HIRİSTİYANLIKTAKİ PUTPERESTLİK
HIRİSTİYANLIKTAKİ PUTPERESTLİK Kasım 30th, 2009BU METİN YENİ HAZIRLANMAKTADIR. 30-11-2009
Bu bölümün başlığı, kendisi de bir Hıristiyan olan ARTHUR WEIGALL’ in “HIRİSTİYANLIĞIMIZDAKİ PUTPERESTLİK” isimli kitabından alınmıştır. Bir Hıristiyan olan yazar, Hıristiyanlıkla; antik Mısır, Roma, Yunan, İran ve Hint pagan-putperest inançlarında ki üzeri örtülmesi mümkün olmayan ortak özellikleri tüm açıklığı ile itiraf etmektedir.
Bilindiği gibi Hıristiyanlıkta İncillerin temeli olan ilk el yazmaları Pavlus’un mektuplarıdır. Daha sonraları Hıristiyan İlahiyatı, bu mektuplardaki teolojik esaslar üzerine kurulmuştur ve bunların oluştuğu ortamı anlamak çok Pavlus’un misyonerlik yaptığı bugünkü Ege kıyıları olan Anadolu, Yunanistan ve Roma’da yaşayan kültürde insanlar, aslı insan olan mabetlerde insan şeklinde heykelleri olan Tanrılara inanırlardı. Ayrıca Eski Mısır ve Yunan filozoflarının düşüncelerinden oluşan tanrı, ruh ve kainat anlayışları vardı. Eski Mısır,Yunan ve Roma Tanrıları Osiris, İsis,Zeus, Apollo,Venüs,Hermes v.s. hepsinin tapınaklarda insan şeklinde heykelleri vardı ve hepside mitolojik masal kahramanlarıydı. Bunlarla ilgili hayal mahsulü bir çok efsane ve mitoloji uydurulmuştu. Her bölgenin, her şehrin, bazen de her evin kendine özgü tanrıları vardı. Çeşitli tabiat olaylarını savaş ,tarım ,denizcilik v.s. işleri hep bu tanrılar yönetirdi.Ayrıca bu tanrıların insanlar gibi eşleri oğulları da vardı. Eski Mısırda Tanrı Osiris’in eşi İsis, oğulları Horus ve Eski Yunanda Tanrıça Hera ,Tanrı Zeus’un eşi, Apollo, Hermes,Dionysus vb. ise oğullarıydı. Aynı zamanda bu Tanrıların ülkelere göre değişen isimleri vardı. Baba Tanrı olan Zeus, aynı zamanda Mısır Tanrısı Amon’un karşılığı idi.36 Bu tanrıların değişik isimler altında; Anadolu’da Firigya Tanrıçası Qybele’nin oğlu Attis, Suriye’de Temmuz ve Adonis,İran’da ise Mitra olarak görmekteyiz. Mısır’da Firavunlar, Roma’da imparatorlar hep bu tanrıların oğulları olduklarına inanılmış ve bunlara Adonai, Kyrios , yani Rab Tanrı olarak saygı gösterilmiştir. Roma ve Yunan masal tanrıları, hep elle tutulur ve gözle görülür heykel ve resimlerle temsil edilen fiziksel varlıklardan oluşmaktaydılar. Bu tanrılar için geliştirilmiş çeşitli ayin, tören ve kutlamalar yapılıp kurbanlar kesiliyordu. Olağanüstü işler başaran insanlar tanrılara eş tutulurdu. Bunu, bir gezileri sırasında bir kötürümü iyileştirdikleri için Pavlus ve Barnaba’yı bile hemen tanrılaştırdıkları olayda açıkça görmekteyiz;
“8 Listra’da, ayakları tutmayan bir adam vardı. Doğuştan kötürümdü, hiç yürüyemiyordu.
9-10 Pavlus’un söylediklerini dinledi. Onu dikkatle süzen Pavlus, iyileştirilebileceğine imanı olduğunu görerek yüksek sesle ona, “Kalk, ayaklarının üzerinde dur!” dedi. Adam yerinden fırlayıp yürümeye başladı.
11 Pavlus’un ne yaptığını gören halk Likaonya dilinde, “Tanrılar insan kılığına girip yanımıza inmiş!” diye haykırdı.
12 Barnaba’ya Zeus, Pavlus’a da konuşmada öncülük ettiği için Hermes adını taktılar.
13 Kentin hemen dışında bulunan Zeus Tapınağı’nın kâhini kent kapılarına boğalar ve çelenkler getirdi, halkla birlikte elçilere kurban sunmak istedi.”(Elçilerin İşleri-14)
Özellikle Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’in tanrılaştırılması, bu pagan tanrı anlayışlarının etkisinin olarak ispatıdır. Çünkü İnciller de Hz. Meryem’in yüceltilmesini bırakın, kardeşleri ile beraber Hz. İsa’nın öğretilerine inanmalarından bile emin değiliz. Ama pagan dünyada daima bir ana tanrıca miti vardır. Efes konsilinde bu eksiklik tamamlanmıştır. Bütün bunlar Hıristiyanlığın tanrı anlayışının oluşmasında geçirdiği evrimin ispatıdır. 6 Ocak günü Mısırlılar Nil Nehri kıyısında Osiris adına suya dalıp çıkarak kutlamalar yaparlardı. Ayni törenin benzeri denize dalıp çıkarak Yunan tanrısı Dionyosos için de yapılırdı. Bu törenler Doğu Ortodoks kiliselerinde, Hz. İsa’nın Ürdün Nehri’nde Hz. Yahya tarafından vaftiz edilişini ve doğuşunu anma törenlerine dönmüştür. Suya atılan haçı almak suretiyle deniz veya nehir kenarlarında aynı törenlerin benzeri yapılmaktadır. 4. yüzyıla kadar bu kutlamalar böyle devam etti. Daha sonra Roma Topraklarında hakim Mitra kökenli Güneş kültü olan pagan Sol İnvictus inanışında, ‘Güneşin doğum günü’ olan 25 Aralık, Roma Papalığı tarafından 6 Ocak ile değiştirildi. Doğu Ortadoks Kiliseleri bunu pagan-Putperest inancı olduğu için kabul etmedi ve Hz. İsa’nın doğum günü olarak 6 Ocak kutlamalarına devam etti.Yahudiler ve ilk havariler Cumartesi (Sebt-Şabat) gününü kutsal sayarlardı.Yine bu günün yerini, Güneş kültünün kutsal günü Pazar (Sun Day- Güneş günü) aldı. M.Ö. 1500 yıllarına ait Suriye, Finike tanrısı Temmuz, bakire anneden doğmuş,göğsünde bir yara ile ölmüş ve üç gün mezarında kalıp tekrar dirilmiştir.40 GREKLERİN ŞARAP TANRISI: DİONYSOS Dionysos’a ilk defa kuzey ve doğu Yunanistan’da tapılmaya başlanmıştı, Yunanistan’a ilk defa, Homer İlyada’yı yazdığı zamanlarda MÖ 800 gibi geldiği tahmin edilir, son derece popüler bir Tanrı idi, Roma’dan Mısıra tanırırdı ve kendisine ibadet edilirdi. Dionysos kültü (Roma’da “Bacchus” diye de bilinir), İsa’nın hikayeleri üzerinde derin etki bırakan gizem kültlerinden biriydi (Bu figür Hristiyanların haç sembollerinden en az 2 yüzyıl daha eskidir) (Robert Eisler “Orpheus - The Fisher: Comparative Studies in Orphic and early Christian cult symbolism, The Crucified Christ as Orpheus”, Prof. WKC Guthrie, “Orpheus and Greek Religion”
Aton (Atum) Mısırda başka bir tek Tanrı ismidir. Alın size bir antik Mısır’da tanrılaştırılmış Hermes’te ki Kelam (Logos) anlayışı;
“Beni Atum’un Bilgisi’yle kutsa, diye yalvardım.
Atum’un Kelam, yaratırıcı fikirdir;
O, kendi vasıtasıyla yaratılmış olan her şeyi besleyen ve destekleyen yüce sınırsız
Kudrettir.”41
Hz. İsa ölümü ve üç gün sonra tekrar dirilmesini anmak için, 23 mart’ta çarmıhta ölümü ve üç gün sonra 25 Mart tarihinde tekrar dirilmesi nedense pagan tanrı Atisin ölüm ve diriliş tarihleriyle aynıdır.42 Tanrı Mitra öldüğünde taş bir mezara gömülüp üç gün sonra yeniden dirilmiştir. Hıristiyan azizlerini ikonalarında baş kısımlarının etrafındaki daire-çember şeklindeki ışık ve papazların saçlarını yine tepeleri acık gelecek şekilde daire-çember şeklinde tıraş olmaları, hep Roma-pagan Sol İnvictus (Yenilmez Güneş) inancından uyarlamadır. Attis’in annesi “Cybele”, “Göklerin kraliçesi” (Queen of heaven) idi, bu lakabın, katolik kilisesi tarafından İsa’nın annesi Meryem’e de verilmesi şaşırtıcıdır! (Mary: Queen of heaven) Attis ile İsa hikayesi arasındaki en önemli benzerlik de Attis’in aynı İsa gibi ölmesi ve üçüncü gün yeniden dirilmesidir. (E.J. Brill, “Cybelle Attis and related Cults”, sayfa 39, Frazer, The Golden Bough, 349-350)
Ülke ve bölgeler farklıda olsa, dini akımlar pagan- gnostik veya felsefik temele de dayansa genelde ortak dini anlayış ve ritüeller hakimdi.Daha öncede belirtmiştik sadece, bölgeden bölgeye tanrı isimleri değişmektedir. Bugün çok fazla bilinmese de, İlk yüzyıllarda Hıristiyanlık ile diğer dini anlayışlarının arsındaki olağanüstü bu benzerlikler, hem Paganlar hem de Hıristiyanlar arasında gayet iyi bilinmekteydi.Megalansia, Attis kültünde, üç gün boyunca süren bir bahar festivaliydi. Attis de aynı İsa gibi ölen ve üçüncü gün dirilen kurtarıcı Tanrılardan yalnızca biriydi. Attis kültü İsa’dan çok önce oluşmuştu ve Attis ritüelleri, bayramları kutlanıyordu.Attis kültünden bahseden bazı Roma yazarları: Varroo(MÖ 116-2, Catullus (MÖ 86-40) İlk yüzyıllarda yazan pagan yazarlar bu benzerlikleri hristiyanlığa karşı kullanıyor, “aynı şeyleri bizim tanrılarımız da yapmışlardı, bizim Tanrımız sizinkinden daha eski” diye eleştiriler yapıyorlardı. Ünlü Pagan Filozof ve yazar Celsus, Hz. İsa’nın öğretileri gibi sunulan şeylerin, aslında Pagan mitlerinin kalitesiz bir taklidi olduğunu belirterek, bunları Tanrı’dan alınmış yeni bir vahiy gibi naklettikleri için, Hıristiyanları eleştirmiştir.Celsus şöyle söyler;
“Bu karakteristik olaylar, Hıristiyanlara ait benzeri olmayan olaylar mıdır ve eğer öyleyse, ne şekilde benzersizdirler ? Ya da bizimkiler mit olarak sayılmalı ve onlarınkilere inanılmalı mıdır ? Hıristiyanlar kendi inançlarının farklılığı için hangi nedenleri gösteriyorlar ? Gerçekte Hıristiyanların, Tanrı hakkında daha kapsamlı gerçekleri dışta bırakarak ona inanmaları haricinde inandıkları şey hakkında olağandışı hiçbir şey yoktur.”43
“Hıristiyanların fikirlerinden bir çoğu, daha önceden, Yunanlılar tarafından daha iyi şekilde ifade edilmiştir.Bu görüşlerin arkasında, başlangıçtan beri var olmuş olan antik bir öğreti vardır.Onların, gerçeği sistematik bir biçimde saptırmaları, oldukça basit bazı felsefi ilkeleri yanlış anlamaları hakkında konuşalım-tabii ki bu ilkeleri tamamen rezil etmişlerdir.”44
Şimdi aşağıda okuyacağınız metinin hangi İncilden alınmış olduğunu tahmin etmeye çalışınız;
“Benim bedenimden yemeyecek ve kanımdan içmeyecek ve bu şekilde benimle bir olmayacak ve benim bir olmayacağım kişi, kurtuluşu bilmeyecek olan kişidir.”45
Sanırım ‘Son Akşam Yemeği’ (Komünyon Ayini) olduğunu anladınız, ama verilen kaynakta bunun bir İncilden alınmadığını görünce merak ettiniz sanırım. Yukarıdaki ifadeleri söyleyen, Roma Topraklarında yaygın inanılan pagan tanrı Mitra’dır. İran kökenli bu dinle benzerliğe hayret ettiniz değil mi ?
