HZ. MUHAMMED’İN PEYGAMBERLİĞİ KONUSUNA GELİNCE, TANRIDAN OLMAYAN BİR KİŞİNİN SÖYLEDİKLERİNDE VE KİTABINDA AKLA, MANTIĞA VE İLME UYMAYAN BİR SÜRÜ ÇELİŞKİ OLUR. TIPKI İNCİLDE OLDUĞU GİBİ. İNCİLDEKİ ÇELİŞKİLERİ GÖSTERMEK İÇİN BU SİTEYİ KURDUK.
Aralık 20th, 2009 at 14:52
Tohum benzetmesi kanonik incillerdede var Barnabas incilindede var yanlız ekicilerin hoşuna gittigi kelime olarak direk ifade edilmiyor Hristiyan vatandaşlar hiç olmazsa barnaba incilini okuma zahmetinde bulunsunlar
Aralık 20th, 2009 at 15:15
Cüneyt terbeysizlik ediyosun haddinibil sizi adamdan sayıp konuşmak bile yanlış deli saçması bi kitap yazmış bide incil diyosunuz editörü yokmu bu sitenin Biz isa aleyselama hakaret etmiyoruz bizim peygamberimizede hakaret edilmesin
Aralık 20th, 2009 at 15:47
Cüneyt ne dediğini bilmiyor, sırf karşı tepki olsun diye nereye yöneldiğinin farkında değil, tutturmuşlar bi Hz. İsa Rabdır diye, ardı arkası gelmeyen bir iddia bu. kanıtlar sununca da diyorlarki gene İsa Rabdır işte o kadar. Bizim Peygamber Efendimiz’in sözlerini gitte bir oku. Ayrıca biz Hz. İsa’ya karşı asla bir hakarette bulunmayız, Sen kim oluyorsunda tek taraflı saldırıya geçiyorsn ya? Bizim dinimize Ya da Peygamber Efendimize (s.a.v.) atıfta bulunmadan önce git de bir araştır dinimizi. Yok uğraşamam diyorsan kendi dogmaların kendine kalsın..Hristiyanlığın bilime, araştırmaya ne kadar kapalı oldğu bilim adamlarını idam ettirmesinden görüyoruz. şimdide kalkmış çoğunluk hristiyan olduğu için hristıyanlığı saf ve temiz kabul ediyorsunuz..,Gerçekten hayatımız bir tane, gerçek dine inanmadan ölmek ne büyük bir kayıp, araştırıp kendi dininizi kendiniz bulun. Gerek Kur’an’ı gerek İncili, gerekse Zeburu okuyun, bakın bakalım hangisi kendinize hitap ediyor……….
Aralık 20th, 2009 at 15:48
okurken de önyargılarınızdan sıyrılın
Aralık 20th, 2009 at 16:27
Banamı diyosun ben peygamberi savunma konusunda ön yargılıyım.Kusura bakma fatih isimin eriyim fatih aşşaglık komplekssim yok
Aralık 20th, 2009 at 18:05
Fatih, Ben Muhammede Hakaret Etmedim. Aklı Olan Herkes Hakaret Etmediğimi Görür Zaten. Bizim Her İnanışa Saygımız Var.Sen Ne Dediğini Bilmiyorsun. Nerede Hakaret Var, Söylermisin Lütfen??
Aralık 20th, 2009 at 23:32
Bi kere Muhammed derken bile küçümsüyosun.Papaya bile papa hazretleri deniliyor.İsanın Tanrı oldugunu tartışmak yanlışta hz Muhammedin peygamberligini tartışmak yanlış olmuyormu.2 milyar müslümanın kişilik hakkına saldırıyosun.Bunu insan olan herkez anlar.
Aralık 21st, 2009 at 04:00
Vallahi, Senden Başkası Yazmadı Bugüne Dek Hakaret Diye. Kızma, Hz.Muhammed Deriz. Problem Değil.
Aralık 23rd, 2009 at 00:15
Öyleyse herkes kendi diline hakim olsun, kapatalım artık bu konuları herkesin dini kendine, biz hristıyanları uyarkmakla müslümanlık görevimizi yaptık o kadar, yanlış anlama, bizim dinimizde bu farzdır, uyarmak..bu arada Peygamberimiz(s.a.v.) hakkında da atıp tutma sakın cüneyt, tartışmanın konusu Hz. Muhammed(s.a.v.) değildir, hadi sağlıcakla…
Aralık 23rd, 2009 at 01:35
Soguk kalbden sıcak söz çıkmaz cüneyt Allah soguk kalplilerden bizi korusun.