Daha öncede belirtildiği gibi, Hz. İsa’nın arkasından yirmi yıl gibi çok kısa bir zaman dilimi (Ms:49) içersinde, Antakya’daki çekişmeden sonra, O’nun yolu iki farklı anlayışa dönüşür. Birincisi Pavlus’un öğretilerine dayanan ve ilk defa yine kendilerine Antakya’da, Yunanca Mesihçiler anlamına gelen (Yunanca mesih anlamına gelen Hristos’tan türeyen) Hristianos denilen dini akım (Elç.İş.11:26)İkincisi de Hz. İsa’nın kardeşi Yakup ve Hz.İsa tarafından irşad için seçilen onbir Havari’nin anlattığı din. Bu Hz. İsa’nın Filistin’deki öğretilerini esas alan topluluk, NASRANİLER   ismiyle anılır(Elç.İş.-24:5). Bu iki gurubun yollarının iyice ayrıldığını görmüştük. Bu durumda, Nasranilerle Pavlus arasında kim bilir ne mücadeleler olmuştur. Ama ne yazık ki bugün İncillerde, bunları yansıtan kaynaklardan bugün yoksunuz. Elimizde bu mücadeleyi anlatan, yalnızca tek taraflı Pavlus’un yazdıkları var. Bunlardan durumun vehamiyeti açıkça analaşılmaktadır. Karşı tarafa yapılacak, “Şeytan, köpek“ gibi en ağır  hakaretleri  ve Pavlus’un kendini haklı çıkarmak için de, “bana Tanrı’dan vahiy geliyor, benim İncilimin dışında gökten bir melek bile yeni bir şey getirse inanamayın“ diyen en ağır iddiaları bunlarda gördük.Yalnız günümüze, II. ve III.yüzyıllardan kalma önemli bir apokrif (Kanon dışı) Nasrani metin sayılan,  sonradan çeşitli ilaveler yapıldığı anlaşılan bir kitapçık günümüze ulaşmıştır. İsmi “Petrus’un Tebliğleri-Kerygmata Petrou“. Yani Petrus’un Mektubu Devamını Oku… »

4,207 toplam okundu, 0 bugün okundu, 20.06.2018 son okundu