. İlk Kilise babalarından Justin Martin’de hayret edip bu benzerliği çok rahatsız edici bulmuştur, ama yapılacak bir şey yok, gerçek böyle. Bakın bu benzerliği izah etmekte zorlanan Justin Marty neler söylemektedir;
“Peygamber yoluyla Christ’in geleceğini ve insanlar arasındaki tanrısızların ateşle cezalandırılacağını duymuş olan kötü ruhlar, Christ’le ilgili olarak söylenen şeyler gibi sadece olağanüstü masallar olduğu fikrini insanlarda uyandırabilecekleri inancıyla Tanrı’nın Oğulları diye adlandırılmaları için çok sayıda insan ortaya çıkardılar.”48
Yani şeytan bu inançların saflığını bozmak için, Hıristiyanlıktan aşırdığı öğretileri Paganlara öğretmiş.Papaz Tertullian, Mitra dini ile Hıristiyanlık arasındaki benzerlikler konularında da aynı şekilde suçu Şeytana yükler;
“İşi, gerçeği saptırmak olan Şeytan, İlahi olaylardaki aynı durumları taklit eder.O, kendine inananları vaftiz eder ve onlara, Kutsal Pınarın, günahları affedeceği vaadinde bulunur ve böylece, onları Mitra dinine inisiye eder.Bu şekilde Şeytan, ekmeğin tanrıya sunuluşunu kutlar ve ölümden dirilişin sembolünü ortaya koyar. Bu yüzden, Tanrısal olan bazı şeyleri taklit eden Şeytanın kurnazlığının farkında olalım.”49
TEKRAR TOPARLARSAK PUTPEREST-PAGAN DİNLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
BU DİNLERİN ÜLKEDEN ÜLKEYE SADECE İSİMLERİ DEĞİŞİR ve BAZI KÜÇÜK FARKLILIKLAR GÖSTERSE DE GENELDE AŞAĞIDAKİ ORTAK ÖZELLİKLERDEN OLUŞUR.
-ÜÇLÜ TANRI ANLAYIŞI VE TANRILAR AİLESİ (BABA –OĞUL TANRI VE TANRIÇA)
- ENKARNASYON YANİ TANRININ YERYÜZÜNDE İNSAN ŞEKLİNDE YER ALMASI
MİTRA VEYA MİTRAS, PERSLERİN İYİLİK TANRISI AHURAMAZDA’NIN YERYÜZÜNDE TEMSİLCİSİ
- KENDİNİ İNSANLIK İÇİN FEDA EDEN , ÖLEN VE SONRA DİRİLEN TANRI
-İLAHİ AKIL-SÖZ-KELAM-LOGOS ÖĞRETİSİ
BU ANLAYIŞIN TEMELİ ESKİ MÖ: 2500 YILINA MISIR’A DAYANIR. MISIR BİLGESİ HERMES TRİMEGİSTUS LOGOSU, İDELERİN İDESİ, TANRININ DÜŞÜNCESİ VE OĞLU OLARAK TANIMLAR. YAHUDİ BİLGİN PHİLON TANRINI DÜŞÜNCESİ, HİKMETİ, HAYAT VEREN GÜCÜ, İNSAN İLE TANRI ARASINDAKİ BAĞ OLARAK TANIMLAR.
- ET VEYA EKMEK VE ŞARAPTAN OLUŞAN KUTSAL YEMEK.
ROMA- YUNAN –PERS BACCHUS-DİONYSOS- MİTHRA PAGAN DİNLERİNDE VARDIR.
- İNSANLIK İÇİN BEKLENEN KURTARICI (MESİH) ANLAYIŞI
- VAFTİZ BENZERİ SUYLA ARINMA
- TAPINAKLARDA TANRIYI TEMSİL EDEN BİR ÇOK RESİM VE HEYKEL
Çiğdem Dürüşken “ROMA’NIN GİZEM DİNLERİ” (Arkoloji ve sanat yayınları-İstanbul) sayfa-58’ de bu özellikler aynen sıralanır.
Belki bu tespitlerimizde bizim için, biraz haksızlık ettiğimizi düşünebilirsiniz. Bunlar belki en hafifinden bakın Ayna yayınlarının tercüme yayını “İsa ve kayıp tanrıça” sayfa 17’de daha ne tespitler yapanlar var;
“Yıllar süren titiz araştırmalardan sonra, Hıristiyanlığın geleneksel tarihinin en iyi ihtimalle ümitsiz bir şekilde yanlış olduğu ve en kötü ihtimalle bir sürü yalan olduğu sonucuna varmıştık. Kanıtlar, bizim, düşünülemez olanı düşündüğümüzü gösteriyordu.Hıristiyanlık birinci yüzyıldaki bir Mesih kültü değil, antik Pagan Gizem dininin Yahudi bir uyarlamasıydı.Tarihsel bir İsa’nın varolmuş olduğuna dair herhangi bir kanıt bulamadık.”
Okunma Sayısı: 1127
Şu an Okuyan Sayısı: 1
Bugün Okuyan Sayısı: 0
Ocak 3rd, 2010 at 13:04
Hristiyanlar bu durumu görmezden gelip ay kültü gibi asılsız bir iddia atıp islama iftira atıyorlar. İşin komik durumu şu bilinmiyo; “Mekke şehrine müslüman dışında kimsenin ayak atılmasına izin verilmemiştir. Günümüzde ile yasaktır bu”
Hristiyanlar bu yukarıdakileri nasıl açıklıyorlar bilmiyorum açıkcası ama birilerinin kendine gelip gerçeği görmeleri kendileri için çok daha iyi olur.
Ocak 4th, 2010 at 01:45
Merhabalar yukarıdaki bilgileri okumadım ama size katılmıyorum Ayça hanım. Bu arada sizin hristiyanlık nedir nasıldır hiçbir bilginiz olmadığını yazdıklarınızdan görebiliyorum eğer bir sorunuz olursa bana ulaşabilirsiniz. bu msn den hasan.yabas@hotmail.com dediğiniz gibi birilerinin gerçeği bilmeleri ve görmeleri çok daha iyi olur.
Ocak 4th, 2010 at 12:47
Hasan bey, yukarıdaki bilgileri okumadıysanız o zaman bana nasıl katılır veya katılmazsınız?
İsterseniz önce yukarıdaki bilgileri bir okuyunuz sonra karar veriniz. Ben o bilgilere göre yorum yapıyorum.
Ocak 16th, 2010 at 19:01
İlhan beyin sözlerine karşı olan, açıklamaları yazsa? yorum değil bakın, açıklamalar.
Ocak 18th, 2010 at 21:14
hasan ark 4 sorum olacak:İSA A.S HAŞA ALLAH CC OĞLU OLDUNU İTA EDİYORSUNU HAŞA BÖYLE BİRŞEY YOK OLMAZDA OLDUNU VAR SAYALIM.O HALDE HZ ADEMDE ANNESİZ VE BABASIZ DÜNYAYA GELDİ PEKİ BABASIZ DÜNYAYA GELEN İSA A.S HAŞA ALLAHIN OLDUNU SÖYLÜYORSUNUZ O HALDE ADEM A.S ANNE VE BABASIZ GELDİ ADEM A.S NE PEKİ
(2).İSA A.S SİZLERİN GÜNAHLARINI YÜKLENDİNİZ İDEA EDİYORSUNUZ PEKİ KİLİSEDE PAPAZLAR GÜNAH CIKARTIYOR EE NE OLCAK ŞİMDİ HANİ GÜNAHINIZ İSA A.S YÜKLENMİŞTİ
( 3).İSA A.S ZAMNINDA FOTOĞRAFCILIK VE RESSAMLI DİYE BİRŞEY YOKTU ARAŞTIRIN ÖĞRENİN EE İSA .AS OLDUNU İDEA ETTİNİZ RESİM KİMİN NERDEN BULDUNUZ BU RESMİ
4Araf 179: Yemin olsun ki, biz, cehennem için, cinlerden ve insanlardan, birçok kişiye vücut verdik/birçoğunu döllendirip yaydık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar.BU AYETE DÖLDEN BAHSEDİLİYOR PEKİ KARDEŞİM PEYGAMBERİMİZ ZAMNINDA TIP İLERLEDİMİ DÖLÜ NERDEN BİLİYORLAR DÖLDEN COCUK YAPILDINI NERDEN BİLİYORLAR NE GZÜEL AYET YARAB ŞÜKÜR OLSUN SANA
Ocak 19th, 2010 at 11:56
merhaba armagan
1; isanin allahin oglu oldugunu nasil idda ediyoruz dusundunmnu hic siz dusunuyorsunuz ki biz allahin meryem ana ile cinsel iliskiye girdigini idda ediyoruz bir cok musluman bunu dusunur. ama oyle degil bizim allahin oglu dedigimiz sey ruhsal oguluktur. oyle yok iliskiye girdi yok allahin karisi var diye birsey yok. buradaki ogulluk tanrinin ruhu yani kutsal ruhun meryemin rahmine kutsal ruh tarafindan konulan bir cocuk yani gelip birisiyle meryem iliskiye girmis degildir. gelelim adem e o tanrinin oglu olamaz cunku tanri onu topraktan yapti ve ona yasam solugu ufledi yani bir soluk ufuruk tarafindan meydana geldi.
2 ben inaniyorumki isa dunyaya bizim gunahlarimizi yuklenmek icin geldi ve bunu yaptida tanriyla insanlari baristirdi ona iman eden herkes tanriyla baristi. gelelim papazlara benim inancimda papaz rahip yok onlara inanmakta yanlis zaten sen o soruyu papazlara sor yani ben isa mesih imanlisiyim papaz yada rahip imanlisi degilim kimsede kimsenin gunahini cikartamaz once kendi gunahini cikartsin.
matta 7:5 Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
once kendi gozundeki mertegi cikarmazsan baskasinin gozundeki copu gorebilirsin. bilmiyorum anlayabilirmisin bu ayeti bu ayeti isa mesih soylemistir.
3 o resimlerin hepsi birer benzetmedir bu arada ben o resimlerede tapmiyorum ve evimde 1 tane bile oyle resim yoktur. onu yine katoliklere yani papazlara sorabilirsiniz ama onlarda o resimleri bir benzetme olarak kullandiklari kesindir.
4 ozamanki dol demekki baska biseymis sen butun kelimelerin ayni oldugunu zannediyorsan yanilirsin. yani birde sanirim o kutsal yazilar kutsal ruhun esinlemesi tarafindan yazildi yani siradan bir kisi kendi kafasina gore yazmadi Tanri herseyi bilir herdilde konusur Tanri senin dolden yapildigini biliyor ama
Ocak 19th, 2010 at 21:15
Hasan bey yukarıdaki iddiaya birşey demiyormusunuz? Sözlerime karşı çıkmıştınız oysa ben yukarıdaki bilgilere yorum yapmıştım ama siz açıkca yukarıdakileri okumadığınızıda belirtmiştiniz. Okuadan karşı çıkmak abest bir durum aslında.
saygılar
Ocak 19th, 2010 at 23:51
ayça hn o iddaları okuma ihtiyacı hissetmedim çünkü ne kadar açıklama yapsam boş. ve okuma gereği duymamamın sebebi benim inancımda putperestlik yok. birde konuyu değiştirmede üzerinize yok işinizi güzel yapıyorsunuz…
Şubat 8th, 2010 at 01:17
Afadersiniz ama konu değiştiren yok, konu son derece açık seçik ortada konu ile ilgili yorum yaptım, siz karşı çıktınız lafınıza laf dedim. Konuları yolundan saptıran sizsiniz ben değil biraz el insaf yani.
4 ocakta yazmışım size,tık yok sizden…. sonra 16 ocakta yinelemişim gene tık yok…. geldik 19 ocağa bu sefer tık var ama bir numara yok.
Bu nasıl bir ihtiyaç hissetmemedir? ben bizler hakkındaki tüm iddiaları okurumki bileyim öğreneyim. Nasıl olsa gerçek değil ne okuyacam deyip geçiştirmiyorum sizin gibi. Acaba okursanız imanınız mı şüpheye düşecek yoksa cevap veremeyeceğiniz içinmi iddialara bu kadar kaçıyorsunuz?
Size göre hristiyanlıkta çelişki falanda yok ama yazıları okuyup birşeyler yazıyorsunuz neden yazıyorsunuz yazmayın hiç girmeyin bu siteye neden gerek duyuyorsunuz?
Evet iddiaları okuyun ve bilginiz varsa cevap verin yoksa oylama taktiği yapmayınız.
saygılar
Mart 16th, 2010 at 11:04
Sayın Hasan Bey;
Yorumlarınıza paratez açmak istiyorum.
1* Hz İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu ve bir cinsel ilişki sonucunda meydana geldiğini müslümanlar düşünmüyorlar. Bunu bu şekilde ayyukaya çıkartan bizzat Hristiyan alemidir. Allah’a BABA diye bir sıfatın takılıp ve ona cinsel çağrışım yükleyen Hristiyanlığın kendisi değil de peki kimdir? Tüm dillerde şu bilinir ki, BABA bir tohum ekim makinesi ve anne ise bir tarladır. Kromozonlar tamemen babadan anneye geçer. Buna karşı çıkan bir tane dahi tez unsuru yoktur. Eğer Kelime hatası varsa buna neden olanların hatasıdır.
Ve diyorsunuz ki; Hz. Adem bir insandı ve topraktan yaratıldı. Peki Hz. İsa insan değil miydi? Beni asıl düşündüren bu konu olmuştur. Çünkü Hristiyan alemi de bir karar verebilmiş değildir. Hz. İsa insan mıydı yoksa Tanrı mıydı? Katolikler, Protestanlar, Ortadokslar bu konu da bir fikir birliği sağlayamadıkları için zaten bugün bir cemaat olgusuna haiz değiller Hristiyan aleminde. Çünkü ABD’de Tanrı kabul edilen Hz. İsa, Avrupa’da bir İnsan ve de Balkanlarda yarı insan yarı Tanrı olarak kabul edilmiştir. İnsan değilse neden bir anne aracılığı ile dünyaya gelmek için kendi yarattığı insana muhtaç kalabilsin ki Tanrı? Velev ki Tanrıdır Hz. İsa; bir Tanrının insana muhtaç olması nasıl kabul edilebilir. Varsayalım insandır -ki O da hayatı boyunca bir insanın ihtiyaç duyabileceği her birşeye ihtiyaç duymuş bir insandı, o vakit Hz Ademden sonra dünyaya gelen tüm insanlar gibi bir çocuğun gelişim aşaması ile aynı şartlar ve ölçülerde -döllenme olgusu dışında- bir sürece Onun da sahip olduğu düşünüldüğünde, Kutsal Ruhtan söz etmek nasıl kabul edilebilir.
2* İnançlarında Hz. İsa’nın tüm insanlığın günahını almaya geldiği söylüyorsun ki bu düşünce kabul etmediğin kilise geleneğinin önceliklerindendir.
Hz. İsa bir insan ise; tüm insanlığın suçunu, günahını ve vebalini tek bir insanın üzerine atmak nasıl bir Tanrı Adalet anlaşıyı oluşturuyor ki; mazlumların haklılık ve de değer ölçülerini kim üstlenecek ve onları kim savunacak? Bir katilin suçunu üstüne alan bir insan, maktulun yani öldürülen kişinin suçsuzluğunu nasıl koruma ve garanti altına alabilir ki!
Hristiyanlık Amentüsünde; Hz. İsa, doğumundan sonraki tüm insanlığın vebalini üstüne alacak deniyor. Peki onun doğumundan önceki insanlara ne olacak? Eğer Tanrı, Hz. İsa’nın doğmundan sonraki insanlara merhamet ediyorsa bir insan üzerinden, peki O’nun doğumuna kadar milyarlarca insanın durumu ne olacak? Peki ya Hz. İsa insan değil de Tanrı ise; O zaman daha vahim bir durum çıkıyor ortaya! Kendi yarattığı insanın suçunu kime karşı! kimden korumak için! kimin azametine maruz kalmasınlar diye! onların suçunu-günahını kendi üstüne almak gibi bir gaflete düşsün ki Tanrı! Bu nasıl bir çelişkidir ve bu detayın altındaki kısır döngü nasıl bir acımasız Tanrı Adaletidir*
Kiliselere inanmadığınızı söylüyorsunuz! O halde İncil’e de inanmamanız gerekmez mi! İncilden örnek veriyorsunuz ve kendiniz de aslında şunun farkında olmanız gerekiyor ki, İncilin gerçek sahibi de kiliselerdir. İnciller kendi aralarında o kadar çok çelişkiye düşmüşler ki; hiç bir İncil’de HRİSTİYAN kelimesi yer almaz. Çünkü Hristiyan Kelamı İncillerin yazılıp da çoğaltılmasından sonra bu dinin adına verilmiş yani sonradan eklenmiş bir isimdir. Her kilise kendi İncilini yazmıştır. Her kilise kendi geleneğine göre İncillerin detaylarını belirlemiştir. Yani önüne gelen kendi Cehennem ve Cennetini kendi küllerinden yaratmışlardır.
3 - 4* İkon ile ilgili katoliklere sorabilirsiniz demişsiniz ama sadece katolikler değil Protestan ve Ortodokslar da aynı ikonların takipçileridirler. Zaten ikonsuz bir din düşünmek mümkün değildir eğer Baba ve Oğul diye bir din varsa. Muhakkak bir baba ve bir oğul ve bir anne de resimlerin içinde yerlerini almalı ve bunların aile fotoğraflarının da bir arada olması gayet normaldir.
İncili sıradan kişilerin yazmadığını söylüyorsunuz, Tanrı’nın kelamı olduğunu söylüyorsunuz ve bu konuda da çok haklısınız. Çünkü İncil adı Kur’anın verdiği addır. Bible; olarak adlandırılır günümüz İncili. Bugün kü Hristiyanlık da Bible takipçileridir. Yani dili, içeriği ve adı değiştirilmeden önceki İncil ile bugün kü Bible arasında dağlar kadar fark vardır.
Sizin isminiz ne olursa olsun, dünyanın neresine giderseniz gidin isminiz aynıdır. Din ne olursa olsun dünyanın neresine giderseniz gidin din aynı olmalıdır.
Ama hristiyanlık dünyanın hiç bir yerinde aynı değere sahip değildir ki adını dahi koruyabilmiş değildir. Evrensellik aşamasında TEK BİR DİN olamamıştır Hristiyanlık. Çünkü günümüzde bir çok çeşit Hristiyanlık var. Değişik kilise ve kitap. Papazların görüşleri vs. Hiç bir kilise bir sorunun cevabını araştırmak için İncil’i okuyun demez!.. Gelin biz size bilgi verelim. Eğer o konu İncil de yoksa kilisenin geleneği hakimdir son söze… Yani onlar da şunu çok iyi biliyorlar ki, İncil’de herşey yok! Olmayan birçok şey olduğu gibi…
Son Söz;
Hasan kardeşim, sizin çok iyi bir araştırmacı olduğunuzu düşünerekten yazınıza atfen birkaç satırbaşlığını özetlemeye çalıştım. Yukarıdaki yorumu okumadığınızı ve okumaya gerek görmediğinizi gerçi söylemişsiniz ama yine benim kanımca ufak bir göz atmış olabileceğiniz ihtimalini göz önünde bulundururaktan, birşey dikkatiniz çekmiş olabilir diyebilmekteyim.
İncil’de geçen kişi adları ile Hz. İsanın doğduğu arazi ve kültür üzerinde biraz yoğunlaşmanızı tavsiye edeceğim sizden. O coğrafyadaki kültürlerin adları ile İncil’deki kişilerin adları birbirine ne kadar benzemektedir?
Yüreğinin sahibine emanet ol…
Mayıs 14th, 2010 at 18:55
de genelde bazı islami parti sembollerinde Al-lah ın kızlarının adı Al-lat Al-uzat ve Al-manat..3 yıldız olarak sembolize edilmiştir(İslam and Arabs, Rom Landau, 1958 p 11-21). Kuran da bu konuya gönderme yapılmıştır..(53:19-20) bulunan kalıntılarda islamiyet öncesi döneme ait Al-ilah ı simgeleyen yaşlı sakallı bir adam üzerinde büyük bir ay sembolü ve önünde 3 kızı Al-lat,Al-uzat,Al-Manat bulunmuştur.(archeology of world religions Jack finegan)
Putperest Araplar islamiyet önce Kabe de 360 tane puta tapıyordu bunlardan birisinin ismi Al-ilah idi(bugünkü şekliyle Allah)(Who Is This Allah?, G. J. O. Moshay, 1994, p 138, A Restatement of The History of Islam & Muslims, Sayed A. A. Razwy, Muslim, The State of Religion in Pre-Islamic Arabia, p19-20 1997,First encyclopedia of İslam, 1987, Islam, p. 587-591)
Hatta Muhammed in babasının ismi Abdullah yani Abd-Allah(Al-ilah) idi.Bu Al-ilah a Kabe de kara taşın yanında ibadet ediliyordu(The Archeology of World religions, Jack Finegan, 1952, p482-485, 492)
Arapça da Tanrı kelimesinin anlamı tam olarak “İlah” tır…(The Encyclopedia of İslam, New Edition, Edited By B. Lewis, V. L. Menage, Ch. Pellat And J. Schacht, 1971, ALLAH, page 406)
Araplar islamiyet öncesi dönemde Kabe deki 360 tane put arasından en yükseği,en güçlüsü olarak ay tanrısını görüyor ve buna Al-ilah (En güçlü ilah) şeklinde ellerini iki yana açarak dua ediyorlardı…yani Arapça da “İlah” olan Tanrı kelimesi islamiyetle beraber “Allah” a dönüştürüldü.(southern Arabia, Carleton S. Coon, Washington, D.C. Smithsonian, 1944, p.399) (Çeşitli Arap kabileleri aslında bu ay Tanrısına değişik adlar veriyordu bunlardan bazıları “Sin”,”Hubal”,ve Kureyş te Al-ilah. Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-ilah” tan türediğini söylerler.(.İslam Muhammed and his religion, Arthur Jeffery, 1958, p 85,Muhammad at Mecca, W. Montgomery Watt, 1953, p 23-29)
“Allah” kelimesi islamiyetten önceki Arap yazıtlarında bulunmuştur(Encyclopedia Britannica, I:643)
Muhammed bu 360 tane puttan birisinin,ay Tanrısı olan en güçlüsünün ismini alıp tek olduğunu söylüyordu. “Al-ilah tan başka ilah yoktur”(The hajj, F. E. Peters, p 3-41, 1994) Hz. Muhammed böylece Al-İlah ı tek Tanrı olarak ilan etti ve diğer putlara tapınmayı yasakladı
İslamiyet öncesi bazı putperestlerin ilginç gelenekleri vardı bunlar Ramazan dedikleri ayda 1 ay oruç tutarlar,Mekke ye Hacca gidip Kabe nin etrafında 7 kez dönerler,”Kara Taş” ı kutsal sayar onu öper ve günde 4 veya 5 vakit namaz(salat) kılarlar şeytan taşlarlardı.Tabi bunlar Kuran da da bulunur (Is Allah the same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9,İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah,)
Ayrıca namazdan önce bugünkü islamiyet dünyasında olduğu gibi abdest alma gelenekleri vardı..Burunlarına su çekerlerdi,ellerini dirseklerine kadar yıkardı bunlar eski putperest Arapların abdest alma şekliydi
Bu gelenekler yahudi ya da hristiyan kültürlerinde yoktur.oruç bilindiği gibi hristiyanlıkta da vardır fakat “belli bir ayda oruç tutma” geleneği Arap putperestlerinin eski bir geleneğiydi.
Ayrıca Kabe eldeki kanıtlara göre İbrahim peygamber tarafından yapılmamıştır,Yaklaşık MÖ800 lü yıllarda yapıldığı bilinmektedir.Ayrıca Kabe hiçbir zaman yahudiler ve hristiyanlar tarafından kutsal sayılmamıştır.Zaten Kabe ile ilgili Kutsal Kitap ta(Kitab-ı mukaddes) tek bir ayet bile yoktur
Kabe MÖ800 lü yıllardan sonra putperestler tarafından “Al-ilah ın evi” olarak anılmaya başlanmıştır(A Guide to the contents of Quran Faruq Sherif, Reading, 1995, pgs. 21-22., Muslim)
İslamiyetten önce tapınılan Allah ın birçok sıfatı vardı putperestler özellikle Al-ilah için şunları söylüyordu: “Dünyanın yaratıcısı,Havadan yağmur indirici,yerden dane çıkarıcı,Kabe nin efendisi”(God and Man in the Quran, Toshihiko Izutsu, Chapter 4: Allah, p96-119, 1980)
Hz.Muhammed zamanında ve ondan önceki 5-6 yıllık dönemde putperest Mekke liler hristiyanlardan tek tanrılı dini öğrenmeye çalışıyorlardı ve Hristiyanlarla temas halindeydiler(1. Muhammads Mecca, W. Montgomery Watt, Chapter 3: Religion In Pre-Islamic Arabia, p26-45)
Ay tanrısını ifade eden “Al-ilah” kelimesi islamiyet öncesi dönemde Arap şiirlerinde yaygın olarak kullanılıyordu(Encyclopedia of Islam, eds. Lewis, Menage, Pellat, Schacht; Leiden: E.J.Brill, 1971, III:1093)
Kuran da da aslında Al-ilah tan başka ilah olmadığını söyler ve Al-ilah tan başka,putlara aya güneşe tapınılmasını yasaklar.Arkeologlar ve tarihçiler Hz. Muhammed Kureyş teki bu Ay Tanrısı kültünü hristiyanlardan ve yahudilerden etkilenerek kesin bir tek Tanrılı dine çevirdiğini belirtir.Fakat Kuran da Allah bazı bölümlerde ilginç şekilde kendi kendine yemin etmektedir…Yemin bilindiği gibi eden kişinin kendisinden üzerinde ya da kendisinden güçlü bir varlığa edilir..
“Hayır, yemin olsun aya,”(müdessir 32) ”
Bazı ansiklopedilerden ve kaynaklardan Allah’ın putperest kökeni ile ilgili kaynaklar;
“temples of the moon gods, with RITUALS similar in many details to those of the pre-Islamic and Islamic PILGRIMAGE to Mecca.” (Britannica, Arabia, History of, p1045, 1979)
“Prior to Islam the people would pray 5 times a day facing Mecca (The Encyclopedia of Islam p. 303″
Another practice that left its influence on Islam was ceremonial abstinence. The South Arabian festival of Halfan was a moratorium on the use of weapons. Certain times were specified for fasting and abstention from sexual relations. Burnt offerings and sacrifices were common.” (Britannica, Arabian Religions, p1059, 1979)
“The Arabs during the pre-Islamic period used to practice certain things that were included in the Islamic Sharia. They, for example, did not marry both a mother and her daughter. They considered marrying two sisters simultaneously to be a most heinous crime. They also censured anyone who married his stepmother, and called him dhaizan. They made the major [hajj] and the minor [umra] pilgrimage to the Ka’ba, performed the circumambulation around the Ka’ba [tawaf], ran seven times between Mounts Safa and Marwa [sa'y], threw rocks and washed themselves after intercourse. They also gargled, sniffed water up into their noses, clipped their fingernails, plucked their hair from their armpits, shaved their pubic hair and performed the rite of circumcision. Likewise, they cut off the right hand of a thief.” (Al-Milal wa al-Nihil, Muhammad ibn ‘Abdalkarim al-Sharastani, Muslim, vol. 2 chapter on the opinions of the pre-Islamic Arabs, as quoted in al-Fadi, Is the Qur’an Infallible?, p. 122, non-Muslim”
“A principal sacred object in Arabian religion was the stone, either a rock outcropping or a large boulder, often a rectangular or irregular black basaltic stone … ” (Britannica, Arabian Religions, p1059, 1979)
“Of the numerous baetyls, the best known is the Black Stone of the Ka’bah at Mecca, which became the central shrine object of Islam.” (Britannica, Arabian Religions, p1059, 1979)
Muslim practices such as gathering on Friday and the four sacred months of Islam were also pre-Islamic customs: “In Bulugh al-’Arab fi Ahwal al-’Arab, we read, ‘The four sacred months, Rajab, Dhu al-Qa’da, Dhu al-Hijja and Muharram, had been considered sacred during the pre-Islamic period [Jahiliya]. Raids, taking revenge, war, fighting and disputes were forbidden during them. If a man were to meet his enemy who killed his father or brother during these months, he would not quarrel with him… During the sacred months, [the people] were under restriction not to fight or make raids, and had to remove [their] spearheads as a sign that they would avoid fighting at all costs.’ Obviously, Islam borrowed the hallowing of these months from Pre-Islamic Arabs and introduced nothing new into the world.” (Is the Qur’an Infallible?, ‘Abdallah ‘Abd al-Fadi, Light of Life, , p. 127, non-Muslim
Now there dwelt in Mecca a god called Allah. He was the provider, the most powerful of all the local deities, the one to whom every Meccan turned in time of need. But, for all his power, Allah was a remote god. At the time of Muhammad, however, he was on the ascendancy. He had replaced the moon god as lord of the Kaaba although still relegated to an inferior position below various tribal idols and three powerful goddesses: al-Manat, goddess of fate, al-Lat, mother of the gods, and al-Uzza, the planet Venus. (Islam and the Arabs, Rom Landau, 1958 p 11-21)[/size]
British müzesinde Babil bölümünde bölüm B de 3-4 heykel ve onların önünde 1 heykel şeklinde heykeller vardır…Arkadaki 3-4 heykel ellerini müslümanların dua ederken açtıkları gibi açmış önlerindeki “ay tanrısı”na dua ediyorlar bunun ismi al-Ilah. Al-ilah ın kızları Al-lat,Al-uzzat-Al-Manat ta bu 3 yıldız olarak simgeleniyordu”(1. The archeology of World religions, Jack Finegan, 1952, p482-485, 492)
Bir de genelde bazı islami parti sembollerinde Al-lah ın kızlarının adı Al-lat Al-uzat ve Al-manat..3 yıldız olarak sembolize edilmiştir(İslam and Arabs, Rom Landau, 1958 p 11-21
Putperest Araplar islamiyet önce Kabe de 360 tane puta tapıyordu bunlardan birisinin ismi Al-ilah idi(bugünkü şekliyle Allah)(Who Is This Allah?, G. J. O. Moshay, 1994, p 138, A Restatement of The History of Islam & Muslims, Sayed A. A. Razwy, Muslim, The State of Religion in Pre-Islamic Arabia, p19-20 1997,First encyclopedia of İslam, 1987, Islam, p. 587-591)
Hatta Muhammed in babasının ismi Abdullah yani Abd-Allah(Al-ilah) idi.Bu Al-ilah a Kabe de kara taşın yanında ibadet ediliyordu(The Archeology of World religions, Jack Finegan, 1952, p482-485, 492)
Arapça da Tanrı kelimesinin anlamı tam olarak “İlah” tır…(The Encyclopedia of İslam, New Edition, Edited By B. Lewis, V. L. Menage, Ch. Pellat And J. Schacht, 1971, ALLAH, page 406)
Araplar islamiyet öncesi dönemde Kabe deki 360 tane put arasından en yükseği,en güçlüsü olarak ay tanrısını görüyor ve buna Al-ilah (En güçlü ilah) şeklinde ellerini iki yana açarak dua ediyorlardı…yani Arapça da “İlah” olan Tanrı kelimesi islamiyetle beraber “Allah” a dönüştürüldü.(southern Arabia, Carleton S. Coon, Washington, D.C. Smithsonian, 1944, p.399) (Çeşitli Arap kabileleri aslında bu ay Tanrısına değişik adlar veriyordu bunlardan bazıları “Sin”,”Hubal”,ve Kureyş te Al-ilah. Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-ilah” tan türediğini söylerler.(.İslam Muhammed and his religion, Arthur Jeffery(ESKİ BİR MÜSLÜMANDIR), 1958, p 85,Muhammad at Mecca, W. Montgomery Watt, 1953, p 23-29)
Allah” kelimesi islamiyetten önceki Arap yazıtlarında bulunmuştur(Encyclopedia Britannica, I:643)
Muhammed bu 360 tane puttan birisinin,ay Tanrısı olan en güçlüsünün ismini alıp tek olduğunu söylüyordu. “Al-ilah tan başka ilah yoktur”(The hajj, F. E. Peters, p 3-41, 1994) Hz. Muhammed böylece Al-İlah ı tek Tanrı olarak ilan etti ve diğer putlara tapınmayı yasakladı
İslamiyet öncesi bazı putperestlerin ilginç gelenekleri vardı bunlar Ramazan dedikleri ayda 1 ay oruç tutarlar,Mekke ye Hacca gidip Kabe nin etrafında 7 kez dönerler,”Kara Taş” ı kutsal sayar onu öper ve günde 4 veya 5 vakit namaz(salat) kılarlar şeytan taşlarlardı.Tabi bunlar Kuran da da bulunur (Is Allah the same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9,İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah,)
İslamiyetten önce tapınılan Allah ın birçok sıfatı vardı putperestler özellikle Al-ilah için şunları söylüyordu: “Dünyanın yaratıcısı,Havadan yağmur indirici,yerden dane çıkarıcı,Kabe nin efendisi”(God and Man in the Quran, Toshihiko Izutsu, Chapter 4: Allah, p96-119, 1980)
Hz.Muhammed zamanında ve ondan önceki 5-6 yıllık dönemde putperest Mekke liler hristiyanlardan tek tanrılı dini öğrenmeye çalışıyorlardı ve Hristiyanlarla temas halindeydiler(1. Muhammads Mecca, W. Montgomery Watt, Chapter 3: Religion In Pre-Islamic Arabia, p26-45)
Ay tanrısını ifade eden “Al-ilah” kelimesi islamiyet öncesi dönemde Arap şiirlerinde yaygın olarak kullanılıyordu(Encyclopedia of Islam, eds. Lewis, Menage, Pellat, Schacht; Leiden: E.J.Brill, 1971, III:1093)
MUHAMMED PAGAN ARAPLARIN “SİN” “HUBAL” ve “AL-İLAH” ŞEKLİNDE NİTELEDİĞİ BİR TANRIYI , BİR YEREL TANRIYI, ETKİLENDİĞİ “herşeye egemen” YAHUDİ/HRİSTİYAN TANRI FİKRİYLE BİRLEŞTİRMİŞTİR..BUNU YAPARKEN DE ARAP PUTPERESTLERİN İNANÇLARINDAN SON DERECE FAZLA ETKİLENMİŞTİR…ONLARIN (Arap putperestlerin) ÇEŞİTLİ İBADETLERİNİ AYNEN KURDUĞU DİNE AKTARMIŞTIR…..
Mayıs 14th, 2010 at 18:59
http://www.bible.ca/islam/islam-moon-god.htm
Mayıs 14th, 2010 at 19:02
HASAN SANA SORUYORUM ….
SEN HİÇ KURAN OKUDUNMU BEN SÖYLEYEYİM HAYIR
ÇÜNKÜ KURAN OKUYUP ORDAKİ MUCİZELERİ GÖRSEN BÜYÜK İHTİMALLE ESKİ DİNİNE GERİ DÖNERSİN (İSMİNİN HASAN OLDUĞUNA DAYANARAK SÖYLÜYORUM)BAK SANA O İÇİ MUCİZELERLE DOLU OLAN KİTAPTAN BİRKAÇ MUCİZE
GÖKYÜZÜNÜ KORUNMUŞ BİR TAVAN KILDIK ONLAR İSE BUNUN AYETLERİNDEN YÜZ ÇEVİRİYORLAR. (ENBİYA SURESİ 32)
“Dönüşlü olan göğe andolsun.” (Tarık Suresi, 11)
“özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış” (Zariyat Suresi, 7)
Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi, 12)
işte görüyorsun mucizeleri ha bi tek bunlar değil sen bir int te kuran mucizeleri yaz da bak ne başlıklar göreceksin
Mayıs 14th, 2010 at 19:16
Karılarınızı sevin; onlara sert davranmayın.” (İncil - Koloseliler 3:19)
“Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, yataklarından ayrılın nihayet dövün.” (Kur’an Nisa 34)
Ayet ayet Kur’an ile İncil karşılaştırması:
İNCİL:
Mat 5:43 «`”Komşunu sev, düşmanından nefret et’ denildiğini duydunuz.
Mat 5:44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. ”
Mat 5:45 Öyle ki, göklerde olan Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. Yağmurunu da hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır. ”
1Yu 4:16 “Tanrı’nın bize olan sevgisini tanımış ve buna inanmışızdır.Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan, Tanrı’da yaşar, Tanrı da onda yaşar. ”
1Yu 4:12 “Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı’yı görmüş değildir. Ama birbirimizi seversek, Tanrı içimizde yaşar ve O’nun sevgisi içimizde yetkinleşmiş olur.”
1Yu 4:7 “Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı’dandır. Seven herkes Tanrı’dan doğmuştur ve Tanrı’yı tanır. ”
1Yu 4:8 Sevmeyen kişi Tanrı’yı tanımış değildir. Çünkü Tanrı sevgidir.
Mat 7:12 “«İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Kutsal Yasa’nın ve peygamberlerin söylediği budur.”
Rom 12:14 “Size zulmedenler için iyilik dileyin. İyilik dileyin, lanet etmeyin. ”
Rom 12:21 “Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen.”
1Ko 13:4 Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.
1Ko 13:5 Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolayca öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.
1Ko 13:13 İşte böylece, kalıcı olan üç şey vardır: iman, ümit ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir
Gal 6:8 “Kendi doğal benliğine eken, benlikten ölüm biçecektir. Ruh’a eken, Ruh’tan sonsuz yaşam biçecektir.”
1Pe 3:4 “Gizli olan iç varlığınız, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliğiyle sizin süsünüz olsun. Bu, Tanrı’nın gözünde çok değerlidir.”
1Yu 4:18 “Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi, korkuyu siler atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir.”
1Yu 4:19 Biz ise seviyoruz. Çünkü önce O bizi sevdi.
1Yu 4:20 Eğer bir kimse, «Tanrı’yı seviyorum» der ve kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü görmüş olduğu kardeşini sevmeyen, görmemiş olduğu Tanrı’yı sevemez.
1Yu 4:21 «Tanrı’yı seven, kardeşini de sevsin» diyen buyruğu Mesih’ten aldık.”
Mat 5:38 «`Göze göze dişe diş’ denildiğini duydunuz.
Mat 5:39 Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin.”
Mat.5: 46 Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri* de öyle yapmıyor mu?
Mat.5: 47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu?
Mat.5: 48 Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.”
KUR’AN
47:4- Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah’ın emri budur….”
9:5- Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
9:111- Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. …….”
8:39- Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah’ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın…..
9:39- Eğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O’na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah’ın herşeye gücü yeter.
9:29- Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah’a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın.
8:65- Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler.
48:16- A’rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.
2:193- Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla çarpışın………”
61:4- Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
61:11- Allah’a ve Resulüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur
4:84- (Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et
4:91- Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik
8:12- İşte o anda Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. Kâfirlerin yüreğine korku salacağım(ingilizce “terörize”), hemen boyunlarının üstüne(?) vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun”.
8:57- Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
33:60- Andolsun ki, eğer münafıklar ve kalblerinde bir hastalık olanlar ve Medine’de dedikodu yapanlar, bu yaptıklarından vaz geçmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. Sonra seninle orada az bir zamandan fazla komşu kalamazlar.
33:61- Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler.
9:41- Ey müminler! İster hafif techizatla, ister ağırlıklı olarak seferber olun ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz böylesi sizin için daha hayırlıdır.
5:33- Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir….”
4:89- Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin
47:35- Sakın gevşemeyin ve üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi eksiltmeyecektir.
9:12. Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler
Mayıs 14th, 2010 at 19:20
Bu da türkçe bir kaynak, ilerde güncellenecek:
http://www.mucizeyalanlari.com
Mayıs 15th, 2010 at 01:17
SAYIN Ozz;
Bu sitenin konusu İncil’deki çelişkilerdir.Ortaya koyduğumuz konulara bir cevabınız varsa onları yazın. Burada dinler tartışması yoktur. Yukarıda ki ilk yazdıklarınız için kısaca diyeceğim şudur:
Arabistanın bir çok bölgesi hz. ibrahim’den gelen bir din anlayışına sahipti. Tabi uuzun süredir yeni bir peygamber gelmediği için bir çok yönden hıristiyanlıktaki gibi unutturulmuş ve saptırılarak putperestlik öğeler karıştırılmış bir haldeydi.Mekke müşriklerinin putperest inançlarının islamla bazı benzerliklerinin temelinde bu yatar. Bilindiği gibi islam daha hz. ibrahim ve yahudi dinine benzer. Başlangıçta hz. isa’nın dini de böyleydi. Ta işe Pavlus karışıncaya kadar. Putperestliğin ana temeli dini TEK TANRI inancından saptırıp bunun yerine Tanrıyı temsil ettikleri iddiasıyla bir çok resim ve heykele tapılmasıdır. İŞTE HZ. MUHAMMED’LE DİNE KARIŞTIRILMIŞ BU ÖGELER TEMİZLENİP TEKRAR ESKİ SAFLIĞA DÖNÜLMÜŞTÜR. HANIMLARLA OLAN KONULARDA TEVRAT’TAN BİLMENİZ GEREKİR O DEVİR İÇİN BUNLAR NORMAL SAYILIRDI VE BUNLAR HER DEVRİ VE KİŞİYİ BAĞLAYAN KURALLAR DEĞİLDİR.
GELELİM KURANDA BİLİMSEL GERÇEKLERE OLAN İŞARETLERE.KURAN BİR BİLİM KİTABI OLMAMASINA RAĞMEN, KAİNATTA ALLAH’IN OKUNMASI YANİ BİLİNMESİ GEREKEN İKİNCİ KİTABIDIR. TABİ BUNU ASIL OKUYACAK VE BİZE BİLDİRECEK OLANLAR BİLİM ADAMLARIDIR.ORTA ÇAĞ KARANLIĞINDA BU İŞİ MÜSLÜMANN BİLİMADAMLARI ŞİMDLERDEYSE BATILI HIRİSTİYAN VE YAHUDİ KÖKENLİ BİLİM ADAMLARIDIR. ADRESİNİ VERDİĞİNİZ SİTEDE YAPILAN TENKİD ELEŞTİRİLEN KONULAR YERSİZDİR. NEDENİ DE ŞUDUR. ARAPÇADA KELİME ANLAMLARI ÇOK ZENGİN BİR DİLDİR.ESKİ YILLARDA AYETLERE VERİLEN ANLAMLAR O DEVRİN İLİM SEVİYESİ VE ANLAYIŞIYLA İLGİLİR. YANİ DÜNYANIN YUVARLAK VE BOŞLUKTA OLDUĞUNDAN HABERSİZ DİN ADAMLARI BU ANLAMA GELECEK MANALAR YERİNE KELİMENİN BİLİNEN BAŞKA BİR ANLAMINI TERCİH ETMELERİ ÇOK DOĞALDIR. SON YÜZYILLARDA ORTAYA ÇIKAN BİLİMSEL VERİLERİ GÖREN DİN ADAMLARI KELİMENİN BU YÜZÜNE BAKAN ANLAMINI GÖRÜP, ESKİ ANLAMINDAN FARKLI BİR ANLAM VERMEYE BAŞLAMIŞLARDIR. BUNLARI BU KİŞİLER KAFASINDAN UYDURMUYOR. KURANIN HER YÜZYILA BAKAN ANLAMI VARDIR SÖZÜ MEŞHURDUR.
AYRICA MADEM İNCİL VE TEVRAT BU BİLİMSEL KONULARI DOĞRULAYAN VE UYUŞAN BİR ŞEY VARMIDIR. MESELA TEVRAT’IN YARADILIŞ BÖLÜMÜ BİLİMSEL BULGULARLA NE KADAR UYUŞUR. BİRDE BUNLARA KAFA YORUN.
İncil’de olduğu gibi, İslamda yeri geldiğinde savaşta vardır barışta. Müslümanalar Mekke müşriklerinin işkence ve baskısıyla medineye göç mecburiyetinde kaldılar ve Medineyede saldırdıklarında müslümanlarda onlarla savaşmak zorunda kaldılar. Siz neden İncilden hep barış ifadelerini alıyorsunuz da Kuran’a gelince savaş ifadelerini alıyorsunuz. KUTSAL KİTAPTAKİ KATLİAM AYETLERİNDEN HABERİN YOK GALİBA.Hz. İsa’da işgalçi Romaya karşı bir ayaklanma içindeydi ama ihanete uğradı.
BUNLARI SİZİN İDDİALARINIZA YAZACAK DOĞRU BİR CEVABI YOK DEMEYESİNİZ DİYE YAZDIM. ANCAK BU SİTEDE ORTAYA ATILAN İDDİALAR BİR CEVABINIZ VARSA ONLARI YAZMALISINIZ. BİZİM KONUMUZ İNCİLDEKİ ÇELİŞKİLERDİR. DİĞER DİN TARTIŞMALARINI İLGİLİ SİTELERDE SÜRDÜRMELİSİNİZ.
Mayıs 16th, 2010 at 06:45
Allah=Alilah bu şu demek putperst Arapların inandığı Alilah ve Allahın aynı ismi taşıdığı demek.Acaba neden? Çünkü Muhammedin Alilahı diğer putlardan üstün tutarak yalnızca Alilah inanmaya davet edişidir tabii zor olmuştur araplar da Alilahı diğer putlardan üstün gördükleri halde neden birdenbire sadece Alilaha inanacaklarını anlamamışlardır.
Mayıs 16th, 2010 at 07:38
BU KONUDA SON OLARAK BİR ŞEYLER YAZAYIM VE KAPATALIM.ALLAH, EL İLAH ismi TEVRATTAKİ “ELOH -İM” ile ayni köktendir.Her ikisinin de aslı EL veya İL dir. İSRA-İL, İSMA-İL, YAKUP-EL ile ABDUL-LAH benzer türemedir. Bu yakınlığın nedeni arapça ve aramice her ikiside SAMİ dil gurubundan olmasıdır. Kuran’da daima Hz. İbrahim’in dini ve tek tanrı inancı üstün tutulur. Putperestlik değil. Putperestlik tek tanrı inancına başka öğe, aracı ve tanrıyı temsil eden resim heyke karıştırılmasıdır. İncil ve Tevrat’ta buna şiddetle karşı çıkar. “DİNLE İSRAİL TANRIN OLAN RAB TEK RABTİR. YERDE SUDA GÖKTE YAŞAYANLARDAN ONA BENZER BİR ŞEKİL YAPMAYACAKSIN” MANASI KUTSAL KİTABIN EN TEMEL İKAZIDIR. Gelelim Tevrat’la Mekke yani Kabe’den ve Hz. MUHAMMED’TEN bahsetmesine
“13 Arabistan’la ilgili bildiri: Arabistan çalılıklarında geceleyeceksiniz, Ey Dedankervanları!14 Ey Tema’da oturanlar, Su getirin, susamışları karşılayın, Kaçıp kurtulana ekmekverin.15 Çünkü onlar kılıçtan, yalın kılıçtan, Gerilmiş yaydan, çetin çarpışmalardankaçtılar.16 Rab bana şöyle dedi: ‹‹Kedar’ın bütün övüncü tam bir yıl sonra sona erecek.17 Okçulardan, Kedar savaşçılarından pek az sağ kalan olacak.›› Bunu söyleyen,İsrail’in Tanrısı RAB’dir.” (Yeşaya-7)
Kedar Mekke ve Temar’sa Medinedir. Bahsedilen olayda tam Hz. Muhammed’in hiçreti ve bundan bir yıl sonra olan BEDİR savaşına uygun düşmektedir. Kedar İsmi Hz. İbrahim’in eşi hz. Hacer’in terkedildiği ve hz. İsmail’in yaşadığı bölgeye verilen isim olarakta geçer.
Mayıs 16th, 2010 at 11:05
Arapların inandığı Alilah kabedeki enbüyük put ama siz neden böyle konuyla ilgisiz bir örnek verdiniz? Elohim ve Alilah fark çok ve aynı kök değil.Sallamayın. EL VEYA İL DEDİĞİNİZ SADECE KELİMENİN ÖNÜNDEKİ ARTEKİL, ALMANCA BİLENLER ANLAMIŞTIR. AMA HİÇBİRŞEKİLDE AYNI KÖK KELİME DEĞİLLER. AİLAH EN BÜYÜK PUT VE AY TANRISIDIR, MUHAMMEDİN DEDİĞİ GİBİ: AYA YEMİN OLSUN, ALİLAH AY’A YEMİN EDİYOR ÇÜNKÜ AYNI ZAMANDA AY TANRISI.
Mayıs 16th, 2010 at 12:29
ÇOK GÜLÜNÇ BİR İDİA. DİL BİLGİN ZAYIF “EL” VE “İL” HZ. İBRAHİM DÖNEMİ TANRININ ÖZEL ADIDIR. ÖN TAKI DEĞİLDİR. YAHVE GERÇEKTE TANRININ ADI DEĞİLDİR. MÜSLÜMANLARIN KAYNAKLARI DOĞRU OLMAYABİLİR DİYE DÜŞÜNENELER İÇİN DELİL OLARAK HIRİSTİYAN BİR KAYNAK VERELİM
http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:Ii3wnjD2df8J:hakikatnedir.blogcu.com/allah-adinin-arapca-olup-olmadigi-konusundaki-gorusler/6280596+EL+VE+%C4%B0L+TANRI+ADLARIDIR.&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr
MÜDESSİR -32′DE AY”A YEMİN OLDUĞU GİBİ YILDIZA, GÜNEŞE, ZAMANA DAHA BİR ÇOK ŞEYE KURAN’DA YEMİN VARDIR. BİR ÇOK YERDE AY’A YEMİN OLUP, AY TANRI YERİNE Mİ KONUYOR. DOLMA BİLGİLERLERİ YAZIYORSUN.YARADAN TANRI YERİNE, AY YÜCELTİLSE HAKLISIN DERDİM.KURANDA TANRI DİYE ANLATILAN ŞEYDEN HABERİN YOK. BİRAZ AÇIP KURANI İNCELEMENİ TAVSİYE EDERİM. AY MI YÜCELTİLİYOR YOKSA GERÇEK YARADAN MI. MÜDESSİR-32-33 VE 34′Ü OKUSAN DA YETER. DEVAMINDA GECE VE SABAH ÜZERİNE DE YEMİN EDİLDİĞİNİ GÖRECEKSİN.
İLMİN BU KADARSA NE DİYELİM. DEDİĞİN GİBİ OLSUN.
Mayıs 16th, 2010 at 13:11
SAYIN BARK
KONUMUZA DÖNELİM. SİTEDEKİ ÇELİŞKİLER HAKKINDA YORUMLARINIZI BEKLERİZ.
Mayıs 16th, 2010 at 15:40
Ay Kültü İddianıza karşılık cevap bu başlıktadır.
http://islamvedinler.azbuz.ekolay.net/readArticle.jsp?objectID=5000000010856238
Bu başlıkta da Eski ve Yeni ahitlerde Kadınlar hakkında yazan pasajlar yer almaktadır. Yazının sonunda kuranda kadın başlığının bağlantısı var.
http://islamvedinler.azbuz.ekolay.net/blog/yazi/oku/5000000012704102/Diğer%20Kitaplarda%20Kadın
Mayıs 16th, 2010 at 17:36
Ayça hanım, KADINLAR HAKKINDA LİNK VERİYORSUNDA ANLAMADĞIM ÇOK EVLİLİK KONUSU. BUNUN İÇİN BİR YAŞ SINIRI VARMI? ÖMER, ALİ’NİN KIZI İLE EVLENİYOR İLGİNÇ OLAN ÖMER 50 YAŞLARINDA KIZCAĞIZ 10 YAŞALARINDA, BU İSLAMA GÖRE UYGUN VE ADALETLİMİDİR SİZCE??? SONUÇTA ADALET TEMSİLİ ÖMER’DEN BAHSEDİYORUZ. OSMAN İSE PEYGAMBERİN 2 KIZI İLE DE EVLENİYOR, 2 KIZKARDEŞ İLE EVLENMEK DOĞRUMUDUR?? TAM BİR CÜMBÜŞ YANİ.
Mayıs 16th, 2010 at 22:47
Arka arkaya 2 mesaj attım ama çıkmamış 2.si devamı vardı
neyse en son paragrafı üzerine ekleme yapıp yazıyorum.
Bark bey, bilhassa bağlantı verdim, konuyu daha fazla saptırmayınız ve cevabınızı alın diye. Bakın yukarıdaki konu nedir? Bakın sitenin ANA KONUSU nedir? İslamı mı tartışmak istiyorsunuz? Hay hay sizi birçok siteye yönlendrirm, ben de gelirm… birçok müslüman sizinle islamı tartışmak için hevesle bekliyorlar.
Lakin buradaki Konuyu,sözleri saptırmayın lütfen. Bir laf vardır hem de çok güzel bir laf; “işaret olsa yol şaşılmaz, bilgi olsa söz saptırılmaz”
Hristiyanlıktaki put perestlik konusundaki iddiaları ÇÜRÜTEN DELİLLERİNİZ NELERDİR? Onları sunun bize, biz size onu soruyoruz varsa bilginiz konuşun aksi durumda yorum ve başka konulara saptırarak işin içinden kaçmayın rica ederim.
Mayıs 26th, 2010 at 20:37
Meskenalaturka’nın sorularına dikkatimi çektiği kadarıyla cevap verilmemiş, ben bir şeyler yazmak istiyorum. Ayça hanım’ın da bazı sorularına değinen açıklamalar mevcuttur.
1) Allah’a baba denmesi, İsa’nın onun oğlu olduğunun söylenmesi Hasan Bey’in de açıklamaya çalıştığı gibi kutsal bir oğulluktur. Malesef Müslüman aleminde genel anlayış Tanrı’nın bir insanla (Meryem’le) ilişkiye girdiği ya da Tanrı’nın oğlunun olamayacağı şeklinde vurgulanıyor, nitekim benim arkadaşlarımın da bana sorduğu ilk sorulardan biri İsa’nın nasıl Tanrı’nın Oğlu olduğu. Kuran’da Al-I İmran suresinde şöyle der: “7. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece “Ol!” der; o da oluverir.” Müslüman birinin inanışına göre İsa’nın Tanrı’nın gerçek anlamda değil, manevi oğlu olduğunu anlamak daha kolaydır, çünkü Tanrı’nın her şeye gücü yettiğini bilirler. Yine İncil’de şöyle der: Luka 3:8/2 “Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim’e şu taşlardan da çocuk yaratabilir” Tanrı İsa Mesih’i Adem’i yarattığı gibi topraktan da yaratabilirdi. Ama o yüzyıllarca önceden, Eski Ahit’te de belirttiği yoldan gönderdi oğlunu dünyaya.
Hristiyan alemi İsa’nın insan mı Tanrı mı olduğu konusunda karar verememiştir demişsiniz, ama değil. İsa insandan doğup, dünyada insan olarak yaşadı. Ama zamanda İsa’nın diğer insanlardan çok büyük bir farkı vardı ve o da kusursuz olmasıydı. Eski Ahit’deki peygamberlere bakarsanız hepsinin imanlarını yitirdikleri ya da günah işlediklerini görürsünüz. En basit örnek olarak Musa Mısır’da bir insan öldürmüştür. İsa Mesih günahsız bir insan olmasıyla, Tanrı’nın ruhunu dünyaya indirme biçimiyle %100 insan, aynı zamanda %100 de Tanrı’ydı. Anlaması biraz zor bir konsept olduğunun farkındayım, ama düşünmenizi rica ediyorum. Hristiyanlık İsa’nın kim olduğuna emindir ve baba kelimesine hiçbir şekilde cinsel ya da kelime anlamı yüklememiştir.
2) İsa’nın insandan öte Tanrı olduğunu düşündüğümüz için bütün günahı bir kişiye atmak, mazluma yüklemek gibi bir durumun söz konusu olmadığına inanıyoruz.
İsa’dan önce doğan kişilerin durumuna gelirsek. 1.Petrus 3:18-19 diyor ki, “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu* olarak ilk ve son kez öldü. Bedence öldürüldü, ama ruhça diriltildi. Ruhta gidip bunları zindanda olan ruhlara da duyurdu.” Şöyle betimleyebiliriz ki, önceden ölen insanların ruhlarına da İsa’nın bizim günahlarımız için öldüğü bu sayede bizim tekrar Tanrı’yla yakınlaşabileceğimizi onun yanında olabileceğimizi duyurdu.
“Peki ya Hz. İsa insan değil de Tanrı ise; O zaman daha vahim bir durum çıkıyor ortaya! Kendi yarattığı insanın suçunu kime karşı! kimden korumak için! kimin azametine maruz kalmasınlar diye! onların suçunu-günahını kendi üstüne almak gibi bir gaflete düşsün ki Tanrı! Bu nasıl bir çelişkidir ve bu detayın altındaki kısır döngü nasıl bir acımasız Tanrı Adaletidir” demişsiniz. Bence burda vahim bir durumdan öte mükemmel, sonsuz övgüye layık bir durum ortaya çıkıyor. Tanrı insanı yarattığında onun yanında olsun, onu övsün diye yarattı. Ama insan Tanrı’ya itaatsizlik ettiği için (günah işlediği için) Tanrı’dan uzaklaştırıldı, ölümlü canlılar oldu. Tanrı’nın insanları kurtarması gerekmez, sonuçta yepyeni bir dünya, insanlara benzeyen yepyeni varlıklar yaratabilir değil mi? Ama o bunu yapmadı. O insanlarla olan ilişkisinin bozulmasını istemedi. Peki ya neden? Çünkü bizi seviyor, bizim yokolmamızı, mahvolmamızı istemiyor. “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuhanna 3:16). Siz oğlunuzun başkasının günahları, yanlışları için ölmesini ister miydiniz? O bunu yaptı. Burdaki oğul kavramı teslis inancı, yani üçlü birlik inancının açıklamasını gerektiriyor daha iyi anlamanız açısından. İsterseniz özel olarak isterseniz burda onu da açıklayabilirim, çok dağıtmadan sorularınıza cevap vermek istiyorum. Şimdiden uzadı bile aslında, umarım okurken sıkılmıyorsunuzdur.
Hasan Bey’in kiliselere inanmamaktan kastettiği belki şu olabilir: “Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih’in adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin.” (1.Korintliler 1:10), “Şunu demek istiyorum: Her biriniz, “Ben Pavlus yanlısıyım”, “Ben Apollos yanlısıyım”, “Ben Kefas yanlısıyım” ya da “Ben Mesih yanlısıyım” diyormuş. Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlus’un adıyla mı vaftiz edildiniz?” (1. Korintliler 1.12-13) Burda yazıldığı üzere aramızda bölünmemiz yanlış, biz de bunu desteklemiyoruz. Çünkü Rab’bin sözü birdir ve bunun farklı yorumlanması ya da anlaşılması, ve de sahte inanışlarla bozulması çok üzücüdür.
3-4 olarak nitelendirdiğiniz soruya cevap vermiyorum, çünkü bir aile portresi olarak gördüğünüz fikrine katılmadığımı açıklamaya çalıştım. Daha detaylı açıklama/bilgi isterseniz ya da sorularınız varsa lütfen burdan ya da email olarak yazın (kutayakkoyun@gmail.com). Ana hatlara sabit kalarak cevap vermeye çalıştım ve bir çok konuya değindim, bu yüzden bazı önemli soruları atlamış olabilirim, eksik bıraktığım şeyleri bildirirseniz kapatırım. Ben Hristiyanım, ve Müslümanlık hakkında da bilgim var ve bunu sürekli arttırmaya çalışıyorum. Konuşmak, tartışmak ve gerçek hakkında daha çok şey öğrenmek hoşuma gidiyor ve bu konuda yardım ederseniz memnun olurum. Saygılarımla
Mayıs 26th, 2010 at 23:13
İlginize teşşekkürler. diyorsunuz ki
“Ben Hristiyanım, ve Müslümanlık hakkında da bilgim var ve bunu sürekli arttırmaya çalışıyorum. Konuşmak, tartışmak ve gerçek hakkında daha çok şey öğrenmek hoşuma gidiyor ve bu konuda yardım ederseniz memnun olurum.
Bu site hıristiyanlık hakkında tartışmak için kuruldu. Tartışmaya açtığımız konular hakkında yazabilirsiniz.
Mayıs 29th, 2010 at 06:18
MErhaba kardesler burada yorum yazmakla anlasilmaz bu konular kimse bu tartismaya son getiremez. Eger pazar gunu Saat 10 da sitemizde vaaz var ona katilabilirsiniz ama katilmak istemezseniz 10:55 falan gelebilirsiniz burada idda ettiginiz butun sorulari online kilisemizde canli olarak sorabilir ve sesli olarak cevaplari alabilirsiniz. Eger gelmek isterseniz hergun bekleriz online kilisemiz herzaman acik Tesekkurler http://www.onlinekilise.com/
Siteyi internet explorer ile aciniz ve aktive x programini yuklemeniz gerekiyor kilise odasina katilabilmek icin. Eger varsa idda ettikleriniz katilip sorabilirsiniz her zaman hergun her an icin
Mayıs 29th, 2010 at 11:29
HASAN BEY TARTIŞMAYI BAŞKA PLATFORMLARA ÇEKMEYİN. HIRİSTİYANLIK HAKKINDA BURADA BİRÇOK KONUYU SORGULADIK. BUNLARA VERİLECEK MANTIKLI BİR CEVABINIZ VARSA BUYURUN BURADA VERİN. ŞU ANA KADAR SİZİN CAMİANIZDAN MANTIKLI HİÇBİR CEVAP ALAMADIK. DEMEKK Kİ VEREBİLECEK CİDDİ BİR CEVABI OLAN YOK. YAZDIĞIMIZ ÇELİŞKİLERE CEVAP BEKLİYORUZ.
Mayıs 31st, 2010 at 06:09
i.akkurt bey buraya gelen hristiyanlarin cogu cok fazla bilgisi olmayan kisiler Buna bende dahil Boyle ciddi cevap yok demesi kolay bence. Diger okuyucular gelmesin http://www.onlinekilise.com a sadece siz gelin ogrenin gercekleri ondan sonra yazabilecekmisiniz onu gorurum. iLHAN BEY LUTFEN SIZI http://www.onlinekilise.com a bekliyorum burada bende olacagim. Gelirseniz CEvaplarinizi alabilirsiniz. TEsekkurler
Mayıs 31st, 2010 at 06:14
SANIRIM YORUMLARI ONAYLAMADAN YAYINLAMIYORSUNUZ ARTIK ILHAN BEY EGER http://www.onlinekilise.com a girerseniz SIZLERE CEVAPLARI ALABILECEGINIZE EMIN OLABILIRSINIZ. EGER KENDINIZE GUVENIYORSANIZ GELIN LUTFEN.
Mayıs 31st, 2010 at 06:15
i.akkurt bey buraya gelen hristiyanlarin cogu cok fazla bilgisi olmayan kisiler Buna bende dahil Boyle ciddi cevap yok demesi kolay bence. Diger okuyucular gelmesin http://www.onlinekilise.com a sadece siz gelin ogrenin gercekleri ondan sonra yazabilecekmisiniz onu gorurum. iLHAN BEY LUTFEN SIZI http://www.onlinekilise.com a bekliyorum burada bende olacagim. Gelirseniz CEvaplarinizi alabilirsiniz. TEsekkurler
Mayıs 31st, 2010 at 09:37
HASAN BEY BURADA İŞİN UZMANI ÇOK KİŞİ KONU HAKKINDA YORUM YAPTI. AMA MANTIKLI BİR DELİL ORTAYA KOYAN OLMADI. TEVRAT’TA VE İNCİL’DE AYNİ KONUDA OALN FARKLI ANLATIMLAR İÇİN TEK YAPILAN KLEMENT’İN “DOĞRUSU İBRAHİM Mİ YAKUP MU?” SORUSUNA VERİLEN CEVAPTA OLDUĞU GİBİ HER İKİSİDE OLAMAZ MI” OLMAKTADIR. “SİZİN SİTENİZ GİBİ SİTELERDE DE KONUYU TARTIŞTIK VE BU TARTIŞMALARI TEK BİR NOKTASINA DOKUNMADAN SİTEMİZE KOYDUK. İNCİL.COM SİTESİNDE Kİ TARTIŞMA GİBİ.
BİR FİKRİN DOĞRU MU EĞRİMİ OLDUĞU ONUN HAKKINDA LEHTE VE ALEHTE YAZILANLARIN KARŞILAŞTIRILMASI İLE ORTAYA ÇIKAR. DÜNYADA İNSANLARIN DOĞRU MU YANLIŞ MI HİÇ SORGULAMADAN %95′İ AİLESİNİN DİNİNDENDİR.
HAKİKİ İMANI ARAYANLARA YARDICI OLMAK İÇİN BİRŞEYLER YAZDIK. BURAYA KOYDUĞUMUZ DELİLLERİN ÇOĞU HIRİSTİYANLIK VE İNCİL UZMANI HIRİSTİYAN PROFESÖRLERİN ARAŞTIRMALARIDIR. MESELA PROF. HANS KÜNG ESKİ PAPALIK DANIŞMANIDIR. “İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ” KİTABININ YAZARI BART D. EHRMAN, ABD’de North Carolina Üniversitesi’nde din araştırmaları bölüm başkanıdır. İncil tarihi, erken dönem kilisesi ve İsa’nın hayatı konularında otoritedir. DİLEYEN AİLESİNDEN DUYDUKLARINA BİR ŞEY KATMADAN DÜZ MANTIKLA YAŞAR DİLEYEN BUNLARI SORGULAR. BİZDEN HATIRLATMASI.
Haziran 1st, 2010 at 04:53
ilhan bey siz benim onerdigim site gibi sitelerde bu konulari tartismaniz imkansiz gibi birsey cunku turkiyede ilk bu site. sitede hristiyanlik hakkinda yazmiyoruz. Sadece karsilikli konusuyoruz. yani boyle yorumlarla reklam yapmaya gerek duymuyoruz. Gelin sorun sorularinizi.
Haziran 1st, 2010 at 11:27
BENİM KİMSEYE SORULACAK BİR SORUM YOK. ORTAYA İNCİL VE TEVRATTA KOYDUĞUM ÇELİŞKİLER VAR. DİLEYEN BUNLARA CEVAP YAZAR DİLEYEN YANLIŞTA ISRAR EDER. KİM DİNİNİ PUTPERESTLİĞE CEVİRDİĞİ KONUSUNDA EN SONUNDA ALLAH’IN HAKEMLİĞİNDE YARGILANIRIZ. KARARI O VERİR. GÖNLÜNÜZ RAHATSA YOLUNUZA DEVAM EDİN.İNSANLAR BİZİ DE SİZİ DE OKUYUP KARARINI VERİR. HERKES DOĞRU BİLDİĞİNİ ANLATMAKTA SERBEST.KARAR OKUYUCULARIN.
Haziran 2nd, 2010 at 18:55
Sen bilirsin Ben cok fazla ilgilenmiyorum zaten senin dusuncelerinle. Ama sunu soyleyeyim Biz Kurandaki celiskileri yada kotu yaptirimlarini REKLAM yapmiyoruz. Zaten Reklam yapmayada ihtiyacimiz yok. Kimseyi Insan Gucuyle iman sahibi yapamayiz. Iman Allahtan gelir. O Allahin isi. Ayni politikacilar gibi DIN savunmaya devam edin. Dunyanin islerini ornek alin . Cok az kaldi Dunyanin sonuna . Ozaman gorulecek kimlerin kurtulacagi kimlerin kurtulmayacagi. BIrde benim ve tanidigim butun turk hristiyanlarin Gonlu oldukca RAhat Biz din kurbanlari degiliz ailemiz tarafindan. Kendimiz secebiliyoruz herseyi. Aileden yada babadan anadan miras almayiz biz dini.
Haziran 2nd, 2010 at 20:17
ALLAH HERKESİ DOĞRU OLANA İLETSİN
Haziran 15th, 2010 at 10:54
Nass-ı Kur’anla; tevrat, incil ve zebur peygamber kitaplarıdır.Ve o kitaplar semavidir ve sahipleri peygamberdir; elbette ve herhalde onların dinlerini nesheden(hükmünü kaldıran) ve kâinatın şeklini değiştiren ve yerin yarısını getirdiği bir nur ile ışıklandıran bir zâttan(Peygamber efendimiz ASM.) bahsetmeleri, zarurî ve kat’îdir. Evet küçük hâdiseleri haber veren o kitablar, insanlığın en büyük hâdisesi olan hâdise-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ı haber vermemek kabil midir(mümkünmüdür)? İşte madem bilbedahe haber verecekler, herhalde ya tekzib edecekler(yalanlıyacaklar), tâ ki dinlerini tahribden ve kitablarını neshden kurtarsınlar.. veya tasdik edecekler, tâ ki o hakikatlı zât ile, dinleri hurafattan(hurafelerden) ve tahrifattan(bozulmadan) kurtulsun. Halbuki dost ve düşmanın ittifakıyla, tekzib(yalanlama) emaresi hiç bir kitabda yoktur. Öyle ise, tasdik vardır. Madem mutlak bir surette tasdik vardır ve madem şu tasdikin vücudunu iktiza eden kat’î bir illet ve esaslı bir sebeb vardır; Bunlara dair bir kaç örnek verelim:
Eş’iya Peygamber’in kitabında, Kırkikinci Babında şu âyet vardır: “Hak Sübhanehu âhir zamanda, kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba’s edecek ve ona Ruh-ul Emîn Hazret-i Cibril’i yollayıp, din-i İlahîsini ona talim ettirecek. Ve o dahi, Ruh-ül Emîn’in talimi veçhile nâsa talim eyliyecek ve beyn-en nâs hak ile hükmedecektir. O bir nurdur, halkı zulümattan çıkaracaktır. Rabbin bana kabl-el vuku’ bildirdiği şeyi, ben de size bildiriyorum.”
İşte şu âyet gayet sarih bir surette, Âhirzaman Peygamberi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın evsafını beyan ediyor.
Mişail namıyla müsemma Mihail Peygamber’in kitabının Dördüncü Babında şu âyet var: “Âhirzamanda bir ümmet-i merhume kaim olup, orada Hakk’a ibadet etmek üzere, mübarek dağı ihtiyar ederler. Ve her iklimden orada birçok halk toplanıp, Rabb-ı Vâhid’e ibadet ederler. Ona şirk etmezler.”
İşte şu âyet, zahir bir surette dünyanın en mübarek dağı olan Cebel-i Arafat ve orada her iklimden gelen hacıların tekbir ve ibadetlerini ve ümmet-i merhume namıyla şöhretşiar olan ümmet-i Muhammediyeyi tarif ediyor.
Zebur’da Yetmişikinci Babında şu âyet var:
“Bahrden bahre mâlik ve nehirlerden, Arz’ın makta’ ve müntehasına kadar mâlik ola.. ve kendisine Yemen ve Cezayir Mülûkü hediyeler götüreler.. ve padişahlar ona secde ve inkıyad edeler.. ve her vakit ona salât ve her gün kendisine bereketle dua oluna.. ve envârı Medine’den münevvir ola.. ve zikri ebed-ül âbâd devam ede.. onun ismi, şemsin vücudundan evvel mevcuddur. Onun adı, güneş durdukça münteşir ola…”
İşte şu âyet, pek aşikâr bir tarzda Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı tavsif eder. Acaba Hazret-i Davud Aleyhisselâm’dan sonra Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’dan başka hangi nebi gelmiş ki; şarktan garba kadar dinini neşretmiş ve mülûkü cizyeye bağlamış ve padişahları kendine secde eder gibi bir inkıyad altına almış ve her gün nev’-i beşerin humsunun salavat ve dualarını kendine kazanmış ve envârı Medine’den parlamış kim var? Kim gösterilebilir?
Hem Türkçe Yuhanna İncili’nin Ondördüncü Bab ve otuzuncu âyeti şudur: “Artık sizinle çok söyleşmem, zira bu âlemin reisi geliyor. Ve bende, onun nesnesi aslâ yoktur!” İşte “Âlemin Reisi” tabiri, “Fahr-i Âlem” demektir. Fahr-i Âlem ünvanı ise, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın en meşhur ünvanıdır.
Yine İncil-i Yuhanna, Onaltıncı Bab ve yedinci âyeti şudur: “Amma ben, size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faidelidir. Zira ben gitmeyince, tesellici size gelmez.” İşte bakınız! Reis-i Âlem ve insanlara hakikî teselli veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’dan başka kimdir? Evet Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları i’dam-ı ebedîden kurtarıp teselli veren odur.
Hem İncil-i Yuhanna, Onaltıncı Bab, sekizinci âyeti: “O dahi geldikte; dünyayı günaha dair, salaha dair ve hükme dair ilzam edecektir.” İşte dünyanın fesadını salaha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve siyaset ve hâkimiyet-i dünyayı tebdil eden Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’dan başka kim gelmiş?
Hem İncil-i Yuhanna, Onaltıncı Bab, onbirinci âyet: “Zira bu âlemin reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir.” İşte “Âlemin Reisi” (Haşiye) elbette Seyyid-ül Beşer olan Ahmed-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır.
Hem İncil-i Yuhanna, Onikinci Bab ve onüçüncü âyet: “Amma o Hak ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikata irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Bilcümle işittiğini söyleyerek, gelecek nesnelerden size haber verecek.” İşte bu âyet sarihtir. Acaba umum insanları birden hakikata davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrail’den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’dan başka kimdir ve kim olabilir?
(Haşiye): Evet, o Zât, öyle bir reis ve sultandır ki; binüçyüz elli senede ve ekser asırlardan herbir asırda, lâakal üçyüz elli milyon tebaası ve raiyeti var. Kemal-i teslim ve inkıyadla, evamirine itaat ederler, her gün ona selâm etmekle tecdid-i biat ederler.
Hem Kütüb-ü Enbiya’da, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Muhammed, Ahmed, Muhtar manasında Süryanî ve İbranî isimleri var. İşte Hazret-i Şuayb’ın suhufunda ismi, Muhammed manasında “Müşeffah”tır.
Hem Tevrat’ta yine Muhammed manasında “Münhamenna”, hem Nebiyy-ül Haram manasında “Hımyata”. Zebur’da “El-Muhtar” ismiyle müsemmadır. Yine Tevrat’ta “El-Hâtem-ül Hâtem”. Hem Tevrat’ta ve Zebur’da “Mukîm-üs Sünne”. Hem Suhuf-u İbrahim ve Tevrat’ta “Mazmaz”dır. Hem Tevrat’ta “Ahyed”dir.
Tahrip edilmiş ve bozulmuş şimdiki incil de bu kadar delil varsa, bozulmadan öncesinde kim bilir ne kadar deliller vardır.
Her okuyanın bu yazıdan ilmi nispetinde hisse alması dileğiyle..
Sağ ve selametle
Ağustos 18th, 2010 at 00:08
ah hasan yada başkası daha küçüçük sorulara cvp veremiyorsun ve sizde kendi dininizde birçok şeye inanmıyorsunuz tevrat ve incili o kadar degiştirmişiniz ki kendiniz bile okumuyorsunuz. siz kuranı kerim bir okumaya başlayın biz müslümanların konuşmasına gerek kalmaz